Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya ölçeğinde güçlü ülkeler arasında yer alırken, yüksek rekolte dönemlerinde ortaya çıkan arzın nasıl değerlendirileceği sektörün temel gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, Türkiye’de kayıtlı yaklaşık 210 milyon zeytin ağacı bulunduğunu belirterek, üretim kapasitesinin yüksek rekolteli yıllarda 3 milyon tonun üzerine çıktığına dikkat çekti.
Önceki yüksek rekolteli sezonda yaklaşık 3 milyon 300 bin tonluk üretime ulaşıldığını aktaran Yıldız, bunun 600-700 bin tonunun sofralık zeytine ayrıldığını, kalan miktar üzerinden yaklaşık 500 bin ton zeytinyağı üretilebildiğini söyledi.
Türkiye’nin üretimde ulaştığı seviyenin önemli bir avantaj oluşturduğunu ancak yüksek rekolteli dönemlerde ürünün değerlendirilmesinin daha kritik hale geldiğini belirten Yıldız, ihracatın yanı sıra iç tüketimin de artırılması gerektiğini vurguladı.
Yıldız, “Türkiye’de şu an 210 milyon zeytin ağacı kayıtlı olarak bulunuyor. Bereketli bir rekoltenin olduğu yıllarda üretim 3 milyon tonların üzerine çıkıyor. Önceki yüksek rekolteli yılda yaklaşık 3 milyon 300 bin tonluk bir üretim vardı. Bunun 600-700 bin tonunun sofralık zeytine ayrıldığını düşündüğümüzde yaklaşık 500 bin ton civarında zeytinyağı ortaya çıkıyor” dedi.
Bu miktardaki üretimin önemli bölümünün dış pazarlarda değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Yıldız, iç pazardaki tüketim alışkanlıklarının da üretimdeki büyümeye paralel gelişmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin üretimde dünyada ilk sıralarda bulunduğunu hatırlatan Yıldız, “İhracat kanalları açık kaldığı ve iç tüketimi de artırabildiğimiz takdirde Türkiye üretimde geldiği noktayı daha güçlü şekilde sürdürebilir. Üretimde ilk üç içerisinde olduğumuz gibi tüketimde de daha ileri bir noktaya gelmeyi ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Zeytin ve zeytinyağı sektörünün son dönemde yakından takip ettiği başlıklardan biri de ABD’nin Türkiye’den yapılan ithalata uyguladığı yüzde 12,5’lik ek vergi oldu.
Yeni vergi düzenlemesini değerlendiren Yıldız, söz konusu kararın ihracatçıların mevcut ticaret planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabileceğini söyledi. Sektörün ihracatta karşı karşıya kaldığı maliyet ve destek başlıklarının ilgili bakanlıklarla görüşüldüğünü belirten Yıldız, Avrupa pazarının Türk zeytinyağı açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti.
“Bakanlıklarımızla bu konuları görüşüyoruz. En büyük zeytinyağı ihracatı yaptığımız pazarlardan biri Avrupa. Buradaki mevcut fon ve uygulamalar Türk üreticisinin ve ihracatçısının hareket alanını etkiliyor. Amerika’da uygulanan yeni vergi sistemi de yapılan anlaşmaları ve kartları yeniden karmamıza sebebiyet verecek” diye konuştu.

Türkiye’nin Fas, Tunus, Cezayir ve Suriye gibi Akdeniz havzasındaki diğer üretici ülkelerle birlikte küresel zeytin ve zeytinyağı ticaretinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yıldız, rekabette kalıcı avantajın yalnızca üretim miktarıyla elde edilemeyeceğini söyledi.
Kalite, lezzet ve markalaşmanın Türkiye’nin uluslararası pazardaki konumunu güçlendirecek temel unsurlar olduğunu ifade eden Yıldız, “Bu ülkeler zaman zaman Avrupa’nın fason üreticileri gibi değerlendiriliyor ancak iş öyle değil. Günün birinde gerçek kalitenin, lezzetin ve markalaşmanın hak ettiği noktaya geleceğini ümit ediyoruz” dedi.
Üreticinin yanı sıra ihracatçının da desteklenmesi gerektiğini kaydeden Yıldız, sektör temsilcilerinin ilgili kamu kurumlarıyla istişare halinde olduğunu söyledi.
Yıldız, “Üreticinin desteklenmesi önemli, ihracatçının desteklenmesi de önemli. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız ile Tarım Bakanlığımız bu konularda her türlü istişareye açık. Üreticiler ve ihracatçılar tesis, yatırım ve ekipman yatırımlarını doğru şekilde değerlendirdiğinde sektör daha güçlü bir yapıya kavuşacaktır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatında daha fazla katma değer yaratabilmesi için markalı ürünlerin payının artırılması gerektiğine dikkat çeken Yıldız, Turquality marka destek programının da ihracatçılar açısından önemli bir araç olduğunu söyledi.
“Turquality marka destek programı dünyaya açılan ihracatçımız açısından çok önemli. Türkiye zeytin ve zeytinyağında ilerlemeye ve büyümeye devam ediyor” diyen Yıldız, sektörün büyümesinin yalnızca dış pazara bağlı kalmadan iç tüketimle de desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
Yıldız, Türkiye’de zeytinyağının günlük tüketimde daha fazla yer almasının üretim-tüketim dengesine katkı sağlayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu büyüklüğü kendi iç tüketimimizle de desteklememiz gerekiyor. İlk önce kendi bahçemizden, kendi avlumuzdan başlayarak iç tüketimi artırmalıyız.”
ABD’nin getirdiği yüzde 12,5’lik ek verginin orta ve uzun vadede Türkiye’nin ihracat rakamlarına nasıl yansıyacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız, kararın sektör açısından beklenmedik olduğunu ancak etkisinin sınırlı kalabileceğini söyledi.
ABD’nin önemli miktarda yağ ithal eden büyük bir pazar olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Amerika’da yakın zamanda gerçekleşen ek vergi beklenmedik bir gelişmeydi. Ancak yüzde 12,5’lik bir oranın çok abartılacağını düşünmüyorum. Sonuçta Amerika dışarıdan baktığımızda iyi bir yağ ithalatçısı. Küçük de olsa sorun yaşatacaktır ancak kısa zamanda yeni koşullara alışılacağını düşünüyoruz” dedi.
Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında sahip olduğu üretim gücünün ihracat, markalaşma ve iç tüketimle desteklenmesinin önemine dikkat çeken Yıldız’ın değerlendirmeleri, sektörde önümüzdeki dönemde miktardan çok katma değer ve pazar çeşitliliğinin öne çıkacağına işaret ediyor.
EKONOMİ
2 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceSPOR
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceEMLAK
2 gün önceEKONOMİ
2 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.