Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörü, yüksek rekolte beklentisiyle yeni sezona hazırlanırken ihracat pazarlarındaki daralma, artan maliyetler ve stok baskısıyla karşı karşıya. Sektör temsilcileri, üreticinin korunması ve ihracatın sürdürülebilmesi için acil destek çağrısında bulunuyor.
Yaklaşan zeytin hasadı öncesinde uyarılarda bulunan Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, sektörün ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. ABD’nin Türk zeytinyağına uyguladığı ek vergi, yüksek girdi maliyetleri, düşük dünya fiyatları ve ihracattaki sorunların üretici ve ihracatçının hareket alanını daralttığını ifade eden Çetin, acil önlem alınmaması halinde yüksek rekolte beklenen sezonda ürünün ağaçta kalabileceği, depolardaki stokların ise bozulma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. ABD pazarında Türkiye menşeli ürünlere mevcut gümrük vergilerine ek olarak yüzde 12,5 oranında tarife uygulanmasına dikkat çeken Çetin, AB ülkelerine uygulanan ilave oranın yüzde 10, Tunus’un ise ek tarifeden muaf olduğunu belirtiyor. Çetin’e göre bu fark, dar kâr marjları ve yüksek navlun maliyetleri nedeniyle Türk ihracatçısı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Yurt dışında zeytinyağı fiyatlarının 3,5-4 Euro seviyesine gerilediğini belirten Çetin, mevcut fiyatların hasat maliyetini dahi karşılamadığını söylüyor.
Çözüm için ihracatçıya DFİF üzerinden litre başına nakit destek ve üreticiye en az 50 TL prim verilmesini isteyen Çetin, aksi halde ürünün ağaçta kalmasının ve mevcut stokların ziyan olmasının kaçınılmaz hale geleceğini vurguluyor.

Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin
Zeytin ve zeytinyağı sektörünün küresel pazarlarda yaşanan vergi eşitsizlikleri ve finansal darboğaz nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı ürünlerine uyguladığı yüzde 12,5’lik ek vergiye dikkat çekerek, Tunus gibi rakip ülkelerin bu uygulamadan muaf tutulmasının Türk ihracatçısını dezavantajlı konuma getirdiğini ifade ediyor. ABD pazarının Türk zeytinciliği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Kürlek, vergi eşitsizliğinin giderilmesi için proaktif bir ticari diplomasi yürütülmesi gerektiğini söylüyor. Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun biçimde DFİF desteklerinin yeniden devreye alınmasını isteyen Kürlek, diplomatik görüşmeler sonuçlanana kadar vergi farkını karşılayacak geçici bir destek modeli uygulanmasını öneriyor. “Geçici bir maliyet artışının, yıllardır büyük emeklerle kazanılan ABD pazarının kalıcı olarak kaybına dönüşmesine izin vermemeliyiz” diyor. Sektörün finansal sorunlarına da dikkat çeken Kürlek, yüksek üretim maliyetleri ve faizlerin firmaları zorladığını belirterek Eximbank ve reeskont kredilerinin uzun vadeye yayılmasını, KDV iadelerinin ise hızlandırılmasını talep ediyor. Konkordato süreçlerinin yalnızca firmaları değil, üreticiden küçük tedarikçiye kadar tüm zincirin nakit akışını etkilediğini söyleyen Kürlek, markalı ihracatın korunması gerektiğini vurgulayarak, “Yurt dışındaki bir rafın kaybedersek yeniden kazanmamız yıllar sürer, böyle kalıcı bir pazar kaybını kaldıramayız” dedi.

Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek
Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uçar, zeytin ve zeytinyağı sektörünün artan maliyetler, daralan iç ve dış piyasalar, kotalar ve ek vergiler nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğini belirtiyor. Yaklaşık 500 bin üretici aile ile 4 milyon vatandaşın geçim kaynağı olan sektörün, Türkiye’nin ağaç varlığını 210 milyona çıkararak üretimde dünya ikinciliğine yükselmesine rağmen ciddi ihracat kayıpları yaşadığını ifade eden Uçar, 2022-2023 sezonunda 765 milyon dolar olan zeytinyağı ihracat gelirinin her yıl ortalama 250 milyon dolar gerilediğine dikkat çekiyor. ABD’nin uyguladığı ek vergiler ve rakip ülkelerin bazı avantajları karşısında üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Uçar, alan bazlı desteklerin yetersiz kaldığını, üretici maliyetleri ile piyasa fiyatları arasındaki farkı telafi edecek değişken veya esnek prim desteğinin hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu desteğin hem üreticiyi koruyacağını hem de kayıt dışılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını belirtiyor. Sektördeki finansal baskının tedarik zincirini de tehdit ettiğini ifade eden Uçar; dökme ihracatta sezon başında rekolteye göre üst sınır belirlenmesi, toptan ihracat yapan firmalara ambalajlı ürün desteği ve kilogram başına devlet desteği verilmesi, kooperatif ve KOBİ’lere düşük faizli ihracat kredileri sağlanması gerektiğini dile getiriyor. Ayrıca AB’ye vergisiz ihracat kotasının artırılması ve lisanslı depoculuk sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uçar
Bağcı Zeytin Yönetim Kurulu Üyesi Saffet Gültekin, zeytin ve zeytinyağı sektörünün yeni sezona yüksek ürün beklentisi ve geçen yıldan devreden yaklaşık 250 bin tonluk stokla girdiğini belirtiyor. İhracatın sektör açısından kritik önem taşıdığına dikkat çeken Gültekin, ABD pazarında gündeme gelen yüzde 12,5’lik ek yükün Türk ürünlerinin rekabet gücünü daha da zorlayacağını ifade ediyor. “Zaten ihracat yapmak çok zor. Böyle bir uygulama bizi ciddi şekilde zora sokacak” diyen Gültekin, sorunun şirketlerin tek başına çözebileceği boyutta olmadığını, hükümet ve ilgili bakanlıklar düzeyinde girişim gerektiğini vurguluyor. Üretim maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Gültekin, zeytin fiyatlarının iki yıl öncesine yakın olmasına karşın ambalaj, işçilik ve nakliye giderlerinin ciddi ölçüde yükseldiğini söylüyor. Üreticinin artan maliyetlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Gültekin, Avrupa’da kendi dağıtım ağlarıyla ihracatı geliştirmeyi sürdürdüklerini kaydediyor.

Bağcı Zeytin Yönetim Kurulu Üyesi Saffet Gültekin
Milas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Reşit Özer, zeytin ve zeytinyağı sektörünün ABD’nin uyguladığı ek gümrük vergileri, kaldırılan prim destekleri, artan girdi maliyetleri ve finansal sorunlar nedeniyle kritik bir dönemden geçtiğini belirtiyor. Özellikle ABD pazarındaki kayba dikkat çeken Özer, geçen yılın ilk altı ayında 8,7 milyon kilogram zeytinyağı ihracatı karşılığında 37,1 milyon dolar gelir elde edilirken, 2026’nın aynı döneminde ihracatın miktar bazında yüzde 46 düşerek 4,7 milyon kilograma, değer bazında ise yüzde 45 gerileyerek 20,5 milyon dolara indiğini söylüyor. ABD’nin AB ülkelerine yüzde 10 vergi uygularken Tunus’a muafiyet tanıdığını, Türkiye’ye ise ek yüzde 12,5’lik vergi getirdiğini hatırlatan Özer, bu durumun İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi rakip ülkeleri avantajlı konuma taşıdığını vurguluyor. “Bu vergi esnetilmez veya AB seviyesine çekilmezse ABD pazarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” diyor. İç piyasadaki prim desteğinin de bu yıl tamamen kaldırıldığını belirten Özer, üretim maliyetlerinin satış fiyatlarını karşılamadığını ifade ediyor. Yüksek rekolte beklentisi nedeniyle stokların artabileceği uyarısında bulunan Özer, acil bir eylem planı gerektiğini savunuyor. Üreticinin yanı sıra sanayicinin de korunması gerektiğini belirterek, “Her fabrika bir kaledir” sözleriyle sektördeki işletmelerin ayakta tutulmasının önemine dikkat çekiyor.

Milas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Reşit Özer
Türkiye’de İş Dünyası dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak ile yaptığı söyleşide zeytinin yalnızca bir tarım ürünü değil topraklarımızın binlerce yıllık hafızasının taşıyıcısı olduğunu söyleyen Akhisar Ticaret Borsası Başkanı Alper Alhat, “Bu coğrafyada zeytin ağaçlarının ne kadar eskiye dayandığını görüyoruz. Bu memleket bizim, bu ülke bizim, bu zeytin de bizim” sözleriyle zeytinin kültürel değerine dikkat çekiyor. Türkiye’nin zeytin varlığında son yıllarda önemli bir sıçrama yaşandığını belirten Alhat, 2005 yılında yaklaşık 90 milyon olan ağaç varlığının bugün 210 milyona ulaştığını söylüyor. Bu artışın beraberinde üretim planlamasını da zorunlu kıldığını vurgulayan Alhat’a göre sektör, bu yıl “varlık yılı” yaşayacak. Dolayısıyla mesele yalnızca üretmek değil, ürünü doğru koşullarda depolamak ve disiplinli bir ticaret modeli oluşturmak. Lisanslı depoculuğun bu noktada kritik bir ihtiyaç olduğunu ifade eden Alhat, üreticiden sanayiciye kadar tüm sektörün uygun saklama koşullarına kavuşması gerektiğini belirtiyor. Çünkü zeytinde doğası gereği üretimin bol olduğu yılın ardından daha düşük üretimin yaşanabileceğine dikkat çekiyor. İhracatın ise sektörün geleceği açısından ayrı bir önem taşıdığını söyleyen Alhat, özellikle ABD’nin uyguladığı yüzde 12,5’lik verginin ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ediyor. Çözüm olarak bir yıllık ihracat desteği ve markalı, katma değerli ihracat çağrısı yapıyor. “Küçük bir destekle büyük işler yapabiliriz” diyen Alhat, yaklaşık 20 milyon dolarlık bir destekle 500 milyon dolarlık ihracatın korunabileceğine işaret ediyor. Alhat’ın tüketiciye de bir mesajı var: “Zeytinyağı bugün Türkiye’nin en uygun fiyatlı gıda ürünleri arasında. Uygun koşullarda saklandığında iki yıllık bir ürün. Tüketici bu fiyatları fırsata çevirip ürünü alarak depolayabilir.” Ona göre bu yıl, üretici ile tüketicinin birlikte kazanabileceği bir yıl olabilir.
GÜNDEM KORİDORU
19 gün önceGÜNDEM KORİDORU
08 Ekim 2026EKONOMİ
08 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
08 Ekim 2026EKONOMİ
08 Ekim 2026SPOR
08 Ekim 2026EKONOMİ
08 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.