İklim krizi, sınır tanımayan doğal afetler, siber riskler ve yapay zekâ odaklı dönüşümlerin makroekonomik dengeleri zorlaştırdığı bir dönemden geçildiğini belirten Ahmet Yaşar, finansal istikrarın anahtarının sigorta bilincinde yattığını söyledi. Forum bünyesinde masaya yatırılan emeklilik reformları, reasürans çözümleri ve afet dayanıklılığı çalışmalarının ortak bir amaca hizmet ettiğini ifade eden TSB Başkanı, şu saptamalarda bulundu:
Koruma Açığı Tehdidi: Ekonomik kayıplar ile sigortalanmış varlıklar arasındaki makasın açık olması küresel pazarları kırılgan hale getiriyor. Güvencesiz kalmak artık kendi başına en büyük risk faktörüdür.
Bütünsel Koruma: Yüksek sigortalılık oranları sadece bireysel bütçeleri değil; KOBİ’leri, bankacılık enstrümanlarını, kamu maliyesini ve makroekonomik büyümeyi de koruma altına alır.
Türkiye sigorta pazarının finansal derinliğini güncel verilerle paylaşan Ahmet Yaşar, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla sektörün aktif büyüklüğünün 4,2 trilyon TL’ye, öz sermayesinin ise 459 milyar TL’ye ulaştığını kaydetti. Yılın ilk beş ayında toplam prim üretiminin 622 milyar TL seviyesini yakaladığını belirten Yaşar, Türkiye’nin yaklaşık 31 milyar dolarlık mevcut hacmiyle küresel aktörlerin odağında yer aldığını hatırlattı. TSB’nin uzun vadeli stratejik planlamasını aktaran Yaşar, asıl başarının sadece rakamsal büyüme değil, daha fazla işletmeyi ve vatandaşı güvence şemsiyesi altına alabilmek olduğunu söyleyerek 2030 yılı için 50 milyar dolar prim üretimi hedefini koyduklarını belirtti.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS) kanalıyla iç tasarrufların büyütülmesinde sigorta şirketlerinin üstlendiği kurumsal yatırımcı rolüne değinen TSB Başkanı, sistemdeki güncel büyüklüğü paylaştı. Katılımcı sayısının 18 milyonu, fon hacminin ise 2,4 trilyon TL’yi aştığına dikkat çeken Yaşar, sigorta şirketlerinin portföyünde yönetilen diğer kaynaklarla birlikte toplam büyüklüğün 3,5 trilyon TL’lik devasa bir fona dönüştüğünü ve sermaye piyasalarını besleyen en büyük katalizörlerden biri haline geldiklerini ifade etti.
Sektördeki teknolojik inovasyonları, risk analizi ve hasar yönetimi süreçlerinde aktif olarak kullandıklarını belirten Ahmet Yaşar, dijitalleşmenin sınırlarına dair net bir duruş sergiledi. Sektörde asıl bağlayıcı unsurun insani değerler olduğunu söyleyen Yaşar, şöyle devam etti:
“Finansal sistemlerde ve sigortacılıkta güveni inşa eden unsur matematiksel algoritmalar veya yapay zekâ modelleri değildir; güveni inşa eden değer güçlü kurumsal yapılar, şeffaf düzenlemeler, sarsılmaz etik ilkeler ve insan odaklı hizmet yaklaşımıdır. Geleceğin rekabet dünyasında başarıyı belirleyecek olan, yapay zekâyı sadece en hızlı entegre edenler değil, bu dijital gücü kurumsal sorumluluk ve güven kültürüyle harmanlamayı başaranlar olacaktır.”

Geçen yıl ilk adımları Azerbaycan’da atılan Türk Dünyası Sigorta Birliği’nin kurumsallaşma sürecinin hızla ilerlediğini müjdeleyen Ahmet Yaşar, birliğin 2026 yılı Genel Kurulu’na Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını açıkladı. Bu ortak platformun entegre projeler geliştirmek adına tarihi bir fırsat penceresi sunacağını belirten Yaşar; bölgesel reasürans kapasitesinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm standartlarının ortaklaştırılması ve nitelikli insan kaynağı havuzunun büyütülmesi için Türk devletleriyle senkronize çalışmaya devam edeceklerini söyleyerek tüm paydaşları geleceği birlikte sigortalamaya davet etti.
#SigortaSektörü #AhmetYaşar #TSB2030 #TürkDünyasıSigorta #BireyselEmeklilik
GÜNDEM KORİDORU
8 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
14 gün önceGÜNDEM KORİDORU
15 gün önceEKONOMİ
21 gün önceEKONOMİ
25 Haziran 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.