Okumaya başlamadan önce bir düşünün. Çocukken bakkaldan en çok neyi almak isterdiniz? Çikolata, bisküvi, gofret diye saydığınızı duyar gibiyim. Sadece çocuklar değil üstelik çaya gelen misafirin çaya batırmaktan en çok hoşlandığı bisküviler evlerimizin gözdesiydi. Değişen ne oldu derseniz bisküvi, küçük imalathanelerden büyük yatırımlarla dev bir sektöre dönüştü. Modern teknoloji kullanımı, ürün çeşitliliği ve büyük ölçekli tesis yatırımlarıyla yıllık yüz binlerce ton üretim kapasitesine sahip bir sektörden bahsediyoruz. Biz ve tüm dünya ülkeleri hala bisküvi ve gofreti çok seviyor ve her yıl artan oranlarla tüketiyoruz. Durum böyle olunca sektör üretmeye devam ediyor. Bugün ülkemizin önemli bir bisküvi üreticisi ve ihracatçısı Oylum Bisküvi’ye konuk olacağız. Oylum’un başarısını firmanın 3. kuşak temsilcisi ayrıca Satın Alma ve Kurumsal İletişim Direktörü olan Begüm Büyüknalbant’tan dinleyelim.
Oylum Bisküvi’yi, 1969 yılında Kayseri’de doğmuş yönetimi şu an 3. Kuşakta olan ama vizyonu her zaman sınırların ötesinde olan bir marka olarak adlandırabiliriz. Bugün birçok ülkeye ihracat yapan, Türkiye’nin önemli bisküvi ve gofret üreticilerinden biri haline geldik. Bizim en büyük gücümüz; üretim disiplinimiz, kalite standardımız ve sürdürülebilir büyüme anlayışımız. Yerelden çıkan ama global düşünen bir markayız. Şu an en önemli hedefimiz Oylum’u “bölgesel güçlü üretici” algısından çıkarıp, Türkiye genelinde ve dünya çapında bilinen ve tercih edilen bir FMCG markası haline getirmek.
Oylum Bisküvileri’nde hem satın alma hem de kurumsal iletişim tarafında aktif rol alıyorum. Aslında kariyerim, aile şirketinin içinde büyüyerek şekillendi diyebilirim. Üretimin, tedariğin ve ticaretin mutfağında yer alarak başladım. Zamanla sadece operasyonu yönetmenin yeterli olmadığını, markanın hikayesini anlatmanın da en az üretim kadar önemli olduğunu fark ettim. Bu nedenle bugün hem satın alma süreçlerini yönetiyor hem de Oylum’un marka yolculuğunu, iletişim stratejisini ve dönüşümünü şekillendiriyorum.
Benim için kariyer; unvanlardan çok, sorumluluk almak ve değer üretmekle ilgili bir süreç oldu.
Bisküvi ve atıştırmalık sektörü aslında oldukça dinamik bir alan. Türkiye’de nüfus genç, tüketim alışkanlıkları hızlı değişiyor ve bu da sektörü canlı tutuyor. Ancak şunu net söyleyebilirim:
Önümüzdeki dönemde fiyat hassasiyeti artacak ama tüketim düşmeyecek, sadece şekil değiştirecek. Daha ulaşılabilir ürünler ön plana çıkacak ve marka değeri olan firmalar fark oluşturarak ayrışacak. Yani sektör daralmayacak, dönüşecek. Bu dönüşümü doğru okuyan markalar büyüyecek. Ayrıca insanların daha sağlıklı atıştırmalıklara yönelmesi ile doğal içeriklerle üretim yapan Oylum gibi firmaların önü daha da açılacaktır. Biz de yeni ürün geliştirmelerimizde bu konuları önceliklendiriyoruz.
İhracattaki başarımızın temelinde üç şey var; kalite standardı, esnek üretim kabiliyeti ve güvenilir ticari ilişkiler. Biz müşteriye sadece ürün satmıyoruz, sürdürülebilir bir iş ortaklığı kuruyoruz. Farklı pazarların beklentilerine hızlı adapte olabilmek bizim en büyük avantajlarımızdan biri.
Bizi rakiplerden ayıran en önemli özellik hem hızlı üretici refleksine hem de marka vizyonuna sahip olmamız.
İhracatta sürdürülebilir başarı tesadüf değildir. Biz bu başarıyı, kaliteli ürünü esnek ve hızlı üretim kabiliyetimizle üreterek ve bunu güvene dayalı ticari ilişkilerle pekiştirerek elde ettik.
Farklı coğrafyalara ürün gönderirken her pazarın beklentisini doğru okumak gerekir. Bizim en büyük avantajımız, bu esnekliği üretimden iletişime kadar tüm süreçlerde sağlayabiliyor olmamız.
Özellikle merdiven altı üretimin olduğu bir sektörde, bilinen ve denetlenen markaları tercih etmek çok önemli.
Artık ne tüketiciler ne de market zincirleri kayıt dışı çalışan, kurallara aykırı iş yapış modeli olan firmalara itibar etmiyor. Dünyadaki büyük market zincirleri yaptıkları denetimlerde firmanın kullandığı hammaddelerin sürdürülebilir kaynaklardan üretilip üretilmediğini, üretim esnasında yeşil enerji tüketimi olup olmadığını, firmanın çalışanları, tedarikçileri ve müşteri dahil tüm paydaşları ile adil, düzgün bir ilişki kurup kurmadıklarını bile denetliyor. Sosyal uygunluk denilen bu denetim artık kalite yönetim sistemleri denetimi kadar önemli bir hal almaya başladı. Dolayısıyla bu şartlarda atıştırmalık sektöründe de merdiven altı üretimin yakında bitmesini beklemek hayal olmaz.
Oylum olarak bizim güvenilir ürün yaklaşımımız tüketicinin gönül rahatlığıyla çocuğuna yedirebileceği ürün üretmek. Bununla alakalı bir mottomuz da vardır; yemediğimizi yedirmiyoruz!
Kadınların iş hayatındaki varlığı artık bir tercih değil, bir gereklilik. Kadınlar; detaycılığı, disiplini ve duygusal zekâsı ile iş dünyasında çok güçlü bir denge kurar. Bu nedenle kadın girişimcilerin sayısı artmalı. Benim en net tavsiyem şu: Kendinize inanın ve sorumluluk almaktan çekinmeyin. Çünkü büyüme, konfor alanının dışında başlar. Ama en önemlisi: Kendi yolunuzu çizin. Başkalarının çizdiği sınırların içinde kalmayın.
ANADOLUNUN ÜRETİM GÜCÜ
Röportaj öncesi bir araya gelme fırsatı bulduğumuz Oylum Bisküvi’nin kurucusu Mehmet Büyüknalbant Kayseri Ticaret Odası’nın efsane başkanı olarak tanınıyor. Kurduğu Oylum Bisküvi, geleneksel yöntemlerle bisküvi üreten bir firmadan bugün modern yöntemleri geleneksel lezzet ile birleştirmiş dünyanın her ülkesine ürün ihraç eden bir firma haline gelmiş. Tabii bunda yönetime dahil olan yeni kuşaklarında önemli payı var. Kısacası, Mehmet beyin bilgi ve deneyimi ile yeni kuşakların dinamizmi birleşmiş. Kayseri’de doğan ve bisküvi sektörünün en büyük oyuncularından biri olan Oylum Bisküvi, Anadolu’nun üretim gücünün en büyük kanıtlarından.
EKONOMİ
10 gün önceEKONOMİ
18 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
19 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
19 Mayıs 2026EKONOMİ
19 Mayıs 2026EKONOMİ
19 Mayıs 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.