Sermaye piyasalarından reel sektöre kadar Türki ye’nin üretim ve ihracat odaklı büyüme heyecanı gıda sektöründe de tüm hızıyla sürüyor. Sektör temsilcileri ve sanayiciler, yüksek katma değerli ürünler ve inovatif tarım teknolojileriyle (Agro-tech) küre sel pazarlardaki paylarını artırmaya odaklanmış durumda. Bu kapsamda, uluslararası ticarette kartların yeniden karıldığı 2026 yılında, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı gıda fuarları küresel gıda devlerini ve büyük satın almacıları İstanbul’da buluşturacak.
Türkiye’nin gıda sektöründeki “güç birliği” vizyonu, birbirinden değerli üç büyük organizasyonla taçlanıyor. Sektörün ihracat kapasitesini artırmak ve küresel alıcılarla stratejik bağlantılar kurmak amacıyla düzenlenen F İstanbul, Foodist ve WorldFood İstanbul, Türkiye’yi uluslararası gıda ticaretinin kalbi konumuna taşıyor. 26-29 Ağustos 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan F İstanbul, Türkiye’nin en kapsamlı gıda ve içecek ürünleri fuarı olarak öne çıkıyor. “Sürekli Yeni Ticaret Bağlantıları” mottosuyla organize edilen fuar, 100’ün üzerinde ülkeden gelen profesyonel alıcıları tek bir çatı altında topluyor.
Küresel Konum: 2 milyarlık nüfusun merkezinde, Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına açılan güçlü bir lojistik köprü. Dijital Altyapı: Gelişmiş dijital sistemler sayesinde katılımcı ve ziyaretçilerin etkinlik öncesinde eşleşerek iletişim süreçlerini hızlandırması sağlanıyor. Kapsamlı Ürün Yelpazesi: İşlenmiş gıdadan teknoloji ye, ambalaj çözümlerinden market ekipmanlarına ve unlu mamullerden atıştırmalık ürünlere kadar sektörün tüm segmentleri spesifik hollerde bir araya getiriliyor.
Sektör temsilcilerinin “dünya çapında tek ve büyük bir fuar” beklentisi, Foodist İstanbul ile hayat buluyor. Türk gıda sektörünün tüm çatı kuruluşlarını ilk kez tek bir vizyonda birleştiren bu dev organizasyon, “dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma” hedefiyle yola çıkıyor. Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde 1–4 Eylül 2026 tarihleri arasında, 120 bin metrekarelik alanda düzenlenecek fuar; 1.000 civarında firma ve markayı, 150’yi aşkın ülkeden gelen binlerce profesyonel ziyaretçiyle buluşturacak.
Uluslararası fuarcılık devi ICA Events’in 50’yi aşkın global organizasyon tecrübesiyle şekillenen WorldFood İstanbul, 15-18 Aralık 2026 tarihlerinde 34. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Sektördeki köklü geçmişini modern bir vizyonla harmanlayan fuar, İstanbul Fuar Merkezi’nin (İFM) teknolojik altyapısına taşınarak Türkiye’nin gıda ihracatında çıtayı çok daha yukarıya taşıyor.
Gıda Teknolojileriyle (Foodtech) Tam Entegrasyon: Fuar, yalnızca nihai tüketim ürünlerine odaklanmakla kalmıyor; üretim hatlarından paketleme teknolojilerine ve soğuk zincir çözümlerine kadar gıda ekosisteminin tüm bileşenlerini “Foodtech” çatısı altında buluşturuyor. Bu entegrasyon, Türk üreticilerin teknolojik dönüşümünü hızlandırarak katma değerli ihracatı destekliyor.
100 Ülkeyi Aşan Küresel Alım Ağı: 100’den fazla ülkeden gelen binlerce nitelikli satın almacı ve zincir market temsilcisi, fuarı uluslararası ticaretin merkez üssü haline getiriyor. Katılımcı firmalar, özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetler pazarındaki geniş alıcı kitlesiyle doğrudan temas kurma fırsatı buluyor.
Yıl Sonu İhracat Performansına Stratejik Dokunuş: Aralık ayında gerçekleştirilmesi, firmalara yıllık ihracat he deflerini kapatırken yeni yılın ticari bağlantılarını şimdiden kurma ve gıda sektöründeki küresel trendleri yerinde analiz etme avantajı sağlıyor.
Modern Altyapı ve Verimlilik: İFM’nin sağladığı yüksek kapasiteli ve teknolojik fuar alanı, katılımcıların stantlarında çok daha büyük hacimli ürün sergilemesine olanak tanırken, profesyonel ziyaretçiler için ise verimli bir iş görüşme ortamı sunuyor.
WorldFood İstanbul, 34 yıllık bu köklü mirasıyla, Türkiye’nin gıda ve içecek sektöründeki üretim gücünü dünya vitrinine taşımaya, sektör profesyonellerini yenilikçi bir platformda birleştirerek küresel gıda zincirinde Türkiye’nin payını artırmaya devam ediyor.

Sektörün çatı kuruluşlarının uyumlu iş birliğiyle 2030 yılına kadar kurumsallaştırılması hedeflenen bu vizyon, Türkiye’nin gastronomi turizmini ve gıda ihracatını rekor seviyelere taşımayı amaçlıyor. Sektörün yıllık ticaret hac mine yaklaşık 2 milyar dolarlık katkı sağlaması öngörülen bu organizasyonlar; Türkiye’yi sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda küresel gıda trendlerinin belirlendiği entelektüel ve ticari bir üs haline getiriyor. Türk gıda endüstrisinin dünya standartlarının üzerindeki kalitesi, bu platformlar aracılığıyla “Made in Türkiye” markasıyla küre sel mutfakların vazgeçilmezi olmaya devam edecek. Şimdi, bu dev organizasyonların ardındaki stratejik aklı ve sektörün lider isimlerinin bakış açısıyla mercek altına alıyoruz.

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı
İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, Türk gıda sektörünün tüm paydaşlarıyla tarihi bir güç birliğine imza attığını belirterek, “Foodist” fuarıyla Türkiye’nin küresel rekabetteki gerçek potansiyelini dün yaya kanıtlayacaklarını açıkladı. Geçmişte sektör genelinde sağlanamayan kapsamlı iş birliğinin günümüz konjonktüründe artık bir zorunluluk olduğunu ifade eden Taycı, bu devrim niteliğindeki yeni fuar organizasyonunun tarihi bir ilk olduğunun altını çizdi. Sektör temsilcilerinin ortak kararlılıkla hareket etmesinin küresel pazarlardaki gücü artıracağını belirten Taycı, şu değerlendirmede bulundu: “Tüm paydaşlar olarak bir araya geldik. Belki de doğru zaman bu zamandı. Şartlar ve küresel konjonktür bizi birlikte hareket etmeye itti. Bu adımın getirdiği katma değeri çok kısa sürede hep birlikte göreceğiz.”
İhracat stratejilerini istikrarlı, öngörülebilir ve sosyal-siyasi açıdan dengeli pazarlar üzerine inşa ettiklerini belirten Taycı, düzenlenecek dev organizasyonun en büyük kazanımını çarpıcı bir şekilde özetledi: “Fuarın bize sağlayacağı en büyük katma değer, uluslararası ziyaretçilerin ve küresel aktörlerin, Türkiye’deki gıda sanayisinin ve endüstrisinin, rekabet ettiğimiz diğer ülkelerden çok daha gelişmiş ve ileri bir noktada olduğunu sahada bizzat görmelerini sağlamak olacak.”
Dünya genelinde Türk mutfağına artan ilgiye dikkat çeken Taycı, coğrafi işaretli tescilli ürünlerin dünyaca ünlü gastronomi otoritelerini Türkiye’ye çektiğini belirtti. Geleneksel fuar modellerine güçlü bir alternatif olarak doğan ‘Foodist’ ile sektöre yeni bir vizyon katacaklarını vurgula yan Taycı, hedeflerini şu sözlerle noktaladı: “Artık bilindik fuar modellerinden sıkıldık. Türkiye, üretim gelişimiyle kararlılığını bu fuarla dünyaya ispatlayacak. Gıda sektöründeki seviyemiz dünya standartlarının üzerindedir ve asıl hedefimiz ‘Made in Türkiye’ markasını küresel mutfakların kalıcı bir parçası yapmaktır.”

Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Celal Kadooğlu, 12 milyar doları aşan ihracat hacmiyle Türkiye’nin dev bir gıda merkezine dönüştüğünü belirtti. Kadooğlu, sektörün çatı kuruluşlarını birleştiren Foodist fuarının, Anadolu’nun lezzet mirasını dünyaya taşıyacak en güçlü kapı olacağını vurguladı.
Sektörün potansiyelini değerlendiren Kadooğlu, “Bugün SIAL, ANUGA ve Gulfood gibi fuarlar kendi bölgelerinin küresel vitrini haline geldiyse, Türkiye’nin sahip olduğu üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve ihracat tecrübesi saye sinde Foodist’in de kısa sürede dünyanın sayılı gıda fuarları arasında yer alacağına yürekten inanıyoruz” dedi.
Güneydoğu Anadolu’nun ürünlerini küresel pazarlara taşıma konusunda Kadooğlu, beklentilerini şu şekilde kaydetti:
Foodist’in etkisinin fuar alanı ile sınırlı kalmayacağını, otellerden lojistiğe kadar tüm Türkiye’ye yayılacak bir ekonomik hareketlilik sağlayacağını belirten Kadooğlu, “Bu platform sayesinde sadece büyük firmalarımız değil, ihracata yeni başlayacak KOBİ’lerimiz ve niş ürün geliştiren üreticilerimiz de uluslararası alıcılarla buluşma imkânı yakalayacak” diye konuştu
Sektörün çatı kuruluşlarının “Türkiye Gıda Platformu” altında birleşerek bu sürece öncülük ettiğini hatırlatan GAİB Başkanı Kadooğlu, “Ülkemize dünyanın en prestijli gıda fuarını kazandırma hedefiyle kararlılıkla ilerliyoruz. Artık yalnızca dünyanın önemli gıda üreticilerinden biri olmak yetmiyor; sektörümüzü temsil edecek küresel ölçekte güçlü organizasyonlara da sahip olmamız gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Veysel Memiş
Türkiye’nin bakliyat ihracatının yüzde 88’ini tek başına sırtlayan Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), sektörün gücünü Foodist İstanbul ile küresel sahneye taşımaya hazırlanıyor. AHBİB Başkanı Veysel Memiş, yeni dönemde marka odak lı büyüme ve stratejik pazarlara odaklanacaklarını açıkladı. Memiş, Türk bakliyat sektörünün küresel gıda zincirindeki stratejik konumunu değerlendirdi. Türkiye’nin kesintisiz tedarik yeteneği ile dünyada öne çıktığını belirten Memiş, AHBİB’in bu başarıdaki liderliğine ve Foodist İstanbul fuarının sektöre sunacağı fırsatlara dikkat çekti.
Sektördeki liderliklerini güçlü verilerle pekiştirdiklerini vurgulayan Memiş, ihracat başarılarını şu başlıklarla özetledi:
Foodist İstanbul fuarını ticari bir etkinliğin ötesinde, stratejik bir ihracat vitrini olarak gördüklerini belirten Memiş, güve ne dayalı ilişkiler geliştirmenin önemine vurgu yaptı. Memiş’in işaret ettiği stratejik büyüme alanları şunlar oldu:
Türkiye Gıda Platformu çatısı altındaki dayanışmanın sektörün en büyük avantajı olduğunu belirten Memiş, “Bu dayanışma kültürünün, Türkiye markasının uluslararası algısını güçlendireceğine inanıyoruz. Foodist İstanbul’da kurulacak iş birlikleri, Türk gıda sektörünün küresel rekabet gücünü artırırken, ülkemizin dünya ticaretindeki etkinliğine uzun vadeli katkılar sağlayacaktır” dedi.

Türkiye’de İş Dünyası dergisi öncülüğünde Samsa Land’da buluşan sektör temsilcileri, gastronominin geleceğine yön verecek sürdürülebilirlik ve dijitalleşme adımlarını masaya yatırdı. Küresel rekabet için “ortak akıl” ve “milli proje” çağrısı yapıldı.
Toplantıda öne çıkan üç kritik odak noktası şunlar oldu:
Toplantıda, sektörün dağınık yapısından kurtularak kamu ve özel sektör iş birliğiyle bir “Milli Proje” çatısı altında toplanmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Doğru stratejik adımlarla Türkiye’nin köklü mutfak mirasının, dünya çapında çok daha güçlü ve rekabetçi bir konuma ulaşacağı vurgulandı.
Etkinliğe ev sahipliği yapan Samsa Land Kurucusu Abdullah Cumali, 2018’de Şirinevler’de başlayan lezzet yolculuklarını daha geniş kitlelere ulaştırmak için Küçükçekmece’ye taşıdıklarını anlattı. Orta Asya ve Türkmen mutfağını tanıtmayı hedeflediklerini belirten Cumali, şu bilgileri aktardı: “İsmimizi Orta Asya’ya özgü tandırda pişen ‘Samsa’ böreğinden alıyoruz. Menümüzde Samsa’nın yanı sıra mantı çeşitleri, fitçi böreği, Orta Asya pilavı ve ‘Şaşlık’ adını verdiğimiz özel et çeşitlerimiz bulunuyor. Türk halkı bu mutfak kültürünü kısa sürede benimsedi; öyle ki bugün müşteri portföyümüzün yüzde 60’ından fazlasını yerli misafirlerimiz oluşturuyor.”

Yüksek Gıda Mühendisi Elif Aşlamacı Attepe
Bu yıl itibariyle ülkemizde 3 büyük gıda fuarı birbirine yakın tarihlerde yapılacak. Bu durum malesef sektörün gelişimini desteklemek yerine katılımı ve ilgiyi bölecektir diye düşünüyorum. Aynı hedef kitleye hitap eden bu tür organizasyonlarda, hem katılımcı firmalar hem de yurt dışından gelen alıcılar açısından önemli maliyetler ve verimsizlikler oluşur. Bir fuara katılım; stant kurulumu, lojistik, konaklama, personel ve tanıtım giderleri nedeniyle ciddi bir bütçe gerektirir. Firmalar tek fuara katıldığında diğer organizasyonlardaki potansiyel müşterileri kaçırma riskiyle karşılaşırken, tüm fuarlara katıldıklarında ise ciddi maliyetler ile karşı karşıya kalırlar. Özellikle KOBİ’ler için bu durum rekabet gücünü olumsuz etkiler. Hele ki ölçek ekonomisine yoğunlaşarak iş yapan gıda sektörü gibi sektörler için önemli bir maliyet unsuru diyebilirim. Yurt dışından gelen alıcı ve yatırımcılar içinde benzer bir ikilem söz konusu. Yatırımcı seyahat maliyetleri nedeniyle çoğu zaman yalnızca bir fuarı ziyaret edebilmekte, diğer fuarlarda yer alan firmalarla buluşma fırsatını kaçırmaktadır. Bu durum hem ticaret hacmini hem de yeni iş birliklerini sınırlandırmaktadır. Bu yıl bu üç gıda fuarına katılacak katılımcı ve ziyaretçi kitlesinin üç organizasyona bölünmesi, fuarların uluslararası ölçekte büyümesini de engelleyecektir diye düşünüyorum. Oysa güçlü, kapsamlı ve yüksek katılımlı tek bir organizasyon, Türkiye’nin gıda sektörünü daha etkili şekilde dünyaya tanıtabilir, daha fazla yabancı alıcı çekebilir ve ihracata önemli katkı sağlayabilir. Bu nedenle bir gıda sektörü profesyoneli olarak fuar organizatörleri, sektör temsilcileri ve ilgili kamu kurumlarını ortak bir planlama yapmaya davet ediyorum. Fuar tarihlerinin çakışmayacak şekilde düzenlenmesi veya sektörün tek çatı altında buluşabileceği güçlü bir organizasyon modelinin oluşturulması, hem firmaların maliyetlerini azaltacak hem de Türkiye’nin uluslararası fuarcılıktaki rekabet gücünü artıracaktır. Gıda sektörünün sahip olduğu üretim ve ihracat potansiyeli, dünya çapında ses getiren bir fuarı hak etmektedir. Bunun yolu ise rekabet eden değil, birbirini tamamlayan ve sektöre ortak değer üreten fuar anlayışından geçmektedir.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, gıda sektörünün geleceğine yön verecek yeni fuar projesi hak kında önemli açıklamalarda bulundu. Şarman, bu girişimin sadece bir ihracat odaklı ticari etkinlik değil, sektörün tüm paydaşlarını “360 derece” kapsayan entelektüel, sosyal ve ekonomik bir buluşma merkezi olacağını vurguladı. Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nın sektör paydaşlarına sunacağı ana kazanımları değerlendiren Şarman, etkinliği klasik fuar mantığının ötesinde konumlandırdıklarını ifade etti. Demir Şarman, “Bu fuar sadece ihracat kontratlarının imzalandığı bir yer olmayacak. İç piyasadaki müşterilerimiz, zincir marketler, start-up’lar ve teknoloji üreticileriyle bir araya geleceğimiz; bilgi alışverişinde bulunacağımız bir platform kuruyoruz” dedi. Fuarın sadece stant açılan bir alan değil, konferanslar ve çalışma gruplarıyla bir “öğrenme ve öğretme” merkezi olacağının altını çizdi.
Türk gıda ürünlerinin dünya genelinde çok yüksek bir repütasyona sahip olduğunu belirten Şarman, kalite standartları konusundaki iddialarını şu sözlerle dile getirdi: “Türk gıda ve içecek sektörü dünyaya çok entegre bir yapıda. İster primer üretim, ister endüstriyel paketlenmiş gıda olsun, her aşamada dünyanın en üst standartlarında üretim yapıyoruz. Türkiye mevzuatı ve uluslararası sertifi kasyonlarımız, dünyanın en sıkı regülasyonlarıyla uyumlu. Fuarımız, bu başarının ispatı ve değişen şartlara adaptasyon sürecinin konuşulacağı bir zemin olacak.”
DEVLET VE ÖZEL SEKTÖRÜN ORTAK AKLIYLA ŞEKİLLENEN “MİLLİ PROJE” VİZYONU; İNOVATİF TARIM TEKNOLOJİLERİ (AGRO-TECH), COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN ZENGİNLİĞİ VE “MADE İN TÜRKİYE” MARKASIYLA KÜRESEL GIDA TİCARETİNİN ROTASINI İSTANBUL’A ÇEVİRMEYİ HEDEFLİYOR.
Gıda dünyasında güvenilirlik ve izlenebilirlik konularında “coğrafi işaretli ürünlerin” kritik bir rol oynadığını belirten Şarman, markalaşmanın tüm sektörler için en önemli sınav olduğunu vurguladı. Suistimallere karşı sektörün “özdisiplin” ile hareket etmesi gerektiğini ifade eden Şarman, şunları ekledi: “Coğrafi işaretler, markalaşmak için çok değerli enstrümanlar. Her sektörde olduğu gibi gı dada da suistimaller yaşanabilir; ancak sektörün iç etiği ve kamunun denetleyici mekanizmaları, ‘çürük domateslerin’ ayıklanması noktasında oldukça hassas ve etkili çalışıyor. Biz bu süreci destekliyoruz.” Fuarın Türkiye’nin gıda ve gastronomi ihracatına sağlayacağı katma değere dikkat çeken Şarman, vizyonlarını şu şekilde özetledi: “Buradaki amacımız sadece mal alıp satmak değil; küresel gıda gündemini İstanbul’da belirlemek. Tıpkı Davos’ta olduğu gibi; kanaat önderlerinin, kurumların ve sektör temsilcilerinin sürdürülebilir gıda ve tarım vizyonu için buluştuğu bir merkez inşa ediyoruz. İstanbul’u turizm, gastronomi ve entelektüel birikimle birleştirerek dünyaya enerji ve heyecan katan devasa bir aktivite merkezi haline getireceğiz.”

Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz
Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, gıda sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren yeni fuar projesinin, sadece ticari bir etkinlik değil, aynı zamanda Türkiye’nin küresel bir “buluşma noktası” olma vizyonunu güçlendiren stratejik bir platform olduğunu belirtti. Şahinöz, fuarın sektör üzerindeki etkisini sadece gıda ticaretiyle sınırlı görmüyor. Fuar için İstanbul’a gelen yabancı profesyonellerin, şehrin otel, restoran ve yeme-içme kültüründen duyacakları memnuniyetin, Türkiye’nin gastronomi turizmine de doğrudan katkı sağlayacağını vurgulayan Şahinöz şunları söyledi: “Fuar için gelen misafirlerimiz buradaki ortamı beğen diklerinde, yarın tatil yapmak için de tekrar gelecekler. Bu durum, ev dışı tüketim noktası dediğimiz restoranlardan otellere kadar tüm işletmecilerimize büyük bir fayda sağlayacak.”
Fuarın en büyük katma değerini “yerinde tanıtım” olarak tanımlayan ETÜDER Başkanı, Türkiye’nin ürünlerini dünyaya tanıtmak için milyonlarca kilometre yol kat etmek yerine, dünyayı kendi coğrafyamızda ağırlamanın daha verimli olduğuna şöyle dikkat çekti: “Ürünlerimizi tanıtmak için dünya kadar masraf yapıp insanları ve ürünleri sürekli başka ülkelere taşımak yerine, artık kendi coğrafyamızda bu tanıtımı yapacağız. İstanbul, küresel gıda gündemini belirlemek için en doğru yer ve bunu fazlasıyla hak ediyor.”

Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizm, Seyahat ve Gastronomi Hizmetleri Komite Başkanı Hediye Güral Gür
Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizm, Seyahat ve Gastronomi Hizmetleri Komite Başkanı Hediye Güral Gür, Türkiye’nin gastronomi alanındaki uluslararası stratejisini ve yeni dönem hedeflerini açıkladı. NATO Zirvesi’nde dünya liderlerine sunulan Türk lezzetleri nin önemli bir diplomatik etki sağladığına dikkat çeken Gür, bu başarıyı kalıcı bir ihracat kalemine dönüştürmeyi amaçladıklarını vurguladı. NATO Zirvesi’ndeki gastronomi sunumlarının sıradan bir organizasyonun ötesinde, Türkiye’nin kültürel zenginliğini yansıtan dev bir platform olduğunu belirten Gür, süreci şu sözlerle değerlendirdi:
“NATO Zirvesi, Türkiye’nin gastronomi alanındaki birikimini ve kültürel zenginliğini uluslararası kamuoyuna taşıyan çok önemli bir platform oldu. Dünya liderlerine sunulan her tabak; Anadolu’nun üretim gücünü, coğrafi çeşitliliğini ve Türk misafirperverliğini temsil etti. Bu nedenle zirvede ortaya konulan ‘lezzet diplomasisini’ yalnızca başarılı bir organizasyon olarak değil, Türkiye’nin gastronomi alanındaki küresel marka yolculuğunu hızlandıracak önemli bir fırsat olarak görüyoruz.”
Gastronominin artık sadece turizmi destekleyen bir yan unsur değil, tarımdan konaklamaya kadar devasa bir ekosistemi besleyen stratejik bir hizmet ihracatı olduğuna işaret eden Gür, bu alandaki kritik yatırım odağını şu ifadelerle özetledi: “Bugün gastronomi artık yalnızca restoran deneyimin den ibaret değil; turizmden tarıma, konaklamadan etkinlik yönetimine kadar geniş bir ekonomik ekosistemi besleyen stratejik bir hizmet alanı haline geldi. Bu nedenle en kritik yatırım alanının markalaşma ve deneyim ekonomisi olduğuna inanıyoruz. Bir ziyaretçi yalnızca yemek yemiyor; o yemeğin hikâyesini, üretildiği coğrafyayı, kültürünü ve yaşam biçimini de deneyimliyor. Bu deneyim, turistin destinasyonda daha uzun kalmasını, daha fazla harcama yapmasını ve ülkeyle daha güçlü bir bağ kurmasını sağlıyor.”

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, tarım ve gıda sektörünün stratejik önemi, ihracat potansiyeli ve üretim planlaması konularında önemli açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 26 ülkeye ihracat yaptıklarını belirten Reis, Türkiye’nin bereketli topraklarında yerel tohumlarla yetişen piliç ve bakliyat ürünlerine, kaliteleri nedeniyle dünya fiyatlarının üzerinde bir talep olduğunu vurguladı. Türkiye topraklarında yetişen ürünlerin nitelik açısın dan dünyadaki rakiplerinden üstün olduğunu ifade eden Mehmet Reis, kırmızı mercimek üzerinden çarpıcı bir örnek verdi: “Kanada’dan gelen kırmızı mercimeğin fiyatı Türki ye’de 35-40 lira arasındayken, Türkiye’de yetişen yerli mercimek 65-90 lira bandında seyrediyor. Aradaki yüzde 50’yi aşan fiyat farkına rağmen, Kanada ve hatta ABD gibi üretici ülkeler, kalitesi nedeniyle bizden yeşil ve kırmızı mercimek, nohut ve fasulye talep ediyor.”
Mehmet Reis, tarımsal ihracatın ekonomik değerine de değinerek, sanayi ihracatının büyük kısmının ithal ham maddeye dayandığını, ancak tarımsal ihracatın %80’inin çiftçinin el emeği ve alın teri olduğunu vurguladı. Türkiye’nin tarım ürünlerinde yıllık 5 ila 7 milyar dolar dış ticaret fazlası verdiğine işaret eden Reis, sektöre daha fazla destek verilmesi gerektiğini söyledi. Pandemi, savaşlar ve iklim krizinin gıdanın stratejik bir güç olduğunu ortaya koyduğunu belirten Reis, “Tarım ve gıda, milli savunma kadar ülke korunmasında önemli bir sektördür. Sadece insan beslenmesi değil, diğer sektörlere de ham madde sağlar. Bu sektörü daha güçlü desteklemeliyiz” dedi. Gıda fuarlarını ülke ve ürün tanıtımı açısından çok önemsediğini belirten Mehmet Reis, Reis Gıda olarak pazar paylarına ve markalarına güvendiklerini, rekabetten çekinmediklerini ifade etti. Ancak fuar organizasyonlarına bir eleştiri getiren Reis, “Ülkemizde yapılan fuarların yurt içinde ve dışında duyurusunun çok daha etkin ve güçlü olmasını dilerim. Biz fuara katıldığımızda sadece kendi markamızı değil, ülkemizi ve ülkemizde yetişen kaliteli ürünleri tanıtıyoruz” şeklinde konuştu.

Tirmata Tarım Ürünleri Gıda Sanayi Tic. A.Ş. Genel Müdürü Murat Kasap
Tirmata Tarım Ürünleri Gıda Sanayi Tic. A.Ş. Genel Müdürü Murat Kasap, Türkiye’nin gıda sektöründeki potansiyelini küresel pazarlara daha etkili taşımak adına “tek ve birleşik bir fuar markası” vizyonunu savundu. Anuga ve SIAL gibi dünya devleriyle rekabet edebilecek, Türkiye merkezli uluslararası bir fuar organizasyonunun, Türk üreticisinin ihracat hedeflerini hızlandıracağını vurgulayan Kasap, Tirmata’nın bu vizyon doğrultusundaki stratejisini paylaştı. Türkiye’nin gıda alanındaki üretim gücü ve kalitesinin küresel ölçekte daha güçlü ifade edilmesi gerektiğini belirten Murat Kasap, sektörün dünyada hak ettiği yeri alabilmesi için uluslararası çapta ses getiren bir fuar markasına olan ihtiyacı şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’nin gıda alanında sahip olduğu üretim gücü ve kaliteyi dünyaya daha güçlü anlatabilmesi için uluslararası ölçekte ses getiren bir fuar markasına ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Böyle bir organizasyon, hem sektörümüzün görünürlüğünü artıracak hem de Türk üreticilerini küresel alıcılarla daha güçlü bir şekilde buluşturacaktır.” Kasap, Tirmata olarak fuarları sadece ürün sergileme alanı değil, güven inşa edilen ve uzun soluklu iş birliklerinin temellerinin atıldığı stratejik platformlar olarak gördüklerini ifade etti.

SoFuar İcra Kurulu Üyesi Alaattin Orhan
SoFuar İcra Kurulu Üyesi Alaattin Orhan, gıda sektörünün küresel rekabetteki yerini ve yeni nesil fuarcılık stratejilerini değerlendirdi. Gıda ihracatında marka olmanın önemine dikkat çeken Orhan, F İstanbul fuarının sektördeki ayrıştırıcı rolünü ve “yeni ticaret bağlantıları” mottosunun perde arkasını anlattı. Orhan, F İstanbul’u dünyadaki diğer fuarlardan ayıran en büyük özelliğin “en kapsamlı entegre yapı” olduğunu vurguladı. Fuarın sadece gıda ürünlerini değil, gıda işleme teknolojilerini, ambalaj çözümlerini ve üretim makinelerini de bünyesinde barındırdığını belirten Orhan şunları söyledi: “Bir gıda üreticisi, çikolata veya temel gıda ürünlerini sergilerken aynı zamanda ambalaj teknolojilerini ve üretim hatlarını da aynı çatıda bulabiliyor. Rekabet artık sadece ürün kalitesiyle değil; lojistik, depolama ve sürdürülebilir paketleme gibi süreçlerin bir bütün olarak yönetilmesiyle kazanılıyor.

Yapay zekâ ve dijital dönüşümün fuarcılıktaki yerini “Akıllı Fuar” uygulamalarıyla (QR kodlu girişler, özel yazılımlar) desteklediklerini ifade eden Orhan, dijitalleşmenin fuarların sonunu getirmeyeceğini savundu.
Orhan, “İnsanoğlu var olduğu sürece fuarlar devam edecektir. Ticaretin temeli güvene, göz temasına ve tokalaşmaya dayanır. Pandemi dönemindeki online fuarlar, fiziksel tema sın sağladığı güven tazeleyici etkiyi asla yakalayamadı” dedi. 26-29 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek olan fuara 20’ye yakın ülkeden katılım beklediklerini belirten Orhan, Türki ye’nin sadece bir tedarikçi değil, küresel bir üretim merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Orhan, tüm üreticileri bu “birlik ve iş birliği” yolculuğuna davet ederek, ihracat odaklı büyümenin sürdürülebilir bir üretim için tek yol olduğunu sözlerine ekledi
Türkiye, gastronomiden ihracata kadar uzanan geniş etkisiyle stratejik bir sektör haline gelen gıda alanında, “lezzet ekonomisinin” küresel bir aktörü olmaya hazırlanıyor. AGS Global tarafından, karar verici pozisyonundaki profesyonellerle gerçekleştirilen “Yeşil Master Plan: Türkiye’nin Yeşil Gıda Üssü Vizyonu” araştırması, sektörün mevcut dağınık fuar yapısından duyduğu rahatsızlığı ve “Milli Proje” çatısı altında birleşme hedefini gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılan sektör temsilcilerinin yüzde 84,2’si, yıl içine yayılmış çok sayıda küçük ve orta ölçekli fuarın sektörün enerjisini ve bütçesini böldüğünü belirterek bu yapıya karşı çıkıyor. Sektör profesyonellerinin yüzde 57,9’u, Türkiye’nin küresel bir gıda üssü olabilmesi için fuarların devlet ve birlik destekli, dev bir organizasyonda birleşmesini öngören “Tek Çatı Modeli”ni savunuyor. Türkiye’nin kendi “Dubai Gulfood”unu yaratabileceğine olan inanç yüzde 89,5 ile oldukça yüksek seviyede seyrediyor.
Araştırma sonuçları, küresel başarı için fiziksel büyük lükten ziyade stratejik bir atılımın şart olduğunu vurgulu yor. Sektör temsilcilerinin yüzde 63,2’si, SIAL ve ANUGA gibi devlerin başarısının arkasında devlet ve özel sektörün “Milli Proje” vizyonuyla ortak hareket etmesinin yattığını belirtiyor. Sektör, Türkiye’nin 2030 yılına kadar gıda ihraca tında ve gastronomi turizminde rekor seviyelere ulaşarak, dünyada “Made in Türkiye” markasının küresel mutfakların vazgeçilmezi olmasını hedefliyor.
GÜNDEM KORİDORU
14 gün önceEKONOMİ
28 gün önceEKONOMİ
13 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
13 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
13 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
13 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
13 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.