Biri üretim ve saha tarafında, diğeri pazarlama ve ürün geliştirme tarafında uzmanlaşmış iki isim… Bianca Boya’nın kurucu ortakları Veysel Feyzoğlu ve Mehmet Salih Özer’in hikâyesi aslında Türkiye boya sektöründe ayakta kalmanın, dönüşmenin ve doğru zamanda doğru hamleyi yapmanın hikâyesi. Trabzon doğumlu Veysel Feyzoğlu, 1993 yılında profesyonel olarak boya sektöründe çalışmaya başladığını anlatırken, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu Mehmet Salih Özer ise “13 yaşımdan beri bu sektörün içindeyim” sözleriyle sektöre ne kadar erken yaşta adım attığını vurguluyor. İki ortak, 1999 yılında Orkim Ortaklar Boya Pazarlama AŞ çatısı altında Bianca markasını kurarken, aslında yalnızca bir boya fabrikası değil; farklılaşma üzerine kurulu uzun soluklu bir marka yolculuğunun temelini atmış.
Feyzoğlu daha çok üretim gücü, bayi yapılanması, ihracat ve sürdürülebilir büyüme tarafına odaklanırken; Özer markalaşma, tüketici davranışları, reklam yatırımları ve yeni ürün kategorileri üzerine yoğunlaşmış. Belki de Bianca’nın son yıllardaki yükselişinin arkasındaki temel unsur, birbirini tamamlayan bu iki farklı bakış açısı.
Türkiye’nin hızla gelişen boya sektöründe son yılların en dikkat çekici büyüme hikâyelerinden birine imza atan Bianca Boya, geçtiğimiz günlerde Kurucu Ortaklar Veysel Feyzoğlu ve Mehmet Salih Özer’in ev sahipliğinde gerçekleştirdiği buluşmada, markanın 25 yıllık yolculuğu, sektördeki daralmaya rağmen yakalanan büyüme performansı ve gelecek hedeflerini masaya yatırdı.
1999 yılında Orkim Ortaklar Boya Pazarlama adıyla yola çıkan Bianca, bugün 2 bin 500’ün üzerinde bayi, 32 ülkeye ihracat ve sektörde ilk 10 arasında bir konumla karşımızda duruyor. Markanın söz konusu büyümeyi klasik reklam kampanyalarından ziyade “sahaya ve paydaşlara yatırım” yaparak gerçekleştirmesi dikkat çeken bir nokta.
Pandemiyle birlikte hayatımıza giren “kendin yap” kültürü, Bianca için bir dönüm noktası oldu. Mehmet Salih Özer’in ifadesiyle, “Öyle bir ürününüz olsun ki müşteriler size gelsin” hayali, Bianca Stella ile gerçeğe dönüşmüş. Mobilyadan metale, PVC’den seramiğe kadar her yüzeyi boyayabilen bu ürün, Türkiye’de yepyeni bir “dönüşüm pazarı” oluşturmuş.
Stella’nın başarısının ardında yalnızca teknik bir yenilik değil, aynı zamanda akıllı bir pazarlama stratejisi de vardı. Özer’in anlattığına göre, ürünü ilk kez pazara sunarken sosyal medyada dokuz kadınla başladılar, kısa sürede bu sayı 200’ü aştı. Bugün Bianca’nın sosyal medya takipçisi 741 bine ulaşmış durumda ve takipçilerin yüzde 80’i kadınlardan oluşuyor. Bu rakamlar, markanın hedef kitlesiyle kurduğu bağın ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Daha da anlamlısı, Bianca’nın bu süreçte 6 binden fazla kadına eğitim vererek meslek edinmelerine katkı sağlaması. Bunların bin kadarı profesyonel olarak uygulama yaparken, yaklaşık 20’si “Bianca Stella Shop” adıyla kendi mağazasını işletiyor. Yani marka, yalnızca ürün satmakla kalmıyor, aynı zamanda bir ekosistem inşa ediyor.
Boya sektörü son iki yıldır ciddi bir daralma yaşıyor. Bu noktada Mehmet Salih Özer’in verdiği bilgiler önemli. Pazar tonaj bazında 2023-2025 döneminde yaklaşık yüzde 40 oranında küçülmüş durumda. Yüksek faiz ortamı, artan maliyetler ve inşaat sektöründeki yavaşlama, birçok firmayı geri çekilmeye zorlarken, Bianca bu tabloyu “risk değil, fırsat” olarak okumayı başardı.
Feyzoğlu’nun aktardığına göre, 2024’te yüzde 30, 2025’te yüzde 50 oranında büyüyen Bianca, 2026 için tonaj bazında yüzde 50 büyüme hedefliyor. Yıllık üretimini 12 bin tondan 18 bin tona çıkarmayı planlayan marka, cirosunu da 900 milyon TL’den 1,4 milyar TL’ye taşımayı amaçlıyor.
Peki daralan bir pazarda bu büyüme nasıl mümkün oluyor? Cevap, rakiplerin sessiz kaldığı bir dönemde Bianca’nın sesini yükseltmesinde gizli. Özer’in vurguladığı gibi, 2025’te sektörde neredeyse hiçbir firma televizyon reklamına veya billboard’a çıkmadı; Bianca ise tam tersine yatırımlarını artırdı. Yasemin Sakallıoğlu ile yapılan iş birliği ve “Bianca Vals” reklam kampanyası, markanın inşaat boyaları segmentinde de hızla tanınmasını sağladı.

Bianca Boya’nın kurucu ortakları Veysel Feyzoğlu ve Mehmet Salih Özer’le Türkiye boya sektörü ve kendi hikâyesi üzerine konuştuk.
Bianca’nın en büyük hedefi, Stella’daki başarıyı inşaat boyalarına taşımak. Bu doğrultuda geliştirilen Bianca Vals, örtücülükte TSE’nin en yüksek standardı olan Sınıf 1 belgesine sahip. Ürünün en büyük avantajı, aynı alanı kaplamak için rakiplerin 15 litrelik boyasına karşılık 12 litrelik ambalajla yetinmesi – ki bu da yüzde 25’e varan bir tasarruf anlamına geliyor.
Ayrıca Bianca uzun yıldır boyalarını parfümleyerek sektörde farklılaşan bir diğer oyuncu. Mehmet Salih Özer’in dediği gibi, “Ne kadar farklılaştırabilirsek ürünlerimizi, anlatması o kadar kolay oluyor.” Bu yaklaşım, markanın Ar-Ge stratejisinin de temelini oluşturuyor: Boya bir karışım işidir ve doğru ham madde ile doğru oran yakalandığında katma değerli ürünler ortaya çıkar. Pas dönüştürücü astarlar, ışıldayan boyalar, branda boyası… Bianca’nın portföyü, bu niş ürünlerle giderek genişliyor.
Gelelim ihracata…. Bianca’nın ihracatı toplam satışlarının yüzde 10-12’sini oluşturuyor. Ağırlıklı olarak komşu ülkeler, Türkî Cumhuriyetler, Rusya, Avrupa ve Afrika’ya yapılan satışlarda, Stella ürünü özellikle Avrupa, İngiltere ve Amerika pazarlarında büyüme hedefleniyor. Geçtiğimiz yıl Amazon Almanya üzerinden Avrupa’ya açılan marka, bu yıl İngiltere ve ABD’de de e-ticarete başlamayı planlıyor.
e-ticaret tarafında dönüşüm boyalarında (Stella) lider olduklarını söyleyen Özer, inşaat boyalarında ise renk tutmama ve ambalaj hasarı riski nedeniyle internet satışlarının sınırlı olduğunu, ancak uzun vadede “kendin yap” kültürünün daha da yaygınlaşmasıyla birlikte bu alanda da büyüyeceklerini belirtiyor.
“Biz belki Türkiye’nin en çok boya satan firması olmayacağız ama en çok sevilen boya firması olacağız” diyen Mehmet Salih Özer bu cümle ile Bianca’nın stratejik duruşunu özetliyor. Ne büyüklük yarışına girmek ne de yabancı sermayeye devredilme hesapları yapmak… Marka, uzun yıllardır sürdürdüğü “önce ayakta kal, sonra büyü” felsefesini bugün “sağlıklı büyü, kârlı büyü” şeklinde devam ettiriyor.
Sektörün zorlu bir dönemden geçtiği tartışmasız. Ancak Bianca Boya’nın hikâyesi, doğru ürün, doğru hedef kitle ve doğru zamanlama ile daralan bir pazarda bile büyümenin mümkün olduğunu gösteriyor. Rakipler uykudayken reklam yapmak, dönüşüm pazarının öncüsü olmak ve en önemlisi “sevilen marka” olma hedefinden vazgeçmemek… Belki de Bianca’nın en büyük başarısı, sektörün kural kitabını yeniden yazıyor olması.
EKONOMİ
7 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceGÜNDEM KORİDORU
20 gün önceEKONOMİ
20 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
07 Mayıs 2026