Türk mobilya sektörü, güçlü üretim ve ihracat kapasitesini tasarım, markalaşma ve sürdürülebilirlikle destekleyerek küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmeye hazırlanıyor. Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, sektörün artık yalnızca kaliteli üretimle fark yaratmasının mümkün olmadığını belirterek, özgün tasarımlar ve güçlü markalarla daha yüksek katma değer yaratılması gerektiğini söylüyor.
Yaratıcı endüstriler günümüzde ülkelerin rekabet gücünde belirleyici bir rol üstleniyor. Kültürel sermaye artık yalnızca sanatın ya da estetiğin konusu değil; ekonomik büyüme, markalaşma ve küresel görünürlük açısından güçlü bir kaldıraç etkisi yaratıyor. Tasarım, mimari, sanat ve yaratıcı üretim; ülkelerin yalnızca estetik gücünü değil, ekonomik etkisini ve marka değerini de belirleyen stratejik alanlar haline geliyor. Bu noktada Türkiye olarak çok özel bir avantajımız var. Çünkü Türkiye yalnızca Doğu ile Batı’nın kesiştiği bir coğrafyayı değil; farklı üretim kültürlerinin, estetik anlayışların ve düşünme biçimlerinin buluştuğu güçlü bir kültürel birikimi temsil ediyor. Doğu’nun zanaat ve üretim hafızası ile Batı’nın çağdaş tasarım yaklaşımını aynı potada buluşturabilen önemli bir birikime sahibiz. Gelecekte bizi küresel ölçekte farklılaştıracak en önemli güçlerden biri de bu özgün sentez olacak. Furnishings & Design Istanbul (FDI) tam da bu anlayıştan doğdu. FDI’ı, mobilya ve iç mekân ekosistemini tasarım odağında bir araya getiren yeni nesil bir fuar ve düşünce platformu olarak kurguladık. Geride bıraktığımız iki yılda da bu yaklaşımın karşılık bulduğunu gördük. FDI, Türk mobilya sektörünün yalnızca üretim ve ihracat kapasitesiyle değil, tasarım gücü, yaratıcı üretimi ve marka değeriyle de küresel ölçekte görünür olmasına katkı sağlayan bir buluşma noktası haline geldi.

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güle
Türkiye mobilya sektörünün güçlü üretim kapasitesi ve işçilik kalitesi önemli bir avantaj. Ancak bugün küresel rekabette fark yaratmak için bu gücü tasarım, inovasyon ve marka değeriyle tamamlamamız gerekiyor. Çünkü artık yalnızca ne ürettiğiniz değil, neyi nasıl tasarladığınız, hangi hikâyeyi anlattığınız ve dünyaya nasıl bir değer sunduğunuz belirleyici. Türk mobilyasının “kaliteli üretici” algısının ötesine geçerek özgün ve trend belirleyen bir kimlik kazanması için öncelikle tasarımı üretimin merkezine almamız; tasarımcılarla üreticiler arasındaki iş birliklerini güçlendirmemiz ve özgün fikirlerin ürüne, üründen de markaya dönüşmesini desteklememiz gerekiyor. Bunun yanında tasarımın yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel bir üretim alanı olduğunu kabul ederek yaratıcı endüstrilerle daha güçlü bağlar kurmalıyız. FDI İstanbul’u da bu dönüşümün somut bir platformu olarak kurguladık. “Where Design Leads” yaklaşımıyla özgün markaların koleksiyonlarını sergiledikleri stantların yanı sıra, tasarımın farklı katmanlarını görünür kılan dört özel sergiyi bir araya getiriyoruz. New Horizon Exhibition bağımsız tasarımcıların özgün fikirlerini ve geleceğin tasarım potansiyelini sektörle buluştururken; Design Circle her yıl farklı bir tema üzerinden tasarımı yeniden yorumluyor. Geçtiğimiz yıl “Oturmanın Koreografisi” ile oturma eylemini ele aldık; bu yıl ise “Malzemenin Hafızası” temasıyla malzemenin taşıdığı hikâyeye ve tasarımdaki dönüştürücü gücüne odaklanıyoruz. Masterful ve Big Soft ise tasarımın farklı ifade biçimlerini ortaya koyan sergiler olarak bu çok katmanlı yapıyı tamamlıyor. Bu yapının bir diğer önemli katmanı FDI Stage & Talks. Burada tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, üretim kültürü ve sektörün geleceğini farklı disiplinlerden uzmanlarla tartışıyor; tasarımı yalnızca görülen değil, üzerinde düşünülen ve bilgi üreten bir alana dönüştürüyoruz. Designer to Business (D2B) programıyla da bu düşünsel ve yaratıcı birikimi iş birliklerine bağlıyor; tasarımcıları, üreticileri ve uluslararası profesyonelleri bir araya getiriyoruz.

Bugün en güçlü ihracat eksenlerimiz Avrupa, Orta Doğu, Amerika ve yakın coğrafyamız. Bu bölgelerdeki varlığımızı daha da güçlendirmek önceliğimiz. Bunun yanında özellikle ABD, Körfez ülkeleri, Afrika ve Türk Cumhuriyetleri büyüme potansiyeli taşıyan pazarlar olarak öne çıkıyor. ABD, yüksek satın alma gücü ve tasarım odaklı, markalı ürünlere yönelik talebiyle önemli bir fırsat sunuyor. Körfez bölgesinde büyük ölçekli konut, otel, ofis ve gayrimenkul yatırımları; Afrika’da ise şehirleşme ve gelişen altyapıyla birlikte otel, ofis, kamu ve toplu yaşam alanlarına yönelik proje bazlı işler önemli bir büyüme alanı oluşturuyor. Türk Cumhuriyetlerinde ise coğrafi ve kültürel yakınlığımız önemli bir avantaj sağlıyor.

Bugün kilogram başına ihracat değerini artırmanın yolu; tasarım yönü güçlü, marka değeri yüksek ve hikâyesi olan ürünler geliştirmekten geçiyor. Dünya bundan dolayı yalnızca maliyet avantajı değil; özgün fikir, güçlü marka, sürdürülebilir üretim anlayışı ve kültürel derinlik arıyor. MOSFED olarak Türk markalarının dünyada “premium” algı kazanması adına düzenlediğimiz FDI İstanbul’u tam da bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Türkiye’den ve dünyadan üreticileri, tasarımcıları, mimarları, iç mekân profesyonellerini ve satın alma gruplarını aynı platformda buluşturarak yeni iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturuyoruz
Bu ekosistemi güçlendirmek adına sektör ne tür imkânlar sunuyor? Ülkemizdeki genç ve dinamik tasarım potansiyelinin sanayi ve üreticiyle tam anlamıyla buluştuğunu söylemek doğru olmaz fakat bu yalnızca bize özgü değil, tüm dünya genelinde kronikleşmiş bir durum. Dolayısıyla sektör olarak üretim yapacak, tasarım geliştirecek, sürdürülebilirlik regülasyonlarını yönetecek, teknoloji geliştirecek ve marka değeri oluşturacak nitelikli insan kaynağına erişim konusunda tam olarak çözüme kavuşmuş değiliz. Ayrıca MOSFED olarak nitelikli iş gücünün artırılması amacıyla eğitim kurumlarıyla iş birliklerimizi de sürdürüyoruz. 2022 yılında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile imzaladığımız Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü ile sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesine yönelik önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde de eğitim-sanayi iş birliklerini güçlendirerek sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Dijitalleşme, Endüstri 4.0 ve Avrupa Yeşil Mutabakatı artık sektörümüz için bir tercih değil, küresel rekabetin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu dönüşüme uyum sağlayabilen üreticiler hem uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini artıracak hem de küresel tedarik zincirlerindeki güçlü konumlarını koruyacaktır. Bu nedenle MOSFED olarak üreticilerimizi yalnızca bugüne değil, geleceğin üretim anlayışına hazırlayacak çalışmaları önceliklendiriyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız Yeşil Ekonomi Endeksi ile sektörümüzün sürdürülebilirlik, eko-tasarım, döngüsel ekonomi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki düzenlemelere uyum seviyesini ortaya koyduk. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda üreticilerimizin dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor, Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçı Birliklerimiz başta olmak üzere ilgili kurumlarla koordinasyon içinde çalışmalar yürütüyoruz.
MOSFED olarak FDI İstanbul’u bu yıl üçüncü kez düzenliyoruz. FDI’ı klasik fuarlardan ayıran temel unsur, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir ticaret alanı olmaması. “Where Design Leads” mottosuyla tasarımı; üretimden markalaşmaya, fikirden iş birliğine uzanan çok katmanlı bir ekosistemin merkezine yerleştiriyoruz. Bu yıl ziyaretçileri özgün markaların koleksiyonlarının yanı sıra Design Circle, New Horizon Exhibition, Masterful ve Big Soft gibi özel sergiler; FDI Lounge, enstalasyon alanları ve tasarım odaklı deneyimler bekliyor. FDI Stage & Talks ile tasarım, yaratıcı ekonomiler, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, yapay zekâ ve sektörün dönüşümünü farklı disiplinlerden uzmanlarla ele alacağız. 30’u aşkın tasarımcı, iç mimar, akademisyen ve sektör temsilcisinin yer alacağı programın keynote konuşmacısı ise biyomimetik tasarımın öncülerinden Ross Lovegrove olacak. Lovegrove, 24 Eylül’de teknoloji, biyoloji, yapay zekâ ve doğanın tasarımla kurduğu yeni ilişkiyi ve geleceğin üretim kültürünü ele alacak. Programda ayrıca AMBIT Cluster İnovasyon ve Sürdürülebilirlik Müdürü Julio Rodrigo Fuentes tasarım-inovasyon-sürdürülebilirlik ilişkisini, Wieselhuber & Partner Kıdemli Yöneticisi Philipp Trompeter ise yapay zekânın iş süreçleri, tasarım ekosistemi ve değişen müşteri beklentileri üzerindeki etkisini değerlendirecek.
GÜNDEM KORİDORU
3 gün önceEKONOMİ
6 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
6 gün önceEKONOMİ
6 gün önceSPOR
6 gün önceEKONOMİ
6 gün önceEMLAK
6 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.