DOLAR 46,5998 0.3%
GBP 61,3378 -0.84%
EURO 53,2606 -0.64%
ALTIN 6.294,61-0,79
BIST 14.827,352,82%
BITCOIN 2927713-1.8203%
ETH 79393-1.81301%
İstanbul
23°

KAPALI

ÖZEL HABER
Türkiye-Irak ticaretinde 13 milyar dolar eşik aşıldı
İnsanlığın kaderini ne belirler?

İnsanlığın kaderini ne belirler?

31/08/2026 16:13
İnsanlığın kaderini ne belirler?

Zaman zaman insanların dünyanın sonunu getireceğine dair senaryolar tartışılıyor. İnsanların doğaya verdikleri zararın dünyadaki yaşamı tehdit ettiği ve böyle giderse yok edebileceğine, hatta geri dönüş noktasının çoktan geçildiğine dair kötümser görüşü savunanlar ile Don’t Look Up filmindeki aymazlıklarıyla ilk grubu dehşete düşüren iyimserler ifrat ve tefriti temsil ediyor.

Gemini Pro’nun dünyanın kaç insanı sürdürülebilir olarak yaşatabileceğine dair soruma verdiği cevap şöyle oldu:

“Dünya’nın sürdürülebilir olarak kaç insanı besleyebileceği, nüfusun kendisinden ziyade beslenme biçimine, tarım teknolojilerine ve gıda israfına bağlı olarak 3 milyar ile 10 milyar kişi arasında değişmektedir.”

Yani insanlığın ömrünü belirleyecek olan insanlığın nüfusu değil, bu kişilerin yeme içme ve israf alışkanlıkları… Cevabın devamına bakalım:

“Mevcut Batı Tipi Tüketimle (2,5 – 3,5 milyar): Yüksek oranda hayvansal protein, yoğun su ve fosil yakıt kullanımına dayalı mevcut tüketim alışkanlıkları sürdürülürse, gezegenin ekolojik sınırları aşılmadan yalnızca yaklaşık 3 milyar insan dengeli beslenebilir.” Türkçesi; şu anda sanayileşmiş ülkelerde yaşayan 1 milyar kişi gibi tüketirsek, bunun iki ya da üç katı bir nüfus beslenebilir.

Yani mevcut nüfusun neredeyse üçte biri…

“Mevcut Tarımsal Verim ve Dağıtımla (7 – 8 Milyar): Hâlihazırda üretilen kalori teorik olarak 8-10 mil yar kişiye yetse de, üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edilmesi ve tarım arazilerinin önemli bir kısmının hayvan yemine ayrılması nedeniyle sistem ekosistemleri yıpratarak sınırda çalışmaktadır.” Bugün dünya 7 – 8 milyar kişiyi besleyebiliyor ama zenginlerin azınlığı, fakirlerin çoğunluğu oluşturmaya devam etmesi şartıyla… Peki, mevcut nüfustan fazlasının beslenmesi mümkün mü?

Cevap: “Bitki Ağırlıklı / Geze gensel Sağlık Diyetiyle (10 Milyar): EAT-Lancet Komisyonu gibi kapsamlı bilimsel modellemelere göre; kırmızı et tüketimi azaltıldığında, baklagil ve sebze ağırlıklı bir beslenme düzenine geçilip israf yarı yarıya düşürüldüğünde, Dünya 10 milyar insanı yeni tarım alanı açmadan ve karbon/su bütçesini aşmadan besleyebilir.” Yani hem eti azaltıp bitkiyi artırmamız hem de israfı yarıya düşürmemiz durumunda 10 milyar kişi beslenebilir…

10 milyar kişiye 2050 yılında ulaşacağımız bilgisiyle bu üç tarz beslenme ile insanlığın ömrünün ne kadar olduğu sorusunu sordum. Ancak burada insanlıktan kastımın mevcut küresel uygarlık şartlarını içeren bir durum olduğunu da belirttim. İşte üç senaryo içeren cevap:

“Fosil yakıt bağımlılığı, doğrusal tüketim ve mevcut büyüme hızı aynen sürdürülürse: 50 – 100 yıl… Yenilenebilir enerji, nükleer füzyon, dikey tarım ve karbon yakalama gibi teknolojiler hızla devreye girer; ancak tüketim kalıpları aynı kalırsa: 150 – 300 yıl…

Sürekli büyüme paradigması terk edilir; tam döngüsel malzeme kullanımı, toprağın verimliliğini iyileştiren sürdürülebilir rejeneratif tarım ve düşük enerji profiline geçilirse: 1000 yıldan fazla…”

Bu cevaplardan anlaşıldığı kadarıyla, eninde sonunda dünya kaynaklarını tüketeceğiz. Yani insanların dünyadaki yaşamı tehdit ettiği görüşü daha akla yatkın ve bir gün, kötümserlerin öngördüğü gibi olmasa da hayati bir tehdidin gerçekleşmesi mümkün. Onlar dünyadaki yaşamın tehdit altında olduğunu söylese de asıl tehdit altında olan insanlık ve özellikle uygarlığımız.

Velhasıl başlıktaki “İnsanlığın kaderini ne belirler?” sorusunun cevabını yapay zekâya muhtaç olma dan biz verebiliriz: Uygarlığımızın bugünkü anlamda sürmesi tamamen tarım ve gıda teknolojileri ile tüketim tercihlerimize bağlı…

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.