Formula 1, kurulduğu günden bu yana otomotiv dünyasının en ekstrem, en acımasız ve en hızlı laboratuvarı olma unvanını koruyor. Ancak önümüz deki dönem, bu laboratuvar için basit bir makyaj değil, tam anlamıyla mekanik ve elektriksel bir devrim niteliği taşıyor. FIA’nın çevre dostu yakıt zorunluluğu ve elektrik motorunun payını neredeyse içten yanmalı motorla eşitleyen yeni güç ünitesi kuralları, motor sporlarında kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu.
Bu yeni teknik dönemin felsefesini yansıtan ve Audi ile Castrol’ün ortak mühendislik yaklaşımını simgeleyen prototip otomobilin Galataport İstanbul’da hız tutkunlarıyla buluşması ise tesadüf değil. Türkiye Grand Prix’sinin 2027’de efsanevi İstanbul Park pistiyle yeniden Formula 1 takvimine dönecek olması, iki dev markanın global ölçekteki bu stratejik iş birliğini ve teknik gösterisini hem ülkemiz hem de küresel yarış dünyası için çok daha stratejik bir eşiğe taşıyor. Yeni kurallarla birlikte F1 ünitelerinde elektrik motorunun (MGU-K) ürettiği güç neredeyse içten yanmalı motorla eşit seviyeye geliyor.
Bu durum, batarya yönetimini, aşırı ısınmayı ve mekanik sürtünmeyi önleyecek sıvı teknolojilerini yarışın en kritik belirleyicisi yapıyor. 127 yıllık motor sporları ve endüstriyel iş birliği tecrübesine sahip olan sıvı teknolojileri cephesinden süreci değerlendiren Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, bu yeni dönemi ve arkasındaki motivasyonu şu teknik detaylarla aktarıyor: “Castrol olarak kurulduğumuzdan beri 127 yıllık bir marka olarak her zaman OEM’lerle iş birliklerimiz önceliklendirilmiştir.
Üç tane önemli alanımız var: Teknoloji, inovasyon ve OEM iş birlikleri. Dünyada 40 yıldır, Türkiye’de 30 yıldır bu ortaklıkla beraber çalışıyoruz. En kritik noktalardan bir tanesi; bir üretici aracını geliştirirken biz de onunla beraber ürünleri geliştiriyoruz ki son kullanıcılara yardımcı olalım. Formula özelindeki iş birliği bunun en yüksek noktaya ulaştığı ve taçlandığı nokta.” 2026 regülasyonunun laboratuvar ortamını uç noktalara taşıdığını belirten Tatlısöz, motor sporlarının sadece bir şov değil, saf bir Ar-Ge alanı olduğunu vurgulayarak, “Formula platformu, 2026’daki değiştiği koşullarla çok çok ciddi bazı noktaları ortaya koyuyor. Bizim için bu, test edilecek ürünlerin, burada istenilen performansın daha uç noktalara gittiği bir alan açıyor. Dolayısıyla bizim temel motivasyonumuz; ürünlerimizi üreticiyle beraber geliştirip Formula platformunda test etmek ve buradan aldığımız verilerle yol araçlarına, bundan sonraki geleceğin mobilite çözümlerine bilgi ve verileri aktarabilmek. Ki zaten böyle geliştirdiğimiz bir ürünümüz var; Castrol EDGE. Bu Formula aracında da o kullanılacak, devamlı yenilenecek ve geliştirilecek” ifadelerini kullandı.
Televizyon ekranlarında ya da pist kenarında sadece direksiyon başındaki pilotu ve hızla dönen tekerlekleri gördüğümüzü hatırlatan uzmanlar, arka plandaki devasa veri trafiğine dikkat çekiyor. Sürdürülebilir bir hız ve dayanıklılık elde etmek için yüzlerce mühendisin anlık simülasyonlar yaptığını belirten Nilay Tatlısöz, izleyicilere şu hatırlatmayı yapıyor: “Formula 1 dediğimizde görsellik öne çıkıyor; heyecanlı taraftarlar, pilotlar, takımlar…
Ancak bunun arkasında önemli bir teknik çalışmanın olduğu unutulmasın. Yarış sırasında, sonrasında, öncesinde mühendisler beraber çalışıyorlar. Buradaki performansın oluşması, güvenli sürüşün sağlanması, sürdürülebilirliğin sağlanması için çalışıyorlar. Çok çok büyük bir ekip var. Bunu da bir altını çizmiş olmak istiyoruz.” Tatlısöz, Tüketicilerin ve performans tutkunlarının yeni hibrit teknolojileri konusunda kaygı duymaması gerektiğini, şu an pistte test edilen ekstrem yağlama ve soğutma teknolojilerinin çok yakında standart yol araçlarına indirgeneceğini de ekleyerek, “Şu anda hibrit sistemleri de koydular, yakıtla ilgili bazı sınırlamalar koydular. Bunların bir kısmı halen son tüketicilerde kullanılıyor ama daha bunun başındayız. Bence bu sezonu ve bundan sonraki sezonları görmek, oradaki zorlukları anlamak lazım. Şu anda tüketiciler endi şe etmesinler. Zaten kullandıkları araçlar için en uygun teknolojiler onlarda mevcut. Bizim ürün gamımızda hibrit ve elektrikli araçlara özel ürünlerimiz var. Ancak biz bundan sonra yol araçlarına gelecek teknolojiler geldiğinde onun ürünlerini hazırlıyoruz” dedi.

Otomotiv endüstrisinde bugüne kadar geliştirdiği çekiş sistemi, dizel-hibrit başarıları ve Dakar’daki elektrikli yürüyen aksan tecrübesiyle bilinen üretici kanadı ise Formula 1’e tam zamanında girmenin hesaplarını yapıyor. 2026 kurallarının getirdiği eşitlikçi ve teknoloji odaklı yaklaşım, markaların bu kararı almasındaki en büyük itici güç olarak karşımıza çıkmakta. Sürecin stratejik önemine değinen Audi Türkiye Genel Müdürü Kerem Güven, İstanbul’da sergilenen aracın motor sporları tarihin deki yerini şu sözlerle açıklıyor: “Bu giriş uzun yıllardır planlanan, marka imajıyla birleştirilmesi de bu strateji yönünde kurgulanan bir konu. Yaklaşık 3-4 yıldır geliştirilen bu teknoloji, daha doğrusu giriş kararı ve geliştirilen otomobil, şu anda 2026 kurallarının farklılığı nedeniyle bir kararda olumlu etki yaptı. Burada gördüğünüz otomobil, şu anda yeni kurallarla Türkiye’ye gelmiş olan ilk otomobil. Dolayısıyla biz buradaki marka imajına katkısının yanında motor sporları iletişimini çok seviyoruz, çok kullanıyoruz. Bizim buradaki iletişimimiz devam edecek ve çok olumlu katkısı olacaktır.”
Yeni teknik dönemin ve bu özel aracın Türkiye’ye getirilmesi, 2027’de Formula 1’e yeniden ev sahipliği yapacak olan İstanbul Park pisti için de heyecan verici bir sinyal. Kerem Güven, hem küresel tanıtım hem de yerli sporcuların gelişimi açısından bu dönemin bir milat olduğu nu düşünüyor: “Formula 1’in Türkiye’ye geliyor olması zaten Türkiye’deki motor sporları ilgisini yukarıya alacaktır. Dünyada Türk motor sporları yarışçılarının yükseliyor olması, çok güzel hikâyeler, çok büyük başarılar… Zaten geçtiğimiz 2-3 se nede motor sporları algısını bu hikayeler yukarıya taşıdı. Formula 1, 750 milyon kişi tarafından takip ediliyor. Her yarış 100 milyondan fazla insan tarafından canlı seyrediliyor. Bu ülkemiz adına müthiş bir tanıtım. Pilotlar açısından, motor sporları sevenler arasından en beğenilen, en sevilen pistlerden bir tanesi İstanbul Park. Dolayısıyla hem ülkemiz adına hem markalar adına çok olumlu etkisi olacaktır.”
EKONOMİ
7 gün önceEKONOMİ
16 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 Temmuz 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Temmuz 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.