DOLAR 44,5081 0.05%
GBP 59,6235 -0.01%
EURO 51,9010 0%
ALTIN 6.807,330,07
BIST 12.937,871,15%
BITCOIN 30420880.43161%
ETH 959492.76073%
İstanbul
17°

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
“Türkiye’nin dijitalleşmesinde yeni bir dönem başlıyor”
2026 ticaret görünümü daha kırılgan

2026 ticaret görünümü daha kırılgan

01/04/2026 16:38
2026 ticaret görünümü daha kırılgan

Küresel ticaret, 2025 yılında beklenenden daha güçlü bir performans gösterdi. Dünya Ticaret Örgütü yayınlarına göre dünya mal ihracatının değeri 2024’e kıyasla %7 artış ile 26,26 trilyon dolara, hizmet ticaretinin değeri ise %8 artış ile 9,56 trilyon dolara çıktı. Mal ve hizmet ticareti toplamda %7 artış ile 34,65 trilyon dolara ulaştı. Miktar/ hacim açısından incelendiğinde de 2025’te dünya mal ve hizmet ticareti yaklaşık %4,7 oranında büyüyerek %2,9’luk dünya GSYİH büyümesini aştı. Başka bir ifadeyle, küresel ticaret 2025’te dayanıklılığını korudu. Ancak 2026’ya girilirken tablo değişiyor. Bu kez belirleyici olan unsur talep artışı değil; jeopolitik gerilimlerin enerji ve taşımacılık maliyetleri üzerinden yarattığı baskı.

Savaş, artık yalnızca sınırların ve orduların meselesi değil. Bugün bir çatışma, binlerce kilometre ötede bir fabrikanın üretim planını, bir ihracatçının fiyat teklifini, bir geminin rotasını ve bir ülkenin enflasyon görünümünü doğrudan etkileyebiliyor. Enerji arzı, lojistik hatlar, sigorta maliyetleri ve tedarik zincirleri birbirine bu kadar bağlıyken, savaşın ekonomik etkisi de çatışma hattının çok ötesine taşmış durumda.

Savaşın ticarete ilk etkisi enerji cephesinde ortaya çıkıyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, sanayi üretiminden taşımacılığa kadar bütün maliyet zincirini yukarı çekiyor. Enerji ithalatına bağımlı ekonomiler için bu durum yalnızca faturanın kabarması anlamına gelmiyor; aynı zamanda rekabet gücünün aşınması anlamına da geliyor. Üretici daha pahalı enerji kullanıyor, taşıyıcı daha yüksek navlun ödüyor, ithalatçı ve ihracatçı ise daha zor fiyat veriyor. İkinci büyük etki lojistik alanında hissediliyor.

Hürmüz Boğazı, Süveyş Kanalı ve Orta Doğu bağlantılı taşıma koridorları gibi stratejik geçiş noktalarında yaşanan her aksama, küresel ticaretin ritmini bozuyor. Buradaki mesele yalnızca malın geç ulaşması değil; ne zaman, hangi maliyetle ve hangi risk düzeyiyle ulaşacağının öngörülememesi. İş dünyası açısından asıl sorun da burada başlıyor. Çünkü ticaret yalnızca üretim kapasitesiyle değil, öngörülebilirlikle de yürüyor. Belirsizlik arttıkça sipariş davranışları değişiyor, ticari kararlar daha temkinli hale geliyor.

Savaşın üçüncü etkisi ise gıda ve temel girdiler alanında görülüyor. Enerji fiyatlarındaki artış, gübre maliyetlerinden tarımsal taşımacılığa kadar uzanan geniş bir zinciri etkiliyor. Bu nedenle mesele yalnızca sanayi üretimi ya da dış ticaret maliyeti değildir; aynı zamanda arz güvenliği ve enflasyon meselesidir.

Bununla birlikte, küresel ticaret üzerindeki bütün baskılara rağmen teknoloji odaklı yatırım dalgası ticarete belirli bir direnç de kazandırıyor. Özellikle yapay zekâ bağlantılı ürünler ve üretim süreçleri, bazı sektörlerde talebi canlı tutuyor. Asya ekonomilerinin son dönemde ticaret artışına verdiği güçlü katkı da bu dönüşümün önemli işaretlerinden biri. Ancak bu unsur, savaşın yarattığı kırılganlığı ortadan kaldırmıyor; yalnızca küresel ticarette daha sert bir daralmayı sınırlayan bir denge unsuru işlevi görüyor.

Sonuç olarak 2026, küresel ticaret açısından bir normalleşme yılı olmaktan çok, kırılganlıkların daha görünür hale geldiği bir dönem olacaktır. Artık mesele yalnızca ne kadar ticaret yapıldığı değil; bu ticaretin hangi maliyetle, hangi risk ortamında ve ne kadar öngörülebilir biçimde sürdürülebildiğidir. Önümüzdeki dönemde başarılı olacak ekonomiler ve şirketler, sadece mal üretenler değil; belirsizliği yönetenler, tedarik zincirini çeşitlendirenler ve değişen ticaret haritasını doğru okuyanlar olacaktır.

En az 10 karakter gerekli