Dünyanın en büyük nüfuslarından birine sahip olan Hindistan, kendi içindeki istihdam krizini çözmek için sıra dışı bir yola başvuruyor. Çin, son on yılda “beyin göçünü” tersine çevirip binlerce kalifiye çalışanını ülkesine çekerek teknoloji devine dönüşürken, Yeni Delhi yönetimi kendi vatandaşlarını dışarıya göndermeye odaklanıyor. Hindistan son dönemde Rusya, İsrail, Yeni Zelanda, Finlandiya ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle peş peşe iş gücü göçü anlaşmaları imzaladı.
Uzmanlara göre Başbakan Narendra Modi yönetiminin bu politikasının arkasında iki temel ekonomik gerekçe var. Birincisi, Çin’in aksine devasa bir üretim altyapısı kuramayan Hindistan’ın yüzde 5 ila 6 seviyelerinde kemikleşen işsizlik oranını düşürme çabası. İkincisi ise yurt dışındaki işçilerin ülkelerine gönderdiği devasa döviz girdisi. Halihazırda yurt dışında çalışan Hintlilerin ülkelerine gönderdiği nakit, Hindistan’ın Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 3’üne denk gelerek hükümetin kasası için kritik bir cankurtaran görevi görüyor.

Ancak Hindistan’ın iş gücü ihracı, küresel çapta yükselen göçmen karşıtlığı duvarına çarpıyor. Örneğin, Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon’ın Hindistan ile yaptığı ve Hintli çalışanlara kolaylık sağlayan serbest ticaret anlaşması, koalisyon ortaklarının büyük tepkisini çekti. Yeni Zelandalı yetkililer, bu anlaşmanın yerel halkın iş bulmasını zorlaştıracağını savundu. Benzer bir tepki Avustralya’da da görüldü; Modi’nin ziyareti sırasında “Daha fazla Hintli istemiyoruz” sloganlarıyla protestolar düzenlendi.
Dünyanın en çok Hintli işçi kabul eden ülkelerinden ABD’de de vizelerin zorlaşması, Yeni Delhi yönetimini alternatif pazarlara (Avrupa ve Orta Doğu gibi) yönelmeye itti. ABD yönetimlerinin teknoloji devlerinin sıkça kullandığı H-1B vizelerini daraltma girişimi, Hindistan’ı tek taraflı vize politikalarından ziyade ülkelerle “garantili iş gücü anlaşmaları” yapmaya mecbur bıraktı.
Öte yandan uzmanlar, Çin ve Hindistan arasındaki vizyon farkına da dikkat çekiyor. Çin; yapay zeka, biyoteknoloji ve çip üretimi için yurt dışındaki beyinlerini geri çekerken, Hindistan’ın araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge) küresel ortalamanın çok altında, GSYİH’sinin sadece yüzde 0,5’ini ayırdığı belirtiliyor. Bu nedenle Modi hükümeti, nitelikli beyin göçünü bir kayıp değil, teşvik edilmesi gereken bir süreç olarak değerlendiriyor.

Yazının dikkat çeken diğer başlıklarına göre, Hindistan bir yandan içeride yükselen enflasyonla boğuşurken diğer yandan bölgesel gücünü artırmaya çalışıyor. Haziran ayında ABD-İran gerilimi ve zayıf muson yağmurları nedeniyle artan gıda ve yakıt fiyatları, enflasyonu beklentileri aşarak yüzde 4,38’e taşıdı. Aynı zamanda Çin’in Hint-Pasifik’teki artan baskınlığından endişe duyan Yeni Delhi; Endonezya’ya BrahMos ve Astra füzeleri tedarik etmek üzere anlaşarak bölgedeki savunma ihracatını da hızlandırdı.
GÜNDEM KORİDORU
1 gün önceEKONOMİ
4 gün önceALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
4 gün önceEKONOMİ
4 gün önceSPOR
4 gün önceEKONOMİ
4 gün önceEMLAK
4 gün önceVeri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.