Türkiye’nin doğu kapısında yeni bir ekonomik dönem başlıyor. TGRT Haber, Türkiye Gazetesi ve İHA gibi yayınları bünyesinde bulunduran İhlas Medya Grubu’nun aylık ekonomi dergisi Türkiye’de İş Dünyası’nın koordinatörlüğünde yapılan Anadolu buluşmaları kapsamında; Kars Ticaret ve Sanayi Odası iş birliği ve KAI Vakfı katkılarıyla gerçekleştirilecek olan dev zirve, Kars’ı küresel ticaretin merkezine yerleştirmeyi hedefliyor. Ardahan’da gerçekleştirilen ilk buluşmanın ardından Kars’ta yapılacak olan bu genişletilmiş toplantı, bölgenin ekonomik parametrelerini yeniden tanımlamaya hazırlanıyor. KAI Vakfı koordinasyonunda, bölgenin geleceğinin masaya yatırılacağı dev bir organizasyonun hazırlıkları tamamlandı. 6 Haziran 2026 tarihinde Kars’ta, Türkiye’de İş Dünyası dergisinin Anadolu Buluşmaları kapsamında “Kars Ardahan Iğdır Bölge Kalkınma Toplantısı” düzenlenecek. Etkinlik kapsamında Çıldır’da Prof.Dr. Esfender Korkmaz tarafından yaptırılacak, Gezi Parkı Revizyon ve Restorasyon temel atma töreni de gerçekleştirilecek.
Panelin en sıcak gündem maddesi kuşkusuz Zengezur Koridoru. Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan, bu koridorun Kars’ı Orta Asya ve Avrupa arasında vazgeçilmez bir lojistik hub’a dönüştüreceğini vurguluyor. Ancak zirvenin asıl odak noktası, Kars’ın sadece bir geçiş yolu değil, aynı zamanda Serbest Bölgeleri ve Organize Sanayi Bölgeleri ile bir üretim merkezi haline getirilmesi. Sanayicinin en büyük beklentisi olan lojistik teşviklerin ve vergi muafiyetlerinin bu zirve aracılığıyla en üst makamlara iletilmesi bekleniyor.
KAI Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Esfender Korkmaz’ın akademik perspektifiyle şekillenen “Bütünleşik Kalkınma Modeli”, Kars, Ardahan ve Iğdır’ı birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan üç kardeş il olarak konumlandırıyor. Iğdır’ın mikro-klima iklimiyle tarımdaki gücü, Ardahan’ın hayvancılıktaki potansiyeli ve Kars’ın turizm ile lojistikteki liderliği, tek bir stratejik plan altında birleşiyor. KAI Vakfı Başkanı Abdullah Akbulak ise bu noktada “güven ve köprü” vurgusu yaparak, İstanbul’daki büyük sermayenin bölgeye akması için vakfın üstleneceği rolünü açıklıyor.
Toplantıda ayrıca Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) ve yerel üniversitelerin katılımıyla, bölgedeki genç girişimcilerin teknolojiye adaptasyonu tartışılacak. “Genç Mucitler” ve “Dijital Tarım” gibi projelerin bölge ekonomisine entegre edilmesi, göçün önlenmesi adına en büyük silah olarak görülüyor. Ardahan toplantısında ortaya konulan “yerel değerlere sahip çıkma” vizyonu, Kars’ta “küresel pazara açılma” stratejisiyle birleşecek.
Kars Valisi Ziya Polat, Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötüken Senger ve bölge milletvekillerinin de hazır bulunacağı zirve sonunda; Kars, Ardahan ve Iğdır’ın ticaret ve sanayi odalarının ortak imzasıyla bir “Kalkınma Manifestosu” yayımlanması ön görülüyor. Bu manifesto, bölgenin 2030 vizyonunu belirleyen, lojistikten turizme, tarımdan sanayiye kadar uzanan somut bir yol haritası niteliği taşıyacak.
”PROF. DR. ESFENDER KORKMAZ, KARS, ARDAHAN VE IĞDIR HATTINDA YEREL KALKINMANIN ANCAK “DEVLET-PİYASA OPTİMUM DENGESİ” İLE MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ BELİRTEREK; BEYİN GÖÇÜYLE MÜCADELENİN BİR HÜKÜMET POLİTİKASI HALİNE GETİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI.”
Kars-Ardahan-Iğdır hattı artık sadece bir sınır hattı değil; üretimin, ihracatın ve kalkınmanın yeni “Güneş Kapısı” olmaya hazırlanıyor.

Kars, Ardahan ve Iğdır’ın ekonomik potansiyelini küre sel ticaret yollarıyla birleştirecek olan tarihi zirve, bölgeyi Kafkaslar ve Orta Asya’nın en stratejik lojistik üssü haline getirmek üzere önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek. Zengezur Koridoru’nun gölgesinde değil, merkezinde bir gelecek kurmayı hedefleyen bölge temsilcileri; lojistik, tarım ve sanayi üçgeninde KAI bölgesini yeniden tanımlıyor. Kalkınmanın yerel liderleriyle yaptığımız bu özel röportaj dizisi, bölgedeki değişim rüzgarının kodlarını sunuyor.
Ekonomi dünyasının duayen isimlerinden Prof. Dr. Esfender Korkmaz, bölgesel kalkınma stratejileri ve Türki ye’nin kanayan yarası haline gelen beyin göçü üzerine çarpıcı bir projeksiyon çizdi. Korkmaz, özellikle Kars, Ardahan ve Iğdır odaklı yerel kalkınma modellerinin “Devlet-Piyasa optimum dengesi” üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kalkınmanın sadece kamu yatırımlarıyla sınırlı kalamayacağını belirten Korkmaz, sivil toplum örgütlerinin (STK) stratejik önemine dikkat çekti. Kars-Ardahan ve Iğdır Kalkınma Vakfı’nın (KAI) bölgeye kazandırdığı okul, yurt ve AB kaynaklı projeleri örnek gösteren Korkmaz, “Dünyada ve Türkiye’de iktisadi konjotür, artık devlet ve piyasanın optimum dengede iş birliği yapmasını zorunlu kılıyor. Standart reçeteler yerine, bölgenin sosyal yapısına uygun yeni politikalar üretmeliyiz” dedi.

Korkmaz, Kars ve Ardahan’ın kalkınma potansiyelini üç ana sütun üzerine kurdu:

Türkiye’nin beşerî sermaye kaybını da değerlendiren Prof. Dr. Korkmaz, beyin göçünün yerel değil, merkezi bir devlet politikasıyla çözülebileceğinin altını çizdi.
Korkmaz, ürkütücü verileri paylaştı: Gençlerin Eğilimi: Türkiye’de 18-25 yaş grubunun yaklaşık 2/3’ü ülkeyi terk etmeyi düşünüyor. Hekim Göçü: 2023 yılında 2785 doktor yurt dışına gitmek için başvuru yaparak rekor kırdı. Stratejik Kayıplar: TÜİK verilerine göre moleküler biyoloji, genetik (yüzde 17,9) ve çeşitli mühendislik branşlarında yüksek oranlı beşerî kayıplar yaşanıyor. Korkmaz, “Ekonomik, hukuki ve siyasi istikrar sorunları sadece maddi kayıplara değil, beyin göçü gibi telafisi zor beşerî kayıplara yol açıyor. Bu sorunların çözümü merkezi hükümetin demokrasi ve hukuk zeminindeki adımlarına bağlıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) Genel Sekreteri Nurullah Karaca, Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı’yı kapsayan TRA2 Bölgesi’nin önümüzdeki 5 yılına damga vuracak stratejik adımları açıkladı. Yeşil dönüşümden beyin göçüyle mücadeleye, siber güvenlikten dikey tarıma kadar geniş bir yelpazede projeler yürüten SERKA, bölgeyi bir lojistik ve teknoloji üssüne dönüştürmeyi hedefliyor.
Dünya Bankası finansörlüğünde yürütülen SoGreen (Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Dönüşüm) Projesi kapsamında bölge ekonomisinin karbon ayak izini azaltmak için düğmeye basıldı. Genel Sekreter Nurullah Karaca, 2026 yılı içerisinde kamuoyuna ilan edilecek destek paketlerinin de taylarını paylaştı: Yeşil Dönüşüm Finansman Desteği: 155 Milyon TL Yeşil Dönüşüm Hızlandırıcı Hibe Desteği: 45 Milyon TL Toplamda 200 milyon TL’lik bu dev kaynak; enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve su kaynaklarının etkin kullanımı gibi alanlarda kullanılacak. Karaca, bu yatırımın sahadaki en somut örneklerinden birinin Ağrı’da uygula nacağını belirterek; “Atıl kamu binalarını 1,5 milyon Euro bütçeyle iklime dirençli Dikey Tarım Merkezlerine dönüş türüyoruz. Bu projeyle hem emisyonu azaltıyor hem de 40 genç kadınımıza istihdam sağlıyoruz” dedi. BEYİN GÖÇÜNE “SİBER” VE “SOSYAL” KALKAN Bölgedeki beyin göçünün sadece işsizlikten kaynaklanmadığını, nitelikli yaşam alanı eksikliğinin de belirleyici olduğunu vurgulayan Karaca, SERKA’nın sadece hibe veren değil, yaşam kalitesi inşa eden bir aktör olduğunu ifade etti. Nitelikli genç nüfusu bölgede tutmak için geliştirilen stratejiler meyvelerini şu şekilde vermeye başladı:
”NURULLAH KARACA, BÖLGEYİ LOJİSTİK VE TEKNOLOJİ ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜRECEK STRATEJİK ADIMLARI AÇIKLARKEN; YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN AYRILAN 200 MİLYON LİRALIK DEV KAYNAĞIN ENERJİ VERİMLİLİĞİNDEN DİKEY TARIMA KADAR BİRÇOK ALANDA ÇARPAN ETKİSİ OLUŞTURACAĞINI İFADE ETTİ. ”
Karaca, önümüzdeki 5 yıl için “Lojistik mi yoksa tarım mı?” ikilemine son noktayı koydu. Bölgenin geleceğinin bu iki sektörün entegrasyonunda yattığını belirten Karaca, Kars-Iğdır-Nahçıvan Demiryolu Projesi ve sınır kapılarındaki gelişmelerle lojistiğin ağırlığının artacağını ifade etti. Yeni dönem stratejisini “Üretimle Entegre Lojistik” olarak tanımlayan Karaca, “Bölge planımız, akıllı tarım uygulamalarıyla üretilen ürünlerin, güçlü lojistik altyapısıyla Kafkasya ve Orta Asya pazarına ihraç edildiği bir model üzerine kurulu. Iğdır ve çevresi artık sadece tarım merkezi değil, uluslararası bir lojistik üs olma yolundadır” diyerek sözlerini noktaladı.
Kars Ardahan Iğdır Eğitim ve Kalkınma Vakfı (KAI), bölgenin eğitim altyapısını güçlendirmenin yanı sıra iş dünyasını bölgeye çekecek stratejik adımları hayata geçiriyor. KAI Vakfı Başkanı Abdullah Akbulak, 2025-2026 döneminde 1600 öğrenciye burs sağladıklarını açıklarken, bölgeye yönelik yeni teşvik paketleri ve büyük kalkınma buluşmasının müjdesini verdi.
Vakfın kurulduğu günden bu yana önceliğinin eğitim olduğunu vurgulayan Akbulak, Kafkas ve Ardahan Üniversitesi kampüslerine yurtlar, okullar, spor salonları ve hastane tefrişatları kazandırdıklarını belirtti. Onursal Başkanlarımız dan İsmail Aytemiz’in Devlet Konservatuarı’ndan sonra Diş Hekimliği Fakültesi ve Diş Hastanesi yatırımını gerçekleştirdiğini kaydeden Akbulak, sadece burs vermekle kalmadıklarını; öğrencilerin staj ve ekipman ihtiyaçlarında da (Tıp öğrencilerine stetoskop desteği gibi) yanlarında olduklarını ifade etti.

Bölge ekonomisini canlandırmak adına Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) ile yakın temas halinde olduklarını belirten Akbulak, iş insanlarını bölgeye yatırım yapmaya davet etti. 26 Mart 2026’da SERKA ile yapılan görüşme çerçevesinde öne çıkan yatırım ve teşvik alanları şöyle sıralandı: Bölge Genelinde: Büyükbaş entegre et/süt hayvancılığı ve 4 yıldız üzeri konaklama tesisleri. Kars: Entegre kaz yetiştiriciliği ve Kavılca buğdayından dondurulmuş unlu mamul üretimi. Ardahan: Kaz yetiştiriciliği ve mobilya üretimi. Iğdır: Kara taşıtları aksam parçaları üretimi ve meyve/ sebze işleme-paketleme tesisleri.
Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Başkanı Kadir Bozan, Kars’ın artık bir aktarma istasyonu değil, üretimin ve ticaretin bizzat yönetildiği bir merkez haline geleceğini müjdeledi. Bozan, lojistik odaklı özel teşvik modelinden dijitalleşmeye kadar kentin “Endüstri 4.0” vizyonunu açıkladı. Zengezur Koridoru’nun hayata geçmesi ve Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demiryolu hattının yapımına başlanmasıyla birlikte Kars ekonomisi kabuk değiştiriyor. KATSO Başkanı Kadir Bozan, şehrin stratejik konumunu ekonomik bir eko sisteme dönüştürmek için Karma OSB, Besi OSB ve Lojistik Merkezi’nin tek bir çatı altında birleşeceğini vurguladı.
Kars’ın sadece yük geçiş güzergâhı olmasına karşı çıkan Bozan, “Sanayi parsellerimizi sektör bazlı kümelenme mantığıyla planlıyoruz. Et-süt işleme, kaz ürünleri, gıda sanayi ve paketleme alanlarında büyüyeceğiz. Zengezur Koridoru en çok üretim altyapısı güçlü olan şehirlere kazandırır; biz de bu altyapıyı kuruyoruz” dedi. Sanayicinin navlun ve enerji maliyetleri altında ezilmeme si için Ankara’ya yeni bir öneri sunacaklarını belirten Bozan, 6. Bölge teşviklerinin Kars için yetersiz kaldığını ifade etti. Bozan, “Kars artık sıradan bir il değil, Avrasya ticaretinde stratejik bir eşiktir. Demiryolu bağlantılı üretim yapan firmalara ilave navlun desteği ve ihracatçıya yük konsolidasyon desteği şart” açıklamasında bulundu.
SERKA ile koordineli olarak sanayi altyapısını dijitalleştireceklerini belirten Başkan Bozan, üretimin her aşamasının veriyle takip edileceğini söyledi. Bozan, “Kars Gıda Kontrol Laboratuvarı’nın uluslararası akreditasyonu ve e-ihracat süreçlerinin yaygınlaştırılması önceliğimizdir. Dijitalleşme bir maliyet değil, verimlilik yatırımıdır” dedi.
Kars’ın yıllık 450 binin üzerinde ziyaretçi ağırlayan bir dünya markasına dönüştüğünü hatırlatan Bozan, esnafın bu pastadan daha fazla pay alması için eğitim seferberliği başlattıklarını şöyle duyurdu: Müşteri Deneyimi: Esnaf artık sadece ürün değil, Kars’ın hikâyesini satacak. Dijital Görünürlük: Google yorum yönetimi ve dijital ödeme sistemleri eğitimi verilecek. Fiyat Şeffaflığı: Turizmde sürdürülebilirlik için hizmet standardı yükseltilecek.
Bölgesel Güç Birliği: Kars, Ardahan ve Iğdır Bölgedeki illerin birbirine rakip değil, tamamlayıcı olması gerektiğini savunan Bozan, “Serhat Bölgesi Ortak Sanayi ve Lojistik Kümelenmesi” önerisini şu başlıklarla dile getirdi: Kars: Üretim ve Lojistik Merkezi Iğdır: Sınır Ticareti ve Dış Pazara Açılım Ardahan: Organik Hayvancılık ve Hammadde Üssü Başkan Kadir Bozan, “Kars’a verilecek her destek, Türkiye’nin doğu kapısında ihracat kapasitesini büyütecek stratejik bir yatırımdır. Bizim yerel teşvik anlayışımız yatırımcıya sadece yer göstermek değil, sonuç alıncaya kadar masada refakat etmektir” ifadelerini kullandı.
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Demirci, kentin ekonomik potansiyelini katlayacak üç ana başlıkta stratejik bir yol haritası çizdi. Hayvancılıkta teknoloji kullanımı, sınır ticaretinde lojistik merkezleşme ve coğrafi işaretli ürünlerde global markalaşma vurgusu yapan Demirci, Ardahan’ın ham madde satan değil, katma değer üreten bir şehir olacağını söyledi.
Hayvancılıkta sadece miktarı artırmanın artık yeterli olmadığını belirten Demirci, veri temelli üretim modellerine geçişin şart olduğunu vurguladı. “Akıllı Mandıra” yaklaşımıyla üreticileri dijital dönüşüme hazırladıklarını belirten Demirci; TKDK, SERKA ve AB fonları aracılığıyla üyelerine; Otomatik sağım sistemleri, Sensör tabanlı sürü yöne timi, Enerji verimli mandıra altyapıları, konularında proje danışmanlığı sunduklarını ifade etti. Çıldır-Aktaş Sınır Kapısı’nın Kafkasya ve Orta Asya’ya açılan dev bir fırsat olduğunu dile getiren Başkan Demirci, “Ardahan’ın sadece araçların geçtiği bir şehir değil, ticaretin yönetildiği bir merkez olması için üç aşamalı strateji izli yoruz” dedi. Demirci, yerel üreticiyi ihracata hazırlamanın yanı sıra soğuk zincir depoları ve lisanslı depoculuk gibi lojistik altyapı yatırımlarıyla kenti bir “Lojistik Üs” haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Ardahan Çiçek Balı, Cancur Eriği ve Kavılca Bulguru gibi coğrafi işaretli ürünlerin dünya pazarlarında “Premium” segmentte yer alması için dijital izlenebilirlik sistemine geçiliyor. Sahtecilikle mücadele kapsamında QR kodlu takip sistemleri üzerinde çalıştıklarını söyleyen Demirci, “Tüketici, aldığı balın hangi yaylada, hangi standartlarda üretildiğini şeffaf şekilde görecek. Premium pazarda yer almanın yolu bilimsel kanıt ve veriden geçer” dedi. Başkan Çetin Demirci, “Ardahan’ın geleceği; geleneksel üretim gücünü teknolojiyle birleştiren, gençlerin de içinde yer aldığı akıllı tarım ve hayvancılık modellerinde şekillenecektir. Sınırda bekleyen değil, sınır ticaretini yöneten bir şehir olacağız” diye konuştu.
Türkiye’de küçük ev aletleri sektörünün öncü isimlerinden Royal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Türkeş Öngel, üretim vizyonundan küresel rekabete, Anneler Günü’ndeki pazar hareketliliğinden Serhat şehri Kars’ın ekonomik geleceğine kadar pek çok başlıkta çarpıcı açıklamalarda bulundu. Öngel, “İthalatı azaltmak adına atılan her adım, bu ülke için kutsaldır” diyerek yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekti. Beş kişilik bir atölyeden 76 ülkeye ihracat yapan bir dünya devine dönüşen Royal Şirketler Grubu ile ithalatın kolaycılığı yerine üretimin zorluğunu seçtiklerini belirten Öngel, bu mücadeleyi bir “vatan görevi” olarak tanımlıyor.
Türk sanayisinin gelişiminde “ithal ikamesi” değil, “it halatı bitirme” vizyonuyla hareket eden Gökhan Tür keş Öngel, kurumsal hayatın güvenli limanlarından ayrılarak başladığı üretim serüveninde bugün Avru pa’nın en büyük üç üreticisinden biri haline gelişinin hikayesini ve Türkiye ekonomisine sunduğu katma değeri paylaştı. Gökhan Türkeş Öngel’in başarı hikayesi, aslında Türki ye’nin sanayileşme azminin bir özeti niteliğinde. Satış kö kenli bir profesyonel olarak 11 yıl boyunca kurumsal hayatta plasiyerlikten yöneticiliğe kadar her kademede görev yapan Öngel, kendi işini kurma kararı aldığında çevresinden gelen “Uzak Doğu’dan hazır ürün getirip satmak varken neden üre tim gibi zor bir işe giriyorsun?” eleştirilerine kulak asmamış. O dönemde Türkiye’nin küçük ev aletleri pazarında yüzde 95 oranında dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Öngel, “Üretimin zor olduğunu biliyorduk ama ithalatın kolaycı lığına kaçmak bizim vizyonumuza tersti. 5 kişilik küçük bir atölyeyle yola çıktık. Bugün geldiğimiz noktada dünyanın 76 ülkesine ihracat yapan, Avrupa’nın üretim kapasitesiyle parmakla gösterilen markalarından biri haline geldik. En çok gurur duyduğum konu ise bizim cesaretimizden feyzalan di ğer girişimci arkadaşlarımızın da sektöre girmesiyle küçük ev aletleri sektörünün Türkiye’de dış ticaret fazlası veren ender sektörlerden biri haline gelmesidir” dedi.
Piyasa hareketliliği ve tüketici alışkanlıklarına da değinen Öngel, Anneler Günü gibi özel dönemlerin sektör için “hasat zamanı” olduğunu belirtti. Ancak son yıllarda tüketici tercihlerinin dramatik bir şekilde değiştiğini vurguladı: “Özellikle pandemi sonrası dönemde yaşam biçimimizle birlikte temizlik anlayışımız da evrildi. Eskiden mutfak robotları revaçtayken, şimdi hijyen odaklı temizlik grubu ürünleri zirvede. Buharlı temizleyiciler şu an pazarın parlayan yıldızı. Kimyasal kullanmadan ısı ile sağlanan hijyen, tüketicinin birinci önceliği haline geldi. Biz de Ar-Ge projelerimizi bazen insanların ihtiyaçlarına göre şekillendiriyoruz, bazen de geliştirdiğimiz inovatif ürünlerle onlara yeni ihtiyaçlar ve kolaylıklar sunuyoruz.” Öngel, Anneler Günü’ndeki satış ivmesine dair sosyolojik bir gözlemini de paylaşarak, Türkiye’deki demografik değişimlerin ticarete yansımasına şu sözlerle dikkat çekti: “Üzülerek ifade etmeliyim ki, anne sayısındaki azalış ve genç nüfusun evlilik-çocuk konusundaki mesafeli duruşu, Anneler Günü gibi özel günlerin o eski coşkulu ticaret hacminde bir durağanlığa sebep oluyor. Bu durum sadece ticari bir kayıp değil, Türkiye’nin geleceği için toplumsal bir motivasyonla çözülmesi gereken en önemli sorunlar dan biridir.
Royal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Türkeş Öngel için Kars, sadece bir doğum yeri değil; karakterinin ve ticari ahlakının şekillendiği bir “yaşam okulu”. Kars’a olan borcunu sadece sosyal yardımlarla değil, kalıcı ekonomik yatırımlarla ödemeye hazırlanan Öngel’in ajandasında 3 kritik başlık öne çıkıyor:
Aslen Karslı olan ve doğduğu topraklara duyduğu derin bağı her fırsatta dile getiren Gökhan Türkeş Öngel, 5-7 Haziran tarihlerinde Türkiye’de İş Dünyası dergisinin koordinasyonunda gerçekleşecek büyük Kars Ekonomi Buluşması öncesi önemli mesajlar verdi. “Ben varlığımı Kars’a borçluyum, şimdi sıra borcumu ödemekte” diyen Öngel, bölge için hayata geçirmeyi planladığı projelerin detaylarını paylaştı. Öngel, “Kars’ta lise bitene kadar yaşadım. Şahsım ve kurucusu olduğumuz KAI Vakfı aracılığıyla her yıl yüzlerce öğrencimize burs veriyoruz. Ancak artık bu desteği üretim teknikleriyle taçlandırmak istiyoruz. Güney Kore’nin kalkınma modeli ya da Cumhuriyetimizin kuruluşundaki idealist yaklaşım gibi; bizlerin batıda öğrendiği üretim disiplinini, iş yapış biçimini ve teknolojiyi Kars’a, oradaki gençlerimize taşıması gerekiyor” dedi. ZENGEZUR KORİDORU VE KARS’IN STRATEJİK GELECEĞİ Kars’ın sadece “vagon boşaltılan bir durak” ya da “turizmde sadece kaz eti yenen bir durak” olmaktan çıkması gerektiğini savunan Öngel, kentin tarihsel ve stratejik derinliğine vurgu yaptı. Osmanlı’da ilk ‘Gazi’ unvanını alan kentin Kars olduğunu hatırlatan Öngel, Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla bölgenin küresel bir ticaret aksı haline geleceğini şöyle ifade etti: “Kars, Cumhuriyet’in ilk yıllarında canlı hayvan ihracatıyla Türkiye’nin en parlak illerinden biriydi. Bugün ise maalesef milli gelirden en az pay alan iller arasında. Ancak avantajlarımız fırsatlarla örtüşmüyor. Kars, muazzam bir kültürel dokuya sahip; her türlü ayrımın reddedildiği, aynılıkların konuşulduğu bir barış kenti. Bu kültürel sermayeyi ekonomik güçle birleştirmeliyiz. Masamızda Kars için üç ayrı proje var; ikisi tarım ve hayvancılık, biri turizm odaklı. En az birini hayata geçirerek istihdama katkı sağlayacağız.” GENÇ GİRİŞİMCİLERE “DOĞU” ÖĞÜDÜ Genç girişimcilere ve Karslı bursiyerlerine her zaman aynı öğüdü verdiğini belirten Gökhan Türkeş Öngel, konuşmasını şu duygusal sözlerle noktaladı: “Gençlere diyorum ki; ayağa kalktığınız, dizlerinizin üzerinden doğrulduğunuz ilk anda gözünüzü doğuya çevirin. Doğunun en doğusundaki, güneşin bile üşüdüğü o Serhat şehri Kars’ı asla unutmayın. O topraklara olan borcumuz ancak üretim le, yatırımla ve oradaki halkın refahını artırarak ödenebilir.” Royal Şirketler Grubu olarak ithalatı engelleyen her ürünü bir “vatan görevi” olarak gördüklerini belirten Öngel, Kars’ın ekonomik kalkınmasında da aynı kararlılıkla masa da ve sahada olacaklarını müjdeledi.
Ardahan deyince akla ilk olarak sarp dağlar, çetin kışlar, kristal karıyla ünlü kayak merkezleri ve tabii ki leziz Posof fasulyesi gelir. Ancak bu serhat şehrinin bir de pek bilinmeyen yönü var: Cumhuriyet’le neredeyse yaşıt bir ticaret ve sanayi odası. Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), 1926’dan bu yana şehrin ekonomik nabzını tutuyor. Ben de bu anlamlı yıl dönümünde düzenlenen 100’üncü yıl etkinlikleri için Ardahan’daydım. “Geçmişten Güç, Geleceğe Vizyon” ana başlığıyla gerçekleştirilen ve “Tarım, Turizm ve Dış Ticarette Yeni Ufuklar” temasını taşıyan çalıştay, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda Ardahan’ın ekonomik geleceğine dair güçlü bir arayışın da göstergesiydi. Üstelik ATSO, bu çalıştayda sadece mevcut sorunları tartışmakla kalmadı; Avrupa Birliği destekli projelerle kentin geleceğini şekillendirecek yeni bir dönüşüm vizyonu da ortaya koydu. Çalıştay kapsamında tanıtılan “Dijitalleşme Yoluyla Avrupa Birliği İş Köprüleri Kurarak Rekabet Gücünün Artırılması ve Yeşil Girişimcilik” projesi, Ardahan’ın uluslararası ticaret ve sürdürülebilir kalkınma ekseninde yeni bir yol haritası oluşturmayı hedefliyor. ATSO liderliğinde yürütülen projede Avrupa ve Bulgaristan ticaret-sanayi odaları da ortak olarak yer alıyor. Projenin temel amacı ise az gelişmiş bölgeler için bir “Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve Dijital Dönüşüm Merkezi” kurmak.
Böylece bölgedeki KOBİ’lerin dijitalleşme, e-ihracat, sürdürülebilir üretim ve dış ticaret kapasitesinin artırılması planlanıyor.
Başkanı Çetin Demirci ile yaptığım söyleşide en çok dikkatimi çeken şey, odanın tarihsel derinliği ile Ardahan’ın bugünkü ekonomik görünümü arasındaki çarpıcı tezat oldu. Demirci’nin ifadesiyle, “Ardahan 1926’da bugünkü nüfusuna sahipti.” Yani şehir, 100 yıl önce de bugünkü kadar kalabalıktı ama ekonomik ağırlığı ile bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Peki ne oldu da bu potansiyel eridi? Başkanın yanıtı net: Sanayileşe meme ve hayvancılığın katma değer yaratamadan giderek zayıflaması. “Dünyada sanayi devrimini kaçıran milletler nasıl geri kaldıysa, biz de benzer bir şeyi yaşadık” diyor Demirci. Ardahan, hayvancılıkla ayakta durmaya çalışan ama hayvanını karkas olarak bile satmakta zorlanan, pastırmasıyla, sucuğuyla markalaşamamış bir il haline gelmiş. Oysa komşusu Gürcistan’ın Borjomi kentinde 10 yıl önce konaklama tesisi yokken bugün binlerce yatak kapasitesine ulaşılmış durumda. Ardahan ise hâlâ “Turizm yapacağız, bize içlik satın” diyen esnaf zihniye tiyle mücadele ediyor.
Çalıştay boyunca üç ana sektör masaya yatırıldı: tarım, turizm ve dış ticaret. Her biri Ardahan için hayati ama her biri aynı kronik sorunlara takılıyor: altyapı eksikliği, tanıtım yetersizliği, insan kaynağı eksikliği ve en önemlisi girişimci iştahının azlığı. Tarımda Ardahan’ın coğrafi işaretli ürünleri var: Posof fasulyesi, Ardahan balı, kaşarı, kazı… Ancak Başkan Demirci’nin espriyle karışık itirafı aslında acı bir gerçeği özetliyor: “Posof fasulyesini çok değerli olduğu için kendimiz yiyoruz, satamıyoruz.” Üretim kapasitesi artsa bile bunu pazara taşıyacak genç nüfus yok. Zira Ardahan, Türkiye’nin en yaşlı nüfuslu illerinden biri. Yaş ortalaması 56. Bu rakam, şehrin geleceğine dair en vahim uyarı. Turizmde ise durum daha da ironik. Ardahan; kristal karıyla, Çıldır Gölü’nün buz tutmuş yüzeyiyle, yaylalarıyla tam bir doğa harikası. Vali Mehmet Fatih Çiçekli’nin açılış konuşmasında sorduğu soru tam yerindeydi: “Sahip olduğumuz potansiyeli ne kadar kullanıyoruz?” Vali, “Tanıtım yapıyoruz, insanları çağırıyoruz, peki geldiklerinde nerede konaklayacaklar?” diyerek Ardahan’ın turizm altyapısındaki büyük açığı işaret etti. Belediye Başkanı Faruk Demir de aynı noktaya dikkat çekti: “Kış turizmi, yayla turizmi, gastronomi rotaları oluşturmalıyız ama önce konaklama ve ulaşım sorunlarını çözmeliyiz.” Dış ticaret ise neredeyse sıfır noktasında. Başkan Demirci’nin verdiği bilgiye göre göreve geldiğinde sınır ticareti yapan üye sayısı sadece üçmüş. Bugün bu sayı beşe çıkmış. Gürcistan ile ticaret potansiyeli yüksek ama iki tarafta da benzer yapısal sorunlar var. Demirci’nin deyimiyle, “Karşı taraf yoksul, biz daha da yoksul. Ama onlar altyapıya yatırım yaptı, biz hâlâ bekliyoruz.” Tam da bu noktada ATSO’nun Avrupa Birliği destekli projesi dikkat çekiyor. Çünkü Avrupa Birliği artık yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecinin çevreye etkisine de bakıyor. Karbon salınımı yüksek sektörlere yeni maliyetler getiren “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”, özellikle ihracat yapan firmaları doğrudan etkileyecek.
ATSO’nun kurmayı hedeflediği Yeşil Mutabakat ve Dijital Dönüşüm Merkezi ise Ardahan’daki işletmelerin bu yeni ticaret düzenine uyum sağlamasını amaçlıyor. Eğitimler, dijital pazarlama desteği, e-ihracat danışmanlığı ve sürdürülebilir üretim modelleriyle özellikle KOBİ’lerin rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.
Çalıştayın belki de en yapıcı çıktısı, Ardahan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Kemal Çelik’in vurguladığı “ortak akıl” çağrısıydı. Üniversite, ticaret odası, belediye ve valilik arasında kurulacak köprülerle teorik bilginin pratiğe dökülebileceği ifade edildi. Ardahan için somut yatırımlara ihtiyaç duyuluyor: demiryolu bağlan tısı, havalimanı, lisanslı depolar, soğuk zincir tesisleri, modern mezbahalar, dört yıldızlı oteller ve en önemlisi girişimci ekosistemini canlandıracak mali teşvikler… Başkan Demirci’nin deyimiyle, “Doğrudan nakit destek modelleri, buradaki çiftçi ve yatırımcı için hayati.”
Ardahan, Cumhuriyet’le yaşıt bir ticaret odasına sahip olmanın gururunu yaşıyor. Ancak bu bir asırlık geçmiş, madalyonun yalnızca bir yüzü. Diğer yüzünde ise kaçırılmış fırsatlar, göçle eriyen nüfus ve sanayileşememiş bir il gerçeği var.
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası liderliğinde; Artvin Ticaret ve Sanayi Odası ve Bulgaristan Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığıyla yürütülen Avrupa Birliği destekli proje kapsamında, Ardahan’da “Az Gelişmiş Bölge AB Yeşil Mutabakatı ve Dijital Dönüşüm Merkezi” kurulması hedefleniyor. Türkiye-AB İş Diyaloğu II (TEBD II) Hibe Programı kapsamında desteklenen ve Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) fonlarıyla finanse edilen proje; Eurochambres liderliğinde ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş birliğiyle yürütülüyor. Proje ile:
Yetkililere göre Avrupa Birliği artık yalnızca ürün kalitesine değil, üretim süreçlerinin çevresel etkilerine de büyük önem veriyor. Bu nedenle Türkiye’nin ihracattaki rekabet gücünü sürdürebilmesi için yeşil dönüşüm ve dijitalleşme süreçlerini hızlandırması kritik önem taşıyor. ATSO öncülüğünde yürütülen bu proje ise Ardahan’ın yeni ekonomik dönüşüm sürecine hazırlanması açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
#KarsArdahanIğdırKalkınmaToplantısı #AnadoluBuluşmaları #ZengezurKoridoru #Kars2026 #GüneşKapısı #KAIVakfı
EKONOMİ
26 gün önceEKONOMİ
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026EKONOMİ
03 Haziran 2026EKONOMİ
03 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.