İklim alanında faaliyet gösteren 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan İklim Ağı, 5 Haziran Çevre Günü ve 8 Haziran’da Bonn’da başlayacak COP31 hazırlık görüşmeleri öncesinde Postane İstanbul’da ikinci basın toplantısını düzenledi. Toplantıda, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlığına yönelik kritik değerlendirmeler ile somut çözüm önerileri kamuoyuyla paylaşıldı.
Toplantıda söz alan İklim Ağı temsilcileri; petrol, gaz ve kömür gibi fosil yakıtlara dayalı enerji politikalarının, hem küresel iklim krizini tırmandırdığına hem de jeopolitik gerilimler karşısında ülkeleri kırılganlaştırdığına dikkat çekti. Özellikle son dönemde Ukrayna ve İran ekseninde yaşanan çatışmaların bu kırılganlığı ve enerji güvensizliğini net bir şekilde gözler önüne serdiği; COP31’in ise fosil yakıtlardan adil çıkış için tarihi bir fırsat sunduğu vurgulandı.
Bilimsel veriler, mevcut fosil yakıt eğilimlerinin sürmesi durumunda Türkiye topraklarının %55’ini etkileyen sıcak-kurak iklim kuşağının 2040’larda %70’e, 2070’lerde ise %80’e yükseleceğini, yağış rejimlerinin zayıflayarak çölleşme riskinin artacağını ortaya koyuyor.

WWF-Türkiye’den Ayşe Mine Doğan, Türkiye’nin enerji üretiminde kullandığı fosil yakıtların %78’ini, elektriğinin %34’ünü karşılayan kömürün ise yaklaşık %60’ını ithal ettiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Fosil yakıt ısrarı bize yüksek faturalar, hava, su, toprak kirliliği ve artan sağlık sorunları olarak geri dönüyor. Akdeniz kuşağında yer alan ve iklim krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için doğayla uyumlu yenilenebilir enerji çözümlerini hızla artırması gerekiyor. Kriz dönemlerinde gerçek enerji güvenliği fosil yakıtlarda değil; güneş ve rüzgar gibi erişilebilir sistemlerdedir. İlk adım olarak yeni kömürlü santral ısrarından vazgeçmeli ve kömürden adil çıkış takvimi açıklamalıyız.”
Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, fosil yakıt bağımlılığının küresel eşitsizlikleri ve militarizmi körüklediğini belirtti. Savaşların bedelini sivillerin, iklim krizinin yükünü ise bu krizden en az sorumlu olan toplumların ödediğini vurgulayan Abanus , “Fosil yakıtlardan adil çıkış sadece bir enerji politikası değil; barışı, uluslararası dayanışmayı ve ülkeler arası işbirliğini güçlendirecek bir iklim adaleti meselesidir. Türkiye’nin Santa Marta Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı’nın sonuçlarını sahiplenmesini bekliyoruz ” dedi.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, kömürlü termik santrallerin enerji bağımsızlığı sağlamadığını aksine ithalata dayandığını ifade etti. Devlet teşviki olmadan ayakta kalamayan bu sistemde, plansız bir çıkışın maden işçilerini belirsizliğe sürükleyeceğini söyleyen Alpay, kimseyi arkada bırakmayacak bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti. Alpay, Türkiye’nin COP31 başkanlığındaki samimiyetini göstermesi için somut bir adım önerdi:
“İlk yapılması gereken, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne yapılması planlanan ek ünitelerin iptal edilmesidir. Projenin ÇED raporunun iptalini değerlendirecek olan 11 Haziran’daki duruşmadan umutluyuz. COP31’e yeni bir termik santral projesi olmadan gitmek büyük bir önem taşıyor.”
Yeşil Düşünce Derneği Proje Koordinatörü Özge Doruk ise dışa bağımlı enerji sistemindeki her krizin topluma doğrudan ekonomik istikrarsızlık ve yüksek maliyet olarak yansıdığına dikkat çekti. Dönüşümün sahada parçalı ve plansız ilerlediğini belirten Doruk, “Sosyal etkileri gözetmeyen her adım kırılganlığı derinleştirir. Dönüşümün maliyeti toplumun belirli kesimlerine yüklenmemelidir. Türkiye’nin atacağı adımların kapsayıcı, planlı ve toplumsal olarak dengeli bir şekilde yönetilmesi kritik önem taşıyor ” açıklamasında bulundu.
Temsilciler ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un daha önce yaptığı “fosil yakıtların enerji güvenliğini garanti etmediği” yönündeki açıklamalarını ve COP28’de alınan küresel yenilenebilir enerji kararlarını hatırlatarak Türkiye’yi liderlik etmeye davet etti.
İklim Ağı Üyeleri: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ClientEarth, Doğa Derneği, Greenpeace Türkiye, Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO), İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD), İklim için 350 Derneği (350 Türkiye), Mekanda Adalet Derneği (MAD), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD), Türetim Ekonomisi Derneği, TEMA Vakfı, WWF-Türkiye, Yeşil Düşünce Derneği (YDD), Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels), CAN Europe (Gözlemci Üye).
#COP31 #İklimAğı #FosilYakıtlaraVeda #AdilGeçiş #İklimAdaleti #KömürdenÇıkış
EKONOMİ
26 gün önceEKONOMİ
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026GÜNDEM KORİDORU
03 Haziran 2026EKONOMİ
03 Haziran 2026EKONOMİ
03 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.