İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında okulu pek sevmezdim. Yılın en sevdiğim ayları haziran ve temmuzdu. Ağustos ayında eylül yaklaştığı için gerilmeye başlardım. Hayalim okulların olmadığı bir dün yaydı. Uzaktan iletişimdeki teknolojik gelişmeler arttıkça o günler aklıma geliyor ve çocukluğumun “okulsuz dünya” ütopyasının bir gün mümkün olup olamayacağını düşünüyorum.
Aslında okulların varlığı her teknolojik gelişmeden sonra sorgulanmış. Önce gramofon, ardından sırasıyla sinema, radyo, televizyon, bilgisayar, internet ve son olarak yapay zekâ ile örgün eğitim sorgulanmış.
Gerçekten bir gün okullara ve örgün eğitim sistemine gerek kalmayabilir mi? Okul ve örgün eğitim insanlara sadece, telekomünikasyon teknolojileriyle elde edecekleri bilgiyi mi verir?
Teknolojik gelişmelerin eğitim için kullanılmasının mümkün olması okullara ihtiyaç kalmaması için yeterli bir neden midir? Örgün eğitimin kaldırılmasının potansiyel sakıncaları nelerdir? Bu konudaki öngörüleri içeren tezler nelerdir?
Bu soruları iki yapay zekâ uygulamasına sordum ve en çok 1000 vuruşluk bir cevap istedim. Her ikisi de ücretsiz sürüm. İşte cevaplar:
“Örgün eğitimin sonunu getireceği düşünülen her yeni iletişim teknolojisi aynı umudu ve aynı tartışmayı doğurdu: Gramofon, sinema, radyo, televizyon, bilgisayar, internet ve bugün yapay zekâ. Ancak okullar hâlâ varlığını sürdürüyor. Çünkü okulun işlevi yalnızca bilgi aktarmak değildir. Bilgiye erişim artık evden de mümkün olsa da okul; sosyalleşme, birlikte yaşama, disiplin kazanma, vatandaşlık bilinci geliştirme ve fırsat eşitliği sağlama gibi görevler üstlenir.
“Okulsuz toplum” fikrinin en bilinen savunucularından biri, eğitimin kurumlar yerine ağlar üzerin den gerçekleşebileceğini ileri süren Ivan Illich’tir. Günümüzde bazı teknoloji iyimserleri, yapay zekâ destekli kişisel öğrenmenin okulların yerini alabileceğini savunmaktadır.
Buna karşılık eleştirmenler, örgün eğitimin kaldırılmasının sosyal eşitsizlikleri artırabileceğini, çocukların ortak deneyim alanlarını daraltabileceğini ve eğitimi ailelerin ekonomik imkânlarına daha bağımlı hâle getirebileceğini belirtir. Bu nedenle birçok araştırmacı, geleceğin “okulsuz” değil, teknolojiyle dönüşmüş okulların dünyası olacağını öngörmektedir. Teknoloji eğitimi değiştirebilir; ancak okulun tüm toplumsal işlevlerini ortadan kaldırması şimdilik uzak bir ihtimal görünmektedir.”
Çocukluk ütopyanız, eğitim teknolojileri (EdTech) tarihinin en büyük tartışmasıdır. Ancak teknolo jik imkân, toplumsal değişim için tek başına yeterli değildir. Örgün eğitim, radyodan yapay zekâya kadar her dalgada sarsılsa da yıkılmamıştır; çünkü okul sadece bilgi aktarılan bir yer değildir.
Okul; sosyalleşme, akran zorbalığıyla baş etme, duygusal zekâ, hiyerarşiyle tanışma ve ortak yaşam kültürünü deneyimleme alanıdır. Bilgi internetten alınsa da aidiyet ve vatandaşlık bilinci okul sıralarında inşa edilir.
Örgün eğitimin kaldırılmasının potansiyel sakıncaları: Dijital Uçurum: Fırsat eşitliği yok olur; nitelikli rehberliğe sadece zenginler ulaşır. Sosyal İzolasyon: Ekran bağımlısı, empati yoksunu ve bencil nesiller yetişir.
Ekonomik Çöküş: Okullar aynı zamanda ebeveynlerin iş gücüne katılımını sağlayan birer “bakım merkezidir”. Güncel tezler, okulsuz bir dünya yerine “Hibrit Öğrenme” ve “Mikro-Sertifikasyonu” öngörür.
Okul fiziksel varlığını koruyacak ancak ezber yeri değil, birer sosyal atölye ve mentorluk merkezi haline gelecektir. Yani tamamen okulsuz bir dünya değil, duvarları esnemiş bir okul modeli bizi beklemektedir.”
GÜNDEM KORİDORU
15 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
21 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 gün önceEKONOMİ
28 gün önceEKONOMİ
01 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.