Türkiye sermaye piyasalarında halka arz takvimi 2026’nın ikinci yarısına hızlı girdi. Yılın ilk yarısında halka arzlar yeniden ivme kazanırken temmuz ve ağustos aylarında farklı sektörlerden şirketlerin yatırımcı karşısına çıkması takvimi daha da ha reketlendirdi. Temmuz ayıyla birlikte takvim daha da hareketlendi. Beta Enerji, Orzaks İlaç, Soho Giyim ve Enerji, Golda Gıda, Ekim Turizm, İsvea Seramik, Saat ve Saat ile Şa-Ra Enerji gibi şirketlerin ardından Metgün Enerji, Albayrak Hazır Be ton, Masfen Enerji ve Kardemir Çelik gibi farklı sektörler den şirketler yatırımcıların karşısına çıktı. Ağustosun ikinci haftasında ise Çitlekçi Mağazacılık, Teknika Plast, Kapeks Kimya ve Türker Vangölü Enerji ile halka arz gündemi canlılığını korudu. Yeni halka arz dalgasının dikkat çeken örneklerinden biri Teknika Plast oldu. Şirketin 12-13-14 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen, 2 milyar 647 milyon 400 bin TL büyüklüğündeki halka arzında 200 milyon TL’nin üzerinde nominal talep toplandı. Toplam talep halka arz büyüklüğü nün yaklaşık 6,45 katına ulaşırken 493 bin 220 yatırımcıya dağıtım gerçekleştirildi. Yüksek talepte bulunan yatırımcı grubunda tahsisatın 28,59 katı, yurt içi kurumsal yatırımcılarda dokuz kat, yurt dışı kurumsal yatırımcılarda ise 3,35 kat talep oluştu. Halka arzların yeniden hızlanması 2023’teki yüksek katılımlı dönemin geri dönüp dönmediği sorusunu da gündeme taşıyor. Ancak uzmanlara göre rakamlar yükselse bile yatırımcının davranış biçimi aynı değil.
2023 yılı, Türkiye’de sermaye piyasalarının tabana ya yılması açısından sıra dışı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Milyonlarca bireysel yatırımcı halka arzlara katılırken, sonraki yıllarda yüksek faiz ortamı, alternatif yatırım araçlarının cazibesi ve Borsa İstanbul’daki dalgalanmalar yatırımcı davranışında belirgin bir değişim yarattı. Ekonomist Prof. Dr. Sefer Şener, bu değişimin yalnızca halka arzlara katılan kişi sayısıyla okunmasının eksik kalacağın söyledi. Prof. Dr. Sefer Şener, yatırımcı tabanındaki değişime dikkat çekerek, “2023 yılında Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan halka arz yoğunluğu, milyonlarca yeni yatırımcının piyasaya yönelmesiyle dikkat çekmişti. Nitekim 2023 yılında yaklaşık 4,29 milyon yatırımcı ilk kez Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sicil numarası alırken, yıl sonunda yatırımcı sayısı 10,68 milyon seviyesine ulaşmıştı. Bugün ise yatırımcı sayısının 12,8 milyon seviyesinde olması, 2023’teki halka arz yoğunluğunun ardın dan bireysel yatırımcının sermaye piyasalarından bütünüyle uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeleri desteklemiyor. Aksi ne yatırımcı tabanının 2023 sonuna kıyasla yaklaşık 2,1 milyon kişi genişlemiş olması dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Yatırımcı sayısı ile halka arzlara katılımın birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Şener, “Bununla birlikte yatırımcı sayısı ile halka arzlara katılımı birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekiyor. 2023 yılında 56 halka arzda top lam katılım 123 milyonu aşarken, halka arz başına ortalama katılım yaklaşık 2,2 milyon yatırımcı seviyesinde gerçekleşmişti. 2024 yılında bu ortalama yaklaşık 1,79 milyon yatırımcıya, 2025 yılında ise yaklaşık 340 bin yatırımcıya geriledi.

4,29 milyon: 2023 yılında ilk kez MKK sicil numarası alan yaklaşık yatırımcı sayısı.
10,68 milyon: 2023 yılı sonunda ulaşılan yatırımcı sayısı.
12,8 milyon: Prof. Dr. Sefer Şener’in aktardığı güncel yatırımcı sayısı.
56 halka arz: 2023 yılında gerçekleştirilen halka arz sayısı.
123 milyonun üzerinde: 2023 yılında 56 halka arzdaki toplam katılım.
2,2 milyon: 2023 yılında halka arz başına yaklaşık ortalama katılım.
1,79 milyon: 2024 yılında halka arz başına yaklaşık ortalama katılım.
340 bin: 2025 yılında halka arz başına yaklaşık ortalama katılım.
22 halka arz: 2026’da Şener’in aktardığı güncel veri setindeki halka arz sayısı.
17,97 milyon: 2026’da 22 halka arzdaki yaklaşık toplam katılım.
817 bin: 2026 yılında halka arz başına yaklaşık ortalama katılım; 2025 ortalamasının yaklaşık 2,4 katı.

Buna karşılık 2026 yılında belirgin bir toparlanma görüyoruz. Güncel verilere göre 22 halka arzda toplam katılım yaklaşık 17,97 milyona, halka arz başına ortalama katılım ise yaklaşık 817 bin yatırımcıya ulaşmış durumda. Bu rakam, 2025 ortalamasının yaklaşık 2,4 katına karşılık geliyor” dedi. Toplam katılım ile tekil yatırımcı sayısının aynı kavram olmadığının altını çizen Şener, “Burada toplam katılım ile tekil yatırımcı sayısı arasındaki ayrımı özellikle yapmak gerekiyor. Toplam katılım, aynı yatırımcının farklı halka arzlara katılımını her halka arz için ayrı ayrı içeriyor. Dolayısıyla 2023 yılındaki 123 milyon veya 2026’daki 17,97 milyon toplam katılım, aynı sayıda farklı yatırımcı olduğu anlamına gelmiyor. Halka arz başına ortalama katılım ise dönemler arasındaki yatırımcı ilgisini karşılaştırmak açısından daha anlamlı bir gösterge sunuyor” diye konuştu. 2023 yılının olağanüstü koşullarının sonraki yıllar için tek başına referans alınmaması gerektiğini belirten Şener, “2023 yılının ayrıca özel olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü o yıl yaklaşık 4,29 milyon yatırımcının ilk kez Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sicil numarası alması, sermaye piyasalarına çok güçlü bir yeni yatırımcı girişinin yaşandığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla 2023’te halka arz başına 2 milyonu aşan katılım rakamlarını sonraki yıllar için olağan bir referans noktası olarak kabul etmek yanıltıcı olabilir. Bugünkü rakamları 2023’ün olağanüstü koşullarıyla değil, daha uzun vadeli yatırımcı tabanı ve piyasanın gelişimiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Mevcut tablonun bireysel yatırımcının piyasadan uzaklaştığı şeklinde yorumlanmasına katılmadığını belirten Şener, “Bu nedenle mevcut tabloyu yalnızca bireysel yatırımcının borsadan uzaklaşması şeklinde değerlendirmek yerine, 2023 yılındaki olağanüstü halka arz döneminin ardından yaşanan normalleşme ve sermaye piyasalarının hem yatırımcılar hem de şirketler açısından farklılaşan rolü üzerinden okumak daha doğru olacaktır.” diye konuştu.
Şirketler açısından yüksek faiz ortamının halka arzı daha cazip hale getirdiğini söyleyen Şener, “Şirketler açısından bakıldığında, yüksek faiz ortamı halka arzları daha cazip bir finansman alternatifi haline getiriyor. Borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketlerin banka kredileri veya borçlanma araçları yoluyla uzun vadeli kaynak sağlaması ciddi bir finansman yükü oluşturabiliyor. Halka arz ise şirketlere faiz ve anapara geri ödeme yükümlülüğü yaratmadan özkaynak sağlayabilme imkânı sunuyor. Özellikle halka arzdan elde edilen kaynağın sermaye artırımı yoluyla doğrudan şirkete girdiği modellerde bu kaynak; yeni yatırımların finansmanı, kapasite artışı, işletme sermayesinin güçlendirilmesi veya mevcut finansal borçların azaltılması amacıyla kullanılabiliyor’’ dedi. Yatırımcı talebinin güçlü kalmasının finansman mekanizmasının diğer tarafını tamamladığını belirten Şener, “Dolayısıyla yüksek faiz ortamı, halka arzı şirketler açısın dan yalnızca bir borsaya açılma süreci olmaktan çıkararak önemli bir alternatif finansman modeli haline getiriyor. Yatırımcı talebinin güçlü kalması da bu mekanizmanın diğer tarafını tamamlıyor. Halka arzların yüz binlerce yatırımcıdan talep görebilmesi, şirketlerin sermaye piyasalarından önemli büyüklüklerde kaynak sağlayabilmesini mümkün kılıyor. Bu açıdan bugün halka arzların finansmanı bakımından ciddi bir talep sorunu yaşandığını söylemek yanıltıcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekonomist Prof. Dr. Sefer Şener
Bireysel yatırımcının halka arzlara yönelmesinde eşit dağıtım ve ilk seanslardaki fiyat performansının da etkili olduğunu kaydeden Şener, “Bireysel yatırımcı açısından ise farklı bir motivasyon söz konusu. Son yıllarda halka arzlarda bireysel yatırımcılara yönelik eşit dağıtım yönteminin yaygın olarak kullanılması, küçük tasarruf sahiplerinin sınırlı sermayeyle halka arzlara katılabilmesini kolaylaştırdı. Bunun yanında bazı halka arzların işlem görmeye başladıktan sonraki ilk seanslar da güçlü fiyat performansı göstermesi de özellikle kısa vadeli getiri arayan bireysel yatırımcı açısından halka arzları cazip hale getiren unsurlardan biri oldu” dedi. Sermaye piyasalarının kalıcı biçimde olgunlaşması için kısa vadeli getiri motivasyonunun uzun vadeli ortaklık kültürüne dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Şener, “Ancak sermaye piyasalarının gerçek anlamda olgunlaşmasından söz edebilmek için bu ilginin yalnızca halka arz sonrası kısa vadeli fiyat hareketlerine bağlı kalmaması gerekir. Asıl önemli olan, bireysel yatırımcının şirketlerin finansal yapısını, büyüme potansiyelini, değerlemesini ve halka arz gelirlerinin kullanım alanlarını değerlendirerek uzun vadeli ortaklık perspektifi geliştirmesidir. Benzer şekilde şirketlerin de halka arzı yalnızca yüksek faiz dönemlerinde başvurulan bir finansman alternatifi olarak değil, kurumsallaşmanın ve sürdürülebilir büyümenin bir parçası olarak görmesi önemlidir” diye konuştu. 2023 sonrasındaki normalleşmenin yatırımcı tabanındaki genişlemeyi ortadan kaldırmadığını belirten Şener, “Sonuç olarak 2023’teki olağanüstü halka arz döneminin ardından 2024 ve özellikle 2025’te halka arzlara katılım açısından belirgin bir normalleşme yaşandığını, ancak bunun bireysel yatırımcının sermaye piyasalarından uzaklaşması anlamına gelmediğini söyleyebiliriz. 2023 sonunda 10,68 milyon olan yatırımcı sayısının bugün 12,8 milyona ulaşması ve 2026’da halka arz başına ortalama katılımın yeniden 817 bin seviye sine yükselmesi, yatırımcı tabanının genişlemeye devam ettiğini ve halka arzlara yönelik ilginin yeniden güçlendiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Önümüzdeki dönemin asıl sınavının faizler gerilediğin de verileceğine dikkat çeken Şener sözlerini şöyle tamamladı: “Bu nedenle mevcut tabloyu, bireysel yatırımcının piyasadan uzaklaşmasından ziyade, 2023’teki olağanüstü halka arz yoğunluğunun ardından piyasanın daha dengeli bir yapıya doğru ilerlediği ve halka arzların şirket finansmanındaki rolünün güçlendiği bir dönüşüm dönemi olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Yüksek faiz ortamı bu dönüşümü hızlandırıyor. Ancak bunun sermaye piyasalarının kalıcı biçimde olgunlaşmasına dönüşüp dönüşmediğini belirleyecek asıl unsur, faizlerin gerilediği bir dönemde de şirketlerin sermaye piyasalarını finansman kaynağı olarak kullanmaya devam edip etmeyeceği ve bireysel yatırımcının kısa vadeli halka arz ilgisinin uzun vadeli yatırım kültürüne dönüşüp dönüşmeyeceği olacaktır.”

Doğaner Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Piramit Men kul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Berra Doğaner
Doğaner Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Piramit Men kul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Berra Doğaner, iki dönem arasındaki farkın yatırımcı sayılarında açık bi çimde görüldüğünü ifade ederek şöyle konuştu: “Son dönemdeki halka arzlara baktığımızda bireysel ya tırımcı ilgisinin 2023 yılındaki zirve seviyelerinin gerisinde kaldığını, buna karşılık kurumsal yatırımcı talebinin görece arttığı bir döneme girdiğimizi görüyoruz. 18-20 Ekim 2023 tarihlerindeki yaklaşık 6,8 milyar TL büyüklüğündeki TAB Gıda halka arzına 5 milyon 185 bin 61 yatırımcı katılmıştı. 2026’da en yüksek katılım ise Beta Enerji halka arzında yak laşık 1 milyon 125 bin yatırımcıyla gerçekleşti. İki dönemi karşılaştırdığımızda bireysel yatırımcı ilgisinin yaklaşık dörtte bir seviyesine gerilediğini görüyoruz. Yüksek faiz ortamı, alternatif yatırım araçlarının cazibesi ve borsanın getiri performansı bu değişimde etkili oluyor” Bireysel yatırımcı sayısındaki değişimin tahsisat yapı sına da yansıdığını söyleyen Doğaner, 2023’te birçok halka arzda bireysel yatırımcıya ayrılan payın yüzde 70-80 ban dına, bazı örneklerde ise yüzde 90’ın üzerine çıkabildiğini şu sözlerle hatırlattı: “Son dönemde bireysel yatırımcıya ayrılan oranların ağırlıklı olarak yüzde 40-60 bandına gerilediğini görüyoruz. Azalan bireysel talep ister istemez aracı kurumları kurumsal yatırımcı tahsisatını artırmaya yönlendiriyor. Fakat burada bireysel yatırımcıyı tamamen geriye iten bir yapıdan da söz etmemek gerekir. Sermaye piyasalarının temel amaçlarından biri tasarrufların tabana yayılmasıdır. Bu nedenle bireysel yatırımcıların halka arzlardan anlamlı ölçüde pay alabilmesi sermaye piyasası kültürünün gelişmesi açısından önemlidir. İdeal yaklaşım, bireysel yatırımcının yanında uzun vadeli yerli ve yabancı kurumsal yatırımcının da şirket ortaklık yapısında anlamlı bir yer edindiği dengeli bir modeldir” Doğaner, yatırımcıların halka arzları değerlendirme yöntemindeki değişime de dikkat çekerek, “2023’te kısa vadeli fiyat performansı çok daha belirleyici bir motivasyondu. Bugün yatırımcı deneyiminin arttığını düşünüyorum. Halka arz fiyatına bakılıyor ama bunun yanında şirketin bilançosu, faaliyet alanı, borçluluğu, büyüme stratejisi ve halka arz gelirini nerede kullanacağı da daha fazla inceleniyor. Bu seçicilik sermaye piyasasının uzun vadeli gelişimi açısından aslında sağlıklı bir dönüşüm” değerlendirmesin de bulundu.

Yeni dönemde yatırımcıların yakından takip ettiği başlıklardan biri de halka arzdan elde edilen kaynağın kullanım alanı. Şirketlerin yayımladığı fon kullanım raporları, yatırımcının şirketin sermaye piyasasına hangi finansal ihtiyaçla geldiğini görmesini sağlıyor. Halka arzdan sağlanan kaynağın nasıl kullanılacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Berra Doğaner, fon kullanımında şirketler için tek bir doğru model olmadığını belirterek şunları söyledi: “2025-2026 dönemindeki izahnamelere baktığımızda tek tip bir fon kullanım modeli olmadığını görüyoruz. Şirketlerin önemli bölümü halka arz gelirlerini kapasite artışı, teknoloji, yeni yatırımlar, dijitalleşme ve işletme sermayesinin güçlendirilmesi gibi alanlara yönlendiriyor. Finansman maliyeti yüksek şirketlerde borç azaltımı da önemli bir kalem. Eğer yüksek finansman maliyetleri şirketin nakit akışını bozuyorsa borcun azaltılması finansal yapıyı güçlendirebilir ve uzun vadede hissedar değeri yaratabilir. Burada kritik olan, borç ödemesinin halka arzın tek amacı haline gelmemesi ve şirketin gelecekteki büyüme stratejisini destekleyen yatırımlarla birlikte planlanmasıdır”
Fiyat tespit raporlarının geçmiş yıllara göre daha şeffaf hazırlandığını söylemek mümkün diye konuşan Doğaner sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Ancak şeffaflık ile fiyatlamanın isabeti aynı şey değil. Değerleme bir bilim olduğu kadar belirli ölçüde varsayım içeren bir sanat. Aynı şirket için farklı uzmanlar farklı makul değerler hesaplayabilir. Sonraki yıllarda kullanılan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin KAP açıklamalarına baktığımızda önemli negatif sapmalarla da karşılaşabiliyoruz” Ayrıca Dr. Berra Doğaner, halka arzın banka kredisinden en önemli farklarından birinin vade ve geri ödeme baskısı yaratmaması olduğuna dikkat çekerek, “Yüksek faiz ortamında banka kredilerinin maliyetinin artması öz kaynak finansmanını şirketler açısından daha cazip hale getiriyor. Halka arz sadece finansman sağlamıyor; aynı zamanda geri ödeme yükümlülüğü doğurmayan kalıcı bir sermaye kaynağı oluşturuyor. Özellikle yatırım dönemindeki şirketlerde bu nedenle stratejik bir alternatif haline geliyor” diye konuştu.
Şirketlerin halka arz sonrasında karşılaştığı yükümlü lükler arttıkça yönetim yapısının da dönüşmesi gerekiyor. Dr. Berra Doğaner’e göre halka arzın gerçek sınavı şirket Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladıktan sonra veriliyor. “Bir şirket için halka arz sürecinin en zor kısmı borsaya açılmak değil, halka açık şirket olarak yaşamayı öğrenmek tir” diye konuşan Doğaner sözlerine şöyle devam etti: “Halka arz bir başlangıçtır; asıl sınav sonrasında başlar. Şirketler kamuyu aydınlatma yükümlülüklerinden yatırımcı ilişkilerine, kurumsal yönetim kültüründen iç kontrol mekanizmalarına kadar birçok alanda yeni bir yapıya geçiyor. Özellikle aile şirketi mantığıyla yönetilen yapılarda şeffaflık kültürüne uyum ciddi bir dönüşüm gerektirebiliyor” Halka arzla birlikte ortaklık kavramının da değişmesi gerektiğini ifade eden Doğaner, “Şirketler binlerce, bazen yüz binlerce yeni ortağa sahip oluyor. Artık şirket yalnızca hâkim ortakların değil, bütün paydaşların şirketi.
Yatırımcı güvenini yalnızca iyi finansal sonuçlarla oluşturamazsınız. Yönetimin öngörülebilir, tutarlı ve hesap verebilir olması gerekiyor. Uzun vadede yatırımcı güvenini sağlayan unsur kısa vadeli hisse fiyatı değil; güçlü kurumsal yöne tim, şeffaflık, düzenli iletişim ve halka arz sırasında verilen taahhütlerin hayata geçirilmesidir” diye konuştu. Halka arz sonrasında şirket yönetiminin performansına dikkat çeken Doğaner sözlerini şöyle tamamladı: “Halka arz bir başlangıçtır. Şirketin borsaya gelmesi önemli ama tek başına başarı değildir. Asıl belirleyici olan halka açık şirket olarak nasıl yönetildiği, yatırımcıya verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediği ve güvenilirliğin yıllar boyunca korunup korunamadığıdır”

Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener
Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener de yeni dönemde yatırımcı profilindeki değişimin halka arz kriterlerine doğrudan yansıdığına dikkat çekti. Yatırımcının artık yalnızca halka arz büyüklüğüne ya da ilk gün performansına bakmadığını belirten Sarpyener, şirketin büyüme hikâyesi, likiditesi ve halka arz sonrasındaki performansının daha yakından sorgulandığını söyledi. Halka arza hazırlıkta bilanço verilerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Sarpyener, kurumsallaşma, bağımsız denetim, iç kontrol ve pazar konumlandırmasının da yatırımcı güveninde belirleyici olduğunu söyledi. Ku rumsal yatırımcıların öngörülebilir nakit akışı ve yönetim kalitesine, bireysel yatırımcıların ise halka arz gelirinin kul lanım alanına daha fazla odaklandığını belirten Sarpyener, “Yatırımcılar artık sürdürülebilir büyüme hikâyesini daha fazla ödüllendiriyor” dedi. Borsaya olan ilginin artışını sadece sayısal bir büyüme olarak okumayan Sarpyener, Türk yatırımcısının artık çok daha bilinçli bir noktaya evrildiğini belirtiyor. Sarpyener’e göre, milyonlarca yatırımcı artık şirket hikâyelerini, likiditeyi ve halka arz sonrası performansı sorguluyor. Bu dönüşümün sermaye piyasalarına sağladığı iki temel katkı var: Sektör çeşitliliğinin artması ve şirketlerin özkaynak finansmanına erişiminin güçlenmesi. Sarpyener, bu süreci şu sözlerle özetliyor: “Şirketler için banka kredisi dışında kalıcı özkaynak finansmanı alternatifi güçleniyor. Bu, özellikle teknoloji ve ihracat odaklı yatırımlar için daha sağlıklı bir sermaye yapısı oluşturuyor. Biz Tera Yatırım olarak halka arzı bir ‘satış işlemi’ değil, şirketin sermaye piyasalarıyla kurduğu uzun vadeli bir ilişkinin başlangıcı olarak görüyoruz.”

GCM Yatırım Genel Müdürü Alper Nergiz
GCM Yatırım Genel Müdürü Alper Nergiz de yalnızca halka arza kaç kişinin katıldığına veya toplam talebin arzın kaç katına çıktığına bakılarak başarı ölçümü yapılmasının yeterli olmadığını düşünüyor. Kurumsal yatırımcı talebi özellikle büyük boyutlu halka arzlarda çok önemli diyen Nergiz şunları söyledi: ‘‘Emeklilik fonlarının, yatırım fonlarının, portföy yönetim şirketlerinin ve yabancı kurumsal yatırımcıların güçlü şekil de yer aldığı halka arzlarda piyasa fiyatlaması daha sağlıklı yapılabiliyor ve halka arz sonrasında daha istikrarlı bir ortaklık yapısı kurulabiliyor. Kurumsal yatırımcılar genellikle daha uzun vadeli perspektifle hareket ettikleri için şirketin finansal yapısına, nakit akışına, kurumsal yönetimine ve büyüme modeline daha ayrıntılı bakıyor” ifadelerini kullandı. Bireysel yatırımcıların sermaye piyasalarının tabana yayılması açısından vazgeçilmez olduğunu belirten Nergiz, “Bireysel yatırımcının yanında nitelikli yerli ve yabancı kurumsal yatırımcının güçlü biçimde bulunduğu bir yapı daha sağlıklı. Borsanın tabana yayılması, yalnızca çok sayıda bireysel yatırımcının sisteme girmesiyle değil, farklı yatırımcı gruplarının dengeli biçimde sermaye piyasasına katılmasıyla daha sürdürülebilir hale gelir” dedi. Nergiz, halka arz gelirinin kullanım biçiminin yatırım kararının merkezinde yer aldığını belirterek, “Yatırımcı açısından şirkete aktarılan kaynağın şirket içinde mi kalacağı, ortaklara mı gideceği, mevcut mali borçların azaltılması için mi kullanılacağı yoksa şirketin gelecekteki üretim, kârlılık ve büyüme kapasitesini artıracak yatırımlara mı yönlendirileceği önemli. Son dönem halka arzlarda işletme sermaye sinin güçlendirilmesinin yanında kapasite artışı, yeni tesis yatırımı, enerji yatırımı, Ar-Ge, dijitalleşme ve küresel büyüme gibi organik yatırım başlıklarının öne çıktığını görüyoruz. Ancak finansal borçların azaltılması da halen önemli bir kullanım alanı” diye konuştu. Borç kapatmanın tek başına şirket açısından olumsuz değerlendirilmesine karşı çıkan Nergiz, özellikle sermaye maliyetinin yükseldiği bir dönemde bilanço üzerindeki faiz yükünün azaltılmasının da büyümeye alan açabileceğine dikkat çekerek şunları ifade etti: “Borç ödemesini tek başına olumsuz değerlendirmemek gerekir. Yüksek faiz döneminde doğru bir stratejiyle finansal borcun azaltılması şirketin finansman giderlerini düşürebilir, nakit akışını rahatlatabilir ve yatırım kapasite sini güçlendirebilir. Bunun kârlılığa ve büyümeye uzun vadeli pozitif etkisi olabilir. Küresel yatırımcı davranışında da şirketlerin yalnızca büyüme hikâyesine değil, nakit üretme kapasitesine, güçlü finansal temellerine, kârlılık düzeyine ve yönetim kalitesine bakıldığını görüyoruz” Ayrıca sözlerine devam eden Nergiz, “Halka arz sonrasında yaşanan tavan serileri tek başına şirketin gerçek değerinin hızla arttığı anlamına gelmez. Sınırlı halka açıklık oranı, düşük fiili dolaşım, yüksek bireysel talep ve satış ta rafındaki sınırlı likidite ilk günlerde fiyatı temel değerinden uzaklaştırabilir. Aynı mekanizma tersine döndüğünde sert düzeltmeler de görülebilir. Bu nedenle halka arz performansını ilk birkaç günlük fiyat hareketiyle değil, orta ve uzun vadede şirketin finansal sonuçları ve halka arz gelirini nasıl kullandığı üzerinden değerlendirmek daha doğru” dedi. Nergiz, “İzahname ve fiyat tespit raporu yayımlanma dan halka arz gerçekleştirilemiyor ve yatırımcıya bu bel geleri incelemesi için belirli bir süre tanınıyor. Fakat teknik olarak mevzuata uygun bir fiyat tespit raporunun bulunması fiyatlamanın mutlaka ekonomik açıdan doğru olduğu anlamına gelmez. Rapor, belirli varsayımlar altında ulaşılan bir değerleme görüşünü ifade eder. Gerçek ve kesin piyasa değerinin garantisi değildir. Aynı nedenle bazı şirketler halka arz sonrasında uzun süre arz fiyatının üzerinde, bazıları ise altında işlem görebilir” ifadelerini kullandı.

Bahar Ünal İletişim Danışmanlığı’ndan Gürsu Bahar Önel
Bahar Ünal İletişim Danışmanlığı’ndan Gürsu Bahar Önel ise bugüne kadar 50 şirketin halka arz iletişimini yürüttüklerini belirterek, sürecin şirketlerin kurumsallaşması ve şeffaflık kültürünün güçlenmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Önel, “Biz özellikle bu markaların iletişim stratejilerinde öncesinde yatırımcı nezdinde bilinirliğin artırılması, sonrasında da o güvenin sağlamlaştırılması üzerine bir strateji kurguluyoruz. Halka arz süreci şirketlerin tüm şeffaflıklarıyla dahil oldukları, finansallarını ve dosyalarını düzenli olarak güncelledikleri oldukça yoğun bir dönem. Bu süreç bir yıl, bir buçuk yıl hatta dosyanın büyüklüğüne göre iki yıla kadar uzayabiliyor” dedi. Gong gününün şirketler açısından uzun bir hazırlık döneminin ardından önemli bir eşik olduğunu ifade eden Önel, “Gong günleri artık o markaların düğün günü gibi oluyor. Uzun süren hazırlığın ardından büyük bir heyecanla o güne geliniyor. Ancak esas önemli olan, halka arz öncesinde oluşturulan bilinirlik ve güvenin sonrasında da korunması” diye konuştu. Piyasa koşullarının, fiyatlamanın ve sektör dinamiklerinin şirket değerlemelerinde zaman zaman hareketlilik yaratabildiğini kaydeden Önel, “Günün sonunda bunların hepsi büyük ve kurumsal yapılar. Bu nedenle halka arzlara kısa vadeli değil, uzun vadeli bakmakta fayda var” ifadelerini kullandı.
GÜNDEM KORİDORU
2 gün önceEKONOMİ
5 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önceSPOR
5 gün önceEKONOMİ
5 gün önceEMLAK
5 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.