Rüzgâr gibi geçen bir NATO zirvesi. Organizasyon ve görünürlüğü arşa çıkartan bir mükemmeliyetçilik. Zirveyle ilgili dünya medyasında on binlerce haber, binlerce makale yazıldı. Her aşaması başlı başına bir yazı konusu.
Bilindiği gibi NATO, 1949 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’daki güvenlik ihtiyacını karşılamak amacıyla kuruldu. İlk zirve Paris’te 1957 de gerçekleşmiş ve uzunca bir aradan sonra 1974’den itibaren her yıl bir üye ülkelenin ev sahipliğinde yapılmakta. 2004 de Başbakan Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da yapılan zirve, İstanbul’un merkezinin trafiğe kapatılması ve olağanüstü güvenlik tedbirleri nedeniyle bugünkü gibi çok konuşul muştu. Ancak zirvenin hatırlanan en önemli karesi, 11 Eylül sendromunu üzerinden atamayan, El Kaide ve İslami Terör kavramlarıyla boğuşan Başkan Bush’un Galatasaray Üniversitesi’nde yaptığı son gün konuşmasıydı. Boğaz köprüsü ve Ortaköy Camisini arkasına alarak yaptığı “kültürler, uygarlıklar ve dinler arası uzlaşı” konulu konuşması, dünya basınında geniş yankı uyandırmıştı.
2004 İstanbul zirvesi, ABD’nin İslam dünyası ile yeni bir diyalog kapısı aralama adımı olarak da hafızalarda kaldı.
Zirve nedeniyle, şehrin merkezinin trafiğe kapatılması, memurların büyük çoğunluğunun izne gönderilmesi, AVM’lerdeki kapalı otoparkların bile kullanılmaz hale getirilmesi, haftalar önce başlayan yoğun güvenlik önlemleri Ankaralıları bezdirdi. 2016 Varşova zirvesi sırasında Varşova da görevli bir dostum, zirveden önce Varşova’da nerdeyse tüm şehrin kapatıldığını, hatta ruhsatlı silahların bile toplanarak Varşova’nın silahsız bölge ilan edildiğini, o gün Avrupa’nın göbeğinde yaşananların Ankara’dan daha sıkı olduğunu söyledi.
İlk defa bir NATO zirvesinin magazin boyutu, zirvenin içeriğinin önüne geçti. Muhakkak ki, zirve boyunca en çok konuşulan Mehterli karşılamaydı. Devlet Liderlerinin mehterle karşılanması bizde eski bir gelenek olsa da uzun zaman önce bu geleneği bırakmış, bandolu karşılamaya geçmiştik. Mehterli zirve ince bir mesaj vermekle birlikte kadim kültürümüzün güzel bir yansıması olarak da dünya medyasında da en çok konuşulan magazin gündemi oldu. Genç İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir’in Beştepe’de ki mehterli karşılamada yüzüne yansıyan hayranlık ve şaşkınlık da zirvenin unutulmazları arasında yerini aldı. Meloni ve Trump arasındaki küslük de zirvenin çok konuşulanlar listesinde. Meloni’nin Trump ile karşılaşmamak için zirve yemeğine çok geç gelmesi, yabancı basında “Assolist Meloni” manşetleri ile duyuruldu. Trump mı? Airforce One mı? Sanki uçak, başkandan daha çok konuşuldu. Onca sansasyona rağmen Trump, Uçağın aurasını geçemedi. Zaten dönüş yolunda da eski uçağı kullanarak bir nevi intikam aldı. Zirveyi izleyen basından eski dostlar, “İlk defa bir uluslararası organizasyonda kendimizi değerli hissettik. İtilip kakılmadan, azarlanmadan ve önemsenerek bir organizasyonun parçası olduk” dediler. Hele yabancı basın mensupları sunulan sınırsız lezzetler ve Millet Kütüphanesinin deruni atmosferin de her türlü ihtiyaçlarının karşılanmasından dolayı yaşadıkları şoku kolay kolay atlatamayacaklarını meslektaşlarına söylemişler. Organizasyon ve yemekler konusunda kendi medyalarında çok fazla haber yaptıklarını biliyoruz.
SİLAH ARKADAŞLIĞI Anadolu da bir deyim vardır.. Beklenenden çok fazla olumlu bir gelişme karşısında “Kaymaklı Kadayıf” denir. Şüphesiz ki zirvenin Kaymaklı Kadayıfı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirve sonunda konuklarına diş kirası nev’inden hediye ettiği ve isme hazırlanmış Revolver tabancalar oldu. Bu özel hediyenin anlamı ve tarihsel kültürü çokça konuşulsa da NATO’nun bir askeri konsey olduğu düşünüldüğünde, Cumhur başkanı tarafından “Silah Arkadaşlığı” gibi kutsal bir anlamın vurgulandığı bu hediyeler ile NATO üyesi ülkelere çok ince bir mesaj da verilmiş oldu.
Revolver hediyesi, zirveyi gölgede bırakıp, gündemi altüst etti, ABD başkanı Trump’ın zirve sonrasında, Oval Ofiste Revolver ile basına konuşması ve zirveden duyduğu memnuniyet NATO konusundaki olumsuz tutumunu, bir ton yumuşatmış oldu.
Bürokratlık dönemimde yurt dışında katıldığım bazı organizasyonların profesyonelliği karşısında gıpta ettiğimi hatırlıyorum. NATO zirvesinin organizasyon profesyonelliği ve koordinasyonu dün nazar ettiklerimizden çok daha mükemmel oldu. Tabi bu muhteşem organizasyonun perde arkasında, gece gündüz çalışan bir ekip var. Bütün protokolü bir maestro edasıyla organize eden Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Hasan Doğan, organizasyonu en ince detayına kadar koordine eden Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz ve bütün bu hengameyi bir virtüöz gibi yönlendiren İletişim ve Halkla İlişkiler den sorumlu Fatih Özutku. Doğrusu büyük bir alkışı hak eden kahramanlar
NATO Zirvesi, bir iklim toplan tısı ya da Davos Zirvesi falan değil. Dünyanın iki başat güç etrafında gerilimli bir atmosferin olduğu, askeri harcamaların 3 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde yapılan son derece kritik bir askeri güvenlik zirvesi. Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın 5. yılına doğru gittiğimiz bir dönemde, NATO toplantısının sonuç bildirgesine yansıyanlardan çok, kapalı kapılar ardında konuşulanlar merak konusu. Satır arasını okuyanlar için dikkat çeken en önemli konu, zirveden hemen önce Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti ve Putin ile görüşmesi. Putin’in NATO ya gönderdiği mesajlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan tarafından NATO liderlerine Putin’in mesaj ve önerileri özel olarak iletildi. Zirve sonrasında Türkiye’nin önderlik edeceği Putin-NATO görüşmelerinin ilki Fidan’ın Kiev ziyareti ile gerçekleşti.
NATO zirvesinde düzenlenen Savunma Sanayi Forumu ise Türkiye’nin NATO ülkelerine bir güç gösterisi oldu. SAFE Programına alınmayan Türkiye’nin, forum sayesinde “Türkiyesiz olmaz” mesajını net bir şekilde vermiş oldu. Forum sayesinde Türkiye, SAFE sistemi içinde kurulacak olan yeni hava savunma sistemi ve İnsansız savunma teknolojiler için yapılacak harcamalarda %35’lik üçüncü taraf payında yer alabilecek. Bu hem AB, hem de SAFE Programı için bir dönüm noktası. Bugüne kadar Türkiye’den savunma teçhizatı almamakta ısrarcı olan AB ülkeleri önümüzdeki süreçte Ankara’nın kapısını hayli aşındıracak.
Zirvenin önemli başlıkları arasında yeni nesil savunma sanayi ve sektörleri yer aldı. Trump tara fından ayağının tozuyla duyurulan Türkiye’nin CAATSA yaptırımların dan çıkartılması ve F-35 Programına geri dönmesi önemli bir dönüm noktası. Önümüzdeki süreçte ABD ve Avrupa Birliği ile büyük ortak savunma projelerinde yer alınacağı öngörülmekte. Türkiye’nin askeri üretim kapasitesinden ABD’nin yararlanma arzusu Trump tarafından dile getirildi. Önümüzdeki günlerde ABD tarafından üretimi yapılan bazı askeri teknoloji ve denizcilik ürünleri Türkiye ile ortak üretim sürecine girebilir.
ABD-İran arasındaki Hürmüz gerilimi de NATO sonuç bildirisinde yer aldı. İran’ın nükleer silah elde etmemesi güçlü bir şekilde vurgu landı. İran karşısında dağınık ve kafa karışıklığı içindeki Avrupa ilk defa bir konuda hemfikir oldu. İran sonuç bildirgesine tepkisini Türkiye’ye teessüf ederek gösterse de diplomatik kayıtlar bu sitemi haksız bulmakta.
Ankara Zirvesi; Türkiye’nin NATO içerisindeki rolünün altının kalınca çizildiği, dosta düşmana karşı örgütün ayakta ve dinamik olduğunun vurgulandığı, Trump – Erdoğan ilişkisi üzerinden ABD’nin liderlik pozisyonun kuvvetlendiril diği bir algı zirvesiydi. Mesaj netti ve yerine ulaştırıldı.
GÜNDEM KORİDORU
6 gün önceEKONOMİ
20 gün önceEKONOMİ
29 gün önceGÜNDEM KORİDORU
05 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
05 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
05 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
05 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.