Bir bavulla Avrupa yollarına çıkan ilk kuşak Türklerin hikâyesi, bugün bambaşka bir noktaya ulaşmış durumda. Fabrikalarda başlayan bu uzun yolculuk; girişimcilik, teknoloji, bilim ve uluslararası iş birlikleriyle yeni bir döneme evriliyor. Avrupa’da yaşayan Türk toplumu artık yalnızca ekonomik bir güç değil, iki ülke arasında köprü kuran, deneyimi ve birikimiyle geleceği şekillendiren önemli bir aktör olarak öne çıkıyor.
İş insanı Turgut Torunoğulları ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşi de; diasporanın değişen yapısını, gençlerin önündeki fırsatları, Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik bağları ve yeni neslin teknoloji odaklı yolculuğunu konuştuk.
Geçtiğimiz haftalarda Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları’nın davetiyle, Amsterdam’da gerçekleştirilen DTİK Avrupa Buluşması’na katılarak, Avrupa’nın dört bir yanından gelen Türk iş insanlarıyla aynı salondaydım. Doğrusu, salona girerken zihnimde klasik bir iş dünyası toplantısı canlanıyordu. Konuşmalar yapılacak, rakamlar paylaşılacak, fotoğraflar çekilecek, kartvizitler paylaşılacak, sonra herkes evine dönecekti. Fakat daha ilk saatlerden itibaren bunun sıradan bir organizasyon olmadığını fark ettim. Çünkü o salonda konuşulan aslında Avrupa’daki Türklerin bugünü değil, geleceğiydi.

Turgut Torunoğulları 45 yılı aşan ticaret hayatını anlatırken gözlerinde hâlâ ilk şirketini kuran genç girişimcinin heyecanını görmek mümkün. Ancak beni asıl etkileyen başarı hikâyeleri değil başarıyı tarif etme biçimi: “Babalarımız bir bavulla geldiler. Onların hayali çocuklarını okutabilmekti. Biz onların hayallerini gerçekleştirdik. Şimdi sıra; bizim hayallerimizi çocuklarımızın gerçekleştirmesinde.”
Biz, Avrupa’daki Türk varlığını uzun yıllar boyunca hep aynı cümlelerle anlattık.
1960’larda başlayan işçi göçü, fabrikalar, maden ocakları, inşaatlar, bir bavulla çıkılan uzun yolculuk… Gerçekten de bu hikâye bizim ortak hafızamızın en önemli parçalarından biri. Ancak Amsterdam’da şunu çok net gördüm ki artık o hikâyenin devamı bambaşka yazılıyor.
Bugün Avrupa’daki Türk girişimcisi yalnızca restoran sahibi değil, yalnızca market işletmiyor ya da tekstil ticareti yapmıyor. Bugün Avrupa’da otomotiv sanayisinde söz sahibi Türkler, yapay zekâ projeleri geliştiren gençler, yazılım şirketleri kuran girişimciler, uluslararası fonlarla çalışan yatırımcılar ve lojistik ağlarını yöneten profesyoneller var. Ve en önemlisi artık Avrupa’nın ekonomik sistemini yalnızca izleyen değil, onu şekillen diren bir Türk iş dünyası var.
Toplantının ev sahibi Turgut Torunoğulları ile uzun uzun konuşma fırsatı bulduk. 45 yılı aşan ticaret hayatını anlatırken gözlerinde hâlâ ilk şirketini kuran genç girişimcinin heyecanını görmek mümkündü. Ancak beni asıl etkileyen başarı hikâyeleri değil başarıyı tarif etme biçimiydi.
Bir ara sohbet sırasında şöyle dedi: “Babalarımız bir bavulla geldiler. Onların hayali çocuklarını okutabilmekti. Biz onların hayallerini gerçekleştirdik. Şimdi sıra; bizim hayallerimizi çocuklarımızın gerçekleştirmesinde.”
Aslında tek cümleyle Avrupa’daki Türklerin son yarım yüzyıllık dönüşümünü özetli yordu. İlk kuşak hayatta kalmayı başardı, ikinci kuşak iş kurmayı, üçüncü kuşak ise artık küresel marka üretmek istiyor. İşte esas değişim burada.

Torunoğulları’nın üzerinde en fazla durduğu konu “diaspora” kavramıydı. Fakat onun diaspora tanımı alıştığımız tanımlardan oldukça farklı.
“Diaspora ekonomidir” diyor. İlk bakışta iddialı bir cümle gibi geliyor. Oysa biraz düşündüğünüzde hak vermemek mümkün değil. Çünkü bugün dünyada etkili bütün diasporaların ortak noktası ekonomik güç.
Hint diasporası, Çin diasporası, Ermeni diasporası…Hepsinin uluslararası etkisinin temelinde ekonomik organizasyon kabiliyeti bulunuyor. Ekonomik güç; beraberinde siyasal etkiyi, sosyal görünürlüğü ve kültürel itibarı getiriyor.
Tam da bu nedenle Torunoğulları’nın şu cümle sini not defterime özellikle yazdım: “Ekonomi olmadan diaspora olmaz, diaspora olmadan ekonomi olmaz.” Bence DTİK’in yeni vizyonunu anlatan en güçlü cümle bu.
Salonda dikkatimi çeken başka bir ayrıntı vardı. Artık herkes geçmişi değil, geleceği konuşuyordu. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, teknoloji yatırımları, yüksek katma değer, yeni nesil girişimcilik.
Aslında Avrupa’daki Türk iş dünyası önemli bir eşiği geçmiş durumda. Bir dönem emeğin yoğun olduğu sektörlerde büyüyen girişimcilik, artık bilginin yoğun olduğu alanlara yöneliyor.
Torunoğulları’nın dijitalleşmeyi anlatırken kullandığı örnek oldukça çarpıcıydı: “Eskiden insanlar ağır sanayide, isli fabrikalarda uzun saatler çalışarak para kazanıyordu. Bugün ise aydınlık ofislerde, bilgisayar ekranlarının başında geliştirilen yazılımlar milyarlarca dolarlık değer üretebiliyor. Dünya değişiyor. Dolayısıyla Türk girişimcisinin de değişmesi gerekiyor.” Amsterdam’daki toplantının belki de en önemli mesajı buydu.
Torunoğulları’nın anlattığı projeler arasında belki de en stratejik olanı, üç farklı kesimi aynı masa etrafında buluşturma fikriydi.
Türkiye’den Avrupa’ya gelen nitelikli profesyoneller, Avrupa’da yetişmiş genç Türkler ve yılların tecrübesine sahip girişimciler. Aslın da üç ayrı dünyanın bilgi birikimi tek potada eritilmeye çalışılıyor. Bu yalnızca networking faaliyeti değil. Yeni şirketlerin doğacağı bir ekosistem oluşturma çabası. Çünkü artık sermaye tek başına yeterli değil. Bilgi, teknoloji, uluslararası deneyim ve güven. Başarı bunların birleşiminden doğuyor.
Turgut Torunoğulları ile röportajımız sırasında kadın girişimcilerden de uzun uzun söz ettik. DTİK bünyesinde kurulan kadın çalışma grubunun yalnızca temsili bir yapı olmadığını görmek sevindiriciydi. Avrupa’da hukukta, sağlıkta, finansta, girişimcilikte ve teknolojide başarı hikâyeleri yazan Türk kadınlarının daha görünür hale gelmesi, yeni dönemin en önemli kazanımlarından biri olacak.
Çünkü ekonomik kalkınmanın cinsiyeti yok. Fırsat verildiğinde kadınların ortaya koyduğu başarı bunun en açık kanıtı. Gelinen noktada da bakıyorum ki Avrupa’da artık bambaşka bir Türk profili yükseliyor. Bulunduğu ülkenin parlamentosunda görev yapan, uluslararası şirketleri yöneten, binlerce kişiye istihdam sağlayan, üniversitelerde araştırma yapan, yeni nesil teknolojilere yatırım yapan ve dünyanın birçok ülkesinde söz sahibi olmaya başlayan bir nesil geliyor.
Bu tabloyu görmek, Türkiye’nin gelecek vizyonu açısından da önemli. Çünkü güçlü diaspora yalnızca yurt dışında yaşayan vatandaşlardan oluşmuyor. Güçlü diaspora; bulunduğu ülkede değer üreten, güven oluşturan, yatırım yapan ve ekonomik etki meydana getiren insanlardan oluşur. Amsterdam’da gördüğüm en önemli gerçek tam da buydu.
D TİK Avrupa Buluşması, başarılı bir organizasyon değil, Avrupa’daki Türklerin yeni hikâyesini ortaya koydu. Bir zamanlar tren garlarında başlayan yolculuk, bugün teknoloji panellerinde, uluslararası yatırım masalarında ve küresel marka projelerinde devam ediyor. Ve galiba asıl hikâye de şimdi başlıyor.
HEDEF 20 MİLYAR DOLARLIK TİCARET
DTİK Avrupa Buluşması kapsamında katıldığımız bir başka önemli program ise Edelstaal Group ve Orka Grubu tarafından Amsterdam’da hayata geçirilen Radisson Hotel yatırımının açılışıydı. Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat’ın gerçekleştirdiği otel yatırımı, Avrupa’daki Türk sermayesinin artık yalnızca ticaret yapan değil; uluslararası markalarla ortaklık kurabilen, bulunduğu ülkeye değer katan ve küresel standartlarda yatırım gerçekleştirebilen bir seviyeye ulaştığını gösteriyordu. Bu nedenle Radisson yatırımı bana göre sembolik açıdan son derece önemliydi. Toplantıda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın verdiği mesajlar da dikkat çekiciydi. Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacminin 20 milyar dolara çıkarılması hedefi elbette önemli. Ancak rakamların ötesinde başka bir gerçek var. Hollanda bugün, lojistikten tarıma, finanstan teknolojiye, yatırımdan üretime kadar Türkiye’nin Avrupa’ya açılan en önemli ekonomik kapılarından biri. İki ülke arasındaki ekonomik entegrasyon artık klasik dış ticaret rakamlarıyla açıklanamayacak kadar derinleşmiş durumda. Ve bu ilişkinin en önemli taşıyıcısı da Avrupa’da yaşayan Türk girişimciler. Onlar iki ülkeyi de tanıyor, iki kültürü de biliyor, iki ekonomiyi de okuyabiliyor. Tam da bu yüzden doğal bir ekonomik köprü görevi görüyorlar.
GÜNDEM KORİDORU
1 gün önceEKONOMİ
15 gün önceEKONOMİ
24 gün önceGÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026GÜNDEM KORİDORU
01 Ağustos 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.