Türk İş Dünyası Konfederasyonu’nun 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu’nun ev sahipliğinde 25-26 Eylül tarihlerinde Elazığ’daki Windy Hill Otel’de gerçekleştiriliyor. “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” başlığıyla düzenlenen zirvede konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, küresel ekonomide değişen dengelerin yanı sıra Türkiye’nin önündeki fırsat ve risklere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Jeopolitik gerilimlerden teknolojik dönüşüme, iklim değişikliğinden ekonomik dalgalanmalara kadar birçok gelişmenin artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Koç, sözlerine şöyle devam etti:
“Jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hadiseler ve iktisadi dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesirler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli bir belirsizlik ortamında isabetli kararlar alabilme, değişen şartlara süratle ayak uydurabilme ve her şartta istikrarı koruyabilme becerisidir.”
Küreselleşmenin güçlü olduğu dönemde önemini yitirdiği düşünülen coğrafi mesafelerin yeniden belirleyici hale geldiğini söyleyen Koç, ticaret yolları ve üretim merkezlerinin küresel rekabet açısından stratejik önem kazandığını vurguladı.
Koç, “Küreselleşmenin daha güçlü olduğu yakın geçmişte önemini yitiren mesafeler bugün yeniden önem kazanmıştır. Ticaret koridorları, üretim üsleri ve lojistik ağları bir kez daha küresel rekabetin temel unsurları haline gelmiştir. Ülkemiz de bu denklemde merkezi bir konumdadır. Dolayısıyla coğrafyamızın sunduğu fırsattan azami surette istifade etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin geleneksel sektörlerin yanı sıra yüksek katma değerli alanlarda da potansiyel taşıdığına dikkat çeken Koç, “Bugün geleneksel alanlara ilave olarak teknoloji girişimciliği gibi yüksek katma değerli alanlarda da başarılı örnekler ortaya çıkabilmektedir. Bankacılık ve finans sektörü de Türkiye ekonomisinin önemli dayanaklarından biridir” diye konuştu.
Türkiye ekonomisinin gelişiminde Avrupa Birliği ile kurulan ekonomik ilişkilerin belirleyici rolüne işaret eden Koç, mal ticaretinin yüzde 36’sının, hizmet ticaretinin ise yüzde 30’unun Avrupa Birliği ile gerçekleştirildiğini söyledi.
Avrupa ile ekonomik entegrasyonun Türk şirketlerinin üretim kabiliyeti üzerinde önemli etkileri bulunduğunu belirten Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Avrupalılarla iş birliği ve rekabet, şirketlerimizin verimliliğini ve üretim kabiliyetini artırıyor. Teknolojiye ve finansmana erişim açısından da çok önemli kaynaklar sağlıyor. Bu sebeple Avrupa’nın Amerika ve Çin karşısında güç kaybetmesi bizi de kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyecektir.”
Koç’un konuşmasında Avrupa Birliği’nin son dönemde izlediği politikalara yönelik uyarısı da öne çıktı. Avrupa’nın kritik teknolojilerde ABD ve Çin karşısında rekabetçilik sorunuyla karşı karşıya olduğunu, AB’nin bu kapsamda korumacı politikalara yöneldiğini belirten Koç, Türkiye açısından ortaya çıkabilecek risklere dikkat çekti.

Avrupa Birliği’nin bazı politika ve uygulamalarının Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Koç, şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Birliği’nin bazı politikaları ve yakın dönemde devreye aldığı uygulamalar, Türkiye’yi kendi ekonomik ve stratejik parçası olarak görmekten ziyade dış ortak olarak konumlandırma eğilimine işaret ediyor. Bu tutumun kalıcı hale gelme ihtimali Türkiye için çok büyük bir risk teşkil etmektedir.”
Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa ile güçlü ekonomik ilişkilerini korurken yeni pazarlara da açılması gerektiğini belirten Koç, “Avrupa ile sıkı bağlarımızı korurken değişen dünyada ekonomik ilişkilerimizi Avrupa dışında da çeşitlendirmemiz ve yeni hareket sahaları oluşturmamız şarttır” dedi.
Koç, yakın coğrafyada Avrupa’nın yerini kısa vadede alabilecek güçlü ve istikrarlı bir ekonomik alternatif görünmediğini ancak çok kutuplu yapının Türkiye’ye yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti.
“Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika ile geliştirdiğimiz iktisadi ilişkiler farklı ekonomik merkezlerle çalışabilme imkanı veriyor” diyen Koç, bu ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayan diplomatik girişimleri de olumlu karşıladıklarını söyledi.
Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki barış ve istikrarın ekonomik kalkınma açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Koç, komşu ülkelerde kalıcı istikrar sağlanmasına yönelik girişimlerin desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Koç, “Tüm risklere rağmen yakın coğrafyamızda ve özellikle komşu ülkelerde kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik çabalar çok önemlidir” dedi.
Türkiye’de terörün sona erdirilmesine yönelik sürece ilişkin de değerlendirmede bulunan Koç, “Ülkemizde terör belasının sona erdirilmesine yönelik faaliyetleri de büyük bir umutla takip ediyoruz. Bu süreçler müspet şekilde neticelenebilirse bir bütün olarak Türkiye’nin ama özellikle Doğu ve Güneydoğu illerimizin iktisadi potansiyeli büyük ölçüde artacaktır” ifadelerini kullandı.
Ekonomik dayanıklılığın yalnızca finansal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Koç, hukuk, kurumlar ve öngörülebilirlik konularının yatırım ortamındaki belirleyici rolünün altını çizdi.
Koç, “Ekonomik dayanıklılıktan söz ediyorsak öncelikle bugün bunun hangi şartlarda mümkün olabileceğine bakmalıyız. Kalıcı istikrarın ön koşulu, kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir. Cumhuriyetimize ve milletimize yakışan da budur” diye konuştu.
Hukuka ve adalete duyulan güvenin ekonomik kalkınmanın da temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Koç, sözlerine şöyle devam etti:
“Sağlam bir hukuki çerçeve içinde adaletin kusursuz tecelli edeceğine duyulan güven, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın temel koşuludur. Böyle bir öngörülebilirlik şirketlerin uzun vadeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için elzemdir.”
Türkiye ekonomisinin güncel görünümünü de değerlendiren Koç, enflasyonda gerileme görülmesine rağmen seviyenin halen yüksek olduğunu ifade etti.
“Türkiye son dönemde fiyat artışlarında gerileme kaydetmiş olsa da enflasyon maalesef hâlâ çok yüksek seyrediyor” diyen Koç, finansman maliyetlerinin reel sektör üzerindeki baskısının sürdüğünü vurguladı.
Koç, “Finansman maliyetleri de reel sektör üzerinde önemli bir yük oluşturmaya devam ediyor. Bu ortam sanayimiz açısından büyük bir dezavantaj yaratıyor” ifadelerini kullandı.
Çin gibi ülkelerde stratejik sektörlerin yalnızca ölçek avantajıyla değil uygun finansman koşullarıyla da desteklendiğine işaret eden Koç, Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için fiyat ve finansman koşullarının kritik olduğunu söyledi.
“Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi ve finansman maliyetlerinin yatırımı destekleyecek seviyelere gelmesi rekabet gücümüz açısından hayati önem taşıyor” dedi.

Türkiye ekonomisinin önemli damarlarından biri olan ihracatta rekabet koşullarının giderek zorlaştığını belirten Koç, küresel üretim ve maliyet rekabetine dikkat çekti.
“Dünya Çin’in ölçeği ve maliyet avantajı karşısında zorlanırken, Türk lirasının son dönemde reel olarak değer kazanması ihracatçımız üzerindeki baskıyı daha da artırdı” diyen Koç, kalıcı çözümün verimlilik ve katma değer artışından geçtiğini söyledi.
Koç, Türkiye’nin rekabetçilik yol haritasını ise şu sözlerle özetledi:
“Uzun vadede bu baskıyı aşmanın yolu; verimlilik ve katma değeri artırarak rekabet gücümüzü daha sağlam bir zemine taşımaktan geçiyor.”
Küresel ekonominin aynı anda jeopolitik gerilimler, teknoloji rekabeti, iklim kaynaklı riskler ve ekonomik dalgalanmalarla karşı karşıya olduğunu belirten Ömer M. Koç’un konuşmasının ana eksenini “dayanıklılık” oluşturdu.
Koç’a göre yeni dönemde ekonomik dayanıklılık yalnızca krizlerden sonra toparlanabilmek anlamına gelmiyor. Değişen koşulları doğru okuyabilmek, hızlı karar verebilmek, yatırım ortamında öngörülebilirliği sağlayabilmek ve küresel rekabette katma değeri artırabilmek Türkiye ekonomisinin önündeki temel başlıklar arasında yer alıyor.
GÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceEKONOMİ
23 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
23 gün önceEKONOMİ
23 gün önceSPOR
23 gün önceEKONOMİ
23 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.