Son dönemde özellikle sosyal medyada hızlı kilo kaybı vaatleriyle gündeme gelen zayıflama iğneleri, uzmanlar tarafından yalnızca iştahı baskılayan ürünler değil, vücudun açlık, tokluk ve kan şekeri dengesini etkileyen tıbbi tedaviler olarak tanımlanıyor. Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan, bu ilaçların herkes için uygun olmadığını belirterek kalıcı sonuçlar için hekim takibi, yeterli ve dengeli beslenme ile fiziksel aktivitenin şart olduğunu vurguladı.
Zayıflama iğnelerinin çalışma prensibini açıklayan Arslan; GLP-1 ve GIP hormonlarını taklit eden bu ilaçların tokluk sinyallerini güçlendirerek iştahı azalttığını belirtti. İlaçların doğrudan yağ yakma özelliğine sahip olmadığının altını çizden Arslan, “Bu ilaçların temel etkisi, iştahı ve besin alımını düzenleyerek kilo kaybını desteklemeleridir. Dolayısıyla tedaviyi yalnızca tartıdaki değişim üzerinden değerlendirmek yerine kişinin genel sağlık durumunu ve beslenme alışkanlıklarını da göz önünde bulundurmak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Zayıflama iğnelerinin belirli sağlık kriterlerini karşılayan bireylere uygulanması gerektiğini aktaran Emel Terzioğlu Arslan, tedavinin sınırlarına dair şu bilgileri paylaştı:
“Zayıflama iğneleri öncelikle obezite tedavisinde ve belirli sağlık koşullarını karşılayan kişilere uygulanır. Bazı ilaçlar beden kitle indeksi otuz ve üzeri olanlarda veya beden kitle indeksi yirmi yedi ve üzeri olup diyabet, hipertansiyon gibi kilo ile ilişkili sorunu bulunanlarda kullanılabilir. Birkaç kilo vermek isteyen herkes için uygun değildir. Zayıflama iğnelerine başlama kararı; sağlık durumu, hastalık geçmişi ve kullanılan ilaçlar değerlendirilerek hekim tarafından verilmelidir. Doz ve süreç mutlaka hekim kontrolünde planlanmalı, kişiler kendi kararlarıyla doz değiştirmemelidir.”
Tedavi sürecinde bulantı, kabızlık, ishal ve kusma gibi yan etkilerin görülebileceğini ifade eden Arslan, düşük dozla başlanıp kademeli artış yapılmasının önemine değindi. Arslan ayrıca gebelikte bu ilaçların kullanılmaması gerektiğini, safra kesesi, pankreas veya diyabet öyküsü olan hastaların hekimlerini bilgilendirmeleri gerektiğini kaydetti.
İştahın azalmasıyla birlikte küçülen öğünlerin besin yetersizliğine yol açmaması gerektiğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Azalan iştahla öğünler küçülse de vücudun protein, vitamin ve mineral ihtiyacı azalmaz. Kilo kaybı sürecinde kas kütlesi de düşebileceğinden beslenmenin doğru planlanması gerekir. Kilo verirken yalnızca tüketilen miktara odaklanmamak gerekir. Protein kaynaklarının yanı sıra sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillere yer verilmelidir. Uygun kuvvet egzersizleri kas kütlesini koruyabilir. Belirgin iştahsızlık yaşayan kişilerin hekim ve diyetisyen desteği alması beslenme yetersizliklerini önlemek açısından önemlidir.”
İlaç kullanımı sonlandırıldığında iştah üzerindeki etkinin azalmasıyla kiloların bir bölümünün geri alınabileceğine dikkat çeken Arslan, kalıcı kilo yönetimi için yaşam tarzı değişikliklerinin ve uzman takibinin 2026 yılında da en temel unsur olduğunu dile getirdi.
GÜNDEM KORİDORU
22 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
22 Ekim 2026EKONOMİ
22 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
22 Ekim 2026EKONOMİ
22 Ekim 2026SPOR
22 Ekim 2026EKONOMİ
22 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.