Yılın son aylarında asgari ücret telaşı sarar iş dünyasını. Özellikle 2023’den bu yana, nerdeyse yılın ortasında başlar tartışmalar ve görüş bildirmeler. Konuyla ilgisi ve alakası olmayalar bile bol keseden ahkam keserler.
Söz söyleme ve açıklama yapma yetkisi olan tek kişi Çalışma Bakanı olmasına rağmen, ağzı olanın konuştuğu bir konudur asgari ücret. İlkokulun ilk yıllarından beri asgari ücret haberlerine hep kulak kabartırım. Babam beni ve kardeşlerimi asgari ücretli maaşı ile okuttuğundan, her asgari ücret açıklandığında benim dimağımda hazin hatıralara sebep olur.
Pek çok insan asgari ücretin bir masa etrafında Çalışma Bakanlığı ve sendikaların pazarlığı ile belirlendiğini sanır. Aslında hiç ilgisi yoktur. Çalışma Bakanının başkanlığında toplanan asgari ücret tepit komisyonu yılın son aylarında yönetmelikte belirlenen üyelerin katılımı ile maksimum 10 toplantıda sonucu açıklamak zorundadır. Bu yıl bünyesinde en fazla işçi barındıran TÜRKİŞ Konfederasyonu toplantılara katılmadı. TÜRKİŞ Başkanı Ergun Atalay’ın da söylediği gibi, sendika bünyesinde asgari ücretle çalışan hiç işçi bulunmamakta.
Peki, komisyonun işveren tarafını temsil eden Türkiye İşveren Konfederasyonu (TİSK) bünyesinde asgari ücretli çalışan var mı? TİSK’in web sitesindeki işveren sendikalarına ve iş kollarına baktığınızda cevabın olumsuz olduğunu anlarsınız.
Komisyonun diğer üyeleri zaten kamu görevlilerinden oluşuyor. Dolayısıyla asgari ücret rakamı ve oranı genellikle kamu görevlileri ve TİSK’in oybirliği ile alınır. Oranın belirlenmesinde en önemli etkenler ise; seçim döneminde olup olmadığımız, Merkez Bankasının gelecek yıl beklenti enflasyonu ile hazine bürokratlarının gösterdiği dirençtir.
Dolayısı ile komisyon üyeleri katıldıkları toplantılar için gösterge değerine göre pek de ciddiye alınmayacak günlük huzur hakkı alırlar. Böylelikle hayatında bir gün bile asgari ücretle çalışmamış ve asgari ücretli çalıştırmamış komisyon üyeleri önemli bir görevi ifa etmenin huzuru ile evlerine gidebilirler.
Peki, bu komisyonda saatlerce süren toplantılarda neler mi konuşulur? Çalışma Bakanlığı danışmanlığı yaptığım yıllarda komisyonun saatler süren toplantısında genelde hep aynı şeyler konuşulur, çalışma hayatının sorunları ele alınırdı. 2022’de kaldırılana kadar, on yıllarca asgari ücret üzerinden alınan vergi masanın en önemli mevzusu olmuştur. Hatta bir toplantı sonrasında yıllardır komisyonda görev alan bir genel müdüre, konuşulan konuları sorduğumda, “10 yıldır komisyona girerim, aynı konuyu konuşup dururuz ve değişen bir şey olmaz” demişti.
Komisyon konuları hakkında daha fazla bilgi vermek asgari ücret yönetmeliğinin 9. maddesindeki “Komisyondaki görüşmeler ve komisyonun çalışmaları gizlidir” ibaresine aykırı olacağından, evlere şenlik anıları şimdilik burada noktalayalım.
2023 yılıyla birlikte asgari ücret artık bir nominal değer olmaktan çıkmış, artış oranı itibari ile, tüm çalışan kesimi için referans değer haline gelmiştir. Genel müdürden, bekçiye, mühendisten garsona kadar herkes için maaş zammının oranını belirleyen bir gösterge niteliğindedir.
Asgari ücretin zam oranı, çalışma barışını da derinden etkileyen bir durum oluşturmaktadır. Patronundan çalışanına maaşlı olan herkesin gelecek bir yılını doğrudan etkileyen ve merakla beklenen kutsal bir orandır. Artış oranı belirlenmeden, işletmeler gelecek yılın bütçesini yapamaz hale geldiler.
Lojistik sektöründe olan bir dostum anlattı. “Dünyaca ünlü bir Fransız markanın 10 yıldır Türki[1]ye’de dağıtımını yapıyoruz. Her yıl sonunda bütçe için fiyatlardaki revizyonu görüşüyoruz. Ancak 3 yıldır Fransızlara gelecek yıl Türkiye de nasıl bir maliyetle karşılaşacaklarını bir türlü söyleyemiyoruz. Adamlar EUR ödeme yaptıkları için maliyetlerin artmayacağını veya en fazla Avrupa’daki enflasyon oranında artış olacağını düşünmekteler. Ancak hiç de öyle olmadığını anlatamıyoruz. Sonunda üst düzey bir yetkili Türkiye’ye geldi. Fiyat artışlarının kaynaklarını tek tek gezdirip öyle anlatmak zorunda kaldık. İş süreçlerindeki tüm tedarikçilerin kapılarını tek tek çaldık.
Kimi Enflasyonu, kimi akaryakıt zam oranını, kimi kira artış ve yeniden değerlemeyi, kimi döviz artış oranına göre fiyat belirlediğini ifade etti. Ancak hepsinin ortak paydası asgari ücret zam oranıydı. Zira yapılan her hizmetin tali maliyetleri olsa da, en belirleyici maliyet kalemi personel maaşları olup, asgari ücret artışıyla doğru orantılıydı. Bütün bunlara bir de öngörülemez enflasyon eklenince Fransız neye uğradığını şaşırdı. Sonuçta ya Türkiye’den çekileceğiz ya zarar edeceğiz” dediler.
İş dünyasının içindekiler iyi bilir; bugün Marmara bölgesinde niteliği her ne olursa olsun düzenli bir işçiyi asla asgari ücretle çalıştıramazsınız. Konar göçer ve küçük işletmelerde asgari ücretle çalışanlar olsa da, bunların bile büyük kısmı aslında SGK primine esas kazanç itibari ile asgari ücretli görünür.
Ücretler üzerinden ödenen vergi ve sigorta prim yükü nedeniyle bazı işletmeler asgari ücretli gösterdiği çalışanlarının büyük çoğunluğuna farklı adlar altında ödeme yapar. Yemek kartı, daimî mesai, prim gibi ödemelerle asgari ücretin üzerinde bir rakam ellerine geçer. Biz bu duruma “yalandan asgari ücretli” deriz.
Google’a sorduğumuzda “uzun dönemde enflasyonda meydana gelen yüzde 1’lik bir artış asgari ücreti yaklaşık olarak yüzde 2,59 oranında artırmaktadır” şeklinde cevap veriyor. Buna kocaman bir gülücük emojisi koyalım. 🙂
Ancak ülkemizde ve özellikle son yıllarda bu orantı tersine çalışmaktadır. Zira Merkez Bankası’nın enflasyon oranlarındaki tahminleri sürekli yukarı revize edilmesinin önemli bir nedeni de budur.
Geçen yıl, asgari ücret görüşmelerinin gündemde olduğu bu zamanlarda katıldığım bir canlı yayında konuklardan Profesör bir hocamız ısrarla asgari ücretin enflasyona etkisinin yüzde 1’in altında olduğunu ifade etmişti. Ben de kendisine birkaç sektörden örnek vererek, özellikle restoran ve kafe sektöründe çalışan yüzbinlerce personelin maaşlarını asgari ücret katsayısına göre aldıklarını, bunun da işletmecilerin en az aynı oranda menülerine zam yapmak zorunda olduğunu ifade etmiştim. Hocanın aklı halen doktora yaptığı ülkedeki enflasyon oranları ve teorik retorikte kaldığı için Türkiye gerçeklerinden bir hayli uzaktı.
Yazıya başladığımda asgari ücretin 3. toplantısı yapılmaktaydı ve havada uçuşan rakamlar muammaydı. Yazıyı bitirdiğimde ise Çalışma Bakanı Işıkhan, asgari ücret Tespit Komisyonu’nun kararını, hükümet ve işveren heyetlerinin katılımıyla açıkladı. Buna göre; Asgari ücretlinin eline 28.075 TL geçmesine rağmen, işverenin cebinden toplamda 45.000 TL çıkacak. Kutsal oran da yüzde 27 olacak. O zaman, yeni yılınız kutlu, asgari ücretimiz hayırlı olsun.
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Ocak 2026