Dünya ekonomisinde dengeler yeniden kurulurken, Asya’nın yükselişi artık bir öngörü değil, somut bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeni dönemde Türkiye’nin konumunu değerlendiren Aydın Mıstaçoğlu, hem küresel gelişmelerin hem de Türkiye-Çin ilişkilerinin geleceğine dair dikkat çeken mesajlar verdi. Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimlerin ekonomiye etkisine değinen Mıstaçoğlu, özellikle enerji ve lojistik alanındaki kırılganlıkların tüm ülkeleri etkilediğini ifade ederek, Çin’in üretim gücünü korumaya devam ettiğini vurguladı. Ona göre Çin, mevcut krizlerden doğrudan etkilenmese de dolaylı etkilerle karşı karşıya; ancak üretim ve teknoloji kabiliyeti sayesinde güçlü konumunu sürdürüyor.

DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, küresel ekonomide Asya’nın giderek artan ağırlığına dikkat çekerek Türkiye’nin Çin başta olmak üzere bölge ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini daha stratejik bir zemine taşıması gerektiğini söyledi. Mıstaçoğlu, özellikle üretim, teknoloji, yatırım ve ticari diplomasi alanlarında yeni bir dönemin kapısının aralandığını vurguladı. Çin’in doğrudan savaşın içinde yer almamasına rağmen dolaylı etkiler yaşadığını belirten Mıstaçoğlu, buna rağmen üretim gücünün kesintisiz sürdüğünü ifade ederek, “Bölgedeki savaş bütün dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Enerji ve lojistik başta olmak üzere ciddi etkiler var. Çin doğrudan savaşın içinde değil ama dolaylı olarak etkileniyor. Buna rağmen üretim tarafı tam hız devam ediyor. Çin üretimde çok büyük bir merkez. Dünyadaki ticaretin önemli bir kısmı Çin üzerinden yürüyor. Teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar ve üretim gücünü sürdürüyorlar” dedi.

DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu
Türkiye ile Çin arasında özellikle üretim alanında gelişen iş birliklerinin artırılabileceğini belirten Mıstaçoğlu, son dönemde farklı sektörlerde ortak üretim girişimlerinin başladığını söyledi. “Çin üretim noktasında zaman zaman Türkiye ile iş birliği yapabiliyor. Son dönemde bunun örneklerini görüyoruz. Samsun’da ortak lastik fabrikası, Manisa’da otomotiv üretimi, Şanlıurfa’da termos üretimi gibi örnekler görüyoruz. Çinli ve Türk firmaların birlikte üretime yönelmesi çok önemli bir gelişme” diyen Mıstaçoğlu, bu örneklerin artabileceğini ifade etti. Türkiye’nin üretim altyapısının güçlü olduğuna dikkat çeken Mıstaçoğlu, Çin’in bunu değerlendirmesi halinde iki ülke arasında ciddi bir sinerji oluşabileceğini belirterek, “Çin ile olan ticaretimizin dengeye kavuşması açısından atılacak en önemli adımların başında Çinli yatırımcıları Türkiye’ye çekmek geliyor. Gerek onların burada yapacağı yatırımlar, gerekse bizim Türk iş dünyasındaki geliştiricilerimizle yapılacak olan yatırımları çok önemli görüyorum. Dolayısıyla bu yönde de çalışmalarımız olacak. Çünkü Türkiye önemli bir üretim ülkesi. Üretimle ilgili bir altyapımız var. Çin bunu iyi değerlendirebilirse bu üretim altyapısıyla birlikte çok şey üretebiliriz. Ama orada bir sizin iş dünyasının sivil toplum örgütlerine iş düşüyor anladığım kadarıyla” dedi. DEİK’in bu süreçte kritik bir rol oynadığını vurgulayan Mıstaçoğlu, ticari ilişkilerin sadece devletler arası değil, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları üzerinden de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Bizim Çin ile olan ilişkilerimizi geliştirmemiz için önce güven zemini oluşturmalıyız. Kamu, STK ve iş dünyası arasında bu köprüyü kurduktan sonra yatırımların çok daha hızlı geleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.


DEİK Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu
Küresel tedarik zincirinde Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Mıstaçoğlu, “Kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda herhangi bir ülkenin güdümünde olmayan Türkiye, ekonomik anlamda bence dik duruşu olan ülkelerin başında geliyor. Pandemi döneminde de görüldüğü gibi Türkiye Çin için önemli bir alternatif üretim üssü olabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin coğrafi avantajına ve genç iş gücüne de dikkat çeken Mıstaçoğlu, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’ya erişim açısından Türkiye’nin lojistik avantajlarının altını da çizdi. Asya’nın genel ekonomik potansiyeline de değinen Mıstaçoğlu, özellikle Orta Asya ülkelerinin yatırım açısından yükselen bir değer haline geldiğini belirterek, “Özbekistan ve Kırgızistan gibi ülkeler ciddi yatırım çekiyor. Nadir elementler ve yeraltı kaynakları açısından çok kıymetli bir coğrafyadan bahsediyoruz” dedi.
5G teknolojisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mıstaçoğlu, iletişim teknolojilerinde yeni bir döneme girildiğini belirterek, “Artık hayatımızın vazgeçilmezi iletişim ve mobil teknoloji. 5G ile veri aktarımı çok daha hızlı olacak, gecikmeler ortadan kalkacak. Tıpta, sanayide ve üretimde entegrasyon çok daha hızlı olacak. Uzaktan ameliyatlardan akıl lı üretim sistemlerine kadar birçok alanda devrim niteliğinde değişiklikler göreceğiz. Belki telefonu elimizde tutmayacağız, belki kulak içi çiplerle ya da düşünceyle iletişim kuracağız. Teknoloji inanılmaz bir hızla ilerliyor” diye konuştu. İş dünyasına çağrılarda bulunan Mıstaçoğlu, “Teknoloji sektörü başta olmak üzere tüm iş insanlarımız Çin’i mutlaka ziyaret etmeli. Oradaki gelişimi görmek, yeni ortaklıklar kurmak ve ticari ilişkileri geliştirmek çok önemli” dedi.
EKONOMİ
14 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
22 Mayıs 2026EKONOMİ
22 Mayıs 2026EKONOMİ
22 Mayıs 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.