Türkiye ihracatının önündeki en önemli sorunlardan biri, rakip ülkelere kıyasla hızla yükselen üretim maliyetleri oldu. İşçilikten enerjiye, ham maddeden finansmana kadar pek çok kalemde yaşanan artışlar, Türk ihracatçısının fiyat avantajını zayıflatırken küresel pazarlardaki rekabeti de giderek zorlaştırıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, mevcut tablonun yalnızca bugünkü ihracatı değil, sektörlerin teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve markalaşma yatırımlarını da tehdit ettiğini vurguladı.
TİM’in PwC Türkiye iş birliğiyle hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporunu kamuoyuyla paylaşan Gültepe, Türkiye’nin üretim gücüne rağmen maliyet baskısı nedeniyle küresel rekabette avantaj kaybettiğini söyledi. Otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya olmak üzere dokuz imalat sanayi sektörünün incelendiği rapor, 2025’te 166 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren ve toplam ihracatın yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan sektörleri kapsıyor.
Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, ihracat deneyimi, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yakınlığı, esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesi önemli avantajlar sunuyor. Ancak TİM’in raporuna göre bu avantajlar, artan maliyetler nedeniyle küresel rekabet gücüne aynı ölçüde yansıtılamıyor.
Çalışmanın 20’den fazla rakip ülkenin verileri üzerinden hazırlandığını ve 200’den fazla ürün grubunun değerlendirildiğini belirten Gültepe, maliyetler, verimlilik, teknoloji kapasitesi, lojistik, teşvikler ve insan kaynağının kapsamlı biçimde analiz edildiğini ifade etti.
Türkiye’de 2019-2025 döneminde ortalama yıllık enflasyonun yüzde 38 civarında gerçekleştiğine dikkat çeken Gültepe, karşılaştırma yapılan rakip ülkelerde ortalama enflasyonun yüzde 8’i aşmadığını söyledi. Bu farkın ihracatçıların maliyetlerine doğrudan yansıdığını vurguladı.
Gültepe’nin paylaştığı verilere göre 2019’dan bu yana asgari ücret yüzde 1290, ham madde ve ara malı fiyatları yüzde 1250, enerji fiyatları ise yüzde 1490 arttı. Aynı dönemde dolar kurundaki artışın yüzde 860’ta kalması, maliyet artışlarının döviz bazında da hissedilmesine neden oldu. Buna göre dolar bazında enerji fiyatları yüzde 74, asgari ücret yüzde 51, genel maliyetler ise yüzde 55 yükseldi.
Sektörel veriler de baskının boyutunu ortaya koydu. Makine ürünlerinde dolar bazında üretim maliyeti 2022’ye göre yüzde 60 artarken bu oran hazır giyimde yüzde 58, mobilyada yüzde 55 olarak hesaplandı.
Maliyetlerdeki yükselişin fiyatlama kabiliyetini zayıflattığını belirten Gültepe, bunun pazar kayıplarını beraberinde getirdiğini ifade etti. Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı payın iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e gerilediğini kaydeden Gültepe, imalat sanayisindeki istihdam kaybına da işaret etti.
Paylaşılan verilere göre imalat sanayisinde sigortalı çalışan sayısı dört yılda 480 bin azaldı. Türkiye’nin uzun yıllar kaliteli ürünü makul fiyat ve hızlı teslimatla sunan bir ülke olarak öne çıktığını hatırlatan Gültepe, bu dengenin hem Asya’daki düşük maliyetli üreticilerin fiyat baskısı hem de Avrupa’daki rakiplerin rekabeti nedeniyle zorlandığını söyledi. Polonya’nın incelenen dokuz sektörün yedisinde Türkiye’nin rakibi olarak öne çıkması da rekabetin boyutunu gösterdi.
Rekabet gücündeki aşınmanın yalnızca mevcut ihracat performansıyla sınırlı kalmadığını belirten Gültepe, şirketlerin geleceğe yönelik yatırımlarının da risk altında olduğuna dikkat çekti.
Gültepe, “Dönüşümün ön koşulu fiyat rekabetçiliği. İhracatçının bütün bu alanlara yatırım yapabilmesi için önce pazarlarda güçlü olması gerekiyor. Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Bugün rekabet edemezsek yarına yatırım yapamayız” dedi.
Teknoloji, Ar-Ge, inovasyon, dijital ve yeşil dönüşüm, tasarım ve markalaşma yatırımlarının artırılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, bunun için öncelikle ihracatçının rekabet gücünü yeniden kazanması gerektiğini belirtti.
TİM’in raporu, Türkiye’nin ihracat rekabetçiliğini güçlendirmek amacıyla dokuz sektör için toplam 189 politika adımı öneriyor. Sektörlere özgü önerilerin yanı sıra hedef pazarlarda kalıcı konum elde edilmesi, desteklerin katma değer ve performans temelinde yapılandırılması, Ar-Ge ve ürün geliştirme faaliyetlerinin daha fazla desteklenmesi ve Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ortak öncelikler arasında yer alıyor.
Türkiye’nin üretim potansiyeline ve 160 bini aşkın üyeden oluşan ihracatçı ailesine güvendiğini belirten Gültepe, üç dört yıl önceki rekabet koşullarının yeniden sağlanması halinde ihracatta yıllık çift haneli artışların yakalanabileceğini ve orta ve uzun vadeli hedeflere daha güçlü adımlarla ilerlenebileceğini ifade etti.
GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026GÜNDEM KORİDORU
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026ALMANYA'DA İŞ DÜNYASI
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026SPOR
21 Ekim 2026EKONOMİ
21 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.