Küresel ekonominin zayıf büyüme sinyalleri verdiği ve ticaret rotalarının gümrük duvarlarıyla yeniden çizildiği 2025 yılında, Türkiye’nin makine imalat sanayisi dev bir başarıya imza attı. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler dahil edildiğinde konsolide makine ihracatı yıllık yüzde 1,9 artışla 28,7 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, sektör tarihinin en yüksek verisi olarak kayıtlara geçti.
Sektörün başarısı sadece toplam tutarla sınırlı kalmadı. Tonaj bazında düşüş yaşanmasına rağmen, Türk makinesi “akıllı ve mühendislik içeriği yüksek” ürünlere odaklanarak birim değerini artırdı. Kilogram başına ortalama ihracat fiyatı 8,1 dolarla rekor kırarken, bu durum Türk sanayisinin düşük maliyetli üretimden yüksek teknolojili üretime geçişinin somut bir kanıtı oldu.
İhracatın lokomotifi yine Avrupa ve ABD oldu, ancak bazı bölgelerdeki sıçramalar dikkat çekti:
Almanya: yüzde 6,8 artışla 3,2 milyar dolar (Lider pazar).
ABD: yüzde 9 artışla 2 milyar dolarlık sınırına yaklaşıldı.
Suriye: yüzde 189 gibi dev bir artışla 130,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
Alt sektör gruplarında ise içten yanmalı motorlar ve aksamları (yüzde 6,6 artış) başı çekerken; türbin, turbojet ve hidrolik sistemlerdeki yüzde 17’lik yükseliş, savunma ve havacılık sanayisindeki ivmenin makine sektörüne katkısını gözler önüne serdi.
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, zorlu bir dezenflasyon sürecinden geçildiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“İç pazarda ucuz makinelerin yarattığı yoğun rekabete rağmen mühendislik içeriği yüksek, katma değeri fazla ve servis ihtiyacı düşük ürünlere odaklanarak gelirlerimizi koruduk. Sanayimiz bu zorlu yılı kayıplarla da olsa atlattı ancak 2026’nın ilk yarısı karlılık ve nakit akışı açısından zorlayıcı olmaya devam edecek.”
Karavelioğlu, dünya genelinde sanayi yatırımlarının yeni kapasite kurmaktan ziyade “mevcut makinelerin akıllı hale getirilmesine” kaydığını belirtti. Savunma sanayisindeki yüksek mühendislik kapasitesinin, genel imalat sanayisindeki daralmayı telafi ettiğini ifade eden Karavelioğlu, Türkiye’nin işleme, döküm, otomasyon ve test sistemlerinde rekabet avantajının güçlendiğini ekledi.
Rekorlara rağmen sektörün en büyük sancısı ithalat olmaya devam ediyor. Yıllıklandırılmış bazda 45 milyar doları aşan makine ithalatı, iç pazarda koruyucu tedbirlerin artırılması gerekliliğini ortaya koyuyor. MAİB, AB’deki “İthalat Gözetim Çalışma Grubu” benzeri hızlı tepki mekanizmalarının Türkiye’de de hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.
GÜNDEM KORİDORU
4 gün önceGÜNDEM KORİDORU
7 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
17 gün önceEKONOMİ
26 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
26 Ocak 2026