DOLAR 44,7683 0.04%
GBP 60,7965 -0.08%
EURO 52,9381 -0.03%
ALTIN 6.896,700,07
BIST 14.201,05-0,36%
BITCOIN 33215900.30354%
ETH 103935-0.89745%
İstanbul
12°

AÇIK

ÖZEL HABER
Buzdağının altındaki tehlike: Hürmüz’ün görünmez hattı kırılıyor mu?
Gastronomi turizminde kontrolsüz büyüme risk oluşturuyor

Gastronomi turizminde kontrolsüz büyüme risk oluşturuyor

İstanbul Ticaret Borsası’nın düzenlediği toplantıda gastronominin turizm gelirlerindeki kritik rolü vurgulanırken, plansız ve denetimsiz büyümenin “turistik tuzak” algısı yaratabileceği uyarısı yapıldı. Katılımcılar, Türkiye’nin güçlü mutfak potansiyelinin doğru strateji, tedarik zinciri ve marka yönetimiyle küresel avantaja dönüşebileceğine dikkat çekti.

16/04/2026 17:37
Gastronomi turizminde kontrolsüz büyüme risk oluşturuyor

İstanbul Ticaret Borsası’nın, Güvenilir Ürün Platformu iş birliğiyle düzenlediği Borsa Meydanında Sektörler Konuşuyor toplantısında bu ay “Gastronominin Turizme Etkisi” konusu ele alındı. Toplantının açılışında konuşan İSTİB Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap, “Bir turistin harcadığı her beş liradan biri doğrudan gastronomiyle ilişkili. Turizm gelirlerini en iyi gastronomi ile artırabiliriz. Türkiye dünyanın gastronomi potansiyeli en büyük ülkelerinden biri… Bu potansiyeli turizme yansıtırsak turizm gelirimizin artacağına şüphe yok. Ancak kontrolsüz gastronomi bu yoldaki en büyük tehdittir. Plansız yapılan gastronomi çalışmaları ters tepebilir ve turizme zarar verebilir” dedi.

Online olarak gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap yaptı. Gazeteci Celal Toprak’ın yönettiği toplantıya, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Hilmi Güler, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu, Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Koralı, Ev Dışı Tüketim Gıda ve Gıda Dışı Tedarikçileri Derneği HORECADER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Alıcılar ve Midpoint Ar-Ge Şefi Rıza Belenkaya katıldı.

“KONTROLSÜZ GASTRONOMİ TURİZMİ TEHDİT EDER”

İstanbul Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bülent Kasap, Gastronominin doğru yönetildiğinde sadece turizme değil, ihracata da katkı sağlayan güçlü bir yapıya dönüşebileceğine dikkat çekerek, “Turistler bir ülkeyi ziyaret ettiklerinde o ülkenin ruhuna nüfuz etmek için yeme içme kültürü ile de tanışmak isterler. Gastronomi turizminin gelişmesinin kökeninde bu istek var. Ancak gastronomi turizminin kontrolsüz yürümesi bazı sorunlara yol açabilir. Eğer yemek kültürü ve mutfak değerleri turizme açılırken planlama, denetim ve sürdürülebilirlik ilkeleri gözetilmeden hareket edilirse bekleneni vermeyeceği açıktır. Bir bölgenin yerel yemekleri popüler olur, turist akını başlar ama standartlar belirlenmez, üretim ve sunum denetlenmez, yerel kimlik ve yemeklerin otantikliği korunmaz ve üstelik kapasite planlaması yapılmazsa olacaklar bellidir: Talep artınca her yer ‘aynı yemeği’ yapmaya başlar ama çoğu orijinal tariften sapar ve kalite düşer. Yemekler turistin damak zevkine göre değiştirilir ve özgünlük kaybolur. Fiyatlar şişer ve yerel halk bile kendi yemeğine ulaşmakta zorlanabilir. Başta gelir artar ama zamanla ‘turistik tuzak’ algısı oluşur ve cazibe düşer. Yani kısa vadeli kazanç, uzun vadeli zararı getirir. Bu nedenle gastronomi turizminde her adımı dikkatle atmalıyız” dedi.

“GASTRO TURİZMDE BÜYÜK POTANSİYEL VAR”

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Hilmi Güler, gastronomi turizminin büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, “Ordu olarak, hem özgün lezzetlerimizi üretmekte hem de yenilikçi sunumlarla bu ürünleri pazarlamaktayız. Şehrimiz, 26 coğrafi işaret ile lezzetlerini ve kültürünü tescillemiş durumdadır. Fındık üretiminde dünyaca tanınan bir marka olmanın yanı sıra, fındığa katma değer kazandırmak için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Gastronomi turizmi alanındaki potansiyelimizi de en verimli şekilde değerlendirmeyi planlıyoruz. Bu alanda gerçekleştireceğimiz adımlarla Ordu’nun turizm ve kültür alanındaki değerini daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.

“TURKISH PİZZA DEĞİL LAHMACUN”

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu, gastronomi turizminin küresel çapta tanıtılmasına yönelik yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, “200’den fazla ülkede global televizyon kanalları ve 7 binin üzerinde sosyal medya influencerıyla işbirliği yaparak, 33 ülkede reklam filmleriyle Türk gastronomisini tanıtıyoruz. Türk ürünlerinin global pazarda sergilenmesi ve satışının sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak bu sadece tanıtım değil, aynı zamanda bu geleneksel değerlerimize sahip çıkmak ve korumakla mümkün olacaktır. Ülkemizde lahmacun gibi geleneksel yemeklere bile ‘Turkish pizza’ denmesi, hatta global markaların mantı gibi geleneksel lezzetleri adını değiştirerek ihraç etmeleri, bu alanda atmamız gereken adımların önemini gösteriyor. Bu lezzetleri sadece tanıtmakla kalmamalı, aynı zamanda marka değerleriyle dünyaya sunmalı ve imajını değiştirmeliyiz” şeklinde konuştu.

“DİJİTAL ALTYAPI GÜÇLENDİRİLMELİ”

Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Koralı, mutfak başarısının temelde güçlü bir tedarik zinciriyle şekillendiğini belirterek, “Mutfağımızın uluslararası alanda güçlü bir şekilde temsil edilebilmesi için, yerel ürünlerle desteklenen tedarik zincirine ihtiyacımız var. Tarladan sofraya ulaşan ürünün süresi ne kadar kısalırsa, ortaya çıkan lezzet de o kadar yüksek olur. Ayrıca 12 ay boyunca hizmet veren dijital rehberlerin hayata geçirilmesi gastronomi turizmi için büyük bir öneme sahip. Bir turist, şehre adım attığında nerede, hangi yemeği bulacağını hızlıca keşfetmeli. Bu noktada oteller, restoranlar ve yerel yönetimler iş birliği yaparak dijital altyapıyı güçlendirilmeli” ifadelerini kullandı.

“SADECE OTEL KALİTESİ DEĞİL, TABAK KALİTESİ DE ARTMALI”

Ev Dışı Tüketim Gıda ve Gıda Dışı Tedarikçileri Derneği HORECADER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Alıcılar, Türkiye’nin uluslararası turizmde bir üst lige çıkabilmesi için tabaktaki değerin artırılması gerektiğinin altını çizerek, “İstanbul sağlık turizmi alanında dünyada ilk 5’e girmiş durumda. Neden gastronomi turizminde de aynı başarıyı yakalamayalım? Türkiye’nin mevcut 64 milyar liralık turizm geliri, doğru stratejilerle 80-100 milyar liraya kadar çıkabilir. Gastronomi üzerine hizmet veren 400 bin işletme var. Bu alandaki istihdam kaynağı stratejik olarak büyük bir öneme sahip. Turizm gelirlerini ancak ve ancak gastronomi ile artırabiliriz. Ancak Türkiye’nin uluslararası turizmde bir üst lige çıkabilmesi için tabaktaki değerin de artırılması gerekiyor. Yani sadece otel kalitesini değil, tabak kalitesini de artırmalıyız” dedi.

“MUTFAK ZENGİNLİĞİMİZİ TÜM DÜNYAYA ANLATABİLMELİYİZ”

Midpoint Ar-Ge Şefi Rıza Belenkaya, Türkiye’nin gastronomi ve mutfak kültürünün tarihsel derinliği ve coğrafi çeşitliliğiyle inanılmaz derecede zengin olduğunu belirterek, “Ülkemizin 100 çeşit köftesi var. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir zenginlik yok. Bu mutfak kültürümüzün ne kadar güçlü ve çeşitli olduğunun bir göstergesidir. Tarihimiz Mezopotamya’dan bugüne uzanıyor ve bu köklü geçmiş, mutfak kültürümüzün temelini oluşturuyor. Ancak, bu zenginliği dünyaya tam olarak anlatabilmekte zorlanıyoruz” dedi. Ayrıca ürünlerin tedarik süreçlerinin, tabaktaki lezzeti doğrudan etkilediğine dikkat çeken Belenkaya, “Örneğin, Antalya’da yetişen bir ürün İstanbul’a ulaştığında, iki gün içinde lezzeti yüzde 50 oranında azalabiliyor. Bu durum, tedarik zincirindeki sorunların bir sonucudur. Ürünlerin kalitesini koruyabilmek için soğuk zincir ve lojistik süreçlerine özel bir önem vermemiz gerekiyor. Coğrafyamız çok değerli, ürünlerimizse bu coğrafyanın bereketinden besleniyor, ancak tedarik zincirindeki bu aksaklıklar, ürünlerin kalitesini tüketiciye en iyi şekilde sunmamıza engel oluyor” şeklinde konuştu.

En az 10 karakter gerekli