Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde katarakt tedavisi yüksek başarı oranlarıyla uygulanırken, hastalar kısa sürede yaşamlarına kaldıkları yerden devam edebiliyor. Peki katarakt nedir? Kimler risk altındadır? Ameliyat için doğru zaman nasıl belirlenir? Katarakt tekrarlar mı? Türkiye Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Güler ile katarakta ilişkin en çok merak edilen soruları konuştuk.

Türkiye Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Güler
Göz sağlığı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Özellikle ileri yaşlarda sık görülen katarakt, dünyada önlenebilir görme kaybının en yaygın nedenleri arasında yer almaktadır. Göz içerisindeki doğal merceğin zamanla saydamlığını kaybetmesi sonucu ortaya çıkan bu hastalık, kişinin günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırarak görme kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.
Katarakt gözümüzün içerisinde bulunan, görme netliğini sağlayan saydam lensimizin bulanıklaşmasıdır. Gözbebeği içerisinde bulunan saydam lens göze gelen ışınların sarı noktaya odaklanmasını sağlamaktadır. Lensin saydamlığını kaybetmesi durumunda ışınlar sarı noktaya ulaşamaz ve görme kaybı gelişir. Bu görme kaybı kişinin günlük aktivitelerini kısıtladığında ise cerrahi müdahale ile tedavi edilmesi gerekir.
Katarakt çoğunlukla yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıksa da, yalnızca ileri yaş grubunu etkileyen bir hastalık değildir. Çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar her yaşta, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Göz merceğinin zamanla saydamlığını kaybetmesiyle oluşan kataraktın gelişiminde bazı risk faktörleri önemli rol oynar. Bunların başında diyabet, yani şeker hastalığı gelmektedir. Kan şekeri düzeylerindeki değişimler, göz merceğinin yapısını etkileyerek katarakt oluşumunu hızlandırabilir. Özellikle uzun süreli ve kontrolsüz diyabet hastalarında risk artmaktadır.
Bir diğer önemli etken ise ilaç kullanımıdır. Özellikle kortizon içeren ilaçların uzun süre ve hekim kontrolü dışında kullanılması, katarakt gelişimine zemin ha zırlayabilir. Bu nedenle bu tür tedavilerin mutlaka uzman takibinde sürdürülmesi gerekir.
Göze alınan darbeler ve çeşitli travmalar da merceğin yapısını bozarak katarakta neden olabilir. Ayrıca güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmak ya da radyoterapi gibi nedenlerle X ışınlarına sık maruziyet, göz merceğinde kalıcı hasara yol açabilir. Son olarak sigara kullanımı da katarakt açısından önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden biridir. Sigaranın neden olduğu oksidatif stres, göz dokularının yaşlanmasını hızlandırarak katarakt oluşumunu kolaylaştırabilir.

Kataraktın belirtileri, mercekte oluşan bulanıklığın yeri ne ve yoğunluğuna göre kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hastalık bazı bireylerde yıllar içerisinde yavaş ilerlerken, bazı katarakt türlerinde ise altı ay gibi daha kısa bir sürede belirgin hâle gelebilir. Çoğunlukla her iki gözü de etkileyen kataraktın şiddeti iki göz arasında farklılık gösterebilir. Kataraktın en sık görülen belirtisi bulanık görmedir. Özellikle uzak mesafedeki nesneleri seçmekte güçlük yaşanabilir ve kişiler çevrelerini adeta buğulu bir camın arkasın dan görüyormuş hissine kapılabilir. Bu durum günlük yaşam aktivitelerini ve iş performansını olumsuz etkileyebilir. Bir diğer önemli şikâyet ise parlak ışıklara karşı hassasiyet gelişmesidir. Güneşli havalarda ya da yoğun aydınlat malı ortamlarda gözlerde kamaşma meydana gelebilir. Hastalar, ışığın normalden daha rahatsız edici olduğunu ifade edebilir. Özellikle araç kullanan kişilerde gece görüşünün bozulması dikkat çeken belirtilerden biridir. Katarakt aynı zamanda renk algısını da etkileyebilir. Hastalar, çevrelerindeki renkleri eskisi kadar canlı göreme diklerini, özellikle mavi tonların daha soluk ve mat görün düğünü fark edebilirler
Katarakt tedavisinde tek seçenek cerrahidir. İlaç ile tedavi edilebilen bir hastalık değildir!
Hafif kataraktı olanlarda tedavi gereksizdir. Ancak kişinin günlük aktivitelerini bozan görme azalması varsa (araba kullanmak, kitap okumak gibi) ameliyat planlamalıdır. Katarakt cerrahisi nadir durumlar dışında acil değildir. Çok ilerlemiş katarakt hastalarında ameliyat sırasında daha önemli sorunlar çıkabilmektedir. Bu yüzden kataraktın aşırı olgunlaşmasını beklemek doğru değildir. Katarakt cerrahisinde amaç göz içindeki bulanıklaşmış merceğin saydam bir mercek ile değiştirilmesidir. Ameliyat hasta sırtüstü yatar pozisyonda tepesindeki ışığa bakarken mikroskop yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Özel durumlar dışında hasta uyanıkken yapılmaktadır. Tüm dünyada en sık kullanılan yöntem FAKO’ dur. Gözün ön tarafına yakın yaklaşık 3 mm bir kesi yapılarak ultrason dalgaları ile katarakt temizlenir. Daha sonra lens zarları içine göz içi lens takılabilir.
Kullanılan mercekler “tek odaklı ve çok odaklı (akıllı lens)” olabilir. Tek odaklı lensler takıldıktan sonra yakını net görebilmek için gözlük kullanmak gerekmektedir. Son yıllarda kullanımı artan akıllı lenslerde ise uzak ve yakını gözlüksüz görmek mümkün olabilmektedir. Bu tür mercekler hasta ile hekiminin ortaklaşa karar verecekleri durumlarda kullanılır.
Bu risklerin en başında enfeksiyon ve ameliyat sırasında göz içi kanama gelmektedir. Ayrıca kataraktın göz arkasına düşmesi, göz içine yerleştirilen merceğin kayması gibi sorunlar gelişebilir. Bu yüzden katarakt cerrahisinin konusunda tecrübeli göz hekimleri tarafından ve oluşabilecek sorunların düzeltilebileceği merkezlerde uygulanması gerekmektedir.
Katarakt ameliyatı sonrasında hastaların en sık merak ettiği konulardan biri de hastalığın yeniden ortaya çıkıp çıkmayacağıdır. Katarakt, gözün doğal merceğinin saydamlığını kaybetmesi sonucu oluşur ve ameliyat sırasında bu bulanık mercek çıkarılarak yerine yapay göz içi merceği yerleştirilir. Bu nedenle, çıkarılan doğal merceğin yeniden katarakt geliştirmesi mümkün değildir; yani katarakt tekrarlamaz. Ancak bazı hastalarda zaman içerisinde yerleştirilen ya pay merceğin arkasında bulunan ince zar dokusunda bulanıklaşma meydana gelebilir. Halk arasında “ikinci katarakt” ya da “merceğin kirlenmesi” olarak ifade edilen bu durum, aslında gerçek bir katarakt değildir. Bu bulanıklık, görmede yeniden azalma, ışıklarda dağılma ve bulanık görme gibi şikâyetlere yol açabilir. Günümüzde bu sorun, ameliyat gerektirmeden kısa süreli ve ağrısız bir lazer uygulamasıyla kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. YAG lazer kapsülotomi adı verilen bu işlem poliklinik şartlarında gerçekleştirilir ve hastalar genellikle aynı gün normal yaşamlarına dönebilir. Dolayısıyla katarakt ameliyatı geçiren hastaların görmelerinde yıllar sonra yeniden bulanıklık oluşması, çoğu zaman kataraktın tekrarladığı anlamına gelmez. Bu tür şikâyetlerin ortaya çıkması durumunda göz hekimi kontrolüne başvurulması, doğru tanı ve uygun tedavinin planlanması açısından önem taşımaktadır.
GÜNDEM KORİDORU
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceEKONOMİ
28 gün önceEKONOMİ
01 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.