Malum Türkiye’deki işletmelerin hemen hemen tamamı aile şirketidir.
Ülkemiz, babanın kurup kardeşlerin işlettiği Kardeşler Fırının dan, Koç Holding’e tam bir aile şirketi cennetidir. Ama bilenler bilir aile şirketleri güçlü bir cehenneme dönüşme potansiyeli taşırlar.
Ve cehenneme giden bu yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Üstelik yol boyunca sürprizler ve belirsizliklerle dolu bir sisler bulvarından geçersiniz…
Açayım…
Akrabaların birbiriyle iş yapması, yabancı biriyle iş ilişkisinden daha fazla sorun doğurma potansiyeline sahiptir. Çünkü aile bireyleri arasındaki ilişki, doğal olarak güven temellidir. Bunun sorgulanması bile düşünülemez. Düşünülemez ama iş ilişkisinde bu sorgulama her gün yapılır.
Örneğin işyeri kurallarının yazılı hale getirilmesi gündeme geldi diyelim. İş ortağın akraban ya da arkadaşın değilse, oturur konuşursunuz. Ama kardeş ya da yeğeninizle şu engelleri aşmanız gerekir:
Konu gerçekten güvenle ilgilidir ama genellikle akla gelenin tam tersi.
Yani birine ya da kendinize güvenmiyorsanız sözleşmeye veya yazılı kurallara imza atmaktan çekinirsiniz.
Güveniyorsanız, gönül rahatlığıyla kuralları kayıt altına alıp imzanızla garanti edersiniz. Bir adım daha atalım ve denetimi de gündeme alalım. Birkaç kardeş ya da yeğenin şirketinde denetim nasıl ve kim tarafından yapılır? İçlerinden birinin muhasebeden sorumlu olduğunu düşünelim.
Diğerleri yapılan işlemleri nasıl denetleyecek, daha da önemlisi denetlemeyi nasıl talep edecek?
Şirket bir mali krize girmeden bu doğrultudaki her talep için süreci çıkmaza sokacak şöyle cevaplar gelebilir:
“Çıkmak mümkündür ama bunun yolu aile bağlarını iş ilişkilerinden tamamen ayırabilmekten geçer. Çünkü şirketler iyi niyetle değil, sistemle ayakta kalır. İyi niyet sistemi destekler ama sistemin yerini tutamaz. Bu nedenle aile şirketle rinde denetim, ‘birbirine güvenme menin’ değil, birbirini korumanın aracıdır. Yazılı kurallar da aynı şekilde… Kardeşleri birbirine karşı değil, şirketi belirsizliğe karşı korur. Çünkü insanlar değişir; şartlar, kuşaklar, ekonomik ortam değişir.
Değişmeyen tek şey ise kayıt altına alınmış kurallardır. Üstelik denetim yalnızca hileyi önlemek için yapılmaz. Hataları erken görmek, kaynak israfını azaltmak, şirketin gerçek durumunu anlayabilmek için de gerekir. En önemlisi de kişileri zan altında bırakmadan hesap verebilirliği mümkün kılar.
Böylece ‘Acaba?’ duygusu büyüyüp aile ilişkilerini zehirlemeden sorunlar şeffaf biçimde konuşulabilir. Aile şirketlerini ayakta tutan şey duygusal yakınlık değil; görev tanımlarının net olması, yetkinin sınırlarının belirlenmesi ve herkes için geçerli kuralların bulunmasıdır. Güven varsa denetimden korkulmaz. Çünkü gerçek güven, kontrolsüzlük değil; denetlenebilir olmaya gönüllü olmaktır.”
EKONOMİ
25 gün önceEKONOMİ
02 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
02 Haziran 2026EKONOMİ
02 Haziran 2026EKONOMİ
02 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.