Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında gerçekleştirilen “Eyleme Geçme Zamanı: Küresel İklim Eylem Gündeminin Hayata Geçirilmesi” başlıklı açılış etkinliğinde COP31 sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Ağırbaş, Antalya’da düzenlenecek COP31’e yön verecek öncelikli eylem alanlarını içeren “COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Vizyon Belgesi”ni ilk kez uluslararası kamuoyuyla paylaştı.
Vakfın ana partnerleri arasında yer aldığı etkinlikte konuşan Ağırbaş, iklim krizine karşı mücadelenin yalnızca çevresel bir konu olarak değil, çocukların geleceğini koruyan, gıda ve su güvenliğini güçlendiren, toplumsal dayanıklılığı artıran ve daha adil fırsatlar oluşturan kapsamlı bir dönüşüm olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
İKLİM EYLEMİ SAHAYA İNMELİ
İklim politikalarının toplumun tüm kesimlerine ulaşmasının önemine dikkat çeken Ağırbaş, iklim eyleminin insanların yaşadığı alanlarda karşılık bulması ve vatandaşların katılımıyla şekillenmesi gerektiğini belirtti. Özellikle iklim değişikliğinin etkilerine daha fazla maruz kalan toplulukların güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti.
COP31’in hedeflerin konuşulduğu bir platform olmanın ötesine geçmesi gerektiğini vurgulayan Ağırbaş, konferansın iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüştürüldüğü bir dönüm noktası olacağını söyledi. Ağırbaş, Antalya’da gerçekleştirilecek zirvenin yalnızca diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir organizasyon değil, sahada sonuç üreten bir uygulama zemini olması gerektiğini kaydetti.
SIFIR ATIK KÜRESEL BİR HAREKETE DÖNÜŞTÜ
Konuşmasında Türkiye’nin sıfır atık alanındaki çalışmalarına da değinen Ağırbaş, Sıfır Atık yaklaşımının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çevre ve sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda, Emine Erdoğan’ın liderliğinde ulusal bir projeden uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir harekete dönüştüğünü ifade etti.
Ağırbaş, sıfır atığın yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesinden ibaret olmadığını belirterek, “Bu yaklaşım kaynakların verimli kullanılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, israfın önlenmesi ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması açısından kapsamlı bir dönüşüm modeli sunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

DÖNGÜSEL EKONOMİYE VURGU
Sorumlu üretim ve tüketim anlayışının iklim mücadelesinde kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Ağırbaş, sıfır atığın toplumların kaynaklarla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlayan bütüncül bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Türkiye’nin tarihsel ve kültürel mirasının sürdürülebilirlik anlayışına önemli katkılar sunduğunu belirten Ağırbaş, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Çatalhöyük’ü ortak yaşam, kaynakların verimli kullanımı ve dayanışmanın erken örneklerinden biri olarak gösterdi.
COP31 hazırlıkları kapsamında “İklim Eylemi için Sıfır Atık İstanbul Platformu”nun oluşturulduğunu hatırlatan Ağırbaş, platform aracılığıyla uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi ve sıfır atık uygulamalarının küresel ölçekte yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Sıfır atık çözümlerinin emisyonların azaltılmasına, kaynak verimliliğinin artırılmasına, gıda güvenliğinin güçlendirilmesine ve daha dayanıklı şehirlerin oluşturulmasına katkı sağlayacağını ifade eden Ağırbaş, bu yaklaşımın COP31 gündeminin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.
“SIFIR ATIK COP’U” HEDEFİ
Ağırbaş, COP31’in organizasyonundan operasyonel süreçlerine kadar ilk tam anlamıyla “Sıfır Atık COP’u” olması için çalışacaklarını belirterek, konferansın savunulan sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulamada da hayata geçirildiği örnek bir organizasyon haline gelmesini amaçladıklarını kaydetti.
İklim krizine karşı başarının yalnızca alınan kararlarla ölçülemeyeceğini vurgulayan Ağırbaş, başarının çocukların daha güvenli bir geleceğe sahip olması, toplumların daha dirençli hale gelmesi, şehirlerin daha temiz ve sağlıklı olması ve iklim çözümlerinin günlük yaşamda hissedilmesiyle anlam kazanacağını belirterek tüm paydaşları ortak hareket etmeye davet etti.
