Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), on binlerce üst düzey delegeyi ve dünya liderlerini ağırlayarak sadece ‘iklim diplomasisinin’ merkezi olmakla kalmayacak. Bu dev organizasyon; kişi başı harcama kapasitesi en yüksek olan nitelikli kitlenin Türkiye’de ağırlanmasıyla, ülkemizin küresel MICE pazarındaki “Altın Çağ” vizyonunu tescilleyecek. COP31, lojistikten güvenliğe, konaklamadan teknolojik altyapıya kadar Türkiye’nin dünyanın en prestijli etkinlik destinasyonu olduğu iddiasını küresel ölçekte bir üst eşiğe taşıyacak.
Bir dönem dünya sıralamasında gerileyen İstanbul, stratejik lobicilik faaliyetleri ve tıp dünyasındaki prestijiyle küresel arenada yeniden zirveye tırmanıyor. ICCA tarafından dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri olarak gösterilen megakent, 2026’da ağırlayacağı mega kongrelerle tıp dünyasının kalbi olacak. 2017 yılında 133. sıraya kadar gerileyen İstanbul, 2024 sonu itibarıyla dünyada 20’nci, Avrupa’da ise 15’inci sıraya yükselerek 2015’ten bu yana en iyi derecesine imza attı.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkanı Şekib Avdagiç, kongre delegesinin klasik turiste oranla 3-4 kat daha fazla harcama yaptığına dikkat çekiyor. Avdagiç, tıp dünyasındaki bu yükselişi; “Doktor bu ne? repliğine 2026’da tıp dünyası ‘Doktor bu İstanbul’ diyerek yanıt verecek” sözleriyle özetliyor. 2026’da İstanbul’a gelecek 25 bin delege, kişi başı 4 bin dolarlık harcama kapasitesiyle binlerce şirkete doğrudan can suyu olacak.

İstanbul’un başarısının arkasında TUGEV ve ICVB vasıtasıyla yürütülen yoğun diplomasi trafiği yatıyor. “Fikri Sermaye Araştırma Projesi” ile kongre kazanma oranı yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıktı. Bu başarı sayesinde 2027, 2028 ve hatta 2030 yıllarının dev tıp zirveleri şimdiden rezerve edildi. Sadece dört ana kongre ile 100 milyon doların üzerinde döviz girişinin garantilendiği 2026 takviminden bazı öne çıkan başlıklar: COP31’in estireceği küresel rüzgâr ve İstanbul’un tıp dünyasındaki “akademik kale” konumu, Türkiye’yi kongre turizminde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına sokma hedefinin en güçlü yakıtı olacak. TÜRSAB’ın girişimleri neticesinde Ticaret Bakanlığı, seyahat acentalarına yönelik hizmet ihracatı teşviklerini turizmini de destek kapsamına dahil etti. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme ile acentaların reklam, pazarlama, istihdam ve etkinlik katılımı gibi pek çok kalemdeki giderleri yıllık 25 milyon TL’ye varan tutarlarda ve yüzde 50 oranında desteklenecek. Bu kapsamlı teşvik mekanizmasının, Türkiye’nin küresel kongre pazarındaki rekabet gücünü artırarak sektörün “Altın Çağ” vizyonuna ve hizmet ihracatı hedeflerine stratejik bir ivme kazandırması bekleniyor.
Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, İstanbul’un kongre turizmindeki yükselişini değerlendirdi. Yaşık, 2018 yılında dünya sıralamasında 130’uncu basamaklarda olan İstanbul’un Avrupa’da 15’inci sıraya kadar tırmandığını belirterek, 2026 yılı için yaklaşık 95 dev organizasyonun hedeflendiğini müjdeledi.
İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, kongre turizminin (MICE) 2026 projeksiyonunu açıkladı. İstanbul’un küresel arenada yeniden bir cazibe merkezi haline geldiğini vurgulayan Yaşık; 8 bin, 10 bin ve 12 bin katılımcılı mega kongrelerin şehre geri döndüğünü ifade etti.

İstanbul’un dünya sıralamasındaki yerini yukarı taşıyacak etkinlik takvimine değinen Yaşık, “Şu an için kesinleşmiş 80 civarı organizasyon var ancak bu rakamın 90-95 bandına ulaşacağını öngörüyoruz. Özellikle çok büyük katılımcı sayısına sahip kongreler bir domino etkisi doğuruyor. Bu tarz organizasyonlar İstanbul’un imajını güçlendirerek sonraki yıllar için de talebi artırıyor” dedi.
Geçmiş yıllardaki düşüş ve toparlanma sürecini özetleyen Bahadır Yaşık, Şekib Avdagiç’in göreve geldiği 2018 yılında İstanbul’un 130’lu sıralarda olduğunu hatırlatarak, “Geçtiğimiz yıl itibarıyla Avrupa’da 15’inci, dünyada 20’nci sıraya kadar yükseldik. Hedefimiz bu ivmeyi koruyarak yeniden ilk 10 içerisindeki yerimizi almak” şeklinde konuştu.
İstanbul’un en büyük avantajının şehrin kendi markası olduğunu söyleyen Yaşık, uluslararası rekabette yaşanan zorluklara da değindi. Diğer dünya şehirlerinin büyük kongreleri kapmak için “KDV muafiyeti” gibi güçlü kozlar kullandığına dikkat çeken Yaşık, Türkiye’de de benzer teşviklerin ekonomik sebeplerle kaybedilebilecek kongrelerin önüne geçebileceğini belirtti. İstanbul’un bir “aktarma merkezi” olmasından ziyade bir “nihai destinasyon” olması için yürütülen tanıtım çalışmalarına değinen Yaşık, şu stratejileri paylaştı: “Ortadoğu pazarında bir kayıp yaşasak da Uzak Doğu ve Latin Amerika pazarlarında ciddi bir potansiyel var. Özellikle Türk dizilerinin dünyadaki gücünü hafife almamak lazım; dizi ihracatında dünyada ikinci sıradayız ve bu durum İstanbul’u muazzam bir cazibe merkezi yapıyor. Çin ile artan uçak seferleri ve vize kolaylıkları da bu süreci destekliyor.
Kongre turizminin uzun vadeli bir planlama gerektirdiğini, 2030’lu yılların bile şimdiden satıldığını ifade eden Yaşık, yakın dönem için önemli bir gelişmeyi de paylaştı: “Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nü ziyaret ettik ve 2027 yılı için ‘Dünya Spor Kongresi’nin sözünü aldık. Bu dev organizasyonu İstanbul’da gerçekleştireceğiz.
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, turizm sektörünün 100 milyar dolarlık dev hedefine ulaşabilmesi için MICE (Kongre, Toplantı, Sergi) segmentinin kilit rol oynadığını belirtti. Eresin, Türkiye’nin kongre turizminde eski “altın çağına” dönmesi için stratejik bir yol haritası çizdi. Kongre ve fuar haftalarının şehir otelciliğinde “fark yaratan” dönemler olduğunu ifade eden Eresin, İstanbul’da bu dönemlerde dolulukların normal seyre göre 10-15 puan arttığını vurguladı. Antalya’da ise kongre turizminin kış ve bahar aylarında devreye girerek sezonu tüm yıla yaydığına dikkat çekti. ICCA 2024 raporuna göre Türkiye, 122 kongre ile dünyada 33. sırada yer alırken; İstanbul 86 kongre ile 15. basamakta bulunuyor. 15 yıl önce İstanbul’un ilk 10’da yer aldığını hatırlatan Eresin, “Pandemi etkisiyle kaybettiğimiz bu yeri geri almak stratejik önceliğimiz. TGA ve İTO ile koordineli şekilde tanıtım çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Sektörde sıkça kullanılan “kaliteli turist” kavramına yeni bir tanım getiren Eresin, “Daha yüksek katma değer bırakan misafir demeyi tercih ediyorum. Kongre ve fuar ziyaretçilerinin harcaması, klasik turiste göre 2,5-3 kat, hatta bazı şehirlerde 4 katına çıkabiliyor” açıklamasında bulundu. Turizm gelirlerini artırmak için sadece deniz-kum-güneş üçlüsünün yetmeyeceğini belirten TÜROB Başkanı; Olimpiyatlar, Formula 1, MotoGP ve dünya çapında konserlerin marka değerini yükselteceğini ifade etti.

TÜRSAB MICE Turizmi İhtisas Başkanı Gürkan Akün, İstanbul’un kongre turizmindeki yükselişini ve 2026 vizyonunu değerlendirdi. Akün, kongre delegesinin rekor harcama kapasitesinden COP31 adaylığına kadar kritik açıklamalarda bulunarak; İstanbul’un yeniden dünya liginde ilk 10’a girmeye hazırlandığının müjdesini verdi.
İstanbul’un genel turizm gelirlerini ve yerel esnafın kalkınmasını değerlendiren Akün, bir kongre delegesinin ortalama 4 bin dolarlık harcama kapasitesine dikkat çekti. Bu rakamın normal bir turistin harcamasının tam dört katı olduğunu belirten Akün, “Bu yüksek bütçe; otellerden taksicilere, restoranlardan teknik ekiplere kadar tüm yerel işletmelere doğrudan nakit akışı sağlıyor. Bu durum, esnafımızın hizmet kalitesini dünya standartlarına taşımasını zorunlu kılarak şehrin genel turizm kalitesini yukarı çekiyor” dedi. İstanbul’un kongre kazanma oranının yüzde 30’dan yüzde 50’ye yükseldiğini vurgulayan Akün, uygulanan “stratejik lobicilik” modelinin meyvelerini vermeye başladığını ifade etti. Artık sadece doğal güzelliklerle değil, “akıllı çözümler ve güçlü ikna kabiliyetiyle” tercih edilen bir şehir haline gelindiğini söyleyen Akün, İstanbul’un çok yakında dünya sıralamasında yeniden ilk 10 şehir arasına gireceğini öngörüyor.
İstanbul’un dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri haline gelmesiyle akademik prestijinin zirveye ulaştığını belirten Akün, 2026 yılındaki dev tıp zirvelerinin kritik önemine değindi: Akademik Merkez: İstanbul artık sadece tedavi merkezi değil, yeni buluşların karara bağlandığı bir odak noktası. Bilgi Transferi: Dünyanın en saygın doktorları tecrübelerini İstanbul’a taşıyarak şehri “bilgi ve teknoloji” üreten küresel bir marka olarak tescilleyecek.

Türkiye’nin ev sahipliği yapmaya hazırlandığı COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı), sektör için bir “zirve noktası” olarak tanımlandı. On binlerce üst düzey delegeyi ağırlamanın Türkiye’nin profesyonelliğini kanıtlayacağını belirten Gürkan Akün: “COP31 sınavını başarıyla geçmek, ülkemizi MICE sektöründe en üst lige taşıyacak ve Türkiye için gerçek ‘Altın Çağ’ı başlatacaktır” sözleriyle vizyonu özetledi.
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya’nın COP31 adaylığını sadece bir organizasyon değil, bir “küresel konumlanma süreci” olarak tanımladı. Kavaloğlu, “Kongre turizmi ile sezonu 12 aya yayarken, Antalya’yı dünyanın barış ve diyalog merkezi haline getireceğiz” dedi. Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya’nın 2026 “Altın Çağ” vizyonuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. On binlerce üst düzey delegeyi ağırlayacak olan COP31 (BM İklim Değişikliği konfernası) adaylığının önemine değinen Kavaloğlu, kentin MICE (Kongre, Toplantı, Sergi) pazarındaki yeni rotasını çizdi.

COP31’in Antalya için bir ev sahipliğinden çok daha fazlası olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, turizmin birleştirici gücüne dikkat çekerek şöyle konuştu: “COP31, Antalya’nın uluslararası diyalog platformlarında söz sahibi olması açısından kritik. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde turizm, farklı kültürleri buluşturan en güçlü araçtır. Antalya’dan dünyaya şu mesajı veriyoruz: Turizmin dili barıştır. Diyalog ve diplomasi ile ortak bir gelecek mümkündür.
Antalya’nın değer odaklı büyüme stratejisinde kongre turizminin ekonomik kaldıraç rolü üstlendiğini belirten AKTOB Başkanı, rakamlarla potansiyeli şöyle özetledi: Yüksek Katma Değer: Bir kongre delegesi, klasik bir turiste oranla 3-4 kat daha fazla harcama yapıyor. Sezon Dengesi: Kongreler özellikle kış ve bahar aylarında yoğunlaşarak Antalya’yı 12 ay yaşayan bir destinasyona dönüştürüyor. Stratejik Alan: AKTOB, bu segmenti sadece ekonomik bir faaliyet değil, küresel etkileşim üreten stratejik bir alan olarak konumlandırıyor.

Uluslararası organizasyonların artık “sürdürülebilirlik sertifikasını” zorunlu tuttuğunu hatırlatan Kavaloğlu, Antalya otellerinin bu alandaki liderliğine vurgu yaparak sözlerini şöyle tamamladı: “Sürdürülebilirlik ve barış birbirinden ayrı kavramlar değildir. ‘Bir Damla Bir Dünya’ gibi projelerimizle doğayı koruyan bir turizm anlayışını benimsiyoruz. Antalya, büyük organizasyonları sadece gerçekleştiren değil; onları sürdürülebilir, sorumlu ve kapsayıcı bir şekilde yönetebilen bir destinasyondur.
İstanbul’un dünya kongre sıralamasında ilk 20’ye girmesiyle eş zamanlı olarak, İstanbul Turizm Fuarı (ITF) vites yükseltiyor. 150 ülkede yapılan “nokta atışı” anketlerle belirlenen ve cebinde milyon dolarlık bütçelerle gelen 500 dev satın almacı, 8 bin B2B görüşme ile İstanbul’u 2026’da küresel kongre başkenti ilan etmeye hazırlanıyor. İstanbul Turizm Fuarı (ITF) CEO’su Volkan Ataman, 2026 Eylül ayında Yenikapı’da gerçekleşecek dev organizasyonun “Kongre ve Etkinlik Turizmi” (MICE) odaklı yeni stratejisini açıkladı.
Ataman, satın almacı (Hosted Buyer) programının odağını yüksek katma değerli kongre delegesini şehre getirecek aktörlere çevirdi. Ataman, 150 ülkede yapılan dev anketin sonuçlarını kongre turizmi perspektifiyle paylaştı. Yüksek Harcama Kapasitesi: “Ankete katılan profesyonellerin yüzde 21’i 5 milyon doların üzerinde bütçe yönetiyor. Bu, tam da İstanbul’un hedeflediği ‘kişi başı 4 bin dolar harcayan’ kongre delegesini getirecek finansal güç demek.” Stratejik Eşleşme: “Türkiye ile ciddi ilgilenen 2 bin 200 firma içinden seçtiğimiz 500 elit satın almacıyı, kongre ve etkinlik altyapısı güçlü 354 katılımcımızla birebir eşleştiriyoruz.
![]()
Eylül sonunun global kongre takvimleri için kritik “kontrat dönemi” olduğunu hatırlatan Ataman, fuarın zamanlamasının stratejik önemine dikkat çekti. İstanbul’un yeniden 8-10 bin kişilik mega kongreleri ağırlamaya başladığı bu dönemde, Yenikapı bir “operasyon merkezi” işlevi göreceğini belirten Ataman, “Biz öyle bir platform yaratıyoruz ki; mega kongreleri organize eden acentelerle, bu grupları ağırlayacak otelleri tek bir noktada buluşturuyoruz.Otelciler ve acenteler kapı kapı gezmek yerine, ticari işlerini iki günde Yenikapı’da çözerek Türkiye’nin kongre turizmi hedeflerine devasa katkı sunacak” diye konuştu.
ITF 2026’da sadece klasik pazar değil, MICE sektörünün yeni devleri de radarda: Batı ve BDT Hattı: Jet2, British Airways Holidays ve Expedia gibi devlerin yanı sıra BDT pazarının domine edici operatörleri olan Pegas ve Fun&Sun kongre odaklı stantlarıyla yer alacak. Uzak Doğu Hamlesi: Vize muafiyeti ve artan uçuş seferleriyle Çin pazarının dev ismi Trip.com, İstanbul’un akademik ve bilgi ekonomisindeki gücünü yerinde görmek için fuar radarına girdi.
Fuarla eş zamanlı düzenlenecek “Turizm Summit”, kongre turizminin geleceğini 17 farklı başlıkta tartışacak. 83 ulusal ve uluslararası konuşmacı; yapay zekânın MICE sektörüne entegrasyonundan sürdürülebilir etkinlik yönetimine kadar, İstanbul’un dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri olmasını sağlayan dinamikleri masaya yatıracak.
I-MICE Derneği Başkanı Işıl Özmen, İstanbul’un kongre turizminde başlattığı büyük dönüşümü açıkladı. Kişi başı 4 bin dolarlık harcama kapasitesine sahip kongre delegelerinin şehir ekonomisine zincirleme değer kattığını belirten Özmen; 2026’daki dev tıp zirveleri ve COP31 gibi organizasyonların Türkiye’yi ‘nitelikli turizmde’ altın çağa taşıyacağını vurguladı.

Kongre turizminin klasik tatil turizmine oranla 3-4 kat daha fazla katma değer yarattığını belirten Işıl Özmen, İstanbul için bu rakamın delege başına ortalama 4 bin dolar seviyesinde olduğunu ifade etti. Bu gelirin toplumun tüm kesimlerine yayıldığını söyleyen Özmen, şu değerlendirmede bulundu: “Taksicisinden restoranına, Kapalıçarşı esnafından müzelere kadar herkes bu pastadan payını alıyor.Bu kitle en iyisini alıyor göreyim, en lezzetlisini yiyeyim’ diyen, harcama potansiyeli yüksek profesyonellerden oluşuyor. Dolayısıyla kongre turizmi sadece bir kazanç kapısı değil, şehir ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini destekleyen stratejik bir kaldıraçtır.

İstanbul’un kongre kazanma oranını yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarma hedefinde “fikri sermaye” vurgusu yapan Özmen, başarının sadece fiziksel altyapıyla değil, akademik ağlarla mümkün olduğunu belirtti. İstanbul’un ICCA verilerine göre dünyada 21. sıraya kadar yükseldiğini hatırlatan Işıl Özmen, “Bilim insanlarımızı ve derneklerimizi işin içine katıp ‘akıl teri’ döktüğümüzde lobilerde sesimiz daha gür çıkıyor. İstanbul’un yeniden dünya sıralamasında ilk 10’a girme potansiyeli oldukça güçlü” dedi.
İstanbul’un dünyanın en iyi sekiz tıp şehrinden biri olmasının “bilgi ekonomisi” açısından kritik önemine değinen Özmen, 2026 yılında düzenlenecek tıp kongrelerinin detaylarını paylaştı: Katılımcı Hedefi: 25 bin uluslararası bilim insanı. Ekonomik Beklenti: 100 milyon dolar doğrudan gelir. Özmen, tıp kongrelerinin sadece turizm değil, bir inovasyon fırsatı olduğunu belirterek; “Yarın dünyada tıp adına önemli bir keşif yapıldığında, insanlar ‘Bu konu ilk kez İstanbul’da konuşulmuştu’ diyecek. İşte bilgi ekonomisi dediğimiz kalıcılık tam olarak budur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 gibi mega organizasyonların küresel algıyı dönüştürdüğünü vurgulayan Işıl Özmen, bu zirvelerin bir “referans” olduğunu söyledi. Özmen, “Bu kadar ağır bir kitlenin ağırlanması dünyaya şu mesajı veriyor: ‘Türkiye, dünyanın en karmaşık ve en prestijli organizasyonlarını bile kusursuz yönetebilir.’ Bu vizyon, MICE sektöründe bir ‘altın çağ’ başlatacaktır” dedi. Açıklamalarının sonunda seyahat acentalarının ve sektör profesyonellerinin özverisine dikkat çeken I-MICE Başkanı, “Avrupa’daki rakiplerine kıyasla aynı imkanlara sahip olmamalarına rağmen, acentalarımız kriz yönetimindeki becerileriyle Türk misafirperverliğini bir dünya markasına dönüştürmüştür. Bu başarı, sahada emek veren profesyonellerimizin azminin sonucudur” diyerek sektöre takdirlerini sundu.
![]()
İstanbul’un en köklü etkinlik merkezlerinden biri olan İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Genel Müdürü Deniz Dikkaya, Türkiye’nin 2026 yılı kongre turizmi hedefleri, yeni devlet teşvikleri ve küresel rekabet stratejileri üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Dikkaya, 1 Ocak 2026 itibarıyla devreye giren dev teşviklerin İstanbul’u uluslararası teklif verme (bidding) süreçlerinde “devler ligine” taşıdığını vurguladı. Dikkaya, seyahat acentalarına sağlanan yıllık 25 milyon TL’lik teşviklerin, İstanbul’u uluslararası kongre yarışında öne çıkaran stratejik bir hamle olduğunu söyledi. 50 bin kişilik dev tıp zirvelerine hazırlanan Lütfi Kırdar’da VR ve yapay zeka yatırımlarıyla ‘bilgi ekonomisinin kalesi’ olma vizyonunu güçlendirdiklerini belirten Dikkaya, finansal kolaylıklarla kazanma oranının yüzde 50 seviyesini aşacağını vurguladı.

1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren yeni teşvik mekanizmasını değerlendiren Deniz Dikkaya, uluslararası seçimlerde artık sadece mekanın değil, sunulan finansal desteğin belirleyici olduğunu belirterek,”Seyahat acentalarına sağlanan bu destekler, İstanbul’un teklif dosyalarını çok daha rekabetçi hale getiriyor. Kongre organizatörleri benzer altyapılara sahip şehirler arasında karar verirken bu teşvikler tercih edilmemizi kolaylaştırıyor. Kişi başı 4 bin dolar harcayan nitelikli delegeyi şehre çekmekte bu teşvikler kilit rol oynuyor” dedi.

2026 ajandasında yer alan 50 bin kişilik dev tıp kongreleri gibi organizasyonların lojistik ve dijital gelişimi zorunlu kıldığını ifade eden Dikkaya, tesis bünyesindeki yenilikleri paylaştı: “Tesisimizi bilgi ekonomisinin buluşma noktası haline getiriyoruz. Salonlarımızın VR destekli 360 derece video çekimlerini tamamlıyoruz. Organizatörler İstanbul’a gelmeden önce salonlarımızı dijital ortamda gezebiliyor, sahne kurulumlarını deneyimleyebiliyor. Ayrıca yapay zekâ destekli veri analizi ile doğru etkinlikleri erkenden tespit edip hedefliyoruz.
Viyana ve Paris gibi rakiplerin sunduğu vergi avantajlarına dikkat çeken Dikkaya, yerel sektörün beklentisini dile getirerek, “Uluslararası yarışta kazanma oranımız yüzde 50 seviyelerinde ve bu çok güçlü bir performans. Ancak KDV muafiyeti gibi finansal kolaylıklar sağlanırsa bu oranı çok daha yukarı taşıyabiliriz. Organizatörler için birkaç puanlık maliyet avantajı, milyonlarca euroluk bütçelerde belirleyici oluyor. Mesele sadece bir kongreyi kazanmak değil, o yüksek harcama potansiyelini şehre kazandırmaktır” ifadelerini kullandı Antalya’da düzenlenecek COP31’in yaratacağı prestijin İstanbul’a yansımasını stratejik bir sinerji olarak gören Deniz Dikkaya, hazırlıklarını şöyle özetledi: COP31, Türkiye’nin güvenilir bir ev sahibi olduğunu gösteren küresel bir vitrin olacak. Bu rüzgar, İstanbul’un ‘ana etkinlik destinasyonu’ kimliğini pekiştirecek. Lütfi Kırdar olarak hükümetler arası ve küresel politika odaklı zirveler için operasyonel süreçlerimizi güncelliyoruz. Amacımız, İstanbul’u uluslararası diyaloğun ve küresel karar alma süreçlerinin buluşma noktası haline getirmek.
Haliç Kongre Merkezi Kurucu Onursal Başkanı Naci Topsakal, hizmet ihracatı teşviklerinden COP31 zirvesine, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye kadar sektörün geleceğini şekillendirecek kritik açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dünya çapındaki etkinlik vitrini Haliç Kongre Merkezi, turizm ve kongre sektöründe yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Kurucu Onursal Başkan Mehmet Nacsi Topsakal, Cumhurbaşkanlığı’nın 26 Ağustos 2026 tarihli “Hizmet İhracatının Desteklenmesi” kararını büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, sektörün küresel rekabette elini güçlendirecek stratejik yol haritasını paylaştı. Yeni teşvik paketinin uluslararası pazarlama faaliyetlerine ciddi ivme kazandıracağını vurgulayan Topsakal, Avrupa ile rekabette yaşanan dezavantajlara dikkat çekti: “Avrupa Birliği vergi yasaları nedeniyle rakiplerimize oranla yüzde 20 daha pahalı kalmaktayız. TGA kontrolünde iş bazlı muafiyetler sağlanması ve uluslararası kongrelerde KDV’nin kaldırılması şarttır. Rekabet şansımızı ancak bu şekilde koruyabiliriz.” Topsakal ayrıca, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun (ICVB) daha etkin bütçelerle sahada olması gerektiğini belirterek, İTO ile birlikte “Yeşil İstanbul” ve “Karbon Nötr” odaklı bir dosyayı Antalya COP31 Zirvesi’ne taşımayı hedeflediklerini müjdeledi.

Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesi’nin tüm sektörler için dev bir referans kaynağı olacağını ifade eden Naci Topsakal, bu çapta bir organizasyonun ancak koordinasyonla başarılabileceğini söyledi: “Dünya Su Forumu ile liderleri ağırlayarak başladığımız bu yolculukta edindiğimiz tecrübeyle, COP31 için tüm imkanlarımızla hazırız. Bu zirve, Türkiye’nin hizmet sunucularının gövde gösterisi olacaktır.
Haliç Kongre Merkezi, sadece bir mekan değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik merkezi olma yolunda ilerliyor. Topsakal, merkezde yürütülen çalışmaları iki ana başlıkta şöyle özetledi:
1. Hedef: Karbon Nötr Etkinlikler
• Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji: Kurulan Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile tesisin enerji ihtiyacı temiz kaynaklardan sağlanıyor.
• Karbon Raporlaması: Her etkinlik için karbon ayak izi raporu hazırlanıyor ve ağaçlandırma çalışmalarıyla dengeleniyor.
• Yeşil Sertifikasyon: Tüm etkinlikler için Karbon Nötr sertifikası alma süreci devam ediyor.
2. Hedef: Sıfır Atık ve Yapay Zeka • Dijital Devrim: QR sistemleri ve dijital belgelerle kağıt kullanımı sona erdirildi.
• İsrafa Karşı İşbirliği: Artan yemekler bir vakıf aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.
• Akıllı Teknolojiler: Yapay zeka destekli etkinlik yönetim sistemlerine geçiş yapıldı. Haliç Kongre Merkezi’nin başarısının ardındaki temel felsefenin insan odaklılık olduğunu hatırlatan Naci Topsakal, duygusal bir vurguyla sözlerini noktaladı: “Biz Haliç’te tüm misafirlerimize sevgimizi sunuyoruz. Çünkü biliyoruz ki sevgi, insanın insana verebileceği en değerli hediyedir.”

Turizm Otel Yöneticileri Derneği (TUROYD) Başkanı Tayfun Sancar, Türkiye’nin kongre turizmindeki (MICE) yeni rotasını çizdi. Kongre delegesinin kişi başı 4 bin dolarlık harcama kapasitesinin yerel işletmeler için büyük bir fırsat olduğunu belirten Sancar; COP31 ve 2026 NATO Zirvesi gibi dev organizasyonların Türkiye’nin dünyadaki yerini perçinleyeceğini vurguladı. Sancar ayrıca, İstanbul’un dünya sıralamasında ilk 10’a girmesi için ‘sıfır sorun’ ve ‘istikrar’ mesajı verdi. Türkiye, uluslararası kongre ve toplantı sektöründe (MICE) yeniden “Altın Çağ” vizyonuna odaklandı. TUROYD Başkanı Tayfun Sancar, İstanbul’un akademik prestijinden Antalya’da düzenlenecek COP31’e kadar uzanan süreçte, Türkiye’nin sadece bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda küresel bir diplomasi ve bilgi merkezi olma yolunda ilerlediğini ifade etti. Sancar, yüksek katma değerli kongre turizminin sürdürülebilir olması için tüm paydaşları “elini taşın altına koymaya” davet etti.

Kongre delegesinin kişi başı 4 bin dolarlık harcama potansiyeline dikkat çeken Tayfun Sancar, bu gelirin yerel işletmelere can suyu olabilmesi için misafir memnuniyetinin şart olduğunu vurguladı. Sancar, şu uyarılarda bulundu: “Kongre misafiri beklentisi yüksek, nitelikli misafirdir. Eğer bu misafirleri ulaşım sorunu, fahiş fiyatlar ve niteliksiz konaklama gibi sorunlarla baş başa bırakırsanız, kongreler başka şehirlere gider. ‘Can suyu’ ararken bir kaosla karşılaşmamak için İstanbul genelinde uygulama modellerinin netleşmesi gerekiyor.”
İstanbul’un dünya kongre sıralamasında yeniden ilk 10’a girmesinin hayal olmadığını ancak sabırlı bir planlama gerektirdiğini belirten Sancar, ICCA verilerine dayanarak geçmişteki başarıları hatırlattı. Uluslararası kongre planlamalarının en az 6-7 yıl önceden başladığını ifade eden Sancar, “Bölgesel ve ulusal riskler azaldığı müddetçe, güvenilir ve istikrarlı bir imajla İstanbul’un önümüzdeki 7-8 yıl içinde ilk 10’a girme şansı her zaman vardır” dedi.
İstanbul’un dünyanın en iyi 8 tıp şehrinden biri olmasının akademik bir prestijden fazlasını sunduğunu belirten TUROYD Başkanı, sağlık turizmindeki liderliğin tıp kongrelerini de tetiklediğini söyledi. Sağlık ve ilaç sektöründeki dev üreticilerin rotayı Türkiye’ye kırdığını ifade eden Sancar, bu durumun İstanbul’un “bilgi ekonomisi” merkezi olma hedefini perçinleyeceğini savundu.
Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 ve Ankara’da yapılacak 2026 NATO Zirvesi’nin Türkiye için birer “ispat” alanı olduğunu vurgulayan Tayfun Sancar, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu dev organizasyonlar, Türkiye’nin uluslararası MICE pazarında ‘Ben de varım’ sözünü kuvvetle söyleyeceği dönüm noktalarıdır. Dünyanın ilgi odağı olan bu etkinlikleri ‘sıfır sorun’ ile gerçekleştirmek, Türkiye’nin MICE sektöründe öncü ülkelerden biri olduğunu tüm dünyaya kanıtlayacaktır.”
Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul Genel Müdürü Serkan Yalçınkaya; İstanbul’un kongre turizminde hedeflediği ‘ilk 10’ yolculuğunda lüks konaklamanın kritik rolünü açıkladı. Kişi başı 4 bin dolarlık harcama potansiyeli olan kongre delegelerinin butlerden özel tekne deneyimlerine kadar yüksek temaslı hizmet beklentisini vurgulayan Yalçınkaya, COP31 ve dev tıp zirvelerinin İstanbul’u küresel bir ‘bilgi ve prestij merkezi’ haline getireceğini belirtti.

Kongre delegelerinin klasik turistten ayrılan yüksek harcama kapasitesine değinen Serkan Yalçınkaya, bu durumun lüks hizmetlerin niteliğini yukarı çektiğini belirtti. Yalçınkaya, “Bu bütçe seviyesi; süit ve Boğaz manzaralı oda tercihlerini artırırken; butler, özel transfer ve ekspres check-in gibi yüksek temaslı servisleri doğal bir beklenti haline getiriyor. Şef imzalı menülerden Boğaz’da tekne deneyimlerine kadar uzanan bu harcama trafiği, kış döneminde dahi doluluk ve fiyat seviyelerimizi destekleyerek şehir ekonomisine doğrudan yansıyor” dedi.
İstanbul’un kongre kazanma oranını yüzde 50’ye çıkarma hedefinde otellerin “güven tescili” olduğunu ifade eden Yalçınkaya, stratejik lobicilik rolünü şöyle tanımladı: “Bu süreçte otellerin rolü sadece yatak sunmak değildir; destinasyonun uluslararası platformlarda doğru anlatılması ve karar vericilerle güçlü bağlar kurulmasıdır. Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul olarak üst segment etkinliklere uygun teknik altyapımızla, İstanbul’un büyük kongreleri kazanma sürecinde güven veren en önemli adreslerden biri olmayı sürdürüyor.

İstanbul’un dünyanın en iyi 8 tıp şehrinden biri olmasının konaklama stratejilerini de değiştirdiğini vurgulayan Yalçınkaya, akademisyen ve doktorlardan oluşan bu profilin önceliklerini açıkladı: “Bilgi ekonomisi odaklı misafirler için mahremiyet, çalışma ortamı ve teknolojik altyapı ön planda. Biz de stratejimizi bu ihtiyaçlara göre; sessiz konaklama alanları, ileri teknoloji altyapısı ve yoğun programlar arasında denge sağlayacak wellness ritüelleriyle şekillendiriyoruz. Tıp kongrelerini İstanbul’un küresel bilgi üretimindeki yerini perçinleyen bir güç olarak görüyoruz.
Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 (İklim Zirvesi) gibi organizasyonların İstanbul’un marka değerini zirveye taşıyacağını belirten Serkan Yalçınkaya, “Yaklaşık 197 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlayacak olan COP31, Türkiye’nin en karmaşık organizasyonları bile kusursuz yönetebileceğini dünyaya kanıtlayacak. Biz de Mandarin Oriental olarak, bütüncül organizasyon altyapımızla İstanbul’un rekabet gücünü destekleyen ana merkezlerden biri konumundayız” diyerek MICE pazarındaki “altın çağ” vizyonuna dikkat çekti.
WOW İstanbul Hotels & Convention Center Genel Koordinatörü Ziya Cihan, kongre turizminin İstanbul ekonomisi üzerindeki geometrik çarpan etkisine dikkat çekti.Kişi başı 4 bin dolarlık harcama kapasitesine sahip delegelerin şehrin kılcal damarlarına döviz pompaladığını belirten Cihan; COP31 zirvesi ve 2026 tıp kongreleriyle Türkiye’nin küresel MICE pazarında ‘Altın Çağ’ eşiğini aşacağını söyledi.

Normal bir turistin ortalama 600-800 dolar harcadığı bir iklimde, kongre delegesinin 4 bin dolar seviyesine çıkmasının şehir ekonomisini kökten dönüştürdüğünü belirten Ziya Cihan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu nitelikli kitle sadece konaklamıyor; üst segment gastronomi, butik alışveriş ve kültürel turlar üzerinden şehrin tüm kılcal damarlarına doğrudan döviz girişi sağlıyor. Bu yüksek harcama potansiyeli, yerel işletmeleri ‘lüks servis’ standartlarına zorlayarak İstanbul’un genel hizmet kalitesini kalıcı olarak yukarı çekiyor.”
İstanbul’un kongre kazanma oranının yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkmasının tesadüf olmadığını, “fikri sermaye” modelinin bir sonucu olduğunu vurgulayan Cihan: “Kazanma oranındaki bu artış, İstanbul’un tekliflerinin artık sadece lojistik değil, içerik olarak da rakipsiz olduğunu gösteriyor. Dünyanın en çok kongre düzenlenen ilk 10 şehri arasına girmek, küresel algımızı ‘eğlence destinasyonu’ndan ‘güvenilir iş ve bilim merkezi’ne evirecektir. Bu prestij, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) tetikleyen en önemli faktördür” diye konuştu
İstanbul’un dünyanın en iyi 8 tıp şehrinden biri olmasının “bilgi ihracatı” kapısını araladığını belirten Ziya Cihan, 2026 tıp zirvelerinin kritik önemine değinerek şunları söyledi: “2026’daki dev tıp zirveleriyle birlikte İstanbul, tıbbi teknolojilerin ve yeni tedavi yöntemlerinin dünyada ilk kez konuşulduğu bir platforma dönüşecek. Bu durum akademik turizmi perçinleyerek nitelikli uzmanların İstanbul’daki sağlık ekosistemiyle iş birliği yapmasını sağlayacak ve bilgi ekonomisini kalıcı hale getirecektir.”

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ni bir “ekonomik gövde gösterisi” olarak tanımlayan WOW İstanbul Genel Koordinatörü Ziya Cihan, sözlerini şöyle tamamladı: “On binlerce üst düzey delegeyi ağırlamak; güvenliğimizin, teknolojimizin ve ağırlama sanatımızın kusursuzluğunu kanıtlayacaktır. COP31 sonrasında Türkiye, ‘en zorlu organizasyonları bile hatasız yöneten ülke’ etiketiyle küresel MICE pazarında birinci lige kalıcı olarak yerleşecektir. İstanbul bu hamlelerle dünyanın entelektüel ve finansal sermayesini kendi topraklarında harmanlayan küresel bir akıl merkezi olacaktır.”
Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi: 02 – 05 Nisan 2026
Antalya Ulusal Lipödem Kongresi: 06 – 07 Haziran 2026
Ankara Ulusal Estetik ve Kozmetik Dermatoloji Kongresi: 18 – 22 Kasım 2026
Antalya Ulusal Romatoloji Kongresi: 25 – 29 Kasım 2026
Antalya Uluslararası 11. Ulusal Yoğun Bakım Hemşireliği Kongresi: 02 – 05 Aralık 2026
Antalya Ulusal 8. Uluslararası Yara Kongresi: 03 – 06 Aralık 2026
Antalya International Gastrointestinal Cancers Conference (IGICC): 17 – 20 Aralık 2026
İstanbul Ulusal Cerrahi Onkoloji Kongresi: 16 – 20 Aralık 2026, Antalya Diyabet Teknolojileri Sempozyumu: 18 – 19 Aralık 2026
Uluslararası Yeni Dünyada İletişim Kongresi: 19 – 21 Nisan 2026
Eskişehir Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu: 28 – 30 Nisan 2026
İstanbul EYFOR 17 – Uluslararası Eğitim Yönetimi Forumu: 11 – 15 Mayıs 2026
Antalya Uluslararası İletişim Günleri (İletişimde Yapay Zeka): 13 – 15 Mayıs 2026
K.K.T.C. Uluslararası Sınıf Öğretmenliği Eğitimi Sempozyumu (USOS): 14 – 17 Mayıs 2026
İstanbul Ulusal Fen Bilimleri ve Matematik Eğitimi Kongresi: 02 – 04 Eylül 2026
Muğla International Conference on Educational and Social Studies (IECES): 23 – 25 Ekim 2026
İstanbul Türk Tarih Kongresi: 26 – 30 Ekim 2026
Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi (IMMC): 22 – 24 Ekim 2026
İstanbul Uluslararası Yangın Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi (TÜYAK): 21 – 23 Ekim 2026
İstanbul Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi: 05 – 06 Kasım 2026
İstanbul International Conference on Academic Studies in Science, Engineering and Technology: 18 – 20 Aralık 2026
Göbeklitepe’den Bugüne Türkiye’nin Tarihi ve Kültürel Mirası Sempozyumu: 17 – 19 Nisan 2026
Şanlıurfa Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği 20. Uluslararası Sürekli Eğitim Kongresi: 06 – 07 Kasım 2026
İstanbul Havacılık Uzay ve Psikoloji Kongresi: 05 – 06 Aralık 2026
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
3 gün önceEKONOMİ
3 gün önceEKONOMİ
4 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
20 Nisan 2026GÜNDEM KORİDORU
20 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.