DOLAR 46,5998 0.3%
GBP 61,3378 -0.84%
EURO 53,2606 -0.64%
ALTIN 6.294,61-0,79
BIST 14.827,352,82%
BITCOIN 2927713-1.8203%
ETH 79393-1.81301%
İstanbul
23°

KAPALI

ÖZEL HABER
Palamutta rekor sezon beklentisi: Tanesi 50 liraya kadar…
Ambalajda yeni dönem başladı

Ambalajda yeni dönem başladı

Avrupa Birliği’nin yeni Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü 12 Ağustos itibarıyla uygulanmaya başlarken, Türkiye’de de Depozito Yönetim Sistemi ile ambalaj atıklarının geri dönüşümünde yeni bir dönem yaşanıyor. ÇEVKO Vakfı, AB’ye ihracat yapan şirketler için PFAS kısıtlamalarından geri dönüştürülebilir ambalaj zorunluluğuna kadar yeni yükümlülüklere dikkat çekerken, Türkiye’de depozito sistemi dışında kalan ambalajların kaynağında ayrı toplanmasının kritik önemini koruduğunu vurguluyor.

13/08/2026 16:20
Ambalajda yeni dönem başladı

Ambalaj sektörü hem Avrupa Birliği’nde hem de Türkiye’de kapsamlı bir dönüşüm sürecine giriyor. AB Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü’nün (PPWR) bazı kritik hükümleri 12 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başlarken, Türkiye’de tek kullanımlık içecek ambalajlarını geri dönüşüme kazandırmayı amaçlayan Depozito Yönetim Sistemi (DYS) de yeni atık yönetimi modelinin önemli ayaklarından birini oluşturuyor.

11 Şubat 2025’te yürürlüğe giren PPWR kapsamında ilk kritik düzenlemeler gıda ile temas eden ambalajlarda başladı. PFAS olarak bilinen per- ve polifloroalkil maddelere yönelik kısıtlamalar ile “endişe yaratan maddeler” kapsamındaki yükümlülükler 12 Ağustos itibarıyla devreye girdi. Düzenleme özellikle Avrupa pazarına ihracat yapan Türk şirketleri açısından ambalaj bileşimi ve tedarik zincirlerinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor.

AB’YE İHRACAT YAPAN ŞİRKETLERİ DE ETKİLEYECEK

Yeni dönemde yalnızca ambalajın ana hammaddesi değil, üretimde kullanılan mürekkep, kaplama, laminasyon ve yapıştırıcı gibi bileşenler de PFAS kısıtlamaları kapsamında değerlendirilecek. Bu nedenle üreticilerin tedarikçilerinden güncel uygunluk değerlendirmeleri ve teknik dokümantasyon talep etmeleri gerekecek.

AB’ye ihracat yapan Türk şirketleri açısından ise düzenlemelerin doğrudan ticari yansımaları bulunuyor. PPWR hükümlerinin yerine getirilmesinden AB’deki ithalatçı sorumlu olacak. Ancak Türkiye’deki ihracatçıların, ithalatçıların uygunluk değerlendirmeleri kapsamında talep edeceği belge ve verileri sağlaması gerekecek.

Dönüşüm bununla sınırlı kalmayacak. 2030’dan itibaren AB pazarına sunulan ambalajların geri dönüştürülebilirlik kriterlerini karşılaması gerekecek. Üstelik bir ambalajın teorik olarak geri dönüştürülebilir olması yeterli sayılmayacak; mevcut toplama, ayırma ve geri dönüşüm altyapılarında fiilen geri dönüştürülebilmesi aranacak. Çok katmanlı, kompozit veya ayrıştırılması güç ambalajların bu nedenle yeniden tasarlanması gündeme gelebilecek.

FAZLA AMBALAJ KULLANIMINA SINIR GELİYOR

AB’nin yeni yaklaşımı ambalajların boyutunu da değiştirecek. Düzenlemeyle ambalajların ağırlık ve hacimlerinin gerekli minimum seviyeye indirilmesi hedefleniyor. Pazarlama, marka algısı veya ürünün raftaki görünürlüğü gibi gerekçeler ise tek başına fazla ambalaj kullanımını haklı çıkarmak için yeterli olmayacak. Belirli plastik ambalajlarda 2030 ve 2040 yılları için kademeli olarak artırılacak geri dönüştürülmüş içerik hedefleri de uygulanacak.

ÇEVKO Vakfı, yeni düzenlemenin ambalaj tasarımından malzeme seçimine, kimyasal içerik yönetiminden geri dönüşüm altyapısına kadar geniş bir dönüşüm getirdiğine işaret ederek, özellikle PFAS uyumu, tedarik zinciri yönetimi ve 2030 hedefleri için şirketlerin hazırlıklarını şimdiden başlatmasının önem taşıdığını belirtiyor.

TÜRKİYE’DE DEPOZİTODA YENİ MODEL

Avrupa’da ambalaj mevzuatı değişirken Türkiye’de de tek kullanımlık içecek ambalajlarının ayrı toplanmasına yönelik Depozito Yönetim Sistemi hayata geçirildi. Türkiye Çevre Ajansı koordinasyonunda yürütülen sistemde, “Depozitosu Olan Ambalaj” (DOA) işaretini taşıyan ürünlerin tüketimden sonra iade edilerek yüksek kalitede geri dönüştürülmesi ve döngüsel ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.

Picture background

Sistem 0,10 litre ile 3,01 litre arasındaki tek kullanımlık ve tüketime hazır içecek ambalajlarını kapsıyor. PET ve cam içecek şişeleri ile metal içecek kutuları sistemin temel ambalaj grupları arasında bulunuyor.

Ancak ambalaj atıklarının tamamı depozito sistemine dahil değil. ÇEVKO Vakfı, bu nedenle kaynağında ayrı toplamanın önemini koruduğuna dikkat çekiyor. Kâğıt, karton, plastik, metal, cam ve kompozit ambalajların diğer atıklardan ayrı toplanarak geri dönüşüme gönderilmesinin doğal kaynakların korunması, emisyonların azaltılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi açısından gerekli olduğu belirtiliyor.

1,5 AYDA 6,5 TON CAM GERİ DÖNÜŞÜME GİTTİ

Kaynağında ayrı toplamanın sahadaki örneklerinden biri ise İstanbul Pendik’te uygulanıyor. Pendik Belediyesi ile ÇEVKO Vakfı iş birliğinde yürütülen “Camkurtaran Projesi”, kafe ve restoranlarda ortaya çıkan cam ambalaj atıklarının diğer atıklardan ayrılarak geri dönüşüme kazandırılmasını amaçlıyor.

İlk aşamada Viaport, Neomarin, MarinTürk ve Pendorya’daki kafe ve restoranların da bulunduğu 63 noktada başlayan uygulamada işletmelere ayrı toplama sistemi konusunda bilgilendirme yapıldı. Projenin sahaya çıkmasının ardından yaklaşık 1,5 ay içerisinde 6,5 ton cam ambalaj atığı toplanarak geri dönüşüme gönderildi.

Cam ambalajların kalitesinden kayıp yaşamadan tekrar tekrar geri dönüştürülebilmesi, bu atıkları döngüsel ekonomi açısından önemli bir hammadde haline getiriyor. Camkurtaran’ın önümüzdeki dönemde daha fazla işletmeye ulaştırılarak kapsamının genişletilmesi hedefleniyor.

Böylece ambalaj sektöründe başlayan yeni dönem, bir tarafta AB pazarına ihracat yapan şirketler için daha sıkı tasarım ve içerik kriterlerini, diğer tarafta ise Türkiye’de ambalajın tüketim sonrasında yeniden ekonomiye kazandırılmasına yönelik yeni toplama modellerini beraberinde getiriyor.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.