Dünya piyasaları enerji ve navlun maliyetleri altında ezilirken, Türkiye gıda ticaretini stratejik bir savunma hattına dönüştürdü. Yılın ilk üç ayında 2,5 milyon ton ürünü limanlardan dünyaya ulaştıran hububat ve bakliyat sektörü, 205 farklı noktada “Türk Malı” imzasını tescilledi. Ayçiçek yağından çikolataya kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen bu sevkiyat, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki “bypass” yeteneğini de kanıtladı.
İhracatın merkez üssü 823 milyon dolarlık hacimle Orta Doğu olurken, ülke bazında Irak yine vazgeçilmez pazar olarak ilk sıraya yerleşti. Ancak asıl sürpriz, 226 milyon dolarlık dış satımla Amerika Birleşik Devletleri’nden geldi. Türk gıda ürünlerinin en uzak coğrafyalarda bile talep görmesi, kalite ve lojistik ağının rakiplerine karşı kazandığı üstünlüğün en net göstergesi oldu.
Küresel krizlerin enerji ve gübre maliyetlerini baskıladığı bu süreçte, Türkiye’nin liman ve demir yolu altyapısı can simidi oldu. Deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında tıkandığı bölgelerde, Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş lojistik ağ devreye girerek sevkiyatın kesintisiz sürmesini sağladı. Sektör temsilcileri, bu esnekliğin Türkiye’yi gıda ticaretinde sadece bir üretici değil, aynı zamanda küresel bir istikrar adası haline getirdiğini vurguluyor.
#TürkGıdası #İhracatRekoru #KüreselTedarik
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.