Güvenilir Ürün Platformu koordinasyonunda başlatılan “Dijital Ekonomi ile E-Ticaret Faaliyetlerinde Verimlilik Programı”nın tekstil sektörüne odaklanan ikinci toplantısı İstanbul Sanayi Odası (İSO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
İstanbul Sanayi Odası Eğitim Salonu’nda düzenlenen toplantıda tekstil sektöründe üretim süreçlerinin dijitalleşmesi, e-ticaret, e-ihracat, yeni pazarlara erişim ve değişen tüketici alışkanlıkları masaya yatırıldı. Sektör temsilcileri, dijital dönüşümün yalnızca satış kanallarında değil, üretimden lojistiğe kadar bütün değer zincirinde ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Toplantının açılış konuşmasını yapan TGRT Ekonomi Müdürü ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, programın sektörlerin yaşadığı sorunları ve dönüşüm ihtiyacını ortak akılla ele almayı amaçladığını söyledi.
Dijitalleşmenin özellikle e-ticaret ve e-ihracat boyutunun giderek daha fazla önem kazandığını belirten Toprak, “Bunun içinde e-ticaret ve e-ihracat başı çekiyor, onlar çok önemli. Dijitalleşme deyince o tarafının önemli olduğunu gözlemliyoruz. Bilgi paylaştıkça büyüyen çok önemli bir enstrüman. İstanbul Sanayi Odası da bu konuyla ilgili çalışma yaptığımız için bize salonunu açtı” dedi.
Toprak, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Tepe’nin tekstil sektöründeki çalışmalarına da dikkat çekerek, “Biz teknik tekstili ilk Sultan Tepe’den duyduk. Bunu tarihe kayıt olarak geçiriyorum. Teknik tekstilin çok önemli olduğunu yıllar önce söylemişti” ifadelerini kullandı.

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Tepe de tekstil sektöründe katma değerli üretimin yanı sıra kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımının önemine işaret etti.
Celal Toprak ile yaklaşık 20 yıl öncesine dayanan çalışmalarını anlatan Tepe, “Birlikte hem tekstil adına hem de sivil toplum kuruluşları adına çok çalıştık. Benim sivil toplum kuruluşlarına girme sebeplerimden biri de Celal Bey’dir. Bana, ‘Kadınlar ekonominin yarısında eşit düzeyde yer almadığı sürece Türkiye gelişmiş bir ülke olamaz. Sen de teknik tekstil gibi katma değeri yüksek bir alandaysan bunu sivil toplumlarda göstermelisin’ demişti. Yaklaşık 20 yıl önce başladık ve bugün çok daha kıymetli yerlerdeyiz” diye konuştu.
MÜSİAD Tekstil Kurulu Başkanı Hayrettin Gümüşkaya, dijital dönüşümün yalnızca e-ticaret ve pazarlama üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şirketlerin kendi üretim ve operasyon süreçlerinin de dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Tekstil sektörünün küresel ölçekte yoğun rekabet içerisinde bulunduğuna dikkat çeken Hayrettin Gümüşkaya, “Biz kendi firma boyutumuzda hem üretim hem marka ve mağazalaşma tarafında yaklaşık 63 ülkede 400 mağazayla hizmet veriyor ve ürün satıyoruz. Damat Tween Grubu olarak marka tarafında faaliyet gösterirken üretimde de dünyanın sayılı 32 ana markasının ana üreticilerinden biriyiz. Kendi markamızla birlikte bu markaların üretimlerini yapıp bitmiş ürün olarak teslim ediyoruz” dedi.
Dijitalleşmenin şirketlerin bütün organizasyonlarına yayılması gerektiğini belirten Hayrettin Gümüşkaya, “Dijitalleşme gerçekten hayatımızın bugünkü bir gerçeği. Bunun bir pazarlama ve satış tarafı var, bir de kurumsal tarafta firmaların kendi bünyelerinde yapması gereken operasyonlar var. Bunu çok net görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Kiğılı E-Ticaret Direktörü Cem Kahlıoğlu ise dijitalleşmenin tekstil sektöründe artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. Teknoloji ve altyapının önemine rağmen e-ticarette başarının temelinde ürünün bulunduğuna dikkat çeken Kahlıoğlu, “Dünyanın en iyi sitesine sahip olsanız, en iyi altyapıyı kursanız, en iyi lojistiği sağlasanız da iş önce üründen başlıyor. Müşteriye o ürünle ulaşıyorsunuz. Müşterimiz hep akıllıydı, online ile birlikte daha da akıllanmaya başladı” dedi.
Dijital dünyada hızın giderek daha belirleyici hale geldiğini vurgulayan Kahlıoğlu, şirketlerin artık uzun dönemli ve değişmez stratejilerle hareket edemeyeceğini ifade etti.
Kahlıoğlu, “Ben üç ay sonra bütün stratejimiz değişmiş şekilde çalışmaya alıştım. Haftalık, aylık bile değişen bir dünyadayız. Çin’in başarısını yalnızca fiyatla açıklamak doğru değil. Fiyat önemli bir etken ama hikâyeyi değiştiren unsurlardan biri oradaki üretimin dijitalleşme konusundaki başarısıdır” diye konuştu.
Üretimde siparişten teslimata kadar bütün süreçlerin dijital ortamda izlenebilir hale gelmesinin önemine değinen Kahlıoğlu, yapay zekâ destekli sistemlerin de üretimde hız ve verimlilik açısından giderek daha fazla rol oynayacağını belirtti.
Kahlıoğlu, “Siparişin alınmasından siparişin hangi aşamada olduğunun takip edilmesine kadar süreçlerin dijital ortamda ve yapay zekâ desteğiyle yönetilmesi gerekiyor. Dijitalleşmeye önem vermeyen gerçekten buradan elenecek. Dijitalleşmeye ‘Bir firma buldum, yazılım yazdırdım’ şeklinde bakmamak lazım. Hızı ve verimliliği artırıcı her adım dijitalleşmedir” ifadelerini kullandı.
Müşteri talebinin üretim kararlarında daha belirleyici hale geldiğini ifade eden Kahlıoğlu, “Bugün bir üretici ya da firma tek bir entegrasyonla aynı anda birçok kanalda satış yapıyor. Talebi artık müşteri veriyor. O talebi ne kadar iyi analiz edip üretim tarafına döndürebilirseniz başarı sizinle olacak” dedi.

E-ihracatın şirketler açısından önemli fırsatlar barındırmasına rağmen kolay bir alan olmadığının altını çizen Kahlıoğlu, özellikle yeni müşteri kazanımının yüksek maliyetler oluşturduğunu söyledi.
Kahlıoğlu, “E-ihracat çok zor bir iştir. Çok fazla sermaye gerektiren, paranız olsa dahi geri dönüşünün garanti olmadığı bir alan. O yüzden bir pazaryerinin Türkiye’deki üreticilerin, girişimcilerin ve markaların yanında olması kritik. Edirne’nin dışına çıktığınızda rekabet çok daha farklı. Yeni müşteri edinmek, oraya müşteri çekmek hiç kolay değil” değerlendirmesinde bulundu.
Tekstil sektörünün e-ihracatı dijital dönüşümün temel parçalarından biri olarak görmesi gerektiğini belirten Kahlıoğlu, “Tekstil sektöründe yurt dışında nasıl mücadele edeceğimizi hem markalar hem de pazaryerleri olarak düşünmemiz gerekiyor. Üretim tarafında dijitalleşme bakış açısı olmazsa tek bir kişinin ya da markanın vizyonuyla Türkiye’yi o noktaya taşımak çok zor” dedi.
Trendyol Grubu Satış ve İş Geliştirme Direktörü Özkan Çokaygil de küresel tüketicinin giderek daha fazla dijital kanallara yöneldiğine dikkat çekerek Türkiye’nin bu değişimin dışında kalmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin fiyat, kur ve maliyet sorunlarının yanında dijital pazarlara erişim konusunda da dönüşüme ihtiyacı bulunduğunu belirten Çokaygil, “Avrupa’daki müşteri artık dijitale kayıyor. Biz Avrupa’da online dijital ekonominin içerisinde olmazsak o müşteri bize gelmeyecek. O müşteri Çin’e gidiyor. Bu pazara yetişmemiz ve bu pazarın içerisinde olmamız lazım” dedi.
Ayakkabı sektöründeki e-ihracat performansını örnek gösteren Çokaygil, yaklaşık 1 milyar dolarlık sektör ihracatının 260 milyon dolarının e-ihracat üzerinden gerçekleştirildiğini belirtti.
Trendyol’un e-ihracatta Körfez ve Orta Doğu, Doğu Avrupa ile Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetler pazarlarına odaklandığını aktaran Çokaygil, üreticilerin küresel pazarlara açılabilmesi için lojistik, dijital pazarlama, müşteri kazanımı ve yerelleşme süreçlerinin birlikte yönetilmesi gerektiğini söyledi.
GÜNDEM KORİDORU
13 gün önceEKONOMİ
27 gün önceEKONOMİ
12 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
12 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
12 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
12 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
12 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.