DOLAR 49,60050,08%
GBP 66,43610,13%
EURO 55,6743-0,11%
ALTIN 6.599,620,40
BIST %
BITCOIN 41887392.4601%
ETH 1245563.10398%
İstanbul
18°

AÇIK

ÖZEL HABER
Garanti BBVA’nın Altın Pusula ödülünü Celal Toprak takdim…
Enflasyonla mücadelede enflasyonla yeni evre: İş dünyası nasıl ayakta kalıyor?

Enflasyonla mücadelede enflasyonla yeni evre: İş dünyası nasıl ayakta kalıyor?

Son yıllarda küresel ekonomiyi derinden etkileyen yüksek enflasyon, Türkiye iş dünyası için de en büyük sınavlardan biri haline geldi. Özellikle şirketlerin maliyet yapıları, fiyatlandırma stratejileri ve kârlılıkları üzerinde ciddi baskı oluşturan bu süreç, iş dünyasını yeni ve yaratıcı çözümler bulmaya itiyor. Enflasyonla mücadelede yeni bir evreye girilirken, şirketlerin ayakta kalma ve büyüme stratejilerini yakından incelemek gerekiyor. Konuyla ilgili STK başkanları ve şirket yöneticileri, görüşlerini Türkiye'de İş Dünyası Dergisi ile paylaştı.

12/09/2025 17:32
Enflasyonla mücadelede enflasyonla yeni evre: İş dünyası nasıl ayakta kalıyor?

Yüksek enflasyon, şirketlerin finansal sağlığını doğrudan etkileyen çok yönlü bir tehdittir. İlk olarak, ham madde ve enerji maliyetlerindeki artışlar, üretim giderlerini fırlatarak şirketlerin kârlılık marjlarını baskılıyor. Tedarik zincirindeki aksaklıklar ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar da bu maliyet baskısını daha da artırıyor. Bu durum, nihai ürün fiyatlarına yansıtıldığında ise tüketici talebinde düşüşe neden olabiliyor. Fiyatlandırma stratejileri de bu dönemde büyük önem kazanıyor. Şirketler, maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmaya çalışırken, rekabetçi kalabilmek için hassas bir denge kurmak zorunda kalıyor. Aşırı fiyat artışları pazar payı kaybına yol açarken, yetersiz fiyat artışları ise kârlılığı eritiyor. Bu zorlu süreç, şirketlerin maliyet yönetimini ve operasyonel verimliliğini en üst düzeye çıkarmalarını zorunlu kılıyor.

EKONOMİST VE SEKTÖR LİDERLERİNİN BEKLENTİLERİ

Yılın son çeyreği için ekonomistlerin ve sektör liderlerinin beklentileri, enflasyonla mücadelenin seyrini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Merkez Bankası’nın sıkı para politikaları, yılın son çeyreğinde enflasyonun düşüş eğilimine girmesi için en önemli dayanak olarak görülüyor. Genel beklenti, enflasyonun tepe noktasını gördüğü ve yılın son çeyreğinden itibaren belirgin bir düşüş trendine gireceği yönünde. Ancak, bu düşüşün hızı ve kalıcılığı konusunda farklı görüşler bulunuyor. Özellikle jeopolitik riskler ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam edebileceği belirtiliyor. Sıkı para politikasının etkisiyle ekonomik aktivitede bir yavaşlama öngörülse de yıl sonu büyüme rakamlarının pozitif kalması bekleniyor. Türkiye’nin genç nüfusu, güçlü ihracat potansiyeli ve dinamik iç pazarı, ekonominin tamamen durulmasının önüne geçebilecek faktörler olarak öne çıkıyor.

Sektör liderleri, şirketlere maliyet optimizasyonuna odaklanmalarını, verimliliği artıracak teknolojik yatırımlara devam etmelerini ve nakit akışı yönetiminde disiplinli olmalarını öneriyor. Ayrıca, yeni pazarlara açılarak ve inovatif ürünler geliştirerek rekabet güçlerini artırmaları gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’de son yıllardaki yüksek enflasyonla mücadele, Türk iş dünyası için yeni bir çağı başlattı. Bu dönemde hayatta kalmak ve başarılı olmak, sadece maliyetleri kontrol altında tutmakla değil, aynı zamanda yenilikçi çözümler üretmek, operasyonel verimliliği artırmak ve stratejik kararlar almakla mümkün. Şirketler, bu zorlu süreci bir dönüşüm fırsatı olarak görerek, geleceğe daha güçlü bir şekilde hazırlanabilir.

“EKONOMİ SOĞUMA EVRESİNDE”

Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan mevcut ekonomik koşullar, enflasyonla mücadele, işgücü piyasasındaki zorluklar ve Türkiye ekonomisinin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulunarak, şirketlerin bu zorlu süreçte nasıl bir strateji izlemesi gerektiği konusunda yol gösterici bilgiler paylaştı. Enflasyonla mücadelenin maliyetli bir süreç olduğunu vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, bu dönemde nakit akışını iyi yönetemeyen ve zayıflayan şirketlerin zorlandığına dikkat çekti. Ekonominin soğuma evresinde olduğunu belirten Turan, mevcut koşullarda şirketlerin büyüme stratejisi yerine, var olanı koruma üzerine bir strateji geliştirmesi gerektiğini söyledi. Turan, sağlıklı bir büyüme patikasına erişmenin ön koşulunun, enflasyonu düşürmek olduğunu bir kez daha hatırlattı. Yılın son çeyreğine ilişkin beklentilerini de paylaşan Turan, ekonomideki soğumanın devam edeceğini öngördü. Ancak en zorlu sürecin geride kaldığını düşündüğünü ifade eden Turan, 2026 yılında, düşen enflasyonla beraber ekonomik aktivitenin bu yıldan çok daha hareketli olacağını düşündüğünü belirtti. Enflasyon düşüş trendinin devam ettiğini, ancak sürecin uzadığını ve hızlı gerçekleşmediğini dile getiren Turan, ekonomi programının devam etmesi ve harici şoklar yaşanmaması halinde, önümüzdeki dönemin bugünden çok daha düşük bir enflasyon getireceğini kaydetti.

İŞ GÜCÜ VE BEYİN GÖÇÜ SORUNU

Enflasyonist ortamın işgücü maliyetleri ve nitelikli eleman istihdamı üzerinde yarattığı sorunlara da değinen Orhan Turan, yıllardır süregelen bu durumun verimliliği düşürdüğünü ve muazzam bir beyin göçüne yol açtığını ifade etti. Hatalı ekonomi politikalarının bir sonucu olarak, şirket bilançolarının küçüldüğünü, ekonominin soğuduğunu ve işsizliğin arttığını belirten Turan, bu sürecin doğru likidite yönetimi ve sabırla aşılması gerektiğini vurguladı. Şirketlerin şu an “nasıl büyürüz” yerine, “var olanı nasıl korurum” stratejisiyle hareket edeceği bir dönemden geçtiğini ifade eden Turan, enflasyon düştükçe şirketlerin yeniden büyüme stratejilerine odaklanabileceğini, ancak bunun için önlerinde bir süre daha olduğunu söyledi.

EN GÜÇLÜ YANIMIZ SAHİP OLDUĞUMUZ POTANSİYEL

Türkiye ekonomisinin en heyecan verici yanının müthiş bir potansiyele sahip olması olduğunu söyleyen Turan, genç nüfus, krizlere dayanıklı ve esnek reel kesimin bu potansiyelin temel taşları olduğunu belirtti. Turan, Türkiye’nin her türlü zorluğu çok hızlı aşabilen bir ekonomi olduğunu vurguladı.

Ancak bu potansiyelin doğru kullanılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Turan, beyin göçünün büyük bir sorun olduğunu ifade etti. Gençlere umutlu bir gelecek sunulması ve potansiyellerini hayata geçirebilecekleri bir ülke iklimi yaratmanın en önemli sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin potansiyelini doğru kullanabilmesi için eğitim ve hukuk gibi temel alanlarda ilerleme kaydetmesi gerektiğini belirten Turan, bu alanlardaki eksikliklerin küresel rekabet gücünü azalttığını söyledi. Jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlik ortamına da değinen Turan, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin üretime entegrasyonunda geride kalma endişesini dile getirdi.

Turan, ekonomideki acil sorunların çözümüyle eş zamanlı olarak, teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması, verimliliğin artırılması ve yatırım ortamının cazip hale getirilmesinin, küresel rekabette geri kalmamak için büyük önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.

“REEL SEKTÖR DESTEKLENMELİ”

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, yüksek enflasyonun iş dünyası üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, hükümetten somut adımlar beklediklerini söyledi. Özdemir, artan hammadde ve enerji maliyetlerinin firmaların kârlılığını neredeyse sıfırladığını belirterek, “İşletme sahibi kendi sermayesinden fedakârlık ederek ayakta kalmaya çalışıyor” dedi.

Özdemir, firmalar için en kritik sorun “nasıl büyürüz”- den “nasıl ayakta kalırız”a dönüştü. Yüksek faizler nedeniyle krediye erişimin zorlaştığını, bunun da yatırımları durma noktasına getirdiğini ifade etti. Başkan Özdemir, bu zorlu süreçte ayakta kalabilmek için nakit akışı, esneklik ve verimliliğin hayati önem taşıdığını vurguladı. Merkez Bankası’nın sıkı para politikalarını enflasyonla mücadele için gerekli bulduğunu söyleyen Özdemir, ancak bu politikaların reel sektör için ciddi bir maliyeti olduğunu ve iç pazarda daralmaya yol açtığını dile getirdi.

Özdemir yılın son çeyreği için enflasyon beklentisinin yüzde 30-32 bandında olduğunu, büyüme tahmininin ise yüzde 2-3 seviyesinde kalacağını belirtti. Çözüm önerileri arasında Özdemir, kamu bankaları aracılığıyla reel sektöre uygun koşullarda kredi sağlanması, enerji maliyetleri için özel destek paketleri oluşturulması ve vergi ertelemeleri gibi tedbirlerin devreye alınması gerektiğini kaydetti. Ayrıca, KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak için özel hibeler ve teknoloji kredilerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Özdemir’e göre, bu denge sağlanırsa Türkiye bu süreci atlatmakla kalmayacak, aynı zamanda daha güçlü çıkacak.

thumbs b c 1a8c21d76ec15a004a0877f0e6c912e6

ENFLASYON ESNAFI KÂRINDAN EDİYOR ACİL DESTEKLER ŞART

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnafın yüksek enflasyonun getirdiği maliyet yükü altında ezildiğini ve ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirtti. Palandöken, artan kira, enerji ve personel giderlerinin yanı sıra, haftalık olarak değişen ham madde fiyatlarının esnafın fiyatlandırma yapmasını imkânsız hale getirdiğini vurguladı.

Zincir marketlerin aksine, esnafın müşterisiyle kurduğu bağ nedeniyle fiyat artışlarını tam olarak yansıtamadığını söyleyen Palandöken, bu durumun kâr marjlarını sıfırladığını dile getirdi. Esnafın, artan maliyetlere karşı dijitalleşme ve yaratıcı iş modelleri gibi inovatif çözümlerle direndiğini de sözlerine ekledi.

Gelecek beklentileri konusunda, Palandöken ekonomi yönetiminin sıkılaştırma politikalarının enflasyonda düşüş getireceği yönündeki umutlara katıldığını, ancak bu iyileş[1]menin sahaya yansıması için zaman gerektiğini belirtti.

Palandöken, hükümetten acil taleplerini ise şöyle sıraladı: Finansmana Erişim: Esnafa yönelik düşük faizli, uzun vadeli ve teminatsız kredi modelleri artırılmalı. Vergi Adaleti: Bağ-Kur’lu esnafın emeklilik gün sayısı eşitsizliği giderilmeli ve vergi yükü hafifletilmeli. Adil Rekabet Ortamı: Zincir marketlere sınırlamalar getiren Perakende Yasası güncellenmeli. Palandöken, esnafı desteklemenin sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, bu adımların atılmaması halinde birçok işletmenin ayakta kalamayabileceği uyarısında bulundu.

thumbs b c c834c2bf1ca6f379d9852824efa0ec9d 1

TÜRKONFED: ENFLASYON ŞİRKETLERİ ZORLUYOR

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, yüksek enflasyonun şirketlerin maliyet yapısını derinden sarstığını ve iş dünyasını zorladığını belirtti. Sönmez, özellikle KO[1]Bİ’lerin artan ham madde ve enerji fiyatları karşısında kâr marjlarını korumakla pazar payını kaybetmemek arasında sıkışıp kaldığını vurguladı.

KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ

Bu zorlu ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi için likidite yönetimi, verimlilik ve pazar çeşitliliğinin hayati önem taşıdığını belirten Sönmez, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yatırımlarının şirketlere hem maliyet kontrolü hem de yeni pazarlara açılma fırsatı sunduğunu söyledi. Sönmez, güçlü tedarik zinciri ilişkilerinin de belirsizlikleri azaltmada kritik bir rol oynadığının altını çizdi.

Merkez Bankası’nın sıkı para politikasının enflasyonla mücadele için gerekli olduğunu ifade eden Sönmez, bu politikaların yılın son çeyreğinde enflasyonda kademeli bir düşüş getireceğini öngördü. Ancak, bu sürecin piyasayı yavaşlattığını ve büyüme beklentilerinin ılımlı seyrettiğini ekledi.

KOBİ’LERİN HÜKÜMETTEN BEKLENTİSİ

Sönmez, iş dünyasının beklentilerini dile getirirken, vergi yükünün hafifletilmesini, KDV’de geçici indirimler yapılmasını ve özellikle KOBİ’lere yönelik uygun maliyetli TOYGAR NARBAY Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı kredi imkanlarının genişletilmesini talep etti. KOBİ’lerin bu süreçte ayakta kalmak için e-ticaret, ürün çeşitliliği ve yerli hammadde kullanımı gibi yaratıcı çözümlere yöneldiğini gözlemlediklerini söyledi. İşgücü yönetiminde de enflasyonun yarattığı maliyet artışlarına değinen Sönmez, nitelikli eleman sorununu aşmak için esnek çalışma modelleri ve sürekli eğitim yatırımlarının önemini vurguladı.

Sönmez, yılın son çeyreğinde fiyat istikrarının güçleneceğini ve 2026’da yatırım ortamının toparlanacağını tahmin ediyor. Gelecek için en büyük risklerin küresel jeopolitik belirsizlikler ve iklim değişikliği olduğunu belirten Sönmez, en heyecan verici fırsatların ise yeşil ve dijital dönüşüm ala[1]nında yattığını sözlerine ekledi.

thumbs b c 4723176dcecdc3baa3f6119e83322315

“İHRACATÇILAR ZARAR EDİYOR”

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, yüksek maliyetler ve baskılanan döviz kuru nedeniyle sektörün büyük bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtti. 2022-2024 yılları arasında işçilik ve finansman maliyetleri yüzde 250’nin üzerinde artarken, kur artışının sadece yüzde 101’de kaldığını söyleyen Narbay, bu durumun şirketleri dolar bazında zarara uğrattığını ifade etti. Sıkı para politikasının sadece kredilerle sınırlı kalmasını eleştiren Narbay, hükümetten acil destekler talep etti. Özellikle ihracatçı firmaların krediye erişimini kolaylaştırmak için Eximbank limitlerinin artırılmasını ve faiz oranlarının düşürülmesini istedi.

İSTİHDAMDA BÜYÜK KAYIP TEHLİKESİ

Narbay’a göre, artan iş gücü maliyetleri sektörde 400 bin kişilik istihdam kaybına yol açma tehlikesi oluşturuyor. Ayrıca, EYT düzenlemesinin deneyimli çalışanların sektörden ayrılmasına neden olduğunu, bu sorunu çözmek için emekli çalışanların SGK prim muafiyetinden faydalanması gerektiğini vurguladı. Narbay, 2025’te 2 milyar dolarlık ek üretim kaybı yaşanacağını öngörerek, sektörün rekabetçiliğini yitirdiğini ve 2026’da atıl kapasitenin yeniden üretime kazandırılması için destek beklediklerini söyledi.

sultan tepe 3

KOBİ’LERİN ENFLASYONLA İMTİHANI

Tepar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sultan Tepe, 2025’te artan pazar daralmasının ham madde fiyatlarını yükseltmediğini, asıl maliyet artışlarının enerji, işçilik, kira ve finansman kalemlerinde yaşandığını vurguladı. Bu duruma karşı Tepar Tekstil olarak attıkları somut adımları şöyle sıraladı:

“Şirket, güneş panelleriyle kendi enerjisinin bir kısmını üreterek hem maliyetleri düşürüyor hem de karbon ayak izini azaltıyor. Üretim hatlarının daha akıllı hale getirilmesiyle kayıplar en aza indirilirken, kapasite artışı sağlanıyor. Ulusal ve uluslararası kaynaklar çeşitlendirilerek riskler dağıtılıyor. Dinamik bütçeler ve risk odaklı planlama ile finansman maliyetleri azaltılıyor ve nakit akışı risksiz yönetiliyor. Bu adımlarla, maliyetlerin dengede tutulmaya ve rekabetçiliğin sürdürülmeye çalışıldığı belirtildi.”

SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sultan Tepe, Türkiye ekonomisinin bel kemiği olan KOBİ’lerin yüksek enflasyon ortamında nakit akışı yönetiminde büyük zorluklar yaşadığını ifade etti. Uzayan tahsilat süreleri, yavaşlayan stok devir hızı ve yüksek finansman maliyetlerinin en temel sorunlar olduğunu söyledi. Bu sorunların çözümü için ise şu desteklerin acilen sağlanması gerektiğini belirtti:

-KGF destekli kredilerin artırılması. İhracatçı ve üreticiler için faiz oranlarının düşürülmesi.

-Bankaların sadece gayrimenkul değil, alacak ve sipariş sözleşmelerini de teminat olarak kabul etmesi.

-Vergi ve SGK primlerinde ciddi desteklerin sağlanması.

-Konkordato süreçlerinde alacaklıların haklarını da koruyan, dengeli bir yasal düzenlemenin acilen hayata geçirilmesi. Aksi halde, piyasada güven sorununun derinleşeceği uyarısında bulundu.

Sultan Tepe’ye göre, günümüz rekabetinde sadece düşük maliyetli üretim yapmak yeterli değil. 2025 sonrası dönemde dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilirlik belirleyici unsurlar olacak. Tepar Tekstil olarak bu alanda enerji verimliliği, sıfır atık yönetimi, geri dönüştürülmüş ve biyobazlı iplikler gibi konulara odaklandıklarını dile getirdi. Dijitalleşmenin, maliyet avantajının yanı sıra küresel pazarlardaki “yeşil dönüşüm” kriterlerine uyum sağladığını ekledi.

İHRACAT PAZARLARINDAKİ YENİ DİNAMİKLER

Küresel tekstil pazarında daralma yaşansa da yüksek katma değerli ve çevre dostu ürünlere olan talebin arttığını vurgulayan Tepe, Türkiye’nin lojistik konumu ve hızlı teslim kabiliyeti sayesinde bu alanda avantajlı olduğunu belirtti.

Tepar Tekstil’in sürdürülebilir ipliklerle Avrupa ve Amerika gibi pazarlara çözüm sunduğunu söyledi. Önemli olanın fiyat odaklı rekabetten çıkıp, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı rekabete yönelmek olduğunu vurguladı. Yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamında KOBİ’lerin ayakta kalmakta zorlandığını, ancak doğru desteklerle bu sorunların aşılabileceğini belirten Sultan Tepe, esnek finansman, dijital dönüşüm ve makroekonomik istikrarın KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümesinde kritik rol oynayacağını sözlerine ekledi.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.