Karaciğer kitleleri, uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmesi nedeniyle erken tanının önem taşıdığı sağlık sorunları arasında yer alıyor. Karaciğerin geniş rezerv kapasitesi ve kendini yenileme yeteneği, bazı kitlelerin belirti vermeden büyümesine neden olabiliyor. Bu nedenle karaciğerdeki oluşumlar çoğu zaman başka bir nedenle yapılan ultrason veya radyolojik incelemeler sırasında tesadüfen ortaya çıkıyor.
Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer kitlelerinin yapısına göre iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki temel gruba ayrıldığını belirterek düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti.
Erken evrede belirlenen kitlelerde tedavinin daha başarılı sonuçlar verebildiğini ifade eden İbiş, tanının gecikmesinin ise hastalığın seyrini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.
Karaciğerde ortaya çıkan kitlelerin köken aldıkları doku ve hücre özelliklerine göre değerlendirildiğini anlatan Prof. Dr. Cem İbiş, klinik vakalarda iyi huylu oluşumlarla daha sık karşılaşıldığını belirtti.
İbiş, “Karaciğerin geniş rezerve ve yüksek yenilenme kapasitesine sahip olması nedeniyle bu kitleler uzun süre belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebilir. Çoğu zaman başka bir nedenle gerçekleştirilen rutin ultrason kontrollerinde tesadüfen tespit edilirler” dedi.
İyi huylu kitlelerin çoğunlukla çevredeki dokulara yayılmadığını ve büyüme hızlarının düşük olduğunu belirten İbiş, bu nedenle her karaciğer kitlesinin cerrahi müdahale gerektirmediğinin altını çizdi.
Bu tür oluşumların önemli bir bölümünün ameliyat yerine düzenli radyolojik takip altında tutulabileceğini ifade etti.
Karaciğerde saptanan kötü huylu kitlelerin ise farklı kaynaklardan ortaya çıkabildiğine dikkat çeken İbiş, bunların bir bölümünün doğrudan karaciğer dokusundan geliştiğini söyledi.
Diğer grubun ise vücudun başka bölgelerinde başlayan kanserli hücrelerin kan yoluyla karaciğere ulaşması sonucu oluştuğunu belirten İbiş, günlük sağlık kontrollerinde daha sık karşılaşılan kötü huylu karaciğer kitlelerinin bu şekilde gelişen ikincil oluşumlar olduğunu aktardı.
Bu nedenle karaciğerde tespit edilen bir kitlenin özelliklerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi ve oluşumun kaynağının belirlenmesi tedavi yaklaşımının şekillendirilmesinde önem taşıyor.

Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem İbiş
Karaciğer dokusunun esnek ve dirençli yapısı nedeniyle tümörlerin erken aşamada belirgin şikayetlere yol açmayabileceğini söyleyen Prof. Dr. Cem İbiş, kitlenin büyümesiyle birlikte bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini kaydetti.
İbiş, “Kitle büyüdükçe veya organ zarını germeye başladıkça sağ üst karın bölgesinde dolgunluk hissi ve ağrı görülebilir. Nedeni açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik de dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Bu belirtilerin tek başına karaciğer tümörü anlamına gelmediğini ancak özellikle risk grubundaki kişiler tarafından önemsenmesi gerektiğini belirten İbiş, rutin kontrollerin geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Karaciğer hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin öne çıktığını belirten İbiş, kronik Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonlarının özellikle dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Aşırı alkol tüketimi ile kontrolsüz karaciğer yağlanmasına bağlı gelişen siroz tablosunun da risk faktörleri arasında bulunduğuna işaret eden İbiş, kronik karaciğer hastalığı veya hepatit taşıyıcılığı bulunan kişilerin düzenli tarama programlarını aksatmamasını önerdi.
Risk grubunda yer alan kişilerin düzenli takip edilmesi, oluşabilecek kitlelerin henüz küçük boyutlardayken belirlenmesine olanak sağlayabiliyor.
Karaciğer tümörlerinde en başarılı sonuçların, hastalığın henüz organ dışına yayılmadığı ve karaciğer fonksiyonlarının korunduğu dönemde elde edildiğini belirten Prof. Dr. Cem İbiş, görüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin erken tanıyı kolaylaştırdığına dikkat çekti.
İbiş, günümüzde çok küçük boyuttaki kitlelerin bile gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle belirlenebildiğini ifade etti.
Cerrahi müdahalenin uygun vakalarda en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten İbiş, karaciğerin kendini yenileyebilme özelliği sayesinde tümör bulunan bölgenin sağlıklı doku sınırlarıyla birlikte çıkarılabildiğini söyledi.
Karaciğer cerrahisinde son yıllarda kapalı ameliyat tekniklerinin kullanımının arttığını belirten İbiş, bu yöntemlerin hastaların ameliyat sonrası sürecine olumlu katkı sağladığını aktardı.
Kapalı cerrahi yöntemlerle ameliyat sonrası ağrının azalabildiğini, enfeksiyon riskinin düşebildiğini ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini ifade etti.
Cerrahi tedaviye uygun olmayan vakalarda ise farklı seçeneklerin değerlendirilebildiğini kaydeden İbiş, kitlenin yakılmasına yönelik uygulamalar ve damardan lokal kemoterapi gibi yöntemlerin de uygun hastalarda kullanılabildiğini belirtti.
Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer kitlelerinde izlenecek yolun kitlenin türü, yayılım durumu ve karaciğer fonksiyonlarına göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak erken tanının tedavi sürecindeki önemine bir kez daha dikkat çekti.
GÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
28 gün önceEKONOMİ
27 Ağustos 2026EKONOMİ
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
27 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.