Elektrikli araç dönüşümü otomotiv sektöründe hız kazanırken, ticari araçlar bu değişimin binek otomobiller kadar hızlı gerçekleşmediği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Hannover’de düzenlenen IAA Transportation 2026, elektrikli kamyon ve ticari araçlarda üreticilerin menzil, batarya ve şarj teknolojilerine yönelik yatırımlarını ortaya koyarken, küresel pazarda elektrikli ticari araçların payının hâlâ sınırlı olduğu görülüyor.
ABD’de yılın ilk yarısında satılan kamyonların büyük bölümünün dizel olması, elektrikli kamyonların satışları artsa da dönüşümün henüz başlangıç aşamasında bulunduğunu gösteriyor. Buna karşın Hannover’de sergilenen ve 700 kilometreye kadar menzil sunan yeni nesil elektrikli ticari araçlar, teknolojinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor.
Türkiye’de İş Dünyası’na özel gerçekleştirilen telefon görüşmesinde Gülan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gülan, elektrikli ticari araçlarda Türkiye’de dönüşümün önündeki engelleri, filoların elektrikli araç kararını etkileyen unsurları ve sektörün geleceğini değerlendirdi.

Türkiye’de elektrikli otomobillerin toplam otomobil satışları içerisindeki payının yaklaşık yüzde 18 seviyelerine ulaştığını belirten Alp Gülan, hafif ticari araçlarda ise elektrikli modellerin payının oldukça düşük kaldığını söyledi.
Gülan, Türkiye’de hafif ticari araçların elektrikliye dönüşümünde yalnızca kullanıcı talebinin değil, araçların pazara giriş koşullarının da etkili olduğunu belirtti. Özellikle Uzak Doğu’dan elektrikli hafif ticari araçların Türkiye’ye getirilmesinde farklı mevzuat şartlarının bulunduğuna dikkat çeken Gülan, üreticilerin belirli bölgelerde yatırım yapması ve kendi servis ağlarını oluşturması gibi gerekliliklerin de pazardaki gelişimi etkilediğini ifade etti.
Küresel tarafta ise elektrikli ticari araç teknolojilerinin hızla geliştiği görülüyor. Hannover’de düzenlenen IAA Transportation 2026’da menzili 700 kilometreye ulaşan elektrikli ticari araçlar sergilenirken, üreticilerin özellikle menzil ve şarj süresi konusundaki çalışmalarını hızlandırdığı görüldü.
Tesla Semi de Avrupa’daki elektrikli ağır ticari araç pazarına yönelik hazırlıklarıyla fuarda dikkat çeken modeller arasında yer aldı. Tesla’nın Semi için Avrupa’da yaklaşık 550 kilometrelik menzil ve hızlı şarj çözümlerine odaklanması, ağır ticari araçlarda uzun yol kullanımına yönelik teknolojilerin geliştiğini gösteriyor.
Türkiye açısından ise teknolojik gelişmelerin pazara yansımasında şarj altyapısının ve ekonomik koşulların belirleyici olması bekleniyor.
Elektrikli ticari araçlarda filoların kararını yalnızca satın alma maliyetinin belirlemediğini belirten Alp Gülan, aracın ikinci el değerinin de filo yönetimi açısından kritik bir kriter olduğunu söyledi.
İçten yanmalı ticari araçların ikinci el değerlerinin uzun yıllar içerisinde daha öngörülebilir hale geldiğini ifade eden Gülan, elektrikli araçlarda ise ikinci el piyasasının henüz oluşma aşamasında olduğunu belirtti.
Elektrikli araçların ikinci el değerlerinin artık yavaş yavaş oturmaya başladığına dikkat çeken Gülan, bu sürecin filoların elektrikli araçlara yönelik ilgisini artırabileceğini ifade etti.
Şarj tarafında ise mobil şarj ünitelerinin önemli bir çözüm oluşturabileceğini belirten Gülan, özellikle uzun yol operasyonlarında aracın şarj problemi yaşaması halinde devreye girebilecek taşınabilir sistemlerin kullanıcıların kaygısını azaltabileceğini söyledi.
Elektrikli ticari araçlarda menzil ve şarj süresinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor. IAA Transportation 2026’da sergilenen yeni modellerde daha yüksek batarya kapasiteleri ve hızlı şarj teknolojileri öne çıkarken, bu gelişmelerin ticari araçların kullanım alanını genişletmesi hedefleniyor.
Ford Trucks’ın Hannover’de sergilediği F-LINE E de bu dönüşümün Türkiye açısından dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Eskişehir’de üretilen modelin 392 kWh batarya kapasitesi, yaklaşık 300 kilometre menzil ve 285 kW hızlı şarj desteğiyle sunulması, Türkiye’den Avrupa’ya uzanan elektrikli ticari araç üretiminin geldiği noktayı ortaya koyuyor.

Elektrikli ticari araçlarda dönüşümün önündeki önemli başlıklardan birinin de yük kapasitesi olduğunu belirten Alp Gülan, elektrikli sistemlerin araç ağırlığı üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Batarya ve elektrikli sistemlerin araç ağırlığını artırabilmesi, ticari araçların taşıyabileceği yük miktarını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle ticari araçlarda elektrikli dönüşüm, binek otomobillerden farklı olarak yalnızca menzil ve şarj süresi üzerinden değerlendirilmiyor.
Gülan, önümüzdeki dönemde daha hafif elektrikli sistemlerin geliştirilmesinin bu sorunun azaltılmasında önemli rol oynayacağını ifade etti.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte elektrikli motor ve batarya sistemlerinin daha verimli ve hafif hale gelmesi, ticari araçların taşıma kapasitesinin korunmasına katkı sağlayabilir. Bu gelişme, özellikle filo operasyonlarında elektrikli araçların daha geniş kullanım alanına ulaşması açısından önem taşıyor.
IAA Transportation 2026, elektrikli ticari araçlardaki rekabetin giderek genişlediğini gösteren önemli organizasyonlardan biri oldu.
Fuarda Tesla, Ford Trucks, Volkswagen, Mercedes-Benz, Volvo ve MAN gibi üreticilerin elektrikli ticari araçları öne çıkarken, Çinli üreticilerin de güçlü katılımı dikkat çekti.
BYD, Foton, Sinotruk, Dongfeng, Farizon, DeepWay ve SuperPanther gibi Çin merkezli üreticiler elektrikli araçlarını Hannover’de sergiledi. Böylece ticari araç pazarında Avrupa ve ABD merkezli üreticilerin yanı sıra Çinli markaların da küresel rekabet içerisindeki ağırlığı daha görünür hale geldi.
Volkswagen Ticari Araç’ın yeni modelleri arasında elektrikli versiyonların öne çıkması, markaların hafif ticari araç tarafındaki dönüşüme verdiği önemi gösterirken; fuarda sergilenen yeni nesil elektrikli kamyonlar da ağır ticari araçlarda teknolojik gelişimin hızlandığını ortaya koydu.

Elektrikli ticari araçlarda üreticilerin teknoloji yatırımları hızlanmasına rağmen satış tarafındaki dönüşüm aynı ölçüde gerçekleşmiş değil.
Gazetedeki IAA Transportation 2026 değerlendirmesinde yer alan verilere göre, ABD’de yılın ilk yarısında satılan kamyonların yüzde 92,1’i dizel olurken, elektrikli kamyon satışları yüzde 47,7 oranında arttı. Buna rağmen elektrikli kamyonların pazar payı yüzde 4,8 seviyesinde kaldı.
Bu tablo, ticari araçlarda elektrikli dönüşümün teknolojik açıdan ilerlediğini ancak yüksek maliyet, şarj altyapısı ve operasyonel gereklilikler nedeniyle satışlarda henüz aynı seviyeye ulaşmadığını ortaya koyuyor.
Özellikle filo şirketleri açısından aracın toplam kullanım maliyeti kadar ikinci el değerinin ve operasyon sırasında sağlayacağı verimliliğin de önem taşıması, elektrikli ticari araçların yaygınlaşma sürecini doğrudan etkiliyor.
Türkiye’de ise hafif ticari araçlarda elektrikli dönüşümün hızlanması için şarj altyapısının güçlendirilmesi, mobil şarj çözümlerinin yaygınlaşması, ikinci el değerlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi ve yük kapasitesini koruyan teknolojilerin geliştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.
Elektrikli ticari araçlarda küresel rekabetin büyümesine rağmen Türkiye’de dönüşümün önünde hâlâ çözülmesi gereken bazı başlıklar bulunuyor.
Alp Gülan’ın değerlendirmesine göre ikinci el piyasasının oturması, filoların elektrikli araçlara geçiş kararında önemli bir eşik oluşturuyor. Mobil şarj çözümlerinin gelişmesi ise özellikle uzun yol operasyonlarında elektrikli araçların kullanımına yönelik güveni artırabilecek faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Diğer taraftan daha hafif elektrikli sistemlerin geliştirilmesi, ticari araçların taşıma kapasitesinin korunmasına yardımcı olabilir.
Dünyada üreticiler daha uzun menzil, daha kısa şarj süresi ve daha yüksek verimlilik için yeni teknolojiler geliştirirken, Türkiye’de pazarın büyümesi teknolojinin yanı sıra ekonomik ve operasyonel şartların da olgunlaşmasına bağlı olacak.

GÜNDEM KORİDORU
11 gün önceEKONOMİ
14 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
14 gün önceEKONOMİ
14 gün önceSPOR
14 gün önceEKONOMİ
14 gün önceEMLAK
14 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.