Yüzyıllar boyunca savaş meydanlarının kaderini devasa ordular, ağır zırhlı araçlar ve büyük bütçeli konvansiyonel silahlar belirledi. Ancak son yıllarda küresel ölçekte yaşanan bölgesel çatışmalar, askeri literatürü tamamen baştan yazdı. Bugün cephe hatlarında in san gücünün ötesinde, algoritmaların ve otonom sistemlerin çarpışmasına tanıklık ediyoruz. Ağır platformların operasyonel hantallığı, onları açık birer hedef haline getirirken, daha küçük, mobil, hızlı ve yapay zekâ desteğiyle çalışan unsurlar sahada mutlak hakimiyet kuruyor.
Türk savunma sanayiinin son yıllarda yakaladığı büyük ivme, tam olarak dünya askeri tarihindeki bu köklü kırılma dönemine denk geldi. Bir dönem kritik tüm alt sistemlerde, yazılımlarda ve radarlarda tamamen dışarıya bağımlı olan Türki ye, bugün kendi teknolojisini kendi öz kaynaklarıyla üreten bir ekosistem inşa etti. Bu dönüşüm sadece askeri gücü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda savunma sanayiinde faaliyet gösteren yerli firmaların küresel pazarda birer teknoloji devi haline gelmesini sağlıyor.
Canik markasını da bünyesinde barındıran Samsun Yurt Savunma (SYS) Grup’un yöneticilerinden Zafer Aral, dünyada yeni bir savaş konseptine geçildiğini ve bu dönüşümün geri döndürülemez olduğunu vurguluyor. Yeni savaş düzeninde büyük tank kolonileri ya da klasik piyade savaşları tamamen
işlevini yitirirken, yazılım tabanlı çözümler ve uzaktan kumandalı insansız araçların ön plana çıktığına dikkat çeken Aral, şunları söylüyor:
“Dünya artık savaş şeklini değiştirdi. Azerbaycan savaşı, Ukrayna savaşı, Libya’daki çatışmalar… Bunların hepsi bize yeni askeri konsepti çok net gösterdi. Artık sahada büyük araçları, büyük tankları eskisi kadar göremiyorsunuz. Çünkü bu devasa araçlar, çok daha düşük maliyetli insansız sistemler tarafından saniyeler içinde imha edilebiliyor. Yeni savaş; drone’larla, insansız kara araçlarıyla ve uzaktan kumandalı akıllı sistemlerle yürütülüyor.
Zafer Aral, bu dönüşümün üretim hatlarındaki finansal mantığı da değiştirdiğine dikkat çekiyor. Savaşın sürdürülebilir olması için asimetrik tehditlere karşı maliyet etkin çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Aral, şu çarpıcı örneği veriyor: “Bugün sahada milyon dolarlık büyük füze sistemleriyle, yüz bin dolarlık ya da çok daha ucuz maliyetli bir drone’u imha etmeye çalışmak ekonomik açıdan sürdürülebilir değildir. Savunmanın da kendi içinde finansal bir rasyonalitesi, bir mali yet dengesi olmak zorunda. Geleceğin muharebe alanında hız, esneklik ve düşük üretim maliyetiyle yüksek etki yaratabilen sistemler kazanacak. Türkiye olarak biz de tüm üretim ve Ar-Ge stratejilerimizi bu yöne kaydırdık.”
Modern muharebe sahasında zaferin ilk kuralı, tehdidi rakipten önce tespit edebilmekten geçiyor. Hedefi erken saptayan, tehdit analizini milisaniyeler içinde yapan ve bu veriyi komuta merkezine doğru aktaran yapılar sahada mutlak bir üstünlük kuruyor. RST Teknoloji yöneticilerinden Emin Bayraktar, Türkiye’nin bu alanda geçirdiği büyük dönüşümü ve yerli radar teknolojilerinin ulaştığı seviyeyi anlatıyor. Şirket bünyesinde geliştirilen radar sistemleri; insanı, küçük askeri araçları ve en önemlisi son dönemin en büyük tehdidi olan düşük irtifadaki mikro drone’ları anında tespit edebilme yeteneğine sahip. Drone saldırılarının asimetrik bir tehdit olarak büyümesi, bu tarz yerli algılama sis temlerine olan küresel ihtiyacı da beraberinde getiriyor. “Küçük boyutlu, üretimi kolay ve maliyeti düşük olan insansız sistemler, sahada milyon dolarlık tesislere çok büyük zararlar verebiliyor. Bu yüzden geliştirdiğimiz radar teknolojileri artık sadece klasik sınır güvenliği için kullanılmıyor; askeri üs bölgeleri, kritik enerji tesisleri, barajlar ve stratejik noktalar için de hayati bir koruma kalkanı sunuyor.”
Türkiye’nin bu seviyeye gelmesinin arkasında ise küresel aktörlerin uyguladığı örtülü ambargolar ve kısıtlamalar yatıyor. Geçmişte parası verilse dahi alınamayan sistemlerin, Türk mühendisleri için bir kamçı görevi gördüğünü belirten Bayraktar, sektörün milli şifresini şu sözle özetliyor: “Bize verilmeyenler aslında bizi geliştirdi.” Bugün gelinen noktada Türkiye, radar teknolojilerinde dışa bağımlılığı tamamen bitirmekle kalmayıp, bu sistemleri dün yanın birçok farklı ülkesine ihraç eden bir pozisyona yükseldi.
Savunma sanayisindeki otonomlaşma süreci sadece hava araçlarıyla sınırlı kalmıyor; kara sistemlerinde de çok büyük bir dijital devrim yaşanıyor. Geliştirilen insansız kara araçları(İKA), sahadaki asker yükünü azaltmayı, lojistik hatları güvenli kılmayı ve en riskli çatışma bölgelerinde insan kaybını sıfıra indirmeyi amaçlıyor. Han Sistem Teknoloji ve Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Melih Han Bilgin, bu yeni dönemin en somut ve dikkat çekici örneklerinden biri olan yerli insansız kara aracı “Kangal”ın operasyonel kabiliyetlerini aktarıyor. Üzerine entegre edilen “Baran” anti-drone sistemiyle tam bir senkronizasyon içinde çalışan bu platform, özellikle sürü drone saldırılarına karşı bir panzehir olarak tasarlandı.
Dünyanın en prestijli savunma, havacılık ve uzay sanayii buluşmalarından biri olan SAHA EXPO 2026, bu yıl da yerli mühendislik harikalarının küresel sahneye çıktığı ana merkez konumunda. Değişen muharebe konseptlerine yön veren otonom sistemlerin, yapay zekâ destekli yeni nesil silah platformlarının ve sınırları koruyan stratejik radar teknolojilerinin gövde gösterisi yaptığı fuar, Türk savunma sanayiinin ulaştığı tam bağımsızlık düzeyini tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyor. Dev bütçeli uluslararası ortaklıkların kurulduğu, onlarca ülkenin askeri heyetlerinin yerli teknolojileri yakından incelediği bu küresel zirve, Türkiye’nin artık sadece teknoloji tüketen değil, küresel savunma doktrinlerini baştan yazan bir merkez üs olduğunu tescilliyor.
Sistemin teknik gücüne ve sahadaki caydırıcılığına değinen Melih Han Bilgin, şu bilgileri paylaşıyor: “Kangal isimli insansız kara aracımızın en büyük gücü, dakikada bin adet 12-gauge mühimmat ateşleyebilmesidir. Her bir fişeğin içinde onlarca parça saçma bulunuyor. Sistem, yaklaşan drone tehdidine karşı çok kısa sürede, çok yoğun bir ateş hacmi oluşturarak adeta aşılması imkânsız bir fiziksel savunma duvarı örüyor. Bu yapı, ucuz ve sürü halinde gelen tehditleri, yine çok düşük maliyetli ama yük sek etkili bir yöntemle bertaraf etme mantığına dayanıyor.”
Muharebe sahasındaki otonom dönüşümü ve yeni nesil insansız hava araçlarının operasyonel kabiliyetlerini değerlen diren Nortweapon CEO’su Mustafa Saka, yapay zekâ ve frekans atlamalı sistemlerin sahadaki üstünlüğünü anlatırken şu bilgileri aktardı: ‘‘Geliştirdiğimiz bu platformla aslında fuarın en gelişmiş drone’undan bahsediyoruz. Şöyle söyleyeyim; iddialı bir cümle olacak ama bu sistem için önümüzdeki yüz yılın drone’u diyebilirim. Bu iddialı cümleyi kurduran temel özellik ise şu: Cihazın üzerinde üç adet gelişmiş kamera yer alıyor. Bu kameralardan gelen görüntüler, yapay zekâ (AI) algoritmaları eşliğinde anlık olarak eşleniyor ve sistem bu şekilde hedefe yönlendiriliyor; yani operasyon esnasında hiçbir şekilde GPS kullanmıyoruz. Bu da sinyal kesintilerinden etkilenmeyen tam bir bağımsızlık demek.’’ Elektronik harp ortamında tüm sinyalleri kesen yüksek maliyetli jammer sistemlerine karşı geliştirdikleri yenilikçi fiber optik çözümleri ve mühimmat esnekliğini anlatan Saka, sözlerine şöyle devam etti: “Ukrayna’da 250 milyon dolara jammer’lar var. Bütün ortalıktaki sinyalleri kesince hiç kimse uçuramıyor. Buna karşı da şöyle bir tedbirimiz var: Eğer bir yerde jammer varsa ve hiç uçamıyorsanız bu sefer 30 kilometre, bazen 60 kilometreye varan fiber optik kablo takıyorsunuz. Bunu düşürme şansınız yok çünkü kabloyla uçuyor. Önündeki detektörlerle jammer’ın yerini tespit ediyor ve biz yer istasyonundan bunu görüyoruz. Gidip o jammer’ı yok ediyor, ardından operasyona devam edebiliyorsunuz. Bir diğer önemli özellik de mühimmat esnekliği. Biz diyoruz ki, istediğiniz mühimmatınız olsun hiç fark etmez. Elimizdeki kontrolcülerle bunu istediğimiz şekilde patlatabiliyoruz. Sistemi açtıktan sonra üç dakika içerisinde uzaklaşıp uçuşa hazır hale geliyorsunuz ve yaklaşık 15 ila 25 dakika havada kalma süresiyle, 32 kilometrelik bir mesafede hedefi bulup yok edebiliyorsunuz.”
Dünyadaki teknolojik gelişmelere bakıldığında, bugün sivil hayatta kullandığımız internetten GPS sistemlerine kadar birçok teknolojinin temelinde geçmişteki askeri projeler yatı yor. Yerli savunma sanayimizin ürettiği bu yüksek teknolojik birikim de zamanla sivil alanlara taşınacak. Melih Han Bilgin, insansız kara araçlarının ve anti-drone yazılımlarının gelecekte doğal afet bölgelerinde arama-kurtarma, yaralı taşıma, yangın lara müdahale ve riskli alanlara ilaç/lojistik ulaştırma gibi çok kritik sivil misyonlarda aktif olarak kullanılacağını belirterek şunları söylüyor: ‘‘Bu teknolojileri mutlaka içselleştirmeliyiz. Ancak savunma sanayinin dünyada da şöyle bir rolü var. Bir öncü teknoloji olarak aslında teknoloji alanlarını geliştirip arkasından sivil kullanıma açmak… Bu aslında sektörün hem ticari başarısını hem de kalıcılığını artıran ilave bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla biz bunu ne kadar başarırsak, yani sivil alanlarda da ne kadar teknolojilerimizi kullanılır yaparsak o kadar daha başarılı olacağız.’’

Türk savunma ekosisteminin asimetrik tehditlere ve derin cephe hatlarına karşı geliştirdiği en stratejik ve caydırıcı unsurlardan biri olan Yıldırım Han Füzesi, modern savaş alanının dinamiklerini kökten değiştiren bir mühendislik başarısı olarak öne çıkıyor. SAHA EXPO’da sergilendiği andan itibaren yerli ve yabancı savunma çevrelerinin yoğun ilgisini çeken sistem, yüksek vurucu gücü ve stratejik menzil kabiliyetiyle dünya basınında da geniş yankı uyandırarak Türkiye’nin füze teknolojilerindeki yükselen kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi.
Savunma sanayisinde atılan stratejik adımların yatırım dünyasındaki ve küresel delegasyonlardaki yansımalarını değerlendiren Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Türkiye’nin ulaştığı ekosistemin büyüklüğüne dikkat çekerek şunları söyledi: ‘‘Türkiye gerçekten gurur verici bir noktaya geldi. Yıllardır yaptığımız çalışmalarla birlikte Türki ye’de gerçekten savunma sanayinde önemli bir ekosistem oluş tu. Bunun sonuçlarını ve meyvelerini toplamaya başladık zaten. İhracat rakamlarımız bunu gösteriyor. Aynı zamanda bu fuara olan ilgi alaka, hem yurt içinden olduğu kadar yurt dışından da çok üst seviyede. Biz buna birebir şahit olduk, görüşmeler de yaptık. Şunu söyleyebilirim ki; biz artık teknoloji üreten bir ülkeyiz. Savunma sanayinde yön belirleyen ülkeyiz.’’ Bölgesel riskler ve küresel güvenlik politikalarının seyri karşısında savunma sanayisine yapılan yatırımların hayati önemine değinen Emre Tezmen, Türkiye’nin geçmişte maruz kaldığı kısıtlamaların ülkeye bir nevi bağışıklık kazandırdığını ifade ederek şöyle devam etti: ‘‘Dünyadaki büyük değişim dalgası savunma sanayini daha da ön plana çıkartacak. Bizim ülkemizin etrafı, her yerde görüyoruz; tam bir ateş çemberi. Etrafımız kıpkırmızı ama biz ortada bir vaha gibi duruyoruz çok şükür. Bunu da savunma sanayimize, ordumuzun güçlü olmasına, ülkemizin, devletimizin dirayetine ve yönetimimize borçluyuz.’’
Tera Holding’in savunma sanayisi ve yüksek teknoloji odaklı büyüme haritasını ve grubun sektörel hamlelerini paylaşan Emre Tezmen, geleceğe yönelik agresif büyüme vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Biz en son BES Grubu’nu bünyemize kat tık. BES Grubu zırhlı araç üreten bir yapı, bir firma ve ihracat potansiyeli de çok yüksek. Bu alanla birlikte savunma sanayine ilk güçlü adımımızı attık diyebiliriz. Tabii bundan önce de siber güvenlik alanında birtakım çalışmalarımız vardı; Barikat Siber Güvenlik şirketine sahibiz. Yani bu alanda çok geniş bir spektrum var. Savunma deyince artık sadece konvansiyonel silahları değil, birçok konuyu aynı anda gündeme almak gerekiyor. Biz bu alanda büyümeye devam edeceğiz. İhracat anlamında bel ki yurt dışına başka satın almalar, yurt içine başka yatırımlar da gündeme gelebilir veya küresel ortaklıklar kurabiliriz. Bu sahada gerçekten dinamik kalmaya devam edeceğiz. Çünkü hem ülkemizin hem bölgemizin hem de kardeş ülkelerin Türk savunma sanayine ve Türk şirketlerine ihtiyacı var. Biz de bu sorumluluğu yerine getirmek için büyümeye ve çalışmaya devam edeceğiz.
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceEKONOMİ
16 gün önceEKONOMİ
19 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.