DOLAR 46,5998 0.3%
GBP 61,3378 -0.84%
EURO 53,2606 -0.64%
ALTIN 6.294,61-0,79
BIST 14.827,352,82%
BITCOIN 2927713-1.8203%
ETH 79393-1.81301%
İstanbul
23°

KAPALI

ÖZEL HABER
Dağların arasında yükselen kalkınma hamlesi
Dağların arasında yükselen kalkınma hamlesi

Dağların arasında yükselen kalkınma hamlesi

Ekonomi tarihinde tek bir üretim tesisinin, kurulduğu şehrin sosyal, kültürel ve demografik çehresini tamamen dönüştürdüğü örnekler nadirdir. Wolfsburg’u var eden Volkswagen ya da Türkiye’de cumhuriyetin erken dönem kalkınma sembolleri olan Karabük Demir Çelik ve Nazilli Sümerbank gibi, bugün de Bingöl’de modern bir kalkınma mucizesi yaşanıyor.

23/07/2026 11:27
Dağların arasında yükselen kalkınma hamlesi

Sütaş’ın hayata geçirdiği Doğu Güney doğu Anadolu Sütçülük Projesi Bingöl Entegre Tesisleri, bölgenin sadece tarımsal standartlarını dönüştürmekle kalmıyor; tersine göçü başlatan, hane halkı gelirini çarpan etkisiyle katlayan ve döngüsel ekonomide Avrupa’nın en gelişmiş yapılarına meydan okuyan devasa bir bölgesel vizyon sunuyor. Bingöl’ün eşsiz coğrafyasında bir araya geldiğimiz Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, bu benzersiz kalkınma modelinin perde arkasını, Ar-Ge vizyonunu ve kentin makus talihini değiştiren ekonomik projeksiyonları dergimize anlattı.

Bir sanayi yatırımı, sadece fabrika duvarlarından ve üretim bantlarından ibaret değil, gerçek bir yatırım; toprağa, insana ve bir coğrafyanın geleceğine dokunur. Sütaş’ın Bingöl’de hayata geçirdiği entegre tesisleri yerinde incelediğimizde, karşımızda sadece süt işleyen bir fabrika değil, tüm bölgeyi arkasına takıp yukarı çeken modern bir ekonomik lokomotif bulduk. Yerli makine, ekipman ve Türk mühendisliğiyle inşa edilen bu tesis, 3 bin 200 dekar gibi devasa, bütünsel bir arazi üzerinde konumlanıyor. Kampüsün içine adım attığınızda, baştan aşağı kapalı devre boru hatları ve ileri teknoloji otomasyon sistemleriyle donatılmış bir mühendislik harikası sizi karşılıyor. Sütün ilk alım anından son paketlenme aşamasına kadar dış dünya ile teması tamamen kesilmiş durumda; tek hedef maksimum hijyen. Günlük 1.000 ton süt işleme kapasitesine sahip süt ürünleri fabrikası, aynı anda 18 farklı ürünü paketleyebilecek bir esnekliğe sahip. Ancak Sütaş’ın “Çiftlikten Sofralara” modeli, fabrikanın çok daha gerisinde, topraktan ve enerjiden başlıyor.

Sutas Yonetim Kurulu Baskani Muharrem Yilmaz 1

 AR-GE, ISLAH VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE YENİ BİR ÇAĞ

Bingöl kampüsü, içinde barındırdığı Hayvancılık Ar-Ge Merkezi ve Nesil Islahı Araştırma Laboratuvarı ile Türkiye’nin hayvancılık alanındaki en büyük bağımlılıklarından biri olan ithalatı bitirme misyonunu üstlenmiş. Genomik seleksiyon ve embriyo transferi (tüp bebek) teknolojileri kullanılarak, hastalıklara dirençli ve süt verimi yüksek yerli damızlık ırklar bu laboratuvarlarda geliştiriliyor. Muharrem Yılmaz, Bingöl yatırımının kaderini belirleyen o kırılma anını anlatırken, dönemin Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın hamlesine dikkat çekiyor. Aksaray fabrikasının etki raporu toplantısında Sütaş’ın bölgeye yatırım niyetini öğrenen Cevdet Yılmaz, Muharrem Yılmaz’a doğrudan bir davette bulunarak, “Gelin, o yatırımı Bingöl’de yapın” çağrısında bulunuyor. Fabrika için önerilen arazinin hemen yanına bir havalimanı inşa edileceğini de belirten Cevdet Yılmaz’ın bu stratejik adımı, bu gün hem fabrikanın hem de havalimanının aktif olarak bölgeye hizmet vermesinin yolunu açtı. Sütaş lehine kurulan irtifak hakkı ile sağlanan 3 bin 200 dekarlık bu arazi, projenin hayata geçmesindeki en kritik viraj oldu. Ancak Muharrem Yılmaz’ın zihnindeki büyük resim, sadece bölgesel bir üretim merkezi kurmaktan çok daha ötesi. Yılmaz, fabrikanın yanı başındaki bu havalimanını küresel bir lojistik köprüye dönüştürmeyi hedefli yor. Burası ile ilgili en büyük hayallerinden birinin de Bingöl’ün dağlarında üretilen taze ve katma değerli Sütaş ürünlerini, soğuk zinciri hiç bozmadan uçaklarla doğrudan ve en hızlı şekilde Körfez ülkelerine ihraç etmek. Bu vizyon gerçekleştiğinde Bin göl, Ortadoğu ve Körfez pazarına doğrudan açılan, Türkiye’nin en stratejik ihracat kapılarından biri haline gelecek.

Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, üreticinin küresel pazarda tek başına rekabet edemediği bir ortamda, sanayinin Ar-Ge gücüyle devreye girmesinin hayati olduğunu şu sözlerle vurguluyor: “Yerel üreticinin tek başına böyle bir gücü bulunmuyor; bu yatırımları yapamadığı için de küresel piyasayla rekabet edemiyor, mücadele edemiyor. Ben ise mevcut tüm zorlu şartlara rağmen yatırım yapmaya ve bölgede bir artı değer oluşturmaya devam edebiliyorum. Buradaki temel amacımız; üreticilerimize daha verimli, hastalıklara karşı daha dirençli, daha kolay doğum yapan ve daha fazla yavru veren yeni damızlık ırklar kazandırmaktır. Bu doğrultuda genomik seleksiyon çalışmalarına ve tüp bebek yöntemi olarak bilinen embriyo transferi uygulamalarına başladık. Kaliteli genetiğe sahip hayvanları bu yolla hızla çoğaltmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin hayvancılık alanındaki ithalatı tamamen bitirmesi gerekiyor ve bu bizim en büyük vazifemizdir. Madem bu işte uzmanlaştığımızı söylüyoruz, o halde bu sorunu el birliğiyle ve hızla çözmek zorundayız.” Yılmaz, geleneksel hayvancılıktan modern, sürekli ve karlı bir modele geçişin çiftçinin de refahını kalıcı hale getirdiği ni ekleyerek, “Bölgedeki üreticilerle bir araya geldiğimizde hayvancılık yapan dostlarımız, ‘Artık dışarıdan hayvan ithal etmiyoruz’ dediler. Geçmiş yıllarda hayvanlarımızı sadece otla beslediğimiz için yalnızca belirli dönemlerde süt alabiliyor, kış ayları boyunca süt tedarik edemiyorduk. Çünkü kaba ve karma yemler pahalı olduğu için hayvanlarımıza veremiyorduk; dolayısıyla çok düşük miktarlarla yetinmek zorunda kalıyorduk. Ancak Sütaş’ın bölgeye gelişiyle kurulan bu sistem, ciddi bir kapasite gelişimi sağladı. Üreticimiz burada hem işin eğitimini alıyor hem de büyük bir farkındalık kazanıyor. Hayvanların yaşam koşulları en doğru şekilde gözetilip iyi beslenmeleri sağlanınca, üretici de 12 ay boyunca kesintisiz verim almaya başladı. Süt miktarı çok ciddi oranda arttı ve bu iş çiftçimiz için çok daha karlı bir hale geldi.

WhatsApp Image 2026 06 21 at 14.54.57 3

SIFIR ATIK VE KENDİNE YETEN ENERJİ

Bingöl Entegre Tesisleri’ni öne çıkaran en kritik özelliklerden biri de tam döngüsel ekonomi prensibiyle çalışması. Tesis, çevre ve sürdürülebilirlik normları açısından Avrupa’nın en ileri yapılarından biri konumunda. Kampüsteki 22 bin 500 baş kapasiteli damızlık çiftliğinin ve fabrikaların tüm organik atıkları, 6,4 MWh kapasiteli biyogaz tesislerinde işlenerek elektrik ve ısı enerjisine dönüştürülüyor. Çatılara kurulan güneş panelleri ve 4,2 MW’lık hibrit Güneş Enerji Santrali (GES) yatırımlarıyla birlikte toplam GES gücü 11,5 MWp’a ulaşıyor. Bu sayede Sütaş Bingöl, endüstriyel üretimi için ihtiyaç duyduğu elektriğin yüzde 100’ünü hiçbir dış kaynağa bağımlı olmadan, tamamen kendi ineklerinin gübresinden ve güneşten üretiyor. Biyogaz tesisinin çıktılarından elde edilen günlük 800 ton sıvı fermente organik gübre ise bölgedeki yem bitkisi tarlalarına geri verilerek toprağın organik yapısını onarıyor. Avrupa’da hayvancılık geleneği eski olsa da, bu çapta tüm süreçleri sıfır atık yaklaşımıyla tek bir çatı altında toplayan çok fazla entegre bir yapı yok.

Muharrem Yılmaz, bu bütünsel sanayi-tarım entegrasyonunu ve sürdürülebilirlik vizyonunu şu sözlerle aktarıyor: “Gıda sanayisinin, temel ham maddesi olan tarımsal gücü çok iyi yoğurması ve bu iki sektörün kader birliği yapacağı bir iş birliği ortamının oluşturulması gerekiyor. Bu yapıların birbirine rakip olmak yerine ortak bir sinerji oluşturması şarttır. Bir sanayi kuruluşunun her gün tarım kesimine, üreticinin ayağına kadar gitmesi, toplumsal bir dönüşüm için harika bir vesiledir. Sanayi bölgeye her gün kaliteyle, verimlilikle ve bilgiyle gidiyor. Çağdaş bir sanayi kuruluşu, piyasanın dinamiklerini tarım kesimine aktararak onları da kendi standartlarına yükselmeye davet ediyor; işte bu ortaklığın mutlaka desteklenmesi gerekir. Eğer bu bağı kurmazsanız, üreticiye eğitimi ve modern teknikleri ne kadar anlatırsanız anlatın, harcanan tüm emekler havada kalır. Eninde sonunda sanayi, toplumun vizyonu ve lokomotifi olmak durumundadır. Bunun en güzel örneği Aksaray’dır; sanayi lokomotif olarak öne geçip çekmeye başlayınca arkasındaki tüm katar düzene giriyor. Eğer önden güçlü bir şekilde çekemezseniz sistem dağılır; ancak güçlü çektiğinizde tüm bölgenin önü açılır. Biz burada endüstriyel bir üretimin çok ötesinde, tüm doğal kaynakları doğaya geri döndüren harika bir döngüsel ekonomi modeli uyguluyoruz. Kullandığımız elektriği, toprağı ve suyu yine doğaya geri kazandırıyoruz. İşin merkezinde ise Ar-Ge vizyonumuz yer alıyor; bizim tüm hayatımız işimizi geliştirmek üzerine kurulu. Bu sayede, ineklerimizin gübresinden kendi elektriğimizi üretiyoruz. Yap tığınız işi her gün daha iyi seviyeye taşıdıkça, piyasa da ilahi adalet de size daha fazla sorumluluk ve yetki veriyor; ‘Sen bu işi iyi yapıyorsun arkadaş, devam et’ diyor. Biz de bu vizyonla kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz.”

BUZAG╠aI

BİNGÖL’ÜN SOSYO-EKONOMİK SIÇRAMASI VE 1’E 8 İSTİHDAM GÜCÜ

Sütaş’ın Bingöl yatırımı için Prof. Dr. Erinç Yeldan ve Kamil Taşcı’nın “Sosyo-Ekonomik Etki Analizi” raporu, projenin sadece ticari bir faaliyet değil, resmi bir bölgesel kalkınma hamlesi olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Yatırım sayesinde kentte fert başına düşen gelirin 7 bin 322 dolardan 10 bin 221 dolara yükselmesi öngörülüyor. Bu sıçrama, Bingöl’ü Türkiye’deki refah ve kişi başına gelir sıralamasında tam 35 basamak yukarı taşıyarak 73. sıradan 38. sıraya yerleştirecek. Şu anda tesiste çalışan 977 kişinin yüzde 94’ü tamamen Bingöl ve çevre illerden oluşuyor. En önemlisi, fabrikadaki her 1 kişilik doğrudan istihdam, bölgede lojistik, ambalaj, inşaat ve tarım teknolojileri gibi yan sektörlerde 8 kişilik ek istihdamı tetikliyor; toplamda 8 bin 611 kişiye iş imkanı oluşturuyor. Bu ekonomik canlanma, bölgenin kronikleşen dışarıya göç sorununu bıçak gibi keserek tersine göçü ve nitelikli nüfus dönüşümünü başlatmış durumda. Muharrem Yılmaz, hayvancılığın bölge insanına sağladığı katkıların altını çizerek, “Bu proje sadece bir sütçülük ya da hayvancılık faaliyeti değil, topyekun bir bölgesel kalkınma projesidir. Nitekim bu yatırım sayesinde Bingöl, Türkiye’nin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında dokuz yıl gibi bir sürede 75. sıradan 38. sıraya, yani tam ortalara yükselmesi hedefleniyor ve bekleniyor. Zamanında Aksaray’a ilk adımı attığımızda bölgede sadece 170 ton süt vardı ve köy köy dolaşarak topluyorduk. Tesisleri kurup o lokomotifi koyduğumuz da refah dalga dalga yayılmaya başladı. Aksaray’da 170 tonla başlayan o süreç bugün 1.250 tona ulaştı ve bölgeye muazzam bir ilave gelir sağladı. Bu zenginlik tamamen o bölgenin toprağından, suyundan, havasından ve kendi kendini çoğaltan ineklerin bereketinden üretiliyor. Bu devasa entegre tesislerin her biri, kurulduğu bölgeyi sırtlayıp geleceğe taşıyan büyük birer kalkınma lokomotifidir” dedi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.