Küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiği 2026 yılında, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ekonomik entegrasyon yeni bir boyuta evriliyor. Avrupalı Türk Markalar Birliği (ATMB) Başkanı Vehbi Keleş, Türkiye’nin İngiltere ile olan ticaretinde geçtiğimiz yıl 9,4 milyar dolar gibi devasa bir dış ticaret fazlası verdiğini açıkladı. Bu performans, Türkiye’yi batılı gelişmiş ekonomiler karşısında net döviz kaynağı yaratan stratejik bir ortak konumuna yükseltiyor.
Türkiye’nin İngiltere pazarındaki hakimiyeti, özellikle ağır sanayi ve yüksek teknolojili tüketim mallarında kendini hissettiriyor. İkili ticareti sırtlayan sektörlerin başında gelen otomotiv, 4,2 milyar dolarlık payı ile dikkat çekiyor. Özellikle Türkiye’de üretilen ticari araçların İngiltere lojistik altyapısının yüzde 33’ünü oluşturması, yerli üretimin küresel standartlardaki başarısını simgeliyor.
Beyaz eşya sektöründe de benzer bir “Türk Dominasyonu” göze çarpıyor. Buzdolabı pazarında yüzde 22, çamaşır makinesinde ise yüzde 20 paya sahip olan Türk markaları, enerji verimliliği yüksek “A sınıfı” ürünlerle Çin gibi rakiplerini geride bırakıyor. Elektronik ve kablo sektörleriyle birlikte bu hacim, Türk sanayisinin Birleşik Krallık’ın “yeşil dönüşüm” hedeflerine en hızlı adapte olan paydaş olduğunu kanıtlıyor.
8 Ocak’ta gerçekleşecek JETCO toplantısı ve Londra’da yapılacak dördüncü tur müzakereler, ticaretin rotasını belirleyecek. 2027 başında yürürlüğe girmesi beklenen yeni nesil STA, sadece mal ticaretini değil; finans, yazılım, mimarlık ve sağlık turizmi gibi hizmet sektörlerini de kapsayacak.
Anlaşmanın en kritik başlıklarını ise şunlar oluşturuyor:
Hizmet İhracatı: İngiltere ekonomisinin %80’ini oluşturan hizmetler sektörüne Türk şirketlerinin tam erişimi.
Dijital Ticaret ve Veri: Veri akışı ve dijital ticaretin yasal altyapısının kurulması.
Vize Kolaylığı: Türk iş insanları ve hizmet sağlayıcılar için serbest dolaşım ve vize süreçlerinin iyileştirilmesi.
ATMB Başkanı Keleş, İngiltere pazarının sadece 67 milyonluk bir nüfus olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Londra’da rüştünü ispat eden bir markanın; Kuzey Amerika ve Körfez bölgesine açılmasının çok daha kolay olduğunu vurgulayan Keleş, Türk firmalarına “kalıcılık” uyarısında bulunuyor. Son 10 yılda 50 bin firmanın İngiltere’ye ürün sattığı ancak sadece 3 bin 500’ünün kalıcı olabildiği gerçeği, pazarda tutunmanın yolunun “kurumsal kimlik” ve “markalaşma”dan geçtiğini bir kez daha gösteriyor.
2026 yılı, Türkiye için sadece mal ihraç edilen değil, markalarla Birleşik Krallık ekonomisine kök salınan bir yıl olma potansiyeli taşıyor.
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceGÜNDEM KORİDORU
6 gün önceGÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
22 gün önceGÜNDEM KORİDORU
23 gün önceGÜNDEM KORİDORU
27 gün önceGÜNDEM KORİDORU
22 Ocak 2026