Kadınların ihracattaki rolü son yıllarda hem Türkiye’de hem uluslararası kuruluşların çalışmalarında daha sık inceleniyor. Konu sadece istihdamla sınırlı kalmıyor; firma ölçeği, teknoloji yoğunluğu ve karar alma süreçleriyle birlikte ele alınıyor. Bu yüzden kadınların ihracattaki rolü birçok göstergenin birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabiliyor.
Küresel görünüm, kadınların ihracatta eşit ve dengeli bir dağılım sergilemediğini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) 2025 tarihli çalışmasına göre kadınların ihracata kattığı yerli katma değer payı tüm bölgelerde erkeklerin payından düşük kalıyor. Üstelik kadın katkısı bölge ve sektörlere göre farklılaşıyor.
Bilhassa hizmetler, tarım ve sanayi arasında belirgin ayrışmalar görülüyor. Firma düzeyindeki uluslararası veriler de kadınların dış ticarete katılımındaki farkı vurguluyor. OECD’nin değerlendirmesine göre kadın liderliğindeki firmalar, erkek liderliğindeki firmalara kıyasla uluslararası ticarete daha düşük oranda katılıyor.
OECD ülkelerinde kadın liderliğindeki firmaların yaklaşık yüzde 11’i ihracat yaparken bu oran erkek liderli firmalarda yüzde 19 seviyesinde.
Bu farkın bir bölümü firma büyüklüğü ve sektör yapısıyla ilişkili ancak tamamı bu değişkenlerle açıklanamıyor. Zira kadınların ticarete katılımı yalnızca bireysel tercih ya da firma profiliyle değil, yapısal faktörlerle şekilleniyor. Bu çerçevede özellikle finansmana erişim ve uluslararası pazarlara bağlantı imkanlarının sınırlı olması, kadın girişimcilerin ihracata katılımını etkileyen unsurlar arasında öne çıkıyor.
Küresel verilerle paralel olarak Türkiye’de de kadınların ihracata katılımı kısıtlı. Buna rağmen kadınların ihracatla bağlantılı üretim yapısı içindeki ağırlığı zaman içinde artıyor.
Ticaret Bakanlığı’nın 1 Nisan 2026 tarihli çalışmasına göre, ihracatçı firmalarda kadın çalışan oranı 2013’te yüzde 24 iken 2025’te yaklaşık yüzde 30’a yükseldi.
Aynı dönemde kadınların ihracata katkısı ise 31,6 milyar dolardan 62,3 milyar dolara çıktı. Kadınların sayısal varlığı artıyor; ancak asıl dikkat çekici olan, katkının daha hızlı yükselmesi oluyor.
Kadınların ihracattaki rolünün yalnızca oranlarla değil, sektör ve üretim basamaklarına göre okumak daha anlamlı.
Dünyadaki genel eğilimle benzer şekilde Türkiye’de de kadınların ihracattaki yeri sektör ve teknoloji düzeyleri arasında aynı yoğunlukta dağılmıyor. Öte yandan yüksek ve orta-yüksek teknoloji ihracatında kadın çalışanların katkısında da artış kaydedilmesi kıymetli. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2013’te kadın çalışanların orta-yüksek teknolojide ürün ihracatındaki katkısı 6,6 milyar dolardan 19,7 milyar dolara; yüksek teknolojili ürünlerde ise 1,5 milyar dolardan 2,5 milyar dolara yükseldi. Kadınların ihracata katılımı giderek artmakla birlikte hâlâ sınırlı bir düzeyde seyrediyor. Ancak bu tablo aynı zamanda önemli bir potansiyele de işaret ediyor.
Kadınların ihracata daha güçlü katılımı; üretimde verimliliği artırma ve daha yüksek katma değerli alanlara geçişi hızlandırma açısından kritik bir rol oynuyor. Nitekim kadınların iş gücüne ve karar alma süreçlerine daha fazla dahil olduğu ekonomilerde rekabet gücünün ve sürdürülebilir büyümenin güçlendiği görülüyor. Bu çerçevede kadınların ihracattaki yerinin güçlenmesi ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni olarak öne çıkıyor
EKONOMİ
7 saat önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceEKONOMİ
14 gün önceEKONOMİ
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Mayıs 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.