
Türkiye savunma sanayisi, son yıllarda hayata geçirdiği stratejik yatırımlar ve yerli üretim projeleriyle küresel ölçekte adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor. Almanya’nın önde gelen ekonomi gazetelerinden Handelsblatt’ta yayımlanan kapsamlı bir analizde, Türkiye’nin savunma sanayisi alanında katettiği büyük mesafe detaylı bir şekilde mercek altına alındı. Gazetenin değerlendirmesinde, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği teknolojik hamlelerle yalnızca kendi askeri ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp aynı zamanda dünya silah pazarında söz sahibi küresel bir güç haline geldiği vurgulandı.
Savaş uçakları, çok katmanlı hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve gelişmiş radar teknolojilerinde Türk üreticilerin uluslararası rekabet gücünü her geçen gün artırdığı belirtilen haberde, Avrupa ülkelerinin de Türk savunma ürünlerine olan ilgisine dikkat çekildi. İtalya, İspanya, Fransa ve Polonya gibi NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, Türk şirketleriyle iş birliği yaptığı ya da bu şirketlerin geliştirdiği askeri sistemleri doğrudan tedarik ettiği kaydedildi. Türk savunma şirketlerinin yüksek teknolojiye sahip ürünleri uygun maliyet ve yüksek verimlilikle sunmasının, uluslararası pazarda tercih edilmelerinde anahtar bir rol oynadığı ifade edildi. Ayrıca bu durumun Türk savunma sanayisi ihracatının sürdürülebilir bir şekilde büyümesine olanak sağladığı açıkça ifade edildi.
Analizde yer alan resmi veriler çerçevesinde, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı geçtiğimiz yıl 10,5 milyar dolar seviyesine kadar yükseldi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine atıfta bulunulan haberde, Türkiye’nin dünyanın en büyük 11. silah ihracatçısı konumuna yükseldiği ve küresel pazar payını yüzde 1,8’e çıkardığı aktarıldı.
Türk savunma firmalarının Avrupa pazarındaki somut ticari başarılarına da geniş yer ayrıldı. Baykar firması tarafından milli imkanlarla geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ların 30’dan fazla ülkeye ihraç edildiği bilgisi verilerken, TUSAŞ‘ın İspanya’ya 30 adet HÜRJET eğitim uçağı teslim edeceği belirtildi. Öte yandan STM’nin Portekiz donanması için iki adet çok maksatlı lojistik destek gemisi inşa edeceği bilgisine yer verildi.
Aselsan’ın da Avrupa pazarındaki varlığını her geçen gün güçlendirdiğine işaret edilen analizde, şirketin Polonya’da düzenlenen ihalede Alman rakiplerini geride bırakarak 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihalesini kazandığı hatırlandı. Ayrıca Aselsan’ın NATO ile imzaladığı dost-düşman tanıma (IFF) sözleşmesi, Türk savunma teknolojisinin ulaştığı güvenilirlik seviyesini gösteren en kritik kilometre taşlarından biri olarak değerlendirildi. Bu tür dev anlaşmaların, sektörün uluslararası alandaki itibarını daha da sağlamlaştırdığı ifade edildi.

Haberde; Aselsan, Roketsan ve paydaş savunma kurumlarının ortaklığıyla yürütülen “Çelik Kubbe” projesine özel bir parantez açıldı. Yapay zekâ entegrasyonlu ve çok katmanlı bir hava savunma ağı olarak tasarlanan Çelik Kubbe’nin, Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki tam bağımsızlık hedefini bir üst seviyeye taşıdığı kaydedildi.
Tarihsel sürece de detaylarıyla değinen Alman gazetesi, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ABD tarafından Türkiye’ye uygulanan ambargonun Aselsan’ın kurulmasında ve ülkenin yerlileşme hamlesini başlatmasında ana kırılma noktası olduğunu yazdı. 2003 yılından itibaren AR-GE çalışmalarına ayrılan bütçenin düzenli olarak artması ve kararlı kamu alım politikaları sayesinde sektörün büyük bir ivme kazandığı ifade edildi. Günümüzde Türkiye savunma sanayisi bünyesinde 3 bin 500’den fazla şirketin ve yaklaşık 100 bin nitelikli personelin faaliyet gösterdiği, Aselsan dahil beş Türk firmasının ise dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasında yer aldığı bilgisi paylaşıldı.
Tedarik kısıtlamalarının yerli üretimi tetiklediğini belirtilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sözlerine de haberde yer verildi. Bakan Mehmet Şimşek, süreci değerlendirirken, “Ekipmanı bize satmadılar, biz de kendimiz ürettik” ifadelerini kullandı. Haberde, geçmişte uygulanan kısıtlama ve ambargoların Türkiye’yi savunma alanında kendi kendine yetebilen son derece güçlü ve bağımsız bir üretici konumuna getirdiği vurgulandı. Türkiye savunma sanayisi, ulaştığı bu yüksek üretim kapasitesi ve teknolojik birikimle küresel ölçekteki stratejik konumunu her geçen gün pekiştirmeye ve pazar payını artırmaya devam ediyor. Sektörün gelecek dönemde yeni ihracat rekorlarına imza atması ve küresel pazardaki etkinliğini daha da artırması bekleniyor. Türkiye’nin bu alanda kaydettiği başarılar, uluslararası savunma uzmanları ve ekonomi analistleri tarafından da yakından takip ediliyor. Yapılan yatırımların ve yüksek teknolojik AR-GE çalışmalarının önümüzdeki yıllarda Türk savunma sanayisini çok daha ileri bir noktaya taşıyacağı öngörülüyor.
EKONOMİ
1 gün önceGÜNDEM KORİDORU
1 gün önceGÜNDEM KORİDORU
10 gün önceGÜNDEM KORİDORU
29 gün önceEKONOMİ
29 Ağustos 2026EKONOMİ
29 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
29 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.