Küresel piyasaların 1970’li yıllardan bu yana en büyük enerji darboğazıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem’den sektöre ışık tutacak değerlendirmeler geldi. Dünyanın toplam petrol ve doğalgaz üretiminin yüz de 20’sini sağlayan Körfez bölgesindeki arz sıkıntılarının ve jeopolitik gerilimlerin insani ve ekonomik boyutlarına dik kat çeken Erdem, Türkiye’nin bu süreçte coğrafi konumu ve kaynak çeşitliliği sayesinde güvenli bir liman olduğunu belirtti. Özellikle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile geliştirilen stratejik iş birliklerine değinen Erdem, Bulgaristan’daki yeni arama faaliyetleri için müjdeyi verdi.
Dünyanın içinden geçtiği enerji krizini “70’lerden bu yana yaşanan en büyük kriz” olarak tanımlayan Ahmet Erdem, konunun sadece ekonomik değil, öncelikle insani boyutunun olduğunu hatırlattı. Erdem, Körfez bölgesinden çıkan üretimin büyük kısmının Asya pazarına gittiğini ancak mevcut durumda yaşanan aksaklıkların tüm dünyada ürün bulunabilirliği ve fiyat artışlarını tetiklediğini ifade etti. Erdem, “Hepimizin temennisi yaşanan acıların son bulması ve bir barış anlaşmasıyla insani boyutun ortadan kalkmasıdır. Ardından enerjiyle ilgili yaşanan darboğazın aşılması gelecektir” dedi. Enerjinin sadece ısınma veya ulaşım olmadığını belirten Erdem; petrokimyanın sağlıktan tekstile, otomotivden teknolojiye kadar her sektörün ana girdisi olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin birçok ülkeye kıyasla enerji arz güvenliği noktasında çok daha avantajlı bir pozisyonda olduğunu vurgula yan Shell Türkiye Ülke Başkanı, “Bulunduğumuz coğrafya ve farklı kaynaklardan petrol ile doğalgaz temin edebilme kabiliyetimiz sayesinde ülkemizde bir ürün kısıntısı yaşanmıyor” açıklamasında bulundu. Ancak küresel fiyat artışlarının cari açık üzerindeki etkisine dikkat çeken Erdem, hem kurumlara hem de vatandaşlara önemli bir çağrıda bulundu: “Temin sıkıntısı olmasa bile enerjiye ödenen kaynakların ekonomiye yükünü azaltmak için enerjiyi verimli kullanmalı ve tasarruf etmeliyiz. El birliğiyle bu etkiyi sınırlayabiliriz.”

Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem
Shell’in Türkiye’deki 103. yılını kutladığını ve Cumhuriyet ile yaşıt bir kurum olarak Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna eşlik ettiklerini belirten Ahmet Erdem, Türkiye’nin Shell portföyü içinde son derece önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Akaryakıt istasyonlarının artık sadece yakıt alınan yerler değil, birer “hizmet ve çekim merkezi” haline dönüştüğünü ifade eden Erdem, global tecrübeyi Türkiye’ye taşımaya devam ettiklerini dile getirdi. DERİNCE’DEN DÜNYAYA Shell’in Türkiye’ye olan inancının en somut göstergelerinden birinin Derince’deki madeni yağ fabrikası olduğunu belirten Erdem, bu tesisin bir üretim üssü olarak konumlandığını vurguladı. Fabrikadan 80’den fazla ülkeye ihracat yapıldığını açıklayan Erdem, “Sadece Türkiye pazarı için üretmiyoruz; buradan dünyaya ürün göndererek ülkemize ciddi bir döviz girdisi sağlıyoruz. Derince tesisimiz, Shell’in küresel portföyü içinde çok özel ve kıymetli bir noktada yer alıyor” dedi.
Asırlık Tecrübe: Shell, Türkiye’deki faaliyetlerinde 103. yılına ulaşarak Cumhuriyet ile eş zamanlı bir büyüme sergiliyor. İhracat Ağı: Derince’de yer alan madeni yağ tesisleri, bugün 80’den fazla ülkeye ürün gönderen stratejik bir üretim üssü konumunda bulunuyor. Arz Çeşitliliği: Türkiye, coğrafi konumu sayesinde farklı kaynaklardan petrol ve gaz temin ederek küresel darboğazı en az hasarla atlatan ülkeler arasında yer alıyor. Sektörel Etki: Petrokimya ürünlerinin sadece enerji değil; otomotiv, sağlık ve tekstil gibi hayati sektörlerin de ana girdisi olduğu gerçeği, enerji verimliliğinin önemini bir kat daha artırıyor. Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, Sakarya gaz sahası keşfi gibi başarıların ardından, yeni iş birlikleriyle Türkiye’nin enerji portföyünün daha da güçleneceğine olan inancını tazeledi.

Türkiye’nin son dönemde LNG (Sıvılaştırılmış Doğalgaz) ithalat kapasitesini artırmasının enerji güvenliği açısından “son derece yerinde” bir hamle olduğunu savunan Erdem, Shell’in de BOTAŞ ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde önemli bir tedarikçi olduğunu belirtti. Geçmişte Diyarbakır’da kaya petrolü ve Karadeniz’de derin deniz kuyusu çalışmalarında TPAO ile yakın çalıştıklarını hatırlatan Erdem, Türkiye’nin milli enerji şirketlerinin teknik ve insan kaynağı kapasitesindeki artışı takdirle karşıladıklarını söyledi. En dikkat çekici başlıklarından birini ise komşu ülke Bulgaristan’daki yeni proje oluşturdu. Erdem, Bulgaristan’da Shell’in sahibi olduğu bir arama sahasına TPAO’nun ortak olarak katılacağını müjdeledi: “Bul gar makamlarından izinlerin tamamlanmasıyla inşallah orada TPAO ile beraber arama yapmaya gayret edeceğiz. TPAO ve BOTAŞ’ın artan teknik kapasiteleri sayesinde çok rahat ve güçlü iş birlikleri yürütebiliyoruz.” Ahmet Erdem’in açıklamaları, Shell’in Türkiye’yi sadece bir pazar olarak değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ve operasyonel iş birliği ortağı olarak gördüğünü bir kez daha kanıtladı. Türkiye’nin enerji koridoru olma vizyonuna Shell’in küresel gücüyle destek vermeye devam edeceği mesajı, sektör temsilcileri tarafından da memnuniyetle karşılandı.
EKONOMİ
14 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Mayıs 2026GÜNDEM KORİDORU
22 Mayıs 2026EKONOMİ
22 Mayıs 2026EKONOMİ
22 Mayıs 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.