Avrupa Birliği, küresel tedarik zincirlerindeki bağımlılığını azaltmak ve yeşil/dijital dönüşümü hızlandırmak amacıyla Industrial Accelerator Act (IAA / Sanayi Hızlandırma Yasası) ile bağlantılı düzenlemeleri hayata geçirme gayretinde. Bunu biliyoruz. “Made in EU” korumacılığının gündeme girmesiyle ihracatımıza dönük belirsizlikler de yasa tasarılarının detaylanmasıyla daha net görünüyor.
Evet, prensip olarak ülkemiz Made in EU kapsamı içine dahil ediliyor. Avrupa Komisyonu’nun sunduğu çerçeve, AB ile Gümrük Birliği veya Serbest Ticaret Anlaşması bulunan ülkelerden gelen girdi ve bileşenleri, menşe kuralları bakımından “AB menşeli” (Union origin) sayabilyor. Bu sayede sanayimiz, Avrupa tedarik zincirlerinin dışında kalma ve “üçüncü ülke” engellerine takılma riskini büyük ölçüde atlattı görünüyor. Ancak bu statü otomatik ve koşulsuz bir hak olarak anlaşılmamalı. AB ülkelerine ihraç edilecek ürünlerin sadece Türkiye’de üretilmiş olması yetmiyor; Bu ürünlerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve AB’nin düşük karbon emisyon standartlarıyla tam uyumlu olması şart koşuluyor.
Otomotiv, çelik, alüminyum, batarya ve net-sıfır teknolojileri gibi stratejik alanlarda bileşenlerin belirli oranlarda “Union origin” ve “düşük karbonlu” olması isteniyor.
Ek olarak bir istisna var: Türk ürünleri AB içindeki tedarik zincirlerinde ve özel sektör alımlarında “AB menşeli” kabul edilse de, AB kamu ihalelerine doğrudan yüklenici olarak katılmamız için henüz tam bir doğrudan erişim hakkı sağlanabilmiş değil.
Sürecin son aşamasını şöyle özetlemek mümkün: Avrupa Komisyonu’nun sunduğu yasa tasarıları, örneğin IAA ve ilişkili Net-Sıfır Sanayi mevzuatı, henüz Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi ile beraber üçlü müzakere halinde.
Tasarıların önümüzdeki haftalarda yürürlük zeminine ulaşmasının ardından, bağlayıcı ikincil mevzuatın ve sektörel kotaların netleşmesi beklenecek. Ne var ki AB Komisyonu, belirli sektörlerde Türkiye gibi ülkelerin kapsama dahil edilme şartlarını daraltma veya genişletme yetkisini elinde tutuyor.
Özetle söyleyebiliriz ki ülkemiz AB’nin bu sanayi hamlesinde oyun dışı kalmamıştır. Aksine Gümrük Birliği ortaklığı sayesinde “Made in EU” denkleminin içindedir. Fakat etiketin fiilen kullanılabilmesi ve pazarda kalınabilmesi, doğrudan yeşil üretim dönüşümünün hızıyla orantılı olacaktır. Başta demir çelik ve alüminyum olmak üzere otomotiv sanayimizin girdilerinde karbon değerlerinin AB’ye uygun düzeye getirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki en önemli ev ödevi bu.
GÜNDEM KORİDORU
5 gün önceGÜNDEM KORİDORU
24 gün önceEKONOMİ
24 Ağustos 2026EKONOMİ
24 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
24 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.