Çocukluğumda evimizde pek kitap yoktu. Sadece babamın bir Cuma namazı çıkışı aldığı birkaç risale ile annemin zaman zaman okuduğu, diğer zamanlar da kendi elleriyle diktiği pembe saten çantasında asıldığı duvarda okurunu bekleyen bir Kuran’ı Kerim vardı.
Bunlar dışında evimize giren ilk kitaplar, şoförü olduğu otobüste bırakılan birkaç çizgi roman olmuştu. O zamanlar “Teksas-Tomiks” adını verdiğimiz kitapların resimlerine anneannemle birlikte bakardık. Ben henüz okula başlamamıştım, anneannem ise hiç gitmemişti, yani ikimiz de okuryazar değildik. Ancak anneannemin bildiği kadarıyla kitaplar sağdan sola doğru okunduğu için biz de tersten başlardık.
Bu çizgi romanlara, ilkokulda önce Cin Ali, ardından da Kemalettin Tuğcu kitapları eklendi. Ortaokul ve lisede de bulduğumu okumaya çalışırdım. Büyük dayımdan kalma Piyade Talimnamesi dâhil…
Üniversite ve sonrasında ise tam bir kâğıt ve kitap bağımlısı olmuştum. Evimde binlerce kitap, doğduğum kasaba hakkında geniş bir efemera arşivi var. 60 yaşını geçmiş olsam da 20’li yaşlarımdan beri iyi bir bilgisayar ve internet kullanıcısı olduğum için elektronik kütüphanem ve arşivim de oldukça güçlü.
Karikatür tarihi ile ilgili çalışmalarım sırasında Avusturya’dan Avustralya’ya, Fransa’dan İngiltere’ye, ABD’den İspanya, İngiltere, Brezilya, Almanya’ya onlarca ülkenin arşivlerini kullanmayı öğrendim.
Tüm bu uzun girişi az sonra soracaklarıma rağmen, dijital teknolojilerden yoğun bir biçimde yararlanan biri olduğumu göstermek amacıyla yazdım…
Kütüphanelerde yüzlerce yıl önce yayınlanmış dergi, gazete ve kitapların orijinallerini gördüm. Kâğıdın, doğru ortamda en az bin yıl dayanabildiğini biliyorum. Son zamanlarda ise, tamamen kömür ol muş rulo metinlerin yeni teknolojiler sayesinde okunabildiğini öğrendik.
Velhasıl, kâğıt güçlü bir bilgi belge saklama ortamı. Ondan önce kullanılan pişmiş toprak ve kayalar ise kâğıttan da dayanıklı… Bugüne gelirsek, kişisel bilgisayarınızdaki verilerin ömrü bilgisayarınızın ve kullandığınız yazılımın ömrüyle sınırlı. Yani çok kısa…
Arşivlerin tamamen dijital olması bir dijital karanlık çağa yol açabilir mi? Bunu gerçekten ve tamamen engelleyecek bir teknoloji var mı? Örneğin, çok güçlü bir güneş patlamasının vereceği zararı engellemek bugün mümkün mü? Bu soruları yine ChatGPT ve Gemini ücretsiz sürümlerine sordum. Cevaplar uzun olduğu için kısalttırdım. En kısa cevap ise şu: Karanlık çağlara hoş geldiniz…
ChatGPT: Dijital arşivlerin en büyük riski depolama ortamının bozulması değil, dosya biçimleri ile donanım ve yazılımların hızla eskiyerek okunamaz hâle gelmesidir. Bu nedenle “dijital karanlık çağ” olasılığı ciddiye alınmaktadır. Bugün bunu tamamen önleyecek bir teknoloji yoktur. Çözüm; verilerin düzenli olarak yeni ortamlara aktarılması, farklı yerlerde yedeklenmesi ve açık dosya biçimlerinin kullanılmasıdır. Yapay zekâ ve yeni depolama teknolojileri umut verse de, en güvenli yöntem hâlâ çok katmanlı arşivlemedir.
Gemini: Verilerin kaybolması riskine “Dijital Karanlık Çağ” deni yor. Kâğıt bin yıl yaşarken; HDD, SSD gibi dijital araçlar enerjisiz kaldığında veya formatı eskidikçe birkaç yılda işlevsizleşebilir. Ancak çözüm yoldadır: Lazerle işlenen kuvars camlar (Project Silica) ve DNA depolama gibi teknolojiler veriyi 10.000 yıl koruyabiliyor. Güneş patlamalarına karşı ise yer altındaki Faraday kafesli özel sığınaklar ve elektromanyetik alan dan etkilenmeyen optik kristaller kullanılıyor.
GÜNDEM KORİDORU
1 gün önceEKONOMİ
15 gün önceEKONOMİ
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.