DOLAR 44,0027 0.08%
GBP 58,8876 0.04%
EURO 51,2538 0.06%
ALTIN 7.291,280,47
BIST 13.092,311,15%
BITCOIN 31918041.59237%
ETH 935062.457%
İstanbul

KAPALI

ÖZEL HABER
Türk mühendisliğinin küresel zaferi! Dev enerji projeleri URTİM’e…
Doğurganlıkta alarm! Türkiye’de doğum oranları neden düşüyor?

Doğurganlıkta alarm! Türkiye’de doğum oranları neden düşüyor?

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin demografik yapısına ilişkin yayımladığı yeni araştırma notunda, doğurganlık hızındaki düşüşün kültürel tercihlerden değil; çocuk sahibi olmanın yarattığı ekonomik ve mesleki risklerin yönetilememesinden kaynaklandığını ortaya koydu.

03/03/2026 13:23
Doğurganlıkta alarm! Türkiye’de doğum oranları neden düşüyor?

Ankara merkezli düşünce kuruluşunun “Demografik Krizi Bakım ve İstihdam Ekseninde Yeniden Düşünmek: Türkiye İçin Bir Güvence Çerçevesi” başlıklı çalışmasında, Türkiye’de toplam doğurganlık hızındaki gerilemenin bir “istek eksikliği” değil, doğrudan bir “güvence eksikliği” sorunu olduğu vurgulandı. Mehmet Emin Sezgin imzasını taşıyan raporda, çocuk sahibi olma kararının arzudan çok, ekonomik ve mesleki risklerin yönetilememesiyle ilişkili olduğu belirtildi.

İDEAL ÇOCUK SAYISI YENİLENME EŞİĞİNİN ÜZERİNDE

Raporda, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2018 verileri temel alınarak hazırlanan “Yaşayan çocuk sayısına göre ideal çocuk sayısı” tablosuna yer verildi. Buna göre hiç çocuğu olmayan kadınların ortalama 2,6 çocuk istediği, çocuk sayısı arttıkça bu idealin 3,8’e kadar yükseldiği aktarıldı. Bu bulguların, toplumsal normların nüfusun yenilenme eşiği olan 2,1’in üzerinde bir aile yapısını arzuladığını gösterdiği kaydedildi.

Enstitü, istihdamda olan kadınların doğurganlık hızının 1,38 olduğunu, buna karşın TNSA verilerinde beyan edilen ideal çocuk sayısının 2,5–3,0 bandında bulunduğunu belirtti. Bu farkın, kurumsal bakım altyapısı ve istihdam güvencesi eksikliğine işaret ettiği vurgulandı.

DOĞURGANLIKTA SERT DÜŞÜŞ, KADIN İSTİHDAMINDA SINIRLI ARTIŞ

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, 2014–2024 döneminde toplam doğurganlık hızı 2,19’dan 1,48’e geriledi. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 33’ten yüzde 42 bandına yükseldi. Ancak doğurganlıktaki sert düşüşe rağmen kadın istihdamında benzer ölçekte bir sıçrama yaşanmadığına dikkat çekilerek, doğurganlık gerilemesinin kadınları otomatik olarak işgücüne yönelten bir mekanizma üretmediği ifade edildi.

İşsizlik Oranlari 002209669

KADINLARDA GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 30,6

Raporda, Türkiye İstatistik Kurumu ile Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği tarafından hazırlanan 2023–2024 izleme raporu verilerine de yer verildi. Buna göre kadın işsizlik oranı yüzde 12,6, geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 30,6 olarak açıklandı. Erkeklerde geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 18,3 olduğu belirtildi.

20–24 yaş grubunda kadın işsizlik oranının yüzde 24,7, yükseköğretim mezunu genç kadınlarda ise yüzde 28,9 seviyesinde olduğuna dikkat çekilen raporda, genç kadınların işgücü piyasasına sağlıklı biçimde entegre edilemediği ifade edildi.

İşgücüne Dahil Olmama Nedenleri 002209466

İşgücüne dahil olamama nedenleri

KADINLARIN YÜZDE 42,9’U İŞGÜCÜNE DAHİL

Raporda ayrıca TÜİK 2023 İşgücü İstatistikleri’ne göre kadınların yüzde 42,9’unun ev içi işler ve bakım sorumlulukları nedeniyle işgücüne dahil olmadığı belirtildi. Yaklaşık 1,1 milyon kadının, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramadığı kaydedildi. Bu tablo “sosyal rezerv” olarak tanımlanırken; eğitimli ve üretken yaş grubunda olmasına rağmen bakım yükü ya da güvencesizlik nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalan ciddi bir beşeri sermaye potansiyeline işaret edildi.

KRİTİK EŞİK: İKİNCİ ÇOCUĞA GEÇİŞ

Çalışmada, demografik istikrar açısından belirleyici kırılma noktasının birinci ve ikinci çocuk arasındaki geçiş olduğu vurgulandı. İlk doğum sonrası istihdamdan kopuşun, ikinci çocuğa geçişte temel kırılma noktası olduğu ifade edildi. Kamu sektöründe çalışan kadınların ikinci doğuma geçiş olasılığının özel sektöre kıyasla daha yüksek olduğuna dikkat çekilen raporda, istihdam güvencesi ve öngörülebilirliğin doğurganlık kararlarında belirleyici rol oynadığı belirtildi.

Doğurganlik ve İstihdam Politikasi 002209591

“İSTİHDAM TAMPONU” VE PARİTEYE DUYARLI MODEL ÖNERİSİ

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, çözüm önerisi olarak “istihdam tamponu” ve “güvence mimarisi” yaklaşımını gündeme getirdi. Raporda, bu modelin çocuk sahibi olmanın ürettiği riskleri tamamen ortadan kaldırmayı değil; bu risklerin bir bölümünü kamusal araçlarla absorbe etmeyi hedeflediği ifade edildi. “Mesele çocuk yapmayı teşvik etmek değil; kadınları çocuk sahibi olma durumunda çalışma hayatında karşılaşacakları risklerden korumaktır” ifadelerine yer verilen çalışmada, modelin bir teşvik paketi değil; demografik ve aktüeryal riskleri birlikte yöneten kurumsal bir güvence çerçevesi olduğu vurgulandı.

Bu kapsamda, 23–27 yaş aralığında ilk doğumu, 28–30 yaş aralığında ikinci doğumu destekleyen iki aşamalı bir tasarım önerildi. Modelin; işte kalma garantisi, ücretsiz ya da düşük maliyetli bakım desteği, mesleki uyum modülleri ve korumalı çıkış mekanizmalarını içerdiği, yaş aralıklarının ise veriler doğrultusunda yeniden düzenlenebileceği belirtildi.

ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL İÇİN UYARI

Raporda, 2025 yılı için toplam doğurganlık hızının 1,40 seviyesinde beklendiği, mevcut eğilimin sürmesi halinde önümüzdeki 5 yıl içinde bu oranın 1,30’un altına inme ihtimalinin yüksek olduğu ifade edildi. İstihdamda olan kadınların doğurganlık hızının 1,38, istihdamda olmayan kadınların ise 1,72 olduğu belirtilirken; iki grup arasındaki farkın daralmasının, demografik krizin toplumsal geneline yayılmış bir “güvence krizi” olduğunu gösterdiği kaydedildi.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin demografik sorununun yalnızca düşen doğum sayılarından ibaret olmadığını; kadın istihdamı, bakım rejimi, gelir güvencesi ve yaşam döngüsü riskleri arasındaki yapısal uyumsuzluğun bir sonucu olduğunu vurguladı. Rapora göre çözüm, risk paylaşımına dayalı kurumsal güvence mekanizmalarının inşa edilmesinde yatıyor.

En az 10 karakter gerekli