DOLAR 45,9341 0.06%
GBP 61,9145 0.15%
EURO 53,4573 0.04%
ALTIN 6.632,820,20
BIST 14.200,203,62%
BITCOIN 3093157-5.76271%
ETH 88186-3.02629%
İstanbul
23°

AZ BULUTLU

ÖZEL HABER
Güzellik algısı değişiyor, Türkiye zirveye koşuyor
Güzellik algısı değişiyor, Türkiye zirveye koşuyor

Güzellik algısı değişiyor, Türkiye zirveye koşuyor

Güzellik artık yalnızca estetik bir kavram değil; teknoloji, sağlık, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yaşam tarzıyla doğrudan bağlantılı küresel bir ekonomi haline geldi. Dünya genelinde yüz milyarlarca dolarlık hacme ulaşan güzellik pazarı, özellikle cilt bakımı, dermokozmetik ürünler, temiz içerik ve kişiselleştirilmiş bakım trendleriyle yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün merkezinde ise Güney Kore yer alıyor. K-Beauty akımı yalnızca kozmetik alışkanlıklarını değil, dünyanın güzellik anlayışını da değiştirmiş durumda. Türkiye ise güçlü üretim altyapısı, genç nüfusu ve yükselen tüketim potansiyeliyle küresel güzellik ekonomisinin dikkat çeken merkezlerinden biri haline geliyor.

02/06/2026 17:42
Güzellik algısı değişiyor, Türkiye zirveye koşuyor

Rümeysa Kocaman Alp

Dünya genelinde güzellik ve kişisel bakım sektörü son yıllarda tarihin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Bir dönem yalnızca makyaj ürünleri, parfüm ve temel kişisel bakım kategorileriyle anılan sektör; bugün teknoloji, biyoteknoloji, sağlık, yapay zekâ, wellness ve sürdürülebilir yaşam trendleriyle birlikte çok daha geniş bir ekosisteme dönüşmüş durumda.

Artık güzellik kavramı yalnızca “iyi görünmek” ile sınırlı değil. Tüketiciler için sağlıklı görünmek, genç kalmak, iyi hissetmek ve doğal içeriklerle desteklenen bütünsel bakım anlayışı ön plana çıkıyor. Bu değişim de küresel güzellik pazarının yönünü doğrudan etkiliyor.

Özellikle pandemi sonrası dönemde kişisel bakım ve cilt sağlığına yönelik farkındalığın artması, güzellik sektörünü dünyanın en hızlı büyüyen alanlarından biri haline getirdi. Küresel güzellik ve kişisel bakım pazarının büyüklüğü bugün yüz milyarlarca doları aşarken, sektörün önümüzdeki yıllarda da çift haneli büyüme trendini sürdürmesi bekleniyor.

GÜZELLİKTE EN GÜÇLÜ PAZARLARIN BAŞINDA ASYA GELİYOR

Küresel güzellik ekonomisinin merkezinde uzun yıllar boyunca Avrupa ve ABD yer alsa da son dönemde sektörün ağırlık merkezi hızla Asya’ya kayıyor. Özellikle Güney Kore, Japonya ve Çin; cilt bakımı, inovasyon ve tüketim alışkanlıkları açısından dünyadaki güzellik trendlerini belirleyen ülkeler arasında gösteriliyor.

Dünyada güzelliğe ve kişisel bakıma en fazla harcama yapan ülkeler sıralandığında ABD ilk sıralarda yer alırken, Güney Kore kişi başına düşen kozmetik tüketimi ve cilt bakımına verilen önem açısından dünyanın en dikkat çekici pazarlarından biri olarak öne çıkıyor. Güney Kore’de güzellik yalnızca bir tüketim alışkanlığı değil; günlük yaşam kültürünün önemli bir parçası olarak görülüyor.

K-BEAUTY DÜNYANIN GÜZELLİK ALIŞKANLIKLARINI DEĞİŞTİRDİ

Güney Kore’nin güzellik sektöründeki yükselişi yalnızca ürün ihracatıyla açıklanmıyor. Ülke aynı zamanda güzellikte inovasyonun merkezi olarak görülüyor.

Sheet maskeler, cushion fondötenler, fermente içerikler, salyangoz özü bazlı formüller, cilt bariyerini destekleyen ürünler ve çok aşamalı bakım rutinleri ilk olarak K-Beauty akımıyla dünya çapında yaygınlaştı. Bugün Avrupa ve Amerikan kozmetik devleri bile ürün geliştirme süreçlerinde Kore pazarındaki trendleri yakından takip ediyor.

K-Beauty’nin en büyük başarısı ise güzelliği ulaşılabilir hale getirmesi oldu. Lüks segment yerine günlük bakım alışkanlıklarını odağa alan Kore markaları, tüketicilere düzenli bakım kültürü sundu. Bu yaklaşım özellikle Z kuşağı ve genç tüketiciler üzerinde büyük etki yarattı.

Sosyal medya da Kore güzellik sektörünün büyümesinde kritik rol oynadı. TikTok, Instagram ve YouTube üzerinden yayılan cilt bakım rutinleri, “before-after” içerikleri ve ürün incelemeleri, K-Beauty ürünlerinin küresel ölçekte viral hale gelmesini sağladı.

TÜRKİYE GÜZELLİK EKONOMİSİNDE YÜKSELEN PAZARLARDAN BİRİ

Türkiye de son yıllarda güzellik ve kişisel bakım sektöründe dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Genç nüfus yapısı, sosyal medya kullanım oranı, artan kişisel bakım bilinci ve güçlü üretim altyapısı sektörü büyüten en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Özellikle yerli kozmetik markalarının son dönemde hem iç pazarda hem ihracatta önemli ivme yakaladığı görülüyor. Türk üreticiler; esnek üretim kabiliyeti, Avrupa standartlarına uyumlu üretim altyapısı ve hızlı adaptasyon yeteneği sayesinde uluslararası pazarlarda daha görünür hale geliyor.

Türkiye’de tüketicilerin en fazla ilgi gösterdiği alanların başında ise cilt bakımı geliyor. Güneş koruyucular, anti-aging ürünler, dermokozmetik çözümler, doğal içerikli ürünler ve saç bakım kategorileri son dönemin en hızlı büyüyen alanları arasında yer alıyor.

Nilgün Dayioğlugil 2

Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği (KTSD) Başkanı Nilgün Dayıoğlugil

KTSD’DEN SEKTÖR DEĞERLENDİRMESİ

Sektörün başkanı Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği (KTSD) Başkanı Nilgün Dayıoğlugil, kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe sürdürülebilirlik, içerik güvenliği, regülasyonlar ve dijitalleşmenin artık birbirinden bağımsız başlıklar olmadığını belirterek, sektörün çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.

Dayıoğlugil, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe sürdürülebilirlik, içerik güvenliği ve regülasyonlar artık birbirinden ayrı başlıklar değil. Uzun süredir sorumluluk bilinciyle hareket eden sektörümüz için bunların tamamı bütüncül bir dönüşümün parçaları haline geldi. KTSD olarak biz bu üç alan arasında bilimsel temelli ve birbirini tamamlayan bir denge kurulmasının sektörün uzun vadeli rekabet gücü açısından kritik olduğuna inanıyoruz. Regülasyonları durağan değil, sürekli gelişen yapılar olarak görüyoruz. Bu nedenle uyumu da yalnızca yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak değil, proaktif bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Çünkü doğru kurgulanan regülasyonlar inovasyonu sınırlamaz, tam tersine yönlendirir ve gelişimi destekler.”

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK REKABETİN ANA UNSURU”

Sektörün öncelikli dönüşüm alanlarına ilişkin de konuşan Dayıoğlugil, çevreyle uyumlu içeriklerin ve döngüsel ambalaj çözümlerinin ön plana çıktığını belirterek şöyle devam etti: “Bugün sektörün öncelikli dönüşüm alanlarını çevreyle uyumlu ve güvenli içeriklere geçiş, döngüsel ambalaj çözümlerinin yaygınlaştırılması ve bilim temelli regülasyonlara uyum kapasitesinin güçlendirilmesi olarak değerlendiriyoruz. Aslında bunlar yeni ortaya çıkan başlıklar değil; sektörün uzun süredir benimsediği sorumlu üretim anlayışının doğal uzantıları. Son dönemde sürdürülebilirlik, regülasyonlar ve dijitalleşme sektörün yönünü birlikte belirleyen ana eksenler haline geldi. Özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ile artan çevresel ve şeffaflık beklentileri, markalar açısından yalnızca yasal uyum konusu olmaktan çıktı. Artık tüketici markanın yalnızca ürününe değil, üretim anlayışına, şeffaflığına ve çevresel yaklaşımına da bakıyor.”

“TÜKETİCİ ARTIK İÇERİĞİ SADECE OKUMUYOR, SORGULUYOR”

Tüketici davranışlarında yaşanan değişimin Ar-Ge süreçlerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Dayıoğlugil, özellikle “temiz içerik” ve “şeffaf etiketleme” yaklaşımının sektörün ürün geliştirme anlayışını yeniden şekillendirdiğini ifade etti.

Dermokozmetik kavramına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dayıoğlugil, mevzuat açısından tüm ürünlerin aynı güvenlik kriterlerine tabi olduğunu belirterek, “Burada özellikle altını çizmek istediğim bir konu var; ‘dermokozmetik’ mevzuatta karşılığı olan yasal bir tanım değil. Ürünler hangi segmentte sunulursa sunulsun piyasaya arz edilen tüm kozmetik formülasyonlar Kozmetik Yönetmeliği’ne tabidir ve aynı güvenlik, kalite ve mevzuata uyum gerekliliklerini karşılamak zorundadır. Artan tüketici farkındalığı da doğru, açık ve mevzuata uygun iletişimin önemini daha da artırıyor” şeklinde konuştu.

“YAPAY ZEKÂ İNSAN KAYNAĞININ ÖNEMİNİ ARTIRIYOR”

Türkiye’nin küresel dönüşüm sürecindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dayıoğlugil, Türkiye’nin önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.

Dayıoğlugil, sözlerini şöyle sonlandırdı; “Türkiye, Avrupa Birliği ile uyumlu mevzuatı, güçlü üretim altyapısı, nitelikli teknik insan kaynağı ve esnek üretim kabiliyeti sayesinde bu küresel dönüşümde önemli bir potansiyele sahip. Özellikle sürekli güncellenen regülasyonlara uyum konusunda sektörümüzün önemli bir tecrübesi bulunuyor. Doğru stratejilerle desteklendiğinde Türkiye’nin üretici konumunun çok daha ileri taşınabileceğine inanıyoruz. Ancak burada kritik olan nokta, Ar-Ge yatırımlarının yalnızca kısa vadeli trendleri takip etmek amacıyla değil, uzun vadeli regülasyon ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde planlanmasıdır.”

Mehmet Onur Solak Merumy CEO

Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak

K-BEAUTY’DE GÜVENİLİR İÇERİK DÖNEMİ

K-Beauty alanında faaliyet gösteren Merumy, Kore kozmetiğinde yükselen trendleri Türkiye pazarına taşımaya devam ediyor. Şirketin CEO’su Mehmet Onur Solak, marka seçiminden kullanıcı deneyimine kadar birçok noktada güvenilirlik, içerik kalitesi ve bilimsel yaklaşımı ön planda tuttuklarını söyledi. Kore kozmetiğine olan ilginin her geçen gün arttığını belirten Solak, bu yükselişin yalnızca dönemsel bir trend olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Solak, “Biz Merumy olarak marka seçimlerimizi yaparken yalnızca popüler ürünlere ya da sosyal medyada öne çıkan akımlara odaklanmıyoruz. Bizim için önemli olan; formülasyonu bilimsel temellere dayanan, içerik şeffaflığı sunan ve farklı cilt tiplerinin ihtiyaçlarına gerçekten çözüm üretebilen markaları kullanıcılarla buluştura bilmek” dedi. Ürünlerin orijinalliği ve tedarik süreçlerinin en hassas oldukları konular arasında yer aldığını vurgulayan Solak, tüm markaların resmi ve denetlenebilir kanallar üzerinden temin edildiğini belirterek, “Kullanıcı güveni bizim için her şeyden önce geliyor. Bu nedenle portföyümüzde yer alan tüm markaların Türkiye’deki yasal mevzuatlara uygun olmasına ve resmi tedarik süreçlerinden geçmesine büyük önem veriyoruz. Kullanıcıların sahte ya da güven vermeyen ürünlerle karşılaşmadan, gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilmesini sağlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Kürasyon sürecinde hem kullanıcı ihtiyaçlarını hem de global trendleri yakından takip ettiklerini belirten Solak, “Bugün özellikle cilt bariyerini destekleyen içerikler, cam cilt etkisi sağlayan aydınlatıcı ürünler ve Kore’nin teknoloji odaklı bakım anlayışını yansıtan yeni nesil formüller çok yoğun ilgi görüyor. Biz de kullanıcı geri bildirimlerini dikkatle analiz ederek ürün portföyümüzü sürekli güncelliyoruz” diye konuştu.

Selen Yorgun

Urban Care CEO’su Selen Yorgun

YERLİ SAÇ BAKIM MARKASI GLOBAL PAZARDA GÜÇLENİYOR

Urban Care, bugün 45’ten fazla ülkeye ihracat yapan ve özellikle temiz içerikli ürünleriyle öne çıkan markalar arasında yer alıyor. Markanın sürdürülebilirlik, temiz içerik ve kadınların özgüvenini destekleyen iletişim diliyle büyüdüğünü belirten Urban Care CEO’su Selen Yorgun, Türkiye’de hâlâ birçok kişinin markanın yerli olduğunu bilmediğini söyledi. Bunun bir yandan gurur verici olduğunu ifade eden Yorgun, diğer yandan Türk markalarının güçlü iletişim ve kaliteli ürün algısıyla yeterince ilişkilendiril memesini düşündürücü bulduklarını dile getirdi.

Urban Care’ın özellikle son yıllarda “Herkes Kendine Baksın” sloganıyla tüketici karşısına çık tığını belirten Yorgun, bu yaklaşımın yalnızca saç ve vücut bakımını değil, aynı zamanda bireysel özgürlüğü ve kadınların kendilerini özgürce ifade edebilmesini desteklediğini söyledi. Temiz içerik yaklaşımının markanın kuruluşundan bu yana temel değerlerinden biri olduğunu ifade eden Yorgun, “Türkiye’de vegan, silikonsuz ve parabensiz ürün söylemini ilk kullanan markalardan biriydik. Özellikle sülfatsız ürün gruplarımızı her geçen gün genişletiyoruz” dedi.

Ambalaj tarafında da sürdürülebilirliğe önem verdiklerini vurgulayan Yorgun, kullanılan plastik ve alüminyum ambalajların yüzde 100 geri dönüştürülebilir olduğunu söyledi. Urban Care’ın bugün Watsons, Gratis, Rossmann, Migros ve çeşitli e-ticaret platformları dahil olmak üzere geniş bir satış ağına sahip olduğunu ifade eden Yorgun, son beş yıldır birçok satış noktasında saç bakım kategorisinde lider marka konumunda olduklarını belirtti. Yorgun, markanın en önemli hedeflerinden birinin yüksek kaliteli ve temiz içerikli ürünleri ulaşıla bilir fiyatlarla tüketicilere sunmak olduğunu sözlerine ekledi.

ASHLEY JOY

Ashley Joy Kurucusu Aslı Gümüşel Şen

BİLİNÇLİ TERCİHLER KOZMETİK SEKTÖRÜNÜ DÖNÜŞTÜRÜYOR

Ashley Joy Kurucusu Aslı Gümüşel Şen, kozmetik kullanım yaşının 12’ye kadar düştüğünü belirterek, genç tüketicilerin artık ürün içeriklerini ve markaların sürdürülebilirlik yaklaşımını daha yakından takip ettiğini söyledi. Yeni neslin çok daha bilinçli bir tüketim anlayışına sahip olduğunu ifade eden Şen, “Gençler artık yalnızca ürünün görünümüne değil, içeriğine ve markanın yaptığı işlere de bakıyor. Bu durum bizi hem geliştiriyor hem de daha sorumlu hareket etmeye yönlendiriyor” dedi. Ashley Joy’ın özellikle genç tüketiciler tarafından tercih edildiğini belirten Şen, matcha içerikli ürün serisinin ilk olarak genç kullanıcılar tarafından keşfedildiğini söyledi. Kore kozmetiğinin sektörde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Şen, Kore’nin hem üretim hem de Ar-Ge tarafında güçlü bir merkez olduğunu vurgulayarak, “Kore’yi yakından takip ediyorum. Mayıs sonunda Kore’de bir fuara katılacağım. Bazı ürünlerimiz Kore Ar-Ge laboratuvarlarında geliştirildi. Önümüzdeki dönemde üretimin bir kısmını da orada yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

Rekabetin kaliteyi artırdığını söyleyen Şen, Türkiye’deki regülasyonların da üretim süreçlerinde belirleyici olduğunu ifade etti. Ashley Joy olarak en kaliteli ürünü ulaşılabilir fiyatlarla sunmayı hedefle diklerini belirten Şen, “Pahalı ürün her zaman en iyi ürün değildir. Biz hem kaliteyi hem fiyat avantajını dengeleyerek üretim planlamamızı yapıyoruz” dedi.

varol besen regalien co founder

Regalien Kurucu Ortağı Varol Besen,

NİŞ PARFÜM ARTIK KİŞİSEL İFADE BİÇİMİ

Türkiye’de niş parfüme olan ilginin son yıllarda daha bilinçli ve seçici bir noktaya ulaştığını söyleyen

tüketicilerin artık yalnızca güzel kokan ürünler değil; karakteri, hikâyesi ve duygusal karşılığı olan parfümler aradığını belirtti. Türkiye’nin güçlü bir koku kültürüne sahip olduğuna dikkat çeken Besen, Osmanlı’dan gelen esans ve ritüel geleneğinin bugün niş parfümeriye doğal bir yakınlık oluşturduğunu söyledi.

Besen, “Kullanıcılar artık daha özgün, kalıcı ve imza niteliğinde kokulara yöneliyor. Biz de Regalien olarak köklerini bu coğrafyadan alan ama evrensel bir dil kurabilen kokular yaratmaya odaklanıyoruz. Niş parfümün artık yalnızca bir lüks tüketim alanı değil, kişisel bir ifade biçimi olduğuna inanıyoruz” dedi.

Markanın koku yaratım sürecine ilişkin de bilgi veren Besen, her parfümün bir duygu, atmosfer veya kültürel referansla orta ya çıktığını belirterek, “Koku yaratımını yalnızca teknik bir süreç olarak değil, sanatsal bir anlatı olarak görüyoruz. İlham kaynaklarımız arasında Anadolu’nun kültürel mirası, Akdeniz’in duyusal hafızası, mimari detaylar ve kişisel anılar yer alıyor” ifadelerini kullandı. Bugün Regalien’in 45 ülkede ve 450’nin üzerinde seçkin satış noktasında yer aldığını belirten Besen, özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında güçlü ilgi gördüklerini söyledi.

Notes Shanghai ve Esxence Milano gibi uluslararası platformlarda yer almanın markanın global görünürlüğünü artırdığını kaydeden Besen, “Önümüzdeki dönemde de markamızın seçkin ve küratöryel yapısını koruyarak uluslararası pazarlarda büyümeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

SHEIDA KOZMETIN NURETTIN

SHEIDA Kozmetik CEO’su Nurettin Ustaoğlu

KOZMETİKTE YENİ DÖNEM BİLİM TEMELLİ ÜRÜN GELİŞTİRME

Kozmetik sektörünün artık yalnızca “güzel görünme” değil, “sağlıklı görünme” ve sağlıkla iç içe bir alan haline geldiğini belirten SHEIDA Kozmetik CEO’su Nurettin Ustaoğlu, Türkiye’nin üretim gücüne rağmen marka ve inovasyon tarafında gelişime ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye kozmetik alanında ciddi bir ihracat gücüne sahip ama hâlâ en büyük eksikliğimiz inovasyon ve marka üretmek. Bizim geliştirdiğimiz aktif maddeleri ve ürünleri dünyaya sunma konusunda daha hızlı olmamız gerekiyor” diyen Ustaoğlu, üniversitelerle yürütülen Ar-Ge çalışmalarına dikkat çekti.

Nurettin Ustaoğlu, Ege Üniversitesi’nde kurulan Ar-Ge merkezi ve TÜBİTAK destekli projelerle bitkisel kaynaklardan aktif içerikler geliştirdiklerini belirterek, “Portakal kabuğundan izole ettiğimiz bir molekül bugün cilt lekelerinde kullanılan güçlü bir aktif haline geldi. Bu tür çalışmalar Türkiye’nin potansiyelini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin en büyük avantajının zengin bitki örtüsü ve coğrafi çeşitliliği olduğunu vurgulayan Ustaoğlu, “Biz çoğu zaman ham maddeyi satıyoruz ama asıl değer, bunu işleyip katma değerli ürüne dönüştürmekte,” dedi. Ustaoğlu, Küresel pazarda Kore kozmetiği gibi örneklerin güçlü bir marka algısı oluşturduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin de benzer bir başarı yakalayabileceğini söyledi. Ustaoğlu son olarak, geleceğe yönelik hedeflerini paylaşarak, “Bizim amacımız sadece üretmek değil, dün yaya satılabilecek inovatif ürünler geliştirmek. Rekabet artık fiyatla değil, bilim ve teknolojiyle yapılıyor” şeklinde konuştu.

Sinoz Genel Muduru Taner Anlatici

Sinoz Genel Müdürü Taner Anlatıcı

GÜVEN VE İNOVASYON ODAKLI ÜRETİMLE BÜYÜYORUZ

Kozmetik sektöründe 18 yıllık deneyimle ürün geliştirme süreçlerinde odağın her zaman etkinlik, güvenilirlik ve inovasyon olduğunu söyleyen Sinoz Genel Müdürü Taner Anlatıcı, Ar-Ge ekipleriyle geliştirilen formüllerin kendi üretim tesislerinde yüksek performanslı ürünlere dönüştürüldüğünü belirterek, “Üretimi kendimiz yaptığımız için uçtan uca kalite kontrol sağlayabiliyoruz. Kozmetikte güven oluşturmanın en önemli unsurlarından biri üretim süreçlerine hâkim olmaktır” dedi. Formülasyonlarda yalnızca popüler içeriklere değil, klinik olarak etkinliği kanıtlanmış aktif bileşenlere yer verdiklerini ifade eden Anlatıcı, bu içeriklerin AB ve Türkiye Kozmetik Yönetmeliği’ne uygun şekilde, optimum konsantrasyonlarda kullanıldığını söyledi.

Sinoz’un üretim yaklaşımında yüksek emilim sağlayan, stabilite testlerinden geçen ve etkili sonuç veren formüllerin ön planda olduğunu söyleyen Anlatıcı, kullanıcı geri bildirimlerinin özellikle leke, sebum dengesi ve cilt bariyeri gibi alanlarda ürün geliştirmeye yön verdiğini kaydetti.

İhracat tarafında Orta Doğu ve Orta Asya’da sürdürülebilir büyüme yakaladıklarını belirten Anlatıcı, önümüzdeki dönemde Avrupa pazarına daha güçlü odakla nacaklarını ve stratejik marka satın almalarıyla uluslararası yapılanmayı güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Tüketici davranışlarının değiştiğine de dikkat çeken Anlatıcı, “Artık tüketiciler sadece marka algısına değil, içeriklere ve aktif bileşenle re de çok daha hâkim. Biz de Sinoz olarak şeffaf ve etkin formüllerle bu beklen tiyi karşılamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

PIERRE FABRE e1780410334524

Pierre Fabre Türkiye Genel Müdürü Sercan Özen Yıldırım

BİLİMSEL DERMOKOZMETİKTE SÜRDÜRÜLEBİLİR İNOVASYON

Şirketin en büyük gücünün dermokozmetik ve ilaç alanındaki köklü bilimsel uzmanlığı olduğunu söyleyen Pierre Fabre Türkiye Genel Müdürü Sercan Özen Yıldırım, Ar-Ge yaklaşımının yalnızca yeni ürün geliştirmeye değil, cildin biyolojisini derinlemesine anlamaya dayandığını ifade etti. Pierre Fabre bünye sindeki Avène ve Ducray markalarının bu bilimsel yaklaşımın en güçlü örnekleri olduğunu belirten Yıldırım, “Avène’de termal suyun yatıştırıcı etkisini klinik çalışmalarla destekliyoruz, Ducray’da ise saç ve saç derisi problemlerine yönelik hedefli çözümler geliştiriyoruz” dedi.

Formülasyonlarda “gereken kadar ve doğru içerik” yaklaşımını benimsediklerini vurgulayan Yıldırım, minimum ama etkili bileşenlerle yüksek performans hedeflediklerini söyledi. Avène’in yeni Hyaluron Activ Procedure serumunun bu yaklaşımın bir örneği olduğunu belirterek, ürünün taze içerik teknolojisiyle maksimum etkinlik ve stabilite sağladığını ifade etti.

Pierre Fabre’in bir vakıf şirketi olarak sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığını strateji sinin merkezine aldığını vurgulayan Yıldırım, “Ürünlerimizi AFNOR Yeşil Etki İndeksi ile değerlendiriyor ve A’dan E’ye kadar derecelen diriyoruz. Amacımız tüm ürünleri en üst seviye olan A kategorisine taşımak” dedi.

Gelecek dönemde odağın kişiselleştirilmiş ve yüksek toleranslı dermokozmetik çözümler olacağını söyleyen Yıldırım, “En hassas ciltler için güvenli bakım çözümleri ve saç sağlığına yönelik uzman ürünlerle inovasyon odağımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Vanya Panayotova 1.jpg

GÜZELLİKTE GELECEĞİ BİLİM VE TEKNOLOJİ ŞEKİLLENDİRİYOR

“Dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratıyoruz” vizyonuyla hareket eden L’Oréal Türkiye, bilim, teknoloji ve inovasyonu işinin merkezine koyarak her bireyin ihtiyaç, beklenti ve güzellik anlayışına yanıt veren ultra kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetlerini tüketicileriyle buluşturma ya devam ediyor. Vanya Panayotova ise gerçekleştirdiği konuşmada, güzelliğin görünüşün çok ötesinde bir anlam taşıdığına dikkat çekti.

Tüketicilerle kurdukları bağın merkezinde insanı anlamanın yer aldığını vurgulayan Panayotova, şöyle konuştu: “Güzellik sadece görünenle sınırlı değil; bireyleri güçlendiren, toplumsal fayda yaratan ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç. Günlük bakım ritüellerinden bireylerin özgüvenli hissetmesine, toplumsal kalkınmadan ekonomik büyümeye uzanan geniş bir etki alanından söz ediyoruz. Tüketicilerimize her temas noktasında ‘Görülüyorsunuz, sizi anlıyoruz ve kendi benzersiz hikayenizde her zaman yanınızdayız’ mesajını veriyoruz. ‘Her Şey Seninle Güzel’ diyerek L’Oréal Türkiye olarak insanların hayatı güzelleştirdiği her ana eşlik etmekten gurur duyuyoruz. Bu güvenle, bilimi, teknolojiyi, inovasyo nu ve insanı odağımıza alarak geleceğin güzelliğini bugünden yaratma kararlılığımızı sürdürüyoruz.”

1986 yılından bu yana güzelliği herkes için erişilebilir kılma vizyonuyla büyümesini sürdüren L’Oréal Türkiye, bugün Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik olmak üzere dört ana iş biriminde faaliyet gösteriyor. 22 markası ve 8 bin 500’ü aşkın ürün çeşidiyle Türkiye genelindeki yüz binlerce satış noktasında tüketicilere ulaşan şirket, yaklaşık 1000 çalışanıyla Türkiye nüfusunun üçte birine denk gelen 27 milyon kişinin hayatına dokunuyor.

Kurucumuz Aylin Kaya.jpg

Duaderm Kurucusu Aylin Kaya

DOĞAL BAKIMLA CİLT SAĞLIĞINI GÜÇLENDİRİYORUZ

Duaderm’in kuruluş hikâyesinin kişisel bir cilt bakım ihtiyacından doğduğunu ve zamanla “yaşam kalitesini artıran bütünsel bakım” anlayışına dönüştüğünü söyleyen Duaderm Kurucusu Aylin Kaya, 13 yıllık yerli üretim tecrübesiyle Türkiye’de güçlü bir dermokozmetik marka kimliği oluşturduklarını belirtti. Ürün geliştirme felsefelerinin farklı cilt tiplerine özel, çözüm odaklı formüller sunmak üzerine kurulu olduğunu dile getiren Kaya, “Ürünlerimiz yüksek etki gücüyle tasarlanıyor ve ilk kullanımdan itibaren performans göstermeyi hedefliyor” dedi.

Duaderm’in FDA onaylı üretim süreçleriyle uluslararası pazarda da yer aldığını söyleyen Kaya, markanın vegan, hayvanlar üzerinde test yapılmayan ve dermatolojik olarak test edilmiş formüllerle öne çıktığını vurguladı.

Ar-Ge yapısına da değinen Kaya, dermatologlar, eczacılar ve kimya mühendislerinden oluşan multidisipliner bir ekip ile çalıştıklarını belirterek, “Bu yapı sayesinde hem etkinlik hem güvenlik en üst seviyede sağlanıyor” ifadelerini kullandı.

Formülasyonlarda doğal bitkisel özler ile ileri teknolojileri bir araya getirdiklerini söyleyen Kaya, “Bilimsel destekli doğal bakım anlayışıyla cilt bariyerini güçlendiren yüksek performanslı ürünler geliştiriyoruz” dedi. Duaderm’in hedefleri arasında Türkiye’de dermokozmetik liderliği ve global pazarda güçlü bir marka konumuna ulaşmak olduğu nu belirten Kaya, sürdürülebilir ve güvenilir cilt bakım yaklaşımını büyütmeye devam edeceklerini ifade etti.

Ekran goruntusu 2026 06 02 173037

L’Occitane en Provence Türkiye Genel Müdürü Pınar Akçam

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK İŞ YAPIŞ BİÇİMİ

L’Occitane en Provence Türkiye Genel Müdürü Pınar Akçam, güzellik ve kişisel bakım sektörünün artık yalnızca ürün geliştiren bir alan olmaktan çıktığını, değer, sorumluluk ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiğini söyledi.

Akçam, tüketicinin özellikle son yıllarda daha bilinçli ve sorgulayıcı bir profile dönüştüğünü belirterek, “Artık markaların yalnızca ne sunduğu değil, bunu hangi değerlerle ve hangi koşullarda sunduğu da sorgulanıyor. Şeffaflık, izlenebilirlik ve uzun vadeli taahhütler tüketici için kritik hale geldi” dedi. Sürdürülebilirliği ayrı bir başlık olarak değil, iş modelinin merkezinde konumlandırdıklarını vurgulayan Akçam, L’Occitane en Provence’ın 1976’dan bu yana bu yaklaşımı DNA’sında taşıdığını ifade etti.

Ham maddelerin uzun vadeli iş birlikleriyle ve biyolojik çeşitliliği koruyan yöntemlerle tedarik edildiğini söyledi. Ürün geliştirmeden ambalajlamaya, mağaza operasyonlarından tedarik zincirine kadar her alanda çevresel etkinin azaltılmasına yönelik somut hedefler belirlediklerini dile getiren Akçam, yerel topluluklarla kurulan ilişkiler ve adil ticaret prensiplerinin de bu yapının önemli bir parçası olduğunu kaydetti. “Bizim için sürdürülebilirlik ölçülebilir ve günlük kararlara yansıyan bir sorumluluk” diyen Akçam, grup olarak tüm sürdürülebilirlik raporlarının bağımsız denetimle kamuoyuna açık şekilde paylaşıldığını belirtti.

Değişimin “büyük söylemlerden çok küçük ama tutarlı adımlarla” gerçekleştiğini ifade eden Akçam, “Biz en hızlı ya da en kolay olanı değil, doğru olanı seçmeye çalışıyoruz. Bu bir yolculuk ve sürekli öğrenmeyi gerektiriyor” dedi.

Ekran goruntusu 2026 06 02 173223

Akten Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kara

KOZMETİKTE GELECEK NASIL ŞEKİLLENİYOR?

Kozmetik sektörünün artık yalnızca güzellik odaklı bir alan olmaktan çıktığını, güven, şeffaflık, doğallık ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen çok daha bilinçli bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Akten Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kara, tüketicinin satın alma davranışlarının ciddi şekilde değiştiğini belirterek, “Bugün tüketici sadece ürünün kokusuna ya da ambalajına bakmıyor; içeriğini, üretim anlayışını, çevresel etkisini ve markanın arkasındaki değerleri de sorguluyor. Biz de Ar-Ge süreçlerimizi bu değişen beklentilere göre şekillendiriyoruz” dedi. Şirketin ürün geliştirme yaklaşımında doğal içerikler, temiz formülasyonlar, sürdürülebilir ambalajlar ve cilt-saç sağlığını destekleyen hammaddelerin öncelikli olduğunu vurgulayan Kara, iki marka üzerinden farklı tüketici segmentlerine hitap ettiklerini ifade etti.

Kara, “Thalia Natural Beauty’de doğallık, güven ve cilt dostu formülleri merkeze alıyoruz. Beany markamızda ise daha genç, dinamik ve trend odaklı bir yaklaşım benimsiyoruz” diye konuştu.

Akten Kozmetik olarak ihracata da odaklandıklarını ifade eden Kara, Güney Amerika, Kuzey Amerika, Uzak Doğu ve Kuzey Afrika gibi pazarlarda büyüme hedeflediklerini belirtti. “Bizim için büyüme sadece satış değil; aynı zamanda istihdam, sürdürülebilir üretim ve Türk kozmetiğinin global temsili anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. “Temiz içerik sadece formülasyon değil; aynı zamanda şeffaflık ve güven meselesidir” diyen Kara, kalite kontrol süreçlerini daha da hassas hale getirdiklerini ve üretimin her aşamasında sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığını ön planda tuttuklarını kaydetti.

BIOTANURCA

Bionaturca Kurucu Ortağı Murat Tapik

CLEAN BEAUTY’DE DOĞAL VE ETKİLİ FORMÜLLER

Markanın organik sertifikalı kişisel bakım ve kozmetik ürünleri geliştirdiğini belirten Bionaturca Kurucu Ortağı Murat Tapik, temiz içerik ve doğal formülasyon anlayışını merkeze aldıklarını söyledi. Tapik, markanın 50’den fazla uluslararası geçerliliğe sahip organik, vegan ve cruelty free sertifikalı ürün ürettiğini ifade ederek, “Ürünlerimizin tamamı hayvanlar üzerinde test edilmeyen, organik uçucu yağlarla formüle edilen doğal içerikli ürünlerden oluşuyor. Şampuandan saç bakım kremine, serumdan tırnak bakım yağlarına kadar tüm ürünlerimiz organik ve doğal içeriklerle geliştiriliyor” dedi.

Markanın yaklaşık dört yıllık bir Ar-Ge ve kuruluş sürecinin ardından üretime geçtiğini ifade eden Tapik, “Yaklaşık 2,5 yıllık Ar-Ge sürecimizin ardından 1,5 yıldır aktif üretim yapıyoruz. Bu süreç boyunca ‘Clean Beauty’ yaklaşımını ve sloganımız olan ‘Fine Living Essentials’ anlayışını merkeze aldık. Doğadan gelen şifayı modern bilimle birleştirerek ürünler geliştirmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Fitoterapi ve aromaterapi gibi kadim bilgilerden faydalandıklarını vurgulayan Tapik, ürünlerin yalnızca doğal değil, aynı zamanda etkili olmasının da kendileri için önemli olduğunu kaydetti. “Bizim için ürünlerin insanlara fayda sağlaması kadar zarar vermemesi de çok önemli bir kriter.

Bu dengeyi koruyarak tüm ürün gruplarımızın Ar-Ge çalışmalarını yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin doğal değerlerin den ilham alan bir marka olduklarını belirten Tapik, Bionaturca’nın gelecekte global pazarda daha güçlü söz sahibi olmasını hedeflediklerini söyledi.

LUV IT

LUV İT! Kurucu Ortağı Başak Adıyaman

TÜRK KOZMETİĞİ GLOBAL PAZARDA GÜÇLENİYOR

LUV İT! Kurucu Ortağı Başak Adıyaman, markayı yaklaşık 5 yıl önce İstanbul’da kurduklarını belirterek, bugün hem yurt içi hem de yurt dışın da büyüyen bir yapıya ulaştıklarını söyledi. Adıyaman, markanın başlangıçta ağırlıklı olarak cilt bakım ürünlerine odaklandığını, son dönemde ise vücut ve saç bakım kategorilerine de geçiş yaptıklarını ifade ederek, “Yüz bakımından daha bütünsel bir bakım anlayışına doğru ilerlemeyi hedefliyoruz” dedi.

Temiz içerik yaklaşımına önem verdiklerini vurgulayan Adıyaman, özellikle koruyucu maddeler ve yasaklı hammaddeler konusunda hassas davrandıklarını belirtti. “Bakan lığın izin verdiği ölçülerde aktif içerikler kullanıyoruz. Bunun yanında SLS ve parfüm gibi içerikleri kullanmamaya özen gösteriyoruz. Hassas ciltler dahil tüm cilt tiplerine uygun ürünler geliştirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Kore kozmetiğinin sektöre yeni bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Adıyaman, “Kore kozmetiğinin çok geliştirici bir yönü olduğunu düşünüyorum. Sürekli yeni ürünler ve farklı kategoriler ortaya koyuyorlar. Biz de Türkiye’de Kore kozmetiği üreten bir marka gibi davranarak fark yaratacak ürünler geliştirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Türk kozmetiğinin geleceğine inandıklarını dile getiren Adıyaman, “Hem Avrupa’ya yakınlığımız hem de kaliteli üretim gücümüz sayesinde Türk kozmetiğinin global pazarda çok daha güçlü bir yere geleceğini düşünüyoruz. Bizim hedefimiz de ihracat yaptığımız ülke sayısını artırarak Türk kozmetiğini daha fazla pazara ulaştırmak” dedi.

LORIS PARFUM

Loris Parfum Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Okuyucu

PARFÜM SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜM HIZLANIYOR

Loris Parfum, bugün 70 ülkede yaklaşık 700 mağazasıyla faaliyet gösterirken, parfümden oda kokusuna ve body ürünlerine kadar geniş bir ürün gamıyla büyümesini sürdürüyor. Tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiği koku sektöründe, trendlerin üretim süreçlerini doğrudan etkilediğini belirten Loris Parfum Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Okuyucu, özellikle son dönemde mask ve beyaz koku gruplarının öne çıktığını söyledi. Marka bünyesindeki inovatif koku laboratuvarında sürekli yeni kokular geliştirildiğini ifade eden Okuyucu, “Tüketicinin beklentileri çok hızlı değişiyor. Biz de yeni koleksiyonlar ve farklı koku deneyimleriyle bu değişime uyum sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Loris Parfum’un yalnızca ürün geliştirmeye değil, mağaza konseptlerinden ambalaj tasarımlarına kadar tüm marka kimliğini sürekli yenilemeye odaklandığını belirten Okuyucu, bu dönüşümün tüketici beklentilerine göre şekillendiğini ifade etti. Kısa süre önce 24 bin metrekare kapalı alana sahip yeni kampüslerine taşındıklarını aktaran Okuyucu, merkezde parfüm müzesi, sosyal alanlar ve parfüm akademisinin yer aldığını söyledi.

Yeni fabrika projeleri üzerinde de çalıştıklarını belirten Okuyucu, önümüzdeki dönemde üretim kapasitesini daha da artırmayı hedeflediklerini kaydetti. Tasarım, üretim ve marka yönetimi süreçlerinin ekip çalışmasıyla yürütüldüğünü vurgulayan Okuyucu, geleceğin ihtiyaçlarına göre hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.

WhatsApp Image 2026 05 20 at 10.55.26

Mion Kozmetik Mağazacılık Satış Direktörü Gökhan Cörüt

MİON’DAN DENEYİM ODAKLI GÜZELLİK VURGUSU

Migros Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren Mion, kişisel bakım ve güzellik perakendesin de değişen tüketici beklentilerine deneyim odaklı yaklaşımıyla yanıt veriyor. Mion Kozmetik Mağazacılık Satış Direktörü Gökhan Cörüt, tüketicilerin artık yalnızca ürün satın almak istemediğini, aynı zamanda kişiselleştirilmiş ve etkileşimli bir alışveriş deneyimi aradığını söyledi.

Mağazalarda ihtiyaca göre özelleştirilmiş reyon bölümleri oluşturduklarını ifade eden Cörüt, erkek bakım ürünleri, Kore kozmetiği ve hayatı kolaylaştıran ürün kategorileri gibi farklı alanlarla müşterilerin keşif deneyimini artırdıklarını kaydetti. Yönlendirici içerikler ve birebir temas noktalarıyla alışveriş sürecini daha interaktif hale getirdiklerini söyleyen Cörüt, Migros’un güçlü perakende altyapısı sayesinde müşterileri daha iyi analiz ederek ihtiyaçlara uygun öneriler sunabildiklerini vurguladı. Online ve fiziksel mağaza deneyimini birleştiren uygulamaların önemine de dikkat çeken Cörüt, “Tıkla Gel Al hizmetimiz bizim için önemli bir entegrasyon adımı. Migros uygulaması üzerinden alışverişini tamamlayan müşterilerimiz ürünlerini seçtikleri gün ve saat aralığında mağazadan teslim alabiliyor. Böylece alışveriş yalnızca bir satın alma süreci olmaktan çıkıp günlük hayatın içine kolayca entegre edilen kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor” diye konuştu.

Mion’un “Var Bi’ Güzelliğimiz” söylemiyle kapsayıcı bir güzellik anlayışını benimsediğini ifade eden Cörüt, güzelliği tek bir kalıba sığdırmayan bir yaklaşımı tüm temas noktalarına taşıdıklarını belirtti. Cörüt, “Ürün portföyümüzde farklı cilt tiplerine, yaş gruplarına ve ihtiyaçlara hitap eden geniş bir çeşitlilik sunuyoruz. Yerli ve global markaları bir araya getirerek erişilebilir ve kaliteli alternatifler oluşturuyoruz. Mağazalarımızda müşterinin kendini rahat hissedeceği, ürünü deneyimleyebileceği ve keşif yapabileceği bir ortam tasarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

KALİTE VE UYGUN FİYATI ENTEGRE ÜRETİMLE SAĞLIYORUZ

Kozmetik sektöründe uygun fiyat ile yüksek kaliteyi bir arada sunabilmenin ancak entegre bir üretim ve Ar-Ge yaklaşımıyla mümkün olduğunu söyleyen Golden Rose Genel Müdürü Fatma Faize Aktar, üretim süreçlerini uluslararası standartlara uygun tesislerde yürüttüklerini belirterek, “Biz Golden Rose olarak tüm üretim zincirimizi entegre bir yapı içinde yönetiyoruz. Yüksek hacimli ve verimli üretim yaparken kalite standartlarımızdan asla ödün vermiyoruz. Ambalajlarımızın önemli bir kısmını kendi plastik ambalaj üretim tesisimizde üretmemiz de bize ciddi bir maliyet ve kalite avantajı sağlıyor” dedi.

Ar-Ge’nin şirketin en kritik alanlarından biri olduğunu vurgulayan Aktar, trend analizleri, tüketici geri bildirimleri ve global kozmetik gelişmelerin sürekli takip edildiğini ifade ederek, “Formülasyonlarımızı sürekli güncelliyoruz ve tüketicinin değişen beklentilerine göre yeniden şekillendiriyoruz” diye konuştu.

Ham madde seçiminde güvenilir ve sürdürülebilir tedarikçilere öncelik verdiklerini belirten Aktar, kalite kontrol süreçlerinin her aşamada titizlikle uygulandığını söyledi. Bu bütünsel yaklaşımın, markanın erişilebilir fiyatlarla performans odaklı ve güvenilir ürünler sunmasının temelini oluşturduğunu kaydetti. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla tüketiciyle daha güçlü bir bağ kurmayı hedeflediklerini belirten Aktar, “Yenilikçi formülasyonlarımızla Golden Rose’un global pazardaki rekabet gücünü artırmayı ve markamızı daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

SHAYEN

Shayen Kozmetik Elif İşçeviren

HİBRİT ÜRETİM MODELİYLE KOZMETİKTE YENİ YAKLAŞIM

Shayen Paris, Fransa’daki laboratuvar üretimi ile Kore teknolojisini birleştiren hibrit yapısıyla Türkiye pazarında dikkat çekiyor. Elif İşçeviren, markanın iki farklı üretim yaklaşımını bir araya getirdiğini belirterek, “Cheyenne Paris, Fransa’da geleneksel üretim titizliğiyle geliştirilmiş, aynı zaman da Kore teknolojisiyle desteklenen bir marka. Fransa’da özellikle Luxury serilerimizi üretiyoruz, Kore tarafında ise özel içerikli serilerimizi geliştiriyoruz” dedi. Markanın hem premium hem de erişilebilir segmentte konumlandığını belirten İşçeviren, “Fransa üretimi Luxury serilerimiz A sınıfı kitleye hitap ederken, Kore serilerimiz daha ulaşılabilir fiyatlarla geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşıyor” diye konuştu. Shayen Paris’in Türkiye’de Trendyol, Shopify ve web sitesi üzerinden satış yaptığını aktaran İşçeviren, “Ürünlerin yanında küçük uygulama aparatları da sunuyoruz. Böylece kullanıcılar etkiyi daha hızlı gözlemleyebiliyor” dedi.

Markanın en güçlü yönlerinden birinin içerik şeffaflığı olduğunu vurgulayan İşçeviren, “Ürünlerimiz yüzde 100 doğal içerikli ve vegan. Hayvanlar üzerinde test yapılmıyor. Biz güvenle kullanılabilecek, yüksek teknolojiyle üretilmiş ürünler sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Shayen Paris için hem kısa hem uzun vadeli hedefler bulunduğunu söyleyen İşçeviren, “İlk hedefimiz herkesin ürünü deneyebilmesi ve erişebilmesi. Uzun vadede ise eczane kanalları ve kurumsal iş birlikleriyle daha geniş bir yayılım planlıyoruz” diye konuştu

EMBEAUTY

SAÇ BAKIMINDA TEMİZ İÇERİK VURGUSU

Embeauty, son dönemde özellikle saç bakım kategorisinde e-ticaret platformlarında gösterdiği büyümeyle dikkat çekiyor. Yaklaşık iki yıldır faaliyet gösteren marka, ağırlıklı olarak Türk toplumunun saç problemlerine yönelik ürünler geliştiriyor. Mert Açıkgöz, markanın ürün gamında dökülme karşıtı şampuan, egzama ve kepek karşıtı şampuan, saç sütü ve saç serumu gibi ürünlerin bulunduğunu belirterek, son dönemde renkli kozmetik kategorisi ne de giriş yaptıklarını söyledi. Embeauty’in ihracat tarafında da büyümeye devam ettiğini belirten Açıkgöz, Azerbaycan, Türkmenistan, Irak ve İran başta olmak üzere birçok pazarda satış yaptıklarını, Avrupa tarafında ise Romanya ve Hollanda ile yeni iş birlikleri üzerinde çalıştıklarını söyledi. Temiz içerik ve sürdürülebilirlik konularına önem verdiklerini vurgulayan Açıkgöz, ürünlerde aktif bileşenler ve bitki özleri kullandıklarını ifade etti.

“Dökülme karşıtı şampuanımızda dokuz aktif içerik bulunuyor. Yerli üreticilerden ve doğal kaynaklardan beslenmeye özen gösteriyoruz” dedi. Şu an ağırlıklı olarak online kanallarda faaliyet gösterdiklerini ifade eden Açıkgöz, yıl içerisinde market ve kozmetik mağazalarında da yer almak için çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Televizyon reklamları, billboard ve metro çalışmalarıyla marka bilinirliğini artırdıklarını belirten Açıkgöz, sosyal medyanın ise en güçlü satış kanallarından biri olduğu nu söyledi. Son bir yılda yüzde 1000’in üzerinde büyüme gerçekleştirdiklerini ifade eden Açıkgöz, önümüzdeki dönemde de yüksek büyüme ivmesini sürdürmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.