DOLAR 46,5998 0.3%
GBP 61,3378 -0.84%
EURO 53,2606 -0.64%
ALTIN 6.294,61-0,79
BIST 14.827,352,82%
BITCOIN 2927713-1.8203%
ETH 79393-1.81301%
İstanbul
23°

KAPALI

ÖZEL HABER
İhracatçılardan yeni dönem mesajı: Birlik, dönüşüm ve rekabet…
Savunma sanayisinin görünmeyen cephesi kritik madenler

Savunma sanayisinin görünmeyen cephesi kritik madenler

01/07/2026 16:51
Savunma sanayisinin görünmeyen cephesi kritik madenler

Bir savaş uçağı, bir füze ya da bir İHA gördüğümüzde aklımıza önce platformun kendisi gelir. Oysa o platformu mümkün kılan asıl katman çoğu zaman gözden kaçar: Kritik madenler, özel metaller, ileri teknoloji alaşımları, yarı iletkenler ve mıknatıslar. Bugün savunma sanayisinde güç, yalnızca nihai ürünü üretmekle değil; onun arkasındaki tedarik zincirini güvence altına almakla ölçülüyor.

Bu gerçeği uluslararası kurumlar da tescilledi. NATO, 2024 sonunda savunma için kritik gördüğü 12 hammaddeyi açıkladı: Alüminyum, berilyum, kobalt, galyum, germanyum, grafit, lityum, manganez, platin, nadir toprak elementleri, titanyum ve tungsten. Son gelişmeler, kritik madenlerin artık yalnızca enerji ve sanayi politikalarıyla değil, savunma stratejileriyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Çünkü radardan füzeye, jet motorundan zırh delici mühimmata kadar pek çok savunma sistemi belirli madenlere dayanıyor.

Asıl mesele, bu girdilerin yer altında bulunup bulunmaması değil; onları kullanılabilir hâle getiren işleme ve rafinaj kapasitesinin nerede toplandığı. Çin, nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 90’ını işliyor; galyum, germanyum, grafit, antimon ve tungsten gibi girdilerde de belirleyici konumda.

Üstelik bu üstünlük son yıllarda bir dış politika aracına dönüştü. Pekin, 2023’ten bu yana bu malzemelerde art arda ihracat kısıtlamaları açıkladı. Kısıtlamaların bir bölümü geçici olarak askıya alınsa da yasal çerçeve yerinde duruyor. Yani risk ortadan kalkmadı; Batılı üreticilere yalnızca tedarik zincirini çeşitlendirmek için sınırlı ama önemli bir süre tanındı.

Bu kırılganlığın ne anlama geldiğini Rusya-Ukrayna Savaşı somut biçimde gösterdi. 155 mm top mermisi krizi, mühimmat üretiminin sanıldığından çok daha stratejik olduğunu ortaya koydu. Asıl dar boğaz namlu ya da mermi gövdesinde değil; barut, TNT ve patlayıcı ve kritik maden girdilerinde yaşandı. Modern bir ordunun ateş gücü; özel çelik, bakır, antimon ve patlayıcı kimyasalların kesintisiz akışına bağlı. Bu girdilerden biri tıkandığında, en gelişmiş silah bile sahada yetersiz kalabiliyor. Türkiye bu denklemde hem talep hem arz tarafında yer alıyor. Savunma ve havacılık ihracatı 2025’te yaklaşık yüzde 48 artarak 10 milyar doları aştı; bu büyüme kritik hammadde ihtiyacını da büyütüyor. Arz tarafında ise dikkat çekici bir potansiyel var. Eskişehir Beylikova’da Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük nadir toprak rezervi açıklandı; bor rezervlerinde Türkiye zaten dünya lideri, kromda da öne çıkan üreticiler arasında.

Ne var ki rezerve sahip olmak ile katma değer üretmek farklı şeyler. Çin’in gücü çoğu zaman madende değil; işleme, alaşım ve mıknatıs üretiminde. Bu yüzden Türkiye için asıl fırsat, cevheri topraktan çıkar manın ötesine geçmek: rafine etmek, nitelikli alaşıma dönüştürmek, kalıcı mıknatıs ve yarı mamul üretmek, geri dönüşümle ikincil hammadde kazanmak. Demir ve demir dışı metaller, zırhın, namlunun, gövdenin ve mühimmatın temel girdileri. Kimya; barut, patlayıcı ve ileri malzeme zincirinde. Elektrik-elektronik ise radar, güdüm ve elektronik harbin kalbinde. Savunma sanayisinin görünmeyen tedarik zinciri, büyük ölçüde bu sektörlerden geçiyor.

Önümüzdeki dönemde güçlü bir savunma sanayisi, güçlü bir metal ve maden sanayisi olmadan ayakta duramaz. Türkiye’nin önündeki fırsat; kritik maden değer zincirinde rezerv sahibi bir ülke 1olmaktan, rafinaj, alaşım, komponent ve ileri malzeme üreten bir konuma yükselmek. Türkiye bu yönde ilk adımlarını atmış durumda. Beylikova’da devreye alınan pilot tesisin ardından, yıllık 570 bin ton kapasiteli endüstriyel tesisin faaliyete geçmesi amaçlanıyor; hazırlıkları süren Kritik Ham Maddeler stratejisi de cevherden ileri malzemeye uzanan bütünlüklü bir değer zincirini hedefliyor.

Kaynaklar: NATO, IISS, IEA, MİA, SSB, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.