Dünya genelinde her yıl 2 milyon 600 binden fazla kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan hastalıkta sigara en önemli risk faktörü olmayı sürdürürken, son yıllarda kadınlardaki tablo da dikkat çekiyor. Akciğer kanseri, dünya genelinde kadınlarda meme kanserinin ardından en sık görülen ikinci kanser konumunda bulunuyor.
Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal kanser kayıtlarına göre kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığı, 2014’te yüz binde 8,7 iken 2018’de 10,9’a yükseldi. Bu değişim, dört yıllık dönemde yaklaşık yüzde 25’lik artışa işaret ediyor.
Akciğer kanseri halen erkeklerde daha sık görülse de kadınlarla erkekler arasındaki fark birçok ülkede azalıyor. ABD’de 2026 yılında yaklaşık 229 bin 410 yeni akciğer kanseri vakası beklenirken, bunların 110 bin 910’unun erkeklerde, 118 bin 500’ünün ise kadınlarda görülmesi öngörülüyor.
Ancak bu veriler, kadınlarda hastalığın her ülkede arttığı anlamına gelmiyor. American Cancer Society verilerine göre ABD’de akciğer kanseri görülme sıklığı hem erkeklerde hem kadınlarda düşüş gösteriyor. 2013-2022 döneminde yıllık düşüş erkeklerde yaklaşık yüzde 3 olurken, kadınlarda yüzde 1,3 seviyesinde kaldı.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba, kadınlarda düşüşün erkeklere kıyasla daha yavaş olmasının nedenleri arasında kadınların sigaraya daha geç başlaması ve sigarayı bırakma eğiliminin de daha geç ortaya çıkmasını gösteriyor.
Akciğer kanserindeki değişimin dikkat çekici noktalarından biri de genç kadınlarda görülüyor. ABD’de gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırma, 35-54 yaş grubundaki kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığının aynı yaş grubundaki erkekleri geçtiğini ortaya koydu.
Bu yaş grubunda kadınların erkeklerden daha yüksek oranlara ulaşmasının nedenleri ise henüz tam olarak açıklanmış değil. Sigaranın yanı sıra çevresel maruziyetler, biyolojik farklılıklar ve genetik faktörlerin olası etkileri araştırılıyor.
Kadınlarda akciğer kanserindeki artışta sigara kullanımı başlıca risk faktörü olarak öne çıkıyor. American Cancer Society’nin 2026 verilerine göre kadınlardaki akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 84’ü sigara kullanımıyla ilişkili.
Bu nedenle hastalıktan korunmada en etkili adım sigaraya hiç başlamamak ve kullananların bırakması olarak gösteriliyor. Bununla birlikte risk yalnızca aktif sigara kullanımıyla sınırlı değil.

Prof. Dr. Erkan Kaba
Pasif sigara dumanı, hava kirliliği, radon, asbest ve diğer mesleki kanserojenler de akciğer kanseri riskini artırabiliyor. Bunun yanında kadınlarda biyolojik ve genetik farklılıkların hastalık riskindeki rolü de araştırılıyor.
Prof. Dr. Erkan Kaba, sigara kullanmayan kadınların da hastalığa karşı tamamen risksiz olmadığını belirterek şu uyarıda bulunuyor:
“Bu nedenle ‘sigara kullanmıyorum, dolayısıyla akciğer kanseri olmam’ düşüncesi doğru değildir. Ayrıca, korunma açısından kişinin yalnızca kendisinin sigara içmemesi yeterli değildir; evde ve çalışma ortamında pasif sigara dumanına maruz kalmaması da önemlidir.”
Akciğer kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermemesi, erken tanının önündeki önemli sorunlardan biri. Uzun süren veya niteliği değişen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik hastalığın belirtileri arasında yer alıyor.
Ancak belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek erken tanı açısından yeterli görülmüyor. Prof. Dr. Kaba, “Erken evre akciğer kanserinin çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlemesi” nedeniyle risk grubundaki kişilerin taramayı ihmal etmemesi gerektiğini vurguluyor.
Erken tanı, akciğer kanserinde tedavi seçeneklerini ve hastanın yaşam şansını doğrudan etkileyebiliyor. Uzman, özellikle yaş ve sigara öyküsü nedeniyle risk taşıyan kadınların hastalığın erkeklerde daha sık görüldüğü düşüncesiyle taramadan uzak durmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Kaba, 50 yaşın üzerinde olan ve en az 20 yıl boyunca günde bir paket sigara içme öyküsü bulunan kadınlarda yılda bir kez düşük doz bilgisayarlı tomografiyle tarama yapılmasını öneriyor:
“50 yaşın üzerinde olan ve en az 20 yıl boyunca günde bir paket sigara öyküsü bulunan kadınların yılda bir kez düşük doz bilgisayarlı tomografiyle taranması, akciğer kanserinin erken saptanmasında kilit rol oynamaktadır.”
Akciğer kanserinde tedavi yöntemi; hastalığın histolojik tipine, evresine, moleküler özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre belirleniyor. Erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde cerrahi temel tedavi yöntemlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uygun hastalarda robotik cerrahi gibi minimal invaziv yöntemlerden yararlanılabilirken, tedavi sürecinde kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler de kullanılabiliyor.
Prof. Dr. Kaba, erken tanının tedavi başarısındaki önemine dikkat çekerek şöyle konuşuyor:
“Günümüzde erken evrede tespit edilen akciğer kanserinde tam şifa mümkün olabilmektedir. Son yıllarda özellikle immünoterapi ve moleküler hedefli tedavilerdeki gelişmeler sayesinde ileri evre hastalarda dahi umut vadeden sonuçlar elde edilmektedir.”
Kadınlarda akciğer kanserinin görünümündeki değişim, sigara kullanımının yanı sıra çevresel ve biyolojik risklerin de daha yakından ele alınmasını gerektiriyor. Erken evrede belirti vermeden ilerleyebilmesi ise risk grubundaki kişilerin tarama programlarına erişimini ve farkındalığın artırılmasını kritik hale getiriyor.
GÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceEKONOMİ
27 Ağustos 2026EKONOMİ
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.