Müzakere masasını, Rulet masasına çeviren İran, her fırsatta yeni bir ‘Acem Oyunu’ kurmakta. Hürmüz boğazının kısa süreliğine açılması, dünyaya rahat bir nefes aldıracakken, ABD’nin ablukayı kaldırmaması bahanesi ile İran’ın süresiz ve şartsız tekrar kapatması ile petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. Kriz bir sarmal olarak büyümeye ve dünyayı sarmaya devam ediyor.
İlk günden, Trump’ın niyetinin dünyanın en büyük 10 petrol rezervinin kontrolünü ele geçirmek olduğunu ifade etmiştim. 303 milyar varil ile dünyanın en büyük rezervi olan Venezüella’ya bir gece baskını ile çöken ABD, 209 milyar varil rezerv büyüklüğüne sahip İran’ı da kısa sürede bertaraf edebileceğini düşünerek, Rusya hariç, dünya rezervinin yüzde 90’ına hâkim olacağını planlıyordu. Ancak yanlış hesap Hürmüz’den döndü.
ABD’de akaryakıt fiyatlarının tarihi rekorla galon başına 5 doları geçmesine insanlar isyan ediyor. Diğer yandan ABD de ham petrol satışları tarihinin en büyük rakamlarına ulaşarak günlük 5,2 milyon varile ulaştı. Dünyanın en büyük petrol depolama alanlarına sahip ABD de, petrol fiyatlarının yükselişi ayrıca katmerli karlılığı da beraberinde getirdi. Başta Avrupa Ülkeleri olmak üzere Uzakdoğu da petrol ihtiyacında rotayı ABD’ye çevirmiş oldu.
Yükselen Çin’i frenlemek ve dünya emtia pazarını kontrol etmek isteyen ABD, İran’ın Hürmüz kartı ile aslında en sadık müttefiki Avrupa’yı cezalandırmış oldu. Krizinden Uzakdoğu ile birlikte en çok etkilenen bir damla bile petrol çıkmayan Avrupa ülkeleri oldu. Çin birkaç yıl önce bu süreci ön görerek alternatif enerji kaynaklarına odaklanırken, dünyanın en büyük güneş enerji santralleri ile Tuz kaynaklı enerji üretiminde bir devrim yaptı.
Petrol ihtiyacının yüzde 90’lık kısmını İran ve Venezüella’dan sağlayan Çin, Trump’ın Venezüella petrolünü bizden alabilir demesi ile daha pahalı olsa da ihtiyacını tedarik edebildi. Çin sürece dair öngörüsü ile 2025 yılından itibaren emtia piyasalarının 2 ve 3 numarası olan altın ve gümüş stoklayarak ABD’nin petrol hegemonyasını dengelemeye başladı.
Barışın ve bölge güvenliğinin anahtarı konumundaki Türkiye’de ise, vızır vızır çalışan bir diplomasi trafiği ile yeni bölgesel oluşumlar ve alternatif ticaret rotaları oluşmakta. Bölgenin güvenliği için Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır ile oluşturulan yeni güvenlik doktrini, Ortadoğu ve Körfez bölgesinde İsrail ve İran kaynaklı tehditlere karşı bir denge unsuru oluşturabilir.
Antalya Diplomasi Formunda bir gece yarısı Pakistan Genel Kurmay Başkanının da sürpriz şekilde katıldığı kapalı kapılar ardında yapılan dört saatlik bir beyin fırtınası ile şekillenmeye başlayan “Güvenli Hat ve Ortak Güvenlik Gücü” henüzete kemiğe bürünmedi. Önümüzdeki günlerde satranç tahtasında yeni bir güç dengesi görebiliriz.
Türkiye’nin başat rol aldığı bölgenin yeni düzeninde, iki büyük demiryolu projesi için süreç başlatıldı. Dünya Bankası tarihinde onaylanan en büyük üçüncü projesi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından imzalandı. İstanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi Projesi (INRAIL) için 1,67 milyar Euro’luk dev finansman sağlanmış oldu. Pekin’i Londra’ya bağlayacak olan Demir İpekyolu projesi; Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçerek iki kıtayı birleştirirken enerji ve ticaretin yeni ve güvenli rotası olacak.
İkinci büyük proje ise Suudi Arabistan Ulaştırma Bakanı Salih el-Casir tarafından duyuruldu. Türkiye, Ürdün ve Suriye üzerinden Suudi Arabistan’a ulaşacak demir yolu hattı, Hürmüz Boğazı’na alternatif Modern Hicaz Demiryolu projesi olacak.
Hürmüz Krizi, Türkiye’nin üç yıldır sürdürdüğü yüksek enflasyonla mücadele programını kesintiye uğrattı. 2026 yılı programı daha 3’üncü ayını doldurmadan başarısız olsa da şimdilik kontrol edilebilir seviyede. Merkezin döviz rezervlerini arttırması, İngiltere Merkez Bankası ile Altın Swap anlaşması ve faiz freni sayesinde. Bu arada Merkezin akil adamı, başkan yardımcısı Cevdet Akçay’ın emekli edilmesi, bu ortamda büyük bir kayıp olmuştur.
EKONOMİ
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
9 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceEKONOMİ
17 gün önceEKONOMİ
18 gün önceGÜNDEM KORİDORU
04 Mayıs 2026