Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), kuruluşunun 20. yılına özel Diyarbakır’da zirve düzenledi. ‘Küresel Riskler ve Yerel Çözümler’ temalı zirveye Diyarbakır Vali Vekili Aziz Gölbaşı, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ile DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜSİAD Önceki Dönem YİK Başkanı Tuncay Özilhan gibi iş dünyasından önemli isimler katıldı.
Anadolu iş dünyasının ve KOBİ’lerinin sesi olarak çıktıkları yolda 20 yıl boyunca sürdürülebilir kalkınmadan eğitime uzanan birçok alanda 100’ün üzerinde çalışmaya imza attıklarını anlatan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, bu süreçte dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmelere değinerek, kuruldukları günden beri ülkenin menfaatlerini korumak için çalıştıklarını söyledi.
KOBİ’lerin finansman ihtiyacının her zamankinden daha yüksek olduğunu aktaran Sönmez, “Finansmana erişim hem zor hem pahalı. Özellikle ihracatçı sektörler, TL’deki değerlenme nedeniyle rekabetçilik sorunu yaşıyor. Üretimde yaşanan zorluklar çalışanları da olumsuz etkiliyor. İş kayıpları artarken devam eden hayat pahalılığı yaşam koşullarını güçleştiriyor. Nüfusun en yüksek gelirli yüzde 20’lik bölümü toplam gelirin neredeyse yarısını alırken en yoksul yüzde 20’lik bölümü ise sadece yüzde 6’sını alabiliyor. Enflasyonla mücadelenin de zor olacağını ve zaman alacağını biliyorduk ama süreç uzadıkça üzerimizdeki stres birikmeye başladı. Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız da. Ancak enflasyonda kalıcı düşüş, tüketimin baskılanması ile değil, üretimin artması ile sağlanır. Bunun için reel sektörün ve KOBİ’lerin finansmana erişim sorununun hafifletilmesi ve böylece yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacının zorlanmadan karşılanabilmesi gerekiyor” diye konuştu.
Üretimde yaşanan zorlukların çalışanları olumsuz etkilediğine değinen Sönmez, “İş kayıpları artarken devam eden hayat pahalılığı yaşam koşullarını güçleştiriyor. Tüketici güveni bir türlü toparlanamıyor. Nüfusun en yüksek gelirli yüzde 20’lik bölümü toplam gelirin neredeyse yarısını alırken en yoksul yüzde 20’lik bölümü sadece yüzde 6’sını alabiliyor. Stoklardaki ham maddeleri tükettik. Üretim daralıyor. Nitekim son açıklanan büyüme verileri, sanayi üretiminde yüzde 2,2’lik azalma olduğunu gösteriyor. Bazı sektörler daha da zorlanıyor. Özellikle ihracatçı sektörler, TL’deki değerlenme ile rekabetçilik sorunu yaşıyor. Örneğin tekstil üretimi 2021 yılının yüzde 15 altında. Fakat üretimdeki daralmanın en şiddetli olduğu faaliyet alanı yüksek teknoloji ürünlerinde oldu. Zaten imalat sanayindeki girişimlerin yüzde 1’i bile yüksek teknoloji alanında faaliyet göstermiyor. İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli gibi kişi başı geliri 15 bin doları aşmış ve orta gelir tuzağını aşmış olan illerimiz var. Buna karşılık alt-orta gelir kategorisinde illerimiz de var. Mesela 2022 verilerine göre Diyarbakır 5 bin Doların altında” dedi.

Ekonomide yaşanan sorunların para politikası ile zamanla çözüleceğini, iş dünyasının bunun için sabırla beklediğini belirten Sönmez, reel sektör tarafında ise durumun farklı olduğunun altını çizdi. Sönmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Ne üretimin teknoloji yapısı ve bölgesel dağılımı ne de gelir dağılımı, para ve maliye politikaları ile düzeltilebilir. Geçtiğimiz döneme göre ekonomide öngörülebilirlik kayda değer düzeyde iyileşmiş olsa da iş dünyası hala gelecek yıl için önünü görmekte zorlanıyor. Bizim daha öngörülebilir bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var. Çünkü piyasa ekonomisinin temelinde sağlam bir hukuk düzeni ve iyi işleyen bir adalet mekanizması yatar. Adaletin ve hukukun olmadığı bir ortamda, ekonomide kalıcı bir iyileşme ve kalkınma mümkün değil. Türkiye için kalkınmanın yolu da demokrasiye olan güvenin pekiştirilmesinden geçer. Öngörülebilir bir yönetim anlayışını hayata geçirdiğimizde enflasyonun hızla düştüğünü, büyümenin canlandığını, yatırımların ve istihdamın arttığını göreceğiz. Makroekonomik istikrarsızlığı geride bırakıp sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına gireceğiz.”
Bağımsız ve gönüllülük esasıyla ülkemizin her bölgesinden, her sektörden, her firma modelinden iş insanlarını bir araya getiren TÜRKONFED’in 20 yıllık yolculuğunda katettiği mesafenin göz kamaştırıcı olduğunu ifade eden Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜSİAD Önceki Dönem YİK Başkanı Tuncay Özilhan zirvede yaptığı konuşmada, “TÜRKONFED çatısını, ortak aklı harekete geçirmek açısından çok önemli buluyorum. İş dünyasının ortak aklını harekete geçirmek, ortak sesini duyurmak için çıkılan bu meşakkatli yolculukta çok kişinin emeği var. Yurdun dört bucağından iş dünyası temsilcilerinin kendi ticari menfaatlerinin değil, ülkenin menfaatlerinin peşinden koşmak için bağımsızlık ve gönüllülük ilkeleri etrafında bir araya gelmelerinin ne kadar önemli bir karar olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz” dedi.
Esas düzlüğe ulaşmanın yolunun enflasyonu yenmekten geçtiğini dile getiren Özilhan, “Enflasyonun hızla yükselmesi kolaydır. Ama bir kez çıktıktan sonra düşürülmesi zordur. Enflasyonla mücadele zahmetlidir, maliyetlidir. Maliyet toplumun geneline yayılır. Çalışanıyla, işvereniyle tüm ekonomi bu sürecin zorluklarını yaşar. Yıl sonundayız. Hepimiz yeni yılın planlamasını yapıyoruz. Planlarımızı alışık olduğumuzdan daha düşük bir büyümeye göre yapıyoruz. Buna karşılık, hepimiz enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşu destekliyoruz. Aksi halde enflasyon bir süre için düşse de sonra yeniden yükselişe geçer. Nitekim 50 yıldır olan da bu. Ekonominin verimliliğini artıracak yapısal reformlar olmadan enflasyonla kalıcı mücadele eksik kalır. Yapısal reformlar dediğimiz alanda uzunca bir süredir pek adım atamadık. Makroekonomik istikrarsızlık bizi para ve finans politikalarına sıkıştırdı. Yapısal ayak eksik kalınca enflasyonla mücadelede de kalıcı başarıyı sağlayamadık.”
Etkinliğe ev sahipliği yapan DOGÜNSİFED’in Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk, Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayi ve ticaret yönünden iller arasında ilk sıralarda yer alan Diyarbakır’ın günümüzde 70’inci sıralara kadar gerilediğini, şehrin Türkiye’nin en düşük gelire sahip ikinci bölgede yer aldığını belirtti.
Bölgenin en büyük dezavantajının tüketim pazarları ve limanlara olan uzaklığı olduğunu söyleyen Türk, teşvik politikaları ve lojistik altyapı çalışmaları ile yatırımcıların önünün açılmasını beklediklerini vurguladı. Diyarbakır’ın ticaret, kültür ve turizmin yanı sıra ülkenin siyasi ve demokratikleşmesi yönünde de önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Demokratik yaşam alanı oluşumuna katkı sunmak bireysel ve kurumsal görevimiz. Devir ayrışarak küçülme değil, birleşerek büyüme devridir” dedi.
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.