DOLAR 43,9493 0.12%
GBP 59,3099 -0.15%
EURO 51,9846 0.09%
ALTIN 7.434,921,41
BIST 13.717,81-1,16%
BITCOIN 29451262.24238%
ETH 863402.6446%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

ÖZEL HABER
Ali Demir’den arı zehri müjdesi!
Lokman Group’un 11 milyar liralık vizyonu

Lokman Group’un 11 milyar liralık vizyonu

27/02/2026 13:14
Lokman Group’un 11 milyar liralık vizyonu

Lokman Group, son dört yılda yalnızca finansal göstergelerle açıklanamayacak bir dönüşüme imza attı. Grubun 2025 yılı performansı, bu dönüşümün somut çıktılarını gözler önüne seriyor: Yüzde 50 büyüme ile 8 milyar liraya ulaşan ciro, 8 milyon dolarlık ihracat ve 31 bin kalemi aşan ürün çeşidiyle 28 bin eczaneye hizmet veren bir ecza deposu. Ancak asıl çarpıcı olan, 2026 hedefleri: 11 milyar lira ciro, 10 milyon dolar ihracat ve kârın yüzde 5’inin ayrıldığı Ar-Ge yatırımlarıyla operasyonel mükemmeliyeti derinleştirmek. Bu büyüme, sadece rakamlarla sınırlı değil; sağlık turizminde kişi başı harcamanın 10 bin dolara ulaştığı, topraksız tarımda verimliliğin 21 bin kök/dönüm gibi rekor seviyelere çıktığı, yapay zekâ destekli çözümlerle eczacılık pratiğini dönüştüren bir ekosistemin hikâyesi.

Lokman Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz ile bir araya geldiğimiz buluşmada, grubun “iyiliği çoğaltma” felsefesiyle nasıl bir büyüme stratejisi izlediğini, dijital dönüşümden tarıma, sağlık turizminden kurumsal yönetişime kadar uzanan geniş bir yelpazede konuşma fırsatı bulduk.

Yaklaşık dört yıl önce kendisiyle yaptığım röportajda, o zamanlar da vizyoner bir iş insanı profili çiziyordu Hatice Öz. Ama aradan geçen sürede Lokman Group öyle bir dönüşüm geçirmiş ki, anlattıklarını dinlerken insan ister istemez “Keşke her şirket böyle büyüse” diye düşünüyor. Çünkü bu büyüme sadece rakamlarla ölçülecek cinsten değil; aynı zamanda bir felsefenin, bir duruşun da büyümesi.

Bugün Lokman Group; Lokman Ecza Deposu, Tane Itriyat, Ledbim, Medoper, Elara Tarım ve yurt dışında İngiltere, Almanya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki şirketleriyle sekiz farklı entity’den oluşan bir ekosistem. Ama mesele sadece şirket sayısında değil; bu şirketlerin birbiriyle kurduğu sinerjik ilişkide.

TEK MERKEZDEN 28 BİN ECZANEYE

Lokman Ecza Deposu, grubun amiral gemisi. 2007’de kurulan depo, Türkiye’nin ilk tek merkezden tüm ülkeye online ecza satışı yapan deposu olma özelliğini taşıyor. Antalya merkezli bu yapı, 31 binin üzerinde ürün çeşidiyle 28 bin eczaneye hizmet verebilecek kapasitede çalışıyor.

“Yeni nesil ecza depoculuğu” olarak tanımladıkları bu model, aslında dijital dönüşümün ecza sektörüne yansımasının en somut örneği. Tek bir merkezden tüm Türkiye’ye dağıtım yapmak, operasyonel maliyetleri düşürürken verimliliği artırıyor. Üstelik TİTCK onaylı tüm süreçler, ilaç takip sistemlerinden lojistiğe kadar tam otomasyonla yönetiliyor.

Hatice Öz’ün bu noktada altını çizdiği bir detay var: “Taşıdığınız şey sadece ilaç olmuyor aslında; birisinin annesinin umudu ya da çocuğunun ilacı oluyor.” Bu cümle, aslında grubun tüm operasyonlarına sinen hassasiyeti de özetliyor.

Soldan saga Hakki Taha Oz Farma ve Ledbim YK Baskani ve Lokman Group YK Baskani Hatice Oz ve Murat Ozkurt Elara Tarim Uretim Muduru

Farma ve Ledbim Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Taha Öz, Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, Elara Tarım Üretim Müdürü Murat Özkurt (Soldan sağa)

LEDBİM: TEKNOLOJİNİN KALBİ

2007’de Lokman Ecza Deposu’nun teknoloji departmanı olarak başlayan yolculuk, zamanla Ledbim’i doğurdu. Bugün Ledbim, hem grup şirketlerinin teknoloji ihtiyaçlarını karşılıyor hem de dışarıdan gelen start-up’lara yatırım yapıp onları büyütüyor.

Taha Öz’ün anlatımıyla, Ledbim’in portföyü oldukça renkli: Eczaneler arası alışveriş için bir pazar yeri, Alzheimer ve demans hastaları için geliştirilen “Menta”, yasal ulaşım start-up’ları, IoT tabanlı ısı ve nem ölçüm cihazı Datasonik… Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

En dikkat çekici projelerden biri ise yakında devreye girecek “Lokman AI”. Eczane teknisyenlerine yardımcı olması için geliştirilen bu yapay zekâ asistanı, çapraz satıştan müşteri yönlendirmeye kadar pek çok konuda destek verecek. “Bunu alan bunu da aldı” mantığıyla çalışan sistem, aslında eczacılık pratiğini dijitalleştirirken insan unsurunu da güçlendirmeyi hedefliyor.

“SAĞLIK TURİZMİ BİR MEMLEKET MESELESİ”

Sağlık turizmi, Lokman Group’un büyüme stratejisinde önemli bir yer tutuyor. Medoper aracılığıyla her yıl 12 farklı ülkeden 500’ün üzerinde hasta Türkiye’ye geliyor. İngiltere, Almanya, Amerika başta olmak üzere Brezilya’dan Türki Cumhuriyetlerine kadar geniş bir coğrafyadan hasta kabul ediyorlar.

Hatice Öz’ün verdiği bilgiye göre, sağlık turizminde kişi başı harcama normal turizme göre 3 ila 10 kat daha fazla: 3 bin ile 10 bin dolar arasında.

“Sağlık turizmi bir memleket meselesi” diyen Öz, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini şöyle özetliyor: “Avrupa’da aylar süren randevu süreçleri, burada günlere iniyor. Üstelik hastalar operasyonlarını yaptırırken tatil de yapabiliyor.”

Hatice Öz’ün “Türkiye’de zaman zaman operasyonlarla ilgili olumsuz haberler çıkıyor, bu sağlık turizmini etkiliyor mu?” sorusuna verdiği cevap ise net: “Dünyanın her yerinde komplikasyon riski vardır. Önemli olan bunu doğru yönetmek. Türkiye’deki sağlık hizmetleri kalitesi ve teknolojik altyapı dünya standartlarının üzerinde. Bazen kötü propagandalar olabiliyor ama hastalar geldiklerinde gerçeği görüyor.”

WhatsApp Image 2026 02 27 at 12.35.08

Lokman Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz ile bir araya geldiğimiz buluşmada, grubun “iyiliği çoğaltma” felsefesiyle nasıl bir büyüme strateji izlediğini konuştuk…

BİTKİYE MASAJ NASIL YAPILIR?

Hatice Öz, Elara Tarım ile 82 bin metrekarelik alanda çilek, böğürtlen, ahududu ve Frenk üzümü üretimi yapıyor. Ama bu üretim, alışılmışın çok dışında bir anlayışla gerçekleşiyor.

“Bitkilerimizi strese sokmadan yetiştiriyoruz” diyor Hatice Öz. Peki bu ne demek? Bitkilerin köklerinden yapraklarına kadar her şeyini ölçüp biçiyorlar. Termal suyla köklerini ısıtıyorlar, ihtiyaç duydukları dalga boyunda spektrum ışığı veriyorlar, hatta manyetik alanla adeta “masaj” yaparak onların daha az enerji harcayarak besin almalarını sağlıyorlar.

Firma üstelik sadece bununla da kalmıyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan bir yöntemle “katmanlı üretim” gerçekleştiriyor. Çileğin altına kuşkonmaz, böğürtlenlerin üzerine ise çilek ekiyor… Bu sayede aynı alandan çok daha fazla verim alıyor. Normalde bir dönüme 6 bin 500 kök çilek dikilebilirken, topraksız tarımda 17 bin 500 köke çıkabiliyorlar; onlar bu yöntemle 21 bin köke ulaşmış durumda.

Bu konuya dair de konuşan Öz, sözlerine şöyle devam ediyor: “2025’te 260 ton olan üretim, 2026’da katlanarak artacak. Üstelik bu ürünler daha hasat edilmeden iç pazarda tükeniyor; çünkü herkes temiz ve iyi olanı istiyor. Pestisit kullanmıyoruz, biyolojik böceklerle ve elektromanyetik dalgalarla zararlıları uzaklaştırıyoruz. Karbon ayak izimizi minimize etmek için akıllı lojistik sistemleri kullanıyoruz. Drenaj sularını toplayıp tekrar sisteme kazandırmak için yeni projeler geliştiriyoruz.”

OPERASYONEL MÜKEMMELİYET

25 bin ürün çeşidiyle Türkiye’nin en büyük ıtriyat deposu olan Tane Itriyat, eczanelerin yanı sıra otel marketleri ve perakende noktalarına da hizmet veriyor. Kurum içi geliştirdikleri ERP sistemiyle stok takibi, sipariş akışı, tedarik süreçleri ve fiyat güncellemeleri entegre biçimde yönetiliyor.

Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Tane Enterprises Ecza Deposu ise adanın en büyük depolarından biri. Hem ecza depoculuğu hem de ıtriyat ürünleri konusunda hizmet veren bu yapı, grubun bölgedeki etkinliğini artırıyor.

DERİNLEŞME VE VERİMLİLİK HEDEFİ

2025 yılında yüzde 50 büyüyerek 8 milyar lira ciroya ulaşan Lokman Group, 2026 için çıtayı daha da yukarı taşıyor: 11 milyar lira ciro hedefi. İhracat rakamları da benzer bir ivmeyle büyüyor: 2024’te 7 milyon dolar, 2025’te ise 8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren firmanın 2026 hedefi ise 10 milyon dolara ulaşmak.

Ama Hatice Öz’ün vurguladığı gibi, mesele sadece ciro artışı değil. “2026’yı operasyonel etkinliğimizin artacağı bir yıl olarak planladık” diyor. “İç pazarda ve ihracatta ölçek büyütürken, aynı zamanda teknoloji odaklı olarak verimliliğimizi artırmak ve derinleşmek istiyoruz” diyor Öz.

Bu derinleşme stratejisinin bir parçası olarak, kârın yüzde 5’ini her yıl Ar-Ge’ye ayırıyorlar. Yeni sektörlere girmek yerine mevcut alanlarda uzmanlaşmayı, dijital çözümleri geliştirmeyi ve sürdürülebilirlik çalışmalarını derinleştirmeyi hedefliyorlar.

BİR AİLE ŞİRKETİNDEN KÜRESEL EKOSİSTEME

Hatice Öz, eşi ve üç oğluyla birlikte yürüttükleri aile şirketinde, kurumsallaşma ile girişimcilik ruhunu bir arada tutmayı başarmış görünüyor. Oğulları Taha Öz’ün Ledbim’deki aktif rolü, grubun gelecek nesillere aktarılırken aynı zamanda yenilikçi kalabilmesinin de bir göstergesi.

Toplantıda sık sık vurgulanan bir başlık vardı: “İyiliği çoğaltmak” Hatice Öz’ün ifadesiyle, “Lokman” ismi zaten bunu söylüyor: Şifa dağıtmak, iyileştirmek. Ve iyileştirme, bir çilek fidesinden uluslararası bir hastaya, bir eczane teknisyeninden yapay zekâ asistanına kadar herkesi kapsadığında, ortaya gerçek bir büyüme hikâyesi çıkıyor.

“Şirketlerin de insanlar gibi ruhları olduğuna inanıyoruz” diyen Hatice Öz, bu ruhu beslemek için her şirketlerinin ayrı bir sosyal sorumluluk projesi olduğuna dikkat çekiyor. Bu projeler neler mi? Bunu anlatırken biraz ketum davransa da, grubun faaliyet gösterdiği her alanda topluma fayda sağlayacak girişimlerin içinde olduklarını hissettiriyor.

SADECE BÜYÜMEYİ DEĞİL, İYİLEŞTİRMEYİ DE HEDEFLEYEN VİZYON

Elara Tarım’ın seralarındaki çilekler, belki de Türkiye’nin en şanslı bitkileri. Onların her ihtiyacı ölçülüyor, biçiliyor, karşılanıyor. Strese sokulmadan, anlaşılarak, sevilerek büyütülüyorlar.

Belki de Hatice Öz’ün hikâyesinin en ilham verici yanı bu: Sadece büyümeyi değil, iyileştirmeyi de hedefleyen bir vizyon. Sadece kârı değil, anlamı da önemseyen bir duruş. Ve en önemlisi, tüm bunları yaparken insanı merkeze alan bir yaklaşım.

2026’da 11 milyar lira ciro hedefleyen, dört kıtada operasyonları olan, onlarca start-up’ı bünyesinde barındıran bu grubun sırrı, belki de en basit yerde saklı: İyiliği çoğaltmak.

En az 10 karakter gerekli