Türkiye’nin ev sahipliğinde kasım ayında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 için hazırlıklar sürüyor. Konferansın ana hedeflerinden birinin, bugüne kadar verilen iklim taahhütlerinin somut uygulamalara ve sahadaki sonuçlara dönüştürülmesi olması bekleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Kasım Yenigün, COP31’in önceki konferanslardan farklı bir yapıda olacağını söyledi.
Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Yenigün, Türkiye’nin COP31 hazırlıkları ile uluslararası temaslarını anlattı.
Yenigün, 2026 yılının biyoçeşitlilik, çölleşme ve iklim değişikliği alanlarındaki Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin taraflar konferanslarının peş peşe yapıldığı bir “üçlü COP yılı” olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlatan Yenigün, Türkiye’nin bu yıl COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının diğer toplantılara verilen önemi de artırdığını belirtti.
Yenigün, iklim değişikliği konferansının her yıl, çölleşme ve biyoçeşitlilik konferanslarının ise iki yılda bir gerçekleştirildiğini hatırlattı. Bu nedenle 2026’da üç sürecin aynı takvim içerisinde buluşmasının, Türkiye’nin COP31 başkanlığı açısından önemli bir diplomasi ve koordinasyon zemini oluşturduğunu söyledi.
COP31 kapsamında Avustralya ile yürütülen müzakerelerin yanı sıra geniş bir eylem gündemi üzerinde çalışıldığını ifade eden Yenigün, gündemde sıfır atık, elektrifikasyon, iklim köprüsü, Rio sinerjisi, denizler ve okyanuslar gibi birçok başlığın bulunduğunu söyledi.

COP17 için Türkiye’nin kapsamlı bir hazırlık yaptığını belirten Yenigün, konferansın mavi bölgesindeki Türkiye pavilyonunda devlet yetkilileri ve kurum temsilcilerinin farklı ülkelerden heyetlerle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.
Türkiye’nin COP31 başkanlığı nedeniyle pavilyona yoğun ilgi gösterildiğini kaydeden Yenigün, “COP31 Başkanlığımız dolayısıyla Türkiye’ye çok yoğun bir ilgi var. Devlet başkanları, bakanlar, heyet ve delegasyonların yanı sıra sivil toplum örgütleri, kuruluş temsilcileri, uluslararası organizasyonların yöneticileri ve akademisyenler de pavilyonumuza yoğun ilgi gösterdi” dedi.
Türkiye pavilyonuna gelen ziyaretçilerin yalnızca COP31 takvimine ilişkin bilgi almadığını belirten Yenigün, Türkiye’nin iklim değişikliği, biyoçeşitlilik ve çölleşmeyle mücadele alanlarında geliştirdiği uygulamaların da ilgi gördüğünü ifade etti. Yenigün’e göre farklı ülkelerden temsilcilerin Türkiye’nin tecrübe ve bilgi birikiminden yararlanmak istemesi, yürütülen ikili temasların önemli başlıklarından birini oluşturuyor.

COP31 Eylem Gündemi’nin önemli başlıklarından birini Rio sinerjisi oluşturuyor. Bu başlık altında iklim değişikliği, çölleşme ve biyoçeşitlilik alanındaki üç Rio sözleşmesinde yer alan taahhütlerin ortak bir çalışma zemini altında ele alınması hedefleniyor.
Yenigün, “Rio sinerjisi konusunda Türkiye bu yıl çok önemli bir adım atıyor. Bugüne kadar ağırlıklı olarak taahhütler içeren Rio’yu bir çalışma grubu altında toparlıyoruz ve bunun lansmanını COP17 çatısı altında bütün dünyaya duyuracak şekilde başlatıyoruz” diye konuştu.
Türkiye’de üç sözleşmenin odak noktalarının farklı kurumlar tarafından yürütüldüğünü belirten Yenigün, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün biyoçeşitlilik, İklim Değişikliği Başkanlığının iklim değişikliği, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün ise çölleşmeyle mücadele alanında görev yaptığını söyledi. Bu kurumların sahip olduğu tecrübenin uluslararası delegasyonların Türkiye’ye ilgisini artıran unsurlardan biri olduğunu da ifade etti.
COP31 hazırlıklarında eylem gündeminin geniş tutulması da konferansın uygulama odaklı yapısının bir parçası olarak öne çıkıyor. Türkiye, farklı çevre başlıklarını birbirinden bağımsız alanlar olarak ele almak yerine ortak hedefler etrafında buluşturmayı amaçlıyor.

COP17 kapsamında görüştükleri heyetlerin Antalya, COP31 ve konferansın hedefleri hakkında yoğun şekilde bilgi aldığını belirten Yenigün, Türkiye’nin konferans için ciddi bir hazırlık yürüttüğünü vurguladı.
Yenigün, “COP31 çok farklı bir toplantı, çok farklı bir konferans olacak. Beklenenin ötesinde, taahhütlerin aksiyona dönmeye başladığını göreceğimiz bir COP olacak. Herkesin Türkiye’nin çok yoğun ve ciddi emeklerle hazırlandığı bu COP’ta mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Kasım ayında düzenlenecek COP31’e davetimizi yineliyoruz. Herkesi Antalya’ya bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Antalya’da yapılacak COP31’de, yeni taahhütlerin açıklanmasının yanında mevcut hedeflerin uygulamaya geçirilmesi, farklı çevre politikalarının ortak bir çerçevede buluşturulması ve ülkeler arasında daha güçlü iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, Antalya’daki görüşmelerde taahhütlerin somut sonuçlara bağlanmasını güçlendirmesi hedefleniyor.

GÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceEKONOMİ
27 Ağustos 2026EKONOMİ
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.